Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim KARAGÜL

“Filistin'e Türk askeri” göndermek ne demek!

02 Ocak 2009 Cuma

Başbakan Tayyip Erdoğan; Gazze'deki vahşeti önleme amacıyla bölge başkentlerini turlarken “Türkiye'nin önerisi” olduğu iddia edilen bir iddia çıktı ortaya: “Gazze'ye Türkiye'nin komutasında bir askeri güç yerleştirmek.” İddia doğruysa, Türk askeri Gazze'ye gidecek. Oysa biz, bir yıl önce, “İsrail'in Gazze'ye büyük bir saldırı yapacağını, Lübnan'da başaramadığını Gazze'de deneyeceğini, Türk askerinin Filistin'e gitme durumunda kalabileceğini” yazmış, “yakında tezkere bile tartışabiliriz” şeklinde ihtimaller üzerinde durmuştuk.

Şimdi; İsrail ordusu kara saldırısı için tüm hazırlıklarını tamamladı. Sadece bir işaret bekleniyor. Bu gerçekleşirse, Gazze'ye yönelik hava saldırılarında gördüklerimizi unutturacak olaylara tanık olacağız. Kitlesel kıyımdan suikastlere, yaşam alanlarını yok etmeye kadar. Bir yıkım harekatı, çok kanlı sokak çatışmaları izleyeceğiz.

Lübnan'a yönelik İsrail hava saldırılarını hatırlayalım. Ardından kara saldırısını. Güney Lübnan harabeye dönmüş ama İsrail ordusu tarihinde ilk kez ağır bir yenilgi almıştı. İsrail'in büyüsü bozulmuştu. O savaş, Gazze'ye yönelik İsrail saldırıları ile başlamıştı.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Dış Politika Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun “domino etkisi” uyarısını hatırlayalım. İsrail saldırılarından bir hafta önce yapmıştı. Bazıları; Gazze'de olanların Türkiye'nin Ortadoğu açılımının sonunu getirdiğini iddia ediyor. Oysa bu, Türkiye'nin bölgeyi ne kadar dikkatle izlediğini, yerinde ve zamanında uyarılarını yaptığı, hazırlıklara giriştiğini gösteriyor. Bölgede her gelişmenin birbirine ne kadar bağımlı olduğunu, bir yerde barışın bütün sorunlarda barış kapılarını açtığını ama bir krizin bütün krizleri tetiklediğini bir kez daha gördük.

Uyarı; “Bölge ülkelerinde ve Filistin'de seçimler var, şu anki ılımlı süreç desteklenmeli, aksi takdirde her şey tersine döner” şeklindeydi. Öyle de oldu. İsrail seçimleri ve Filistin'deki Başkanlık krizi Gazze saldırısının görünen sebebi oldu. 10 Şubat'ta İsrail'de seçim vardı. Şimdi onlar Filistin halkının kanı üzerinden oy devşiriyor. Ne kadar öldürürlerse oylarını o kadar artırıyor.

9 Ocak'ta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın görev süresi bitiyor. Uzatılması isteniyor. Hamas “tanımayacağını” açıkladı. Abbas ve ekibi, İsrail'le birlikte “Haması tasfiye” adına yine Filistin halkının kanı üzerinden utanç verici bir oyun tezgahlıyor. Öyle çirkin iddialar var ki; Abbas'ın adamlarının İsrail'e istihbarat sağladığı, hedef gösterdiği bile söyleniyor.

Hamas-El Fetih çatışmaları sonrası sırasında Mısır'dan ve İsrail'den Abbas'a silah yağdığı, istihbarat desteği sağlandığı, ABD'den para akıtıldığı dönemleri hatırlayalım. Yaser Arafat'ın zehirlenmesinde parmağı olan Mahmud Dahlan, Hamas tarafından köşeye sıkıştırıldığında kendisini İsrail güçleri kurtarmıştı. Gazze'de Hamas'ın kontrolüne geçen El Fetih karargahlarında bulunan İsrail istihbaratıyla ortak operasyonlara ilişkin kayıtlar daha sonra yayınlandı. Bölgedeki küçük aktörler, büyük rol tayin edicilerin yüklediği misyonu, mazlum bir halkın acısı üzerinden uyguluyor. Küçücük iktidar hesapları böyle trajedilere yol açıyor.

Gazze küçücük bir yer. Ama bu ateş orada kalmaz. Batı Şeria'ya sıçrar, Lübnan'a sıçrar, Suriye'ye sıçrar. Hatta İran faktörü devreye girebilir. Ve bölgesel bir kriz, kontrol edilemez hale gelebilir. Bu yüzden Türkiye'nin uyarısı ve Başbakan'ın bölge turu çok önemli. En azından Filistin içindeki bölünmüşlüğü ortadan kaldırabilir. En azından İran-Suriye ile Mısır-Suudi Arabistan yaklaşımları arasında yumuşama sağlayabilir. En azından Filistin halkını koruma amacıyla ortak bir inisiyatife zemin hazırlayabilir.

Ortadoğu basını, bu ziyaretlerden “ortak barış gücü” çıkacağı tahmininde bulunuyor. AB ülkeleri ve Mısır askerlerinde oluşturulacak bu gücün Türkiye yönetimine verileceği konuşuluyor. Onlara göre başkentlerde şimdi bu müzakere ediliyor: Filistin'e, Gazze'ye Türk askeri gönderilmesi...

Ama biz bunu bir yıl önce tartışmıştık. Şu ifadeler, Haziran 2007'den:

“İsrail Gazze'ye büyük bir saldırı yapacak. Bunu ABD'nin tam desteğiyle ve El Fetih'le yapacak. Lübnan'da başaramadıklarını Gazze'de deneyecek. Yıkımın ardından uluslararası güç devreye girecek. Tıpkı Lübnan'daki gibi. İsrail Gazze'ye saldırıya geçtiği anda Hizbullah-İsrail çatışması yeniden başlayabilir. Hem Hamas hem Hizbullah İsrail'le savaşabilir. Türkiye, Gazze'ye asker göndermek isteyecek. Tezkere tartışacağız yakında…” diye yazmıştım. Temmuz 2007'de; “Türk askeri sadece Filistin'e gitmeyecek. Lübnan'a gittiği gibi, Irak'a da gidecek” demiştim.

Bunun zemini hazır. Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında yapılan Cidde Anlaşması, sadece ekonomik ve siyasi yakınlaşmayı değil, “ortak güvenlik” konularını da içeriyor. Bölge ülkeleri ile ikili ilişkiler de böyle bir oluşum için oldukça elverişli. Yani Türkiye ve bölge ülkeleri ortak güvenlik birimleri oluşturabilecek.

Bu ihtimalleri, en azından, dikkatlice tartışabilmeliyiz.

Bu yazı toplam 4024 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri