Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim KARAGÜL

518 yıl sonra ikinci kez Akdeniz'e geldi!

12 Ekim 2010 Salı

Çin savaş uçakları, Pakistan ve İran üzerinden Konya ovasına gelip neyin tatbikatını yaptı? Ya bir NATO ülkesi, İttifak ile Avrasya'nın her köşesinde kıyasıya rekabet içinde olan bir ülke ile ne tür bir askeri işbirliği içine girmiş olabilir? Pekin yönetiminin Orta Asya'dan Afrika'ya, Hazar'dan Süveyş Kanalı'na kadar ekonomik, siyesi ve güvenlik alanında elde ettiği kazanımlar bu bölgelerde nasıl bir çatışmaya yol açıyor? Mesela Sudan ve Darfur meselesi Çinli şirketlerle Batılı şirketler arasındaki çatışmanın tetiklediği bir sorundu. Peki diğer bölgelerde söz konusu çatışma ne tür etnik veya kaynak çatışmalarına yol açar?

Bu meseleler önemli. Çünkü bildiğimiz gerilimlerin bir çoğunun görünmeyen, çoğu zaman farkedilemeyen gerekçeleri bunlar. Atlantik'ten Pasifik Okyanusu'na uzanan Afro-Asya'nın her köşesinde benzer çatışmaları, restleşmeleri görüyoruz. Son zamanlarda sıcak gerilimler azalmış gibi görünse de merkez güçler arasındaki güç mücadelesinin sertleştiğini izleyebiliyoruz. Elbette bu mücadelenin nereye varacağını bizlere nasıl yansıyacağını öngörmeye çalışıyoruz.

Çin Hava Kuvvetleri'ne bağlı Su-27 ve Mig 29'ları Konya'ya gelene kadar Pakistan ve İran üzerinden yakıt ikmali yaptı. İki ülke de Türkiye'de bir tatbikat için hava sahasını açtı. ABD, Avrupa ve NATO çevreleri söz konusu tatbikatın nasıl bir işbirliği olduğunu, ne tür mesajlar içerdiğini sorguluyor. F-16'ların bu tatbikatta kullanılmamasını istiyor. Bazı çevreler NATO sırlarından söz ediyor.

Pekin, bugünlerde Doğu Avrupa ve Ortadoğu'ya inanılmaz ağrılık veriyor. Geçtiğimiz günlerde Mısır'la benzer bir askeri işbirliğine girdi. Çin donanmasına ait savaş gemileri Hint Okyanusu ve Kızıldeniz çevresindeki deniz devriyesini tamamlayıp Süveyş Kanalı'dan geçti ve Mısır limanlarını ziyaret etti. Aynı şekilde Ukrayna ve Belarus'la milyar dolarlık kredi anlaşmaları, askeri işbirliği anlaşmaları imzalıyor. ABD Güney Asya'ya, Orta Asya'da Çin sınırına yaklaştıkça Çin de bu bölgelere açılıyor. Afrika'da elde ettiği ağırlığı diğer bölgelere yayıyor. Bunu yaparken kredi avantajını en elverişli biçimde kullanıyor.

Çin'in, NATO'nin genişleme alanı ilan ettiği bölgelerde, ABD'nin yüz yıllık hesap yaptığı bölgelerde görünmesi, ABD ve Avrupa'nın ekonomik krize sürüklendiği bir döneme denk geliyor olması dikkat çekici. Batı'nın güç kaybettiği bölgelere ekonomik olarak giriyor, jeopolitik kazanımlarını katlıyor. Doğrusu çok ilginç bir güç mücadelesine tanık oluyoruz. Mesele sadece Türkiye ile Çin arasındaki işbirliği değil, Pekin'in Batı'ya meydan okur biçimde, onların arka bahçe ilan ettiği bölgelerde daha çok kendini göstermesi..

İşte tam bu dönemde, Doğu Türkistan'da yeni bir kriz çıkar mı diye bir soru geliyor akla. Rabia Kadir'in bugünlerde Türkiye'ye gelmek istemesi bunun işareti olabilir mi? Çin yönetiminin bölgede yaptığı katliamları unutmak mümkün değil. En son adeta iç savaşı andıran çatışmalarda yüzlerce insan hayatını kaybetti, onlarca Uygur idam edildi.

Pekin'in bu hızlı atılımlarını sabote etmek için Doğ Türkistan her zaman bir oyun sahası olarak kullanılabilir. Bu yüzden yeni bir trajedi yaşanabileceğine dair endişe hiç de yabana atılır değil.

Merkez güçler arasındaki küresel güç mücadelesini izlerken aslında yüzyıllardır hiçbir şeyin değişmediğini anlıyoruz. Yoksa Çin, yüz yıllar sonra yeniden yedi denize yelken mi açıyor? 15. Yüzyılda Amiral Zheng He'nin Ortadoğu ve Afrika'ya gerçekleştirdiği yedi deniz seyahati böyle bir şeydi. O dönemde de Çin imparatorluğu bir dünya krallığı denemesi yapmış anca bu macera sonuçsuz kalmıştı. Hiçbir zaman küresel bir güç olamayan Çin, yeni açılımın motivasyonunu bu tarihi olaydan alıyor olabilir mi?

12 Ekim 1492... İtalyan kökenli İspanyol Christopher Colombus'un (Kolomb) Amerika'yı yani "Yeni Dünya"yı keşfettiği yıl. Bu tarihten 70 yıl önce, 18 Mart 1421'de Çinli Amiral Zheng He'nin dev gemileri Afrika kayılarını yokluyor, bugünkü Ortadoğu çevresinde dolaşıyordu.

Zheng He ya da Cheng Ho (1371-1435) aslında Orta Asya kökenliydi. Güney Yunan eyaletinde Müslüman bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Moğollara karşı savaşan Ming krallığı bölgeyi ele geçirildiğinde 16 yaşındaydı. Esaret hayatı köle olarak başladı. Saray'a, Prense yardımcı verildi. Bu onu imparatorun en büyük yardımcısı yapacak sürecin başlangıcı oldu.

Çin Seddi'ni onaran ve Pekin'i başkent yapan İmparator Yong Le, Zheng He'yi "Batı denizlerinin Amirali" olarak atadı. Bilinen dünyayı fethedecek donanmanın komutanı olarak... Yıllar süren hazırlıklar sonrası dev gemiler inşa edildi. Kolomb'un ABD'yi keşfederken kullandığı gemiden 5 kat büyüklükte gemiler yapıldı. Yüzlerce gemi ve binlerce askerle hareket etti. Çin'in en büyük kaşifi olan Zheng He, 7 büyük seyahat yaptı. Bu seyahatlerinden birinde Mekke'yi ziyaret edip "hacı" oldu. Malaka Boğazı'ndan Fransa ve Hollanda'ya kadar bir çok bölgeyi keşfettiği söylenir. Hatta ABD'ye Kolomb'dan önce gittiğini iddia edenler bile var. He'nin mezarı, 7 büyük seyahatini hatırlatırcasına 7 katmandan oluşuyor. Baş tarafından "Allahu Ekber" yazan mezarı 1985 yılında İslami geleneklere göre yeniden restore edildi.

Amiral He'nin ölümünden sonra yeni Çin imparatoru bütün gemileri parçalattı, He'nin anılarını, haritalarını yok etti. Kısaca 7 seyahati hatırlatan ne varsa imha etti. Bu olaydan yüz yıl sonra Avrupalılar bütün Güney Asya'yı ve Çin'i 'keşfetti'. Çin tercihini mavi denizlerden yana değil Sarı Irmak'tan yana kullandı ve kaybetti. Çin'i 15. yüzyılın süper gücü yapan Müslüman Amiral He, bu dev imparatorluğu dünya denizlerine açmayı denedi. Ancak Çin siyasi kültürü bunu kaldıramadı. Dünya krallığı yerine yerel dinamikler ağrı bastı ve proje geri çekildi.

Çin, o tarihten beri ikinci kez dünyaya, Mavi denizlere açılıyor. Yeni bir deneme bu. O zaman projeyi bir Müslüman Amiral yönetiyordu. Bugün Çin yönetimi yine Müslüman topluluklar üzerinden dünyaya açılıyor, onlarla işbirliği yapıyor. Bir tesadüf olabilir mi...

Bu yazı toplam 2496 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri