Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim KARAGÜL

Hani kriz bitmişti? Daha kötüsü var!

11 Şubat 2010 Perşembe

Neymiş? İyimserlik güzel bir şeymiş ama tek başına yeterli olmuyormuş ve gerçeklerin üstünü örtemiyormuş. Küresel ekonomik kriz bitmemiş aksine daha da derinleşmiş. Hiç beklenmedik bir anda, beklenmedik bir ülkede patlak veriyormuş, dünyayı etkileyecek ölçüde iflaslara yol açıyormuş. Krize yönelik etkili tedbirler alınmamış. G-20 zirveleri, krize yapısal çözüm aramak yerine üstünü örtmeye, ertelemeye, merkez ekonomilekrin küresel ekonomi üzerindeki patronluğunu güvence altına almaya yönelikmiş.

ABD merkezli iyileşme söylemleri, krize sebep olan sanal dünya kadar gerçeklerden uzakmış. 2009'da ABD'yi sarsan kriz, simdi Avrupa'nın küçük ekonomileri üzerinden yaygınlaşırken Avrupa Birliği ve ortak para düşüncesine ağır darbe vurmak üzereymiş. Dünyanın güç dengesini harekete geçiren, merkez güçleri zayıflatan, sarsıcı siyasi sonuçlara yol açan krizi gerçek verilerle tartışmak, önümüzü görebilmek için zorunlulukmuş.

Yunanistan'ı, Portekiz'i, İspanya'yı izliyor muyuz? Birkaç haftadır, ABD'de gördüğümüz tarzda büyük iflasların Avrupa'da yaşanabileceğine yönelik endişeli bir beklenti vardı. Yunanistan, AB'nin küçük ekonomilerinden biri, borçlar yüzünden batma noktasına geldi. Eğer AB Yunanistan'ı kurtarmazsa, Frankfurt üzerinden bir kurtarma operasyonu gerçekleşmezse, Portekiz'de ve İspanya'da benzer batışlara tanık olmak zorunda kalabiliriz. Kriz ABD'yi vururken ortak hareket etme eğiliminde olmayan, herkes başının çaresine baksın diyen AB ülkeleri, aynı tavrı gösterirse bu kez kendi geleceğini de vurmuş olacak. Birlik düşüncesi sorgulanacak. Daha şimdiden İngiltere üzerinden ortak para projesinin yanlışlığına dair güçlü bir tartışma başlatıldı bile.

O zaman özet cümlelerle konusalım:

Küresel ekonomik kriz bitmedi. Finansal kriz başka alanlara da yayıldı. İyileşme çok da gerçekçi değil. Simdi Avrupa'yı tartışıyoruz ama ABD için 2009'dan daha kötü beklentiler söz konusu. 2009'un bütçe açığı 1.4 trilyon dolar oldu. Bu, 2008'in tam dört katı. 2010 ve 2011'de bu rakamın 2.6 trilyon dolar olacağı öngörülüyor. Hem de iyileşme tahminlerine göre bir beklenti bu. Dünyanın ABD piyasasından kaçtığı bir dönemde trilyonlarca dolar açığın nasıl kapatılacağına dair endişeler oldukça yüksek. Yani ABD'nin durumu dünya savaşı döneminden bile kötü. Çünkü Amerikan tarihinin en büyük borç krizi yaşanıyor.

Aralık 2009 itibariyle 27 hafta içinde 6 milyon 130 bin Amerikalı işini kaybetti. Bu rakam 2008'de iki buçuk milyon civarındaydı. 1948'den bu yana tutulan istatistiklerin en yükseği bu. Kriz sadece federal Amerika'yı değil, federasyonları da fena vuruyor. Detroit'te gerçek işsizlik oranının yüzde ellilere tırmandığı ifade ediliyor. Bunlar olurken yeni iş alanları açmaya yönelik girişimler etkisiz kalıyor. 37 milyon Amerikalı bugün gıda yardımı alıyor. Bu rakama her gün 20 bin kişi ekleniyor.

Küresel rezerv para olarak Dolar'ın onlarca yıldır devam eden egemenliği bitti. Asıl kriz doların etkisizleşmesiyle ABD'yi vuracak. Çin, Rusya, Asya ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri, Latin ülkeler doları dışlayarak yerel para birimleri üzerinden ticaret yapıyor ve bu eğilim giderek yaygınlaşıyor. Borç 14 trilyonu aşmış durumda.

Dünya ABD'ye fon akıtmayı keserken, üretim ABD dışına kayarken, enflasyon beklentileri artarken, issizlik korkunç boyutlara ulaşırken, krizi çözmeye dönük yapısal değişimler belli güçler tarafından engellenirken 2010 yılında yeni iflasların, yeni sarsıntıların olması kuvvetle muhtemel.

ABD'nin 2009'da yaşadığını şimdi Avrupa yaşıyor. AB'nin 27 ülkeden oluşan ortak ekonomisi 16 trilyon dolarla dünyanın en büyük ekonomik bloku. AB'yi, 14.2 trilyon dolarla ABD, 5 trilyon dolarla Japonya, 4.7 trilyon dolarla Çin takip ediyor.

Yani, dünya ekonomisinin ezici bölümü krizde! AB içinde Yunanistan'la kendini gösteren, Portekiz'i uçuruma sürükleyen, İspanyayı tehdit eden kriz, sert önlemler alınamazsa Avrupa'nın diğer ülkelerine yayılacak gibi. Bütün bu yükü, Alman ekonomisinin kaldırması mümkün değil. Ama şu an tek çözüm Almanya'nın bu ülkelerin borçlarına garanti vermesi olarak öne çıkıyor.

Bu yazı toplam 1632 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri