Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim KARAGÜL

Ne diyor bu adam?

28 Ocak 2010 Perşembe

Kendisi üzerinden 21. yüzyılın en kanlı operasyonlarından biri gerçekleştirilen Afganistan Devlet Başkanı Hamit Karzai “ABD'ye çok sert sözler” söylemiş! Kendisi için “yetersiz stratejik ortak” diyen patronunu; “Eğer stratejik ortaklıktan ABD'ye boyun eğmeyi anlıyorsa. Evet biz stratejik ortak değiliz. ABD en zengin, Afganistan en fakir ülke. Ama stratejik ortaklık iki egemen ülke arasındaki işbirliği mekanizmasıdır” diyerek, ABD'yi azarlamış!

Ne günlere kaldık.. Petrol lobisi ve ABD istihbaratına çalışırken tutup Kabil'e getirdiler ve liderliğinde bir kukla yönetim kurdular. Dünya bu projeye, “Karzai modeli” adını koydu. Aynı model Irak'tan Filistin'e kadar birçok yerde denenmeye çalışıldı. Şimdi güya efendilerine ateş püskürüyor. Ne rahatsız edici bir görüntü!

Stratejik ortaklık “iki egemen ülke arasında” olurmuş ve Afganistan ABD'ye boyun eğmezmiş! Yakın korumalarını, yönetim kadrolarını, kurumlarını bile ABD askerleri, paralı askerler yaparken, ülkenin yüzde sekseninde Taliban etkisi varken, Kabil dışına bile çıkamazken nerede egemen devlet? “ABD'ye boyun eğmeyi” reddediyormuş. Bu yüzden ABD tarzı stratejik ortak değillermiş..

Kim bu adam ya? Nerede duruyor, neyi temsil ediyor, kim adına konuşuyor, hangi egemenlikten söz ediyor? Şaibeli bir seçimle yeniden “iktidar olan” Karzai, patronları kendisini değiştirecek korkusuyla, yarın bedelini ağır ödeyeceği sözler sarfediyor. “Asya'nın Kalbinde Dostluk ve İşbirliği Zirvesi” adı altında Türkiye-Pakistan-Afganistan arasındaki üçlü toplantı için bulunduğu İstanbul'da bu sözleri sarfeden Karzai, işgal ve saldırıya uğrayan her bölge için hazin bir örnektir.

Öncelikle, onlarca yıldır ağır işgaller, iç savaşlar yaşayan, insanlık suçlarının en ağırlarına tanık olan Afganistan'da savaşın sona ermesi, iç barışın sağlanması, ülkenin yeniden imar edilmesi hepimizin ortak arzusu. Buna yönelik her girişime destek veriyoruz. Ama bu dileğimiz, bazı çarpıklıkları unutmamızı da gerektirmiyor.

Bugünlerde, ardı ardına Afganistan toplantıları yapıldığını biliyorsunuz. İstanbul'daki üçlü zirveden sonra Afganistan'a komşu ülkeler toplanıyor. NATO'nun Afganistan komutanı “Artık savaşın sonu gelmeli, yapılan yapıldı” mealinde açıklamalar yapıyor, Taliban'la pazarlıklar konuşuluyor, İngiltere günlerdir hazırlığı yapılan Afganistan Konferası'nı topluyor.

Sovyetler'e karşı direnen mücahitler efsaneydi, kahramandı. ABD ve bütün Batı, İslam dünyası ile birlikte bu büyük direnişe destek verdi. Sonra mücahitler kötü insanlar oldular. Sovyetler yoktu artık, Taliban destekleniyordu çünkü. Onlara ihtiyaç yoktu. Bir süre sonra Taliban kötü karakter oldu, çirkin imaj Taliban üzerinden pazarlandı?

2001 yılında Afganistan'ı işgal edenler, Taliban'ı tasfiye edenler aynı anda Taliban heyetleriyle ABD'de boru hattı pazarlıkları yapıyorlardı. İşgalden bu yana tasfiye gerçekleşmedi. Taliban'ın etkisi giderek arttı, bütün pazarlık girişimleri boşa çıktı. Şimdi bu kötü karakter üzerinden yeni bir imaj operasyonu başlıyor.

Siz siz olun dostunuzu-düşmanınızı, iyinizi-kötünüzü bu tür imaj operasyonlarına göre belirlemeyin. Çünkü, iyiler ve kötüler, birilerinin çıkarları doğrultusunda sürekli değişiyor. Bugünlerde yeni bir iyileştirme operasyonuna maruz kalacağız. Onların kötüsü iyi olacak ve biz de onları yeniden iyi bileceğiz. Tıpkı onlar kötü dediklerinde düşman bellediğimiz gibi. Ne diyelim, dünyada işler böyle yürüyor.

 

NATO terörü mü finanse ediyor?

Londra'daki konferansa özellikle dikkat! Bir İngiliz projesiyle karşı karşıyayız. Yeni operasyonun mimarı İngiltere çünkü. Umarız, kimin projesi olursa olsun, Afganistan'a huzur gelir, düzen gelir. Ama bazı şeyleri, ibret olsun diye not etmekte yarar var.

Perşembe günü Londra'da yapılacak toplantıda konuşulanlar hiç önemli değil. Pazarlık, toplantı öncesi kapalı kapılar ardında yapılacak. Bu pazarlıkların en önemli maddesi ise Taliban'ın finanse edilmesi. Evet öyle. NATO güçleri ve Afganistan'la bağlantıları olan ülkeler Taliban'a ekonomik destek vermeyi daha doğrusu onu satın almayı konuşacak. İddialar böyle.

Peki bir ay öncesine kadar, Taliban'a yönelik her hangi bir yardım girişimi nasıl algılanırdı? Diyelim Türkiye'de bir kişi, bireysel olarak örgüte yüz dolarlık yardım yapsa ne olurdu? Hemen teröre destek vermekten içeri tıkılırdı? Bir de El Kaide mensubu olmakla suçlanırdı. ABD ve bütün ülkelerde bu böyle olurdu?

Şimdi ben, NATO güçleri, Batılı güçler, binlerce insanı katlederek tasfiye etmeye çalıştıkları Taliban'a milyonlarca dolar verdikleri için “terörü finanse ediyorlar” desem yanlış mı olur? Hayır olmaz. Bu, onların bize dayattığı doğru-yanlış kriterlerine göre oldukça yerinde bir ifade. Ama kriterler değişiyor ve biz buna uymak zorundayız.

İddiaya göre, bu toplantılarda Taliban için kurulacak fona 500 milyon dolar aktarılacak. Bunun 70 milyon dolarını Almanya karşılayacak. Japonya'nın daha yüksek bir meblağ taahhüt ettiği söyleniyor. Taliban ikna edilip yönetime ortak edilecek.

Peki insan sormaz mı? 2001 yılında ve dokuz yıldır, binlerce insan niye öldürüldü, neden ülkede toplama kampları kuruldu, Bağram gibi işkence merkezleri açıldı diye. Sadece Kunduz-Mezar-ı Şerif arasında binlerce insanın kurşuna dizilip toplu mezarlara konulduğunu sormayalım mı? Madem Taliban kötüydü, bu işgal niye oldu, hâlâ niye devam eder? Birilerinin “deneme yapması” için miydi bu kadar bedel? Aynı Taliban şimdi nasıl dost oldu? Nasıl ortak oldu? Nasıl stratejik ortak olacak? Nasıl finanse ediliyor?

Bu yazı toplam 1784 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri