Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim KARAGÜL

ABD'nin Karadeniz projesinin çöküşü

30 Haziran 2010 Çarşamba

Taliban'la mücadele Karadeniz'de başlar, ifadesi birilerine oldukça tuhaf geliyor olabilir. Tıpkı 'Bağdat'ın savunması Çanakkale'de başlar' ifadesinin yeterince algılanamaması gibi. 2005 yılında PKK neden Trabzon'un Maçka ilçesinde çatışmalara giriyordu, bunun Kürt meselesiyle ne alakası vardı sorularına yeterli cevap üretilememesi ya da İsrail'in Mavi Marmara gemisine saldırısından birkaç saat önce İskenderun'da deniz üssüne yönelen terör saldırısının yeterince anlaşılamaması gibi.

Öteden beri, sadece Ortadoğu bölgesinde değil, genelde Avrasya kuşağında yaşanan, sıcak çatışmaları aşan güç mücadelesine dikkat çekerken Doğu Akdeniz ve Doğu Karadeniz'e dikkat çekmeye çalışıyoruz. Çünkü bu bölgeler, terör meselesinden çok daha geniş bir uluslararası ilgiyi üzerinde topluyor. İki bölge; Türkiye'ye çok büyük fırsatlar sunabileceği gibi, bu ülkenin çöküşüne bile neden olabilecek ölçüde güç mücadelesine sahne oluyor.

Türkiye-Rusya-Ukrayna arasında 'Karadeniz İttifakı' kurulacağına dair dünkü haberlere bakılırsa; üç ülke Ağustos ayında böyle bir ortaklığa girişecek. Üç ülkenin güvenlik birimleri Karadeniz'de ortak denetim yapacak. Bakalım NATO ve ABD, bu yaklaşıma nasıl tepki gösterecek?

Ukrayna ve Gürcistan'da renkli devrimler yapan, Romanya ve Bulgaristan'a on binlerce asker yerleştirmeye başlayan, bu ülkeleri askeri üslerle donatan, Gürcistan savaşında savaş gemilerini Karadeniz'e gönderen ama Türkiye'nin sınırlamasıyla karşılaşan, Karadeniz'i bir Amerikan Gölü'ne dönüştürmek için Türkiye'ye baskı üstüne baskı yapan ABD ve Türkiye'den dışlandıktan sonra Romanya ile anlaşıp hava sahasını kullanan, Gürcistan'a askeri yığınak yapan İsrail, böyle bir anlaşmadan ciddi biçimde rahatsız olacak. Karadeniz üzerindeki güç mücadelesinin bazı evrelerini hatırlayalım şimdi

Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in geçtiğimiz yılki Türkiye ziyaretinde; iki ülkeyi, Karadeniz'i, Avrasya'nın iki ucunu, bir derecede Doğu ile Batı'yı birbirine bağlayan, belki etkisini bu yüz yıl boyunca devam ettirecek olan, çatışma alanlarını ve uzlaşma modellerini şekillendirecek güçte, ABD ve Avrupa'nın Avrasya hesapları üzerinde büyük etkiler uyandıracak nitelikte imzalar atıldı. Hem Doğulu hem Batılı olan Avrasya'nın iki merkez ülkesinin attığı her adım, hem dünyanın en gerilimli kuşağına yönelik ekonomik ve politik hesapları hem de küresel denklemi derinden sarsabilecek güçte.

Rusya ile yapılan bütün anlaşmalar Karadeniz'i daha önemli hale getiriyor. Kafkaslar ve Hazar enerji kaynakları Doğu Karadeniz'i Doğu Akdeniz'e, Basra Körfezi'ne, Kızıldeniz'e dönüştürüyor. ABD ve NATO bölgeye yerleşmeye çabasının sebebi bu. ABD'nin Avrasya stratejisi bölgeyi Ortadoğu'yu andırır bir geleceğe sürüklüyor. Ukrayna'da ya da Gürcistan'da demokrasi tartışması, aptalların avuntusu olmanın dışında hiçbir anlam ifade etmiyor. Putin'in ziyaretini, imzalanan anlaşmaların önemini, Avrasya mücadelesini, Batı'nın Doğu sınırının neden Türkiye-İran sınırına kaydırıldığını bunları farkedince daha iyi anlıyoruz.

Dünyanın ağrılık merkezi değişirken Türkiye; Amerika'nın cephe ülkesi olmaktansa, Avrupa Birliği'nin kenar ülkesi olmaktansa kendi coğrafyasının ve Avrasya'nın merkez ülkesi olmaya çalışıyor. Rusya ile ABD arasındaki denge politikasının tek anlamı bu. İmzalanacak üçlü ittifak anlaşmasının anlamı da bu.

Hatırlayalım; Gürcistan krizi sırasında, Türkiye yoğun baskı altında kalmıştı. Batı'nın Kafkaslar'daki "Garnizon ülkesi" olarak inşa edilen Gürcistan'ın Abhazya'ya saldırısı, ardından gelen Rusya müdahalesi bölgeyi bir anda harekete geçirdi. ABD, Avrupa ve NATO, bir büyük projenin çöküşünü engellemek için seferber oldu. Batı ittifakı içindeki Türkiye'ye büyük rol düşüyordu. NATO ve ABD gemileri Karadeniz'e hareket etti. Tam bu sırada, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yaptığı değerlendirme, aslında Türkiye'nin Rusya'ya, Rusya ile geleceğe bakışını ortaya koyan özet cümlelerdi.

"Gürcistan olayından sonraki süreçte bizi bir tarafa doğru itmeye çalışıyorlar. Bazıları tümüyle ABD'nin, bazıları tümüyle Rusya'nın tarafına itmeye çalışıyor. Oysa biri en yakın müttefikimiz olan ABD, diğeri ise enerji başta olmak üzere önemli ticaret hacmimizin bulunduğu Rusya. Ben Türkiye'nin tümüyle bir tarafa itilmesine müsaade etmem. Türkiye'nin ulusal çıkarları neyi gerektiriyorsa ona göre hareket ederiz."

Karadeniz'in "Amerikan Gölü" haline getirilmesinin gerekçesi bölgede yeni keşfedilmeye başlanan petrol ve doğalgaz değil sadece. Avrasya stratejisinin önemli bir cephesi bu bölge. Enerji potansiyelinin, Hazar kaynakları için yeni bir Doğu Akdeniz oluşturmanın yanı sıra, jeopolitik hesaplar öne çıkıyor. Samsun, Trabzon, Sinop, Hopa gibi Doğu Karadeniz'de liman ve havaalanlarının Türkiye'den bu yüzden istenmişti.

PKK'nın ya da bir başka örgütün Trabzon'da yoğunlaşmasının Kürt sorunuyla ya da Türkiye'de her hangi bir etnik ve kültürel sorunla alakası yoktu. Türkiye içinde birilerinin hesaplar yaptığı tezleriyle de... Tam tersine, Kürt sorununu da, terörü de, etnik ve mezhep eksenli gerilimleri de Türkiye'nin başına yıkmaya çalışanların çok iyi planlanmış tezleriydi. Büyük Avrasya hesaplaşmasının Türkiye cephesi böyle olmasını gerektiriyordu.

Türkiye, ikinci bir Doğu Akdeniz'e sahip oluyor: Burası da Doğu Karadeniz. Bölge, tarihinde hiç olmadığı kadar Türkiye'nin ve dünyanın gündemine giriyor. Doğu Akdeniz gibi küresel enerji projeleri açısında stratejik önemi artıyor. ABD ile Rusya arasındaki Kafkaslar mücadelesi, Hazar enerji kaynakları ve Karadeniz'i dünya siyasetinde çok kritik bir noktaya götürüyor.

Taliban'la savaş Karadeniz'den başlar sözünün bir anlamı var; Karadeniz'den Afganistan'a uzanan bir Amerikan kuşağı oluşturmak, bir lojistik koridor açılmak isteniyor. Dahası, Romanya ve Karadeniz üzerinden İran'ı sıkıştırmak, çevrelemek vardı masada. Doğu Akdeniz'den Türkiye'ye terörle uyarılar yapanlar, aynı terörü Doğu Karadeniz'e kadar yaymak istedi. Şimdi sadece ABD değil, İsrail de hem Romanya'da hem de Gürcistan'da hatta Azerbaycan'da.

Türkiye ve Rusya'nın Karadeniz politikalarının birbirine yakın olması bir ortak kaygıdan, endişeden kaynaklanıyor. O da, Akdeniz'den bütün Ortadoğu'yu yakıp yıkanların yarın Karadeniz'den bütün Kafkasya, Orta Asya'yı yakıp yıkma arzularıdır.

Bu yazı toplam 1852 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri