Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim KARAGÜL

Türkiye'yi aşan büyük irade, roller dağıtıyor

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Güngören'deki korkunç saldırıyı planlayanların amacı ne olabilir? Hiçbir siyasi hesabın mensubu olmayan 17 kişinin vahşice katledilmesinin, çocukların öldürülmesinin, doğrudan sivillerin hedef alınmasının amacı olabilir mi? Vahşet dersiniz, aşağılık insanlar dersiniz, lanet okursunuz… Bunun dışında hiçbir açıklamada bulunamazsınız, hiçbir yere sığdıramazsınız. Ama öyle değil işte. Böyle bir senaryo üzerinden bile plan yapanlar her zaman vardı. Hem de bu güçler meşru temsil mekanizmalarını bile işgal edenler olabilir.

İhtimalleri sıralayalım:

Ergenekon operasyonu giderek bir güvenlik operasyonundan tasfiye operasyonuna dönüştürülecek. İçerideki siyasi bölünmüşlük derinleştirilecek ve ülke iç çatışmaya sürüklenecek. Türkiye uzunca bir süre acı verici bir rejim hesaplaşmasına kapanacak. Ergenekon ve siyasi iktidarın tasfiyesi üzerinden restleşmeler devam ettirilecek, saflar iyice keskinleştirilecek. Türkiye'nin çözülmesinin yolları açılmış olacak. İktidar parçalanması milletin parçalanmasına ardından da ülkenin parçalanmasına uzanacak.

Terörün devamı sağlanacak. PKK'nın tasfiyesi engellenip terör meselesi uzun yıllar daha Türkiye'nin gündeminde kalması sağlanacak. Ya da Kuzey Irak'ta veya dağlarda etkisi azaltılıp “PKK” şiddet ve terör ihaleleri alan bir örgüt olarak şehirlerde dehşet saçmaya devam edecek. Hangi PKK, kimlerin ihalesi bilinmeyecek…

Türkiye, siyasi iktidarın kontrol altına alınmasına yönelik baskılarla, Ergenekon üzerinden rejim hesaplaşmasıyla, PKK veya PKK'lar üzerinden terörle ve bu sürecin kitleler üzerindeki dalgalanmaları sonucu oluşacak çözülme, ayrışma ve çatıştırma senaryolarıyla diz çöktürülecek. Belki de Türkiye cumhuriyetinin kuruluş dönemi pazarlıkları yeniden gündeme gelecek. Üzerindeki sır perdesi hala kaldırılamayan o dönemin pazarlıklarının benzerlerine bizler de tanık olacağız.

Saldırının kriminal analizleri, terör analizleri, kullanılan yöntem ve patlayıcılar üzerinde konuşmak, araştırmak, sonuca ulaşmak belki de en kolayı. Her zaman ısrarla üzerinde durduğum bir şey var: Bu kanlı ihaleleri kim ya da kimler dağıtıyor? İşte burada esrar perdesi kolay açılmıyor. İçerideki güçler mi, ideolojik örgütler mi, dış bağlantı mı?.. Her biri birbirinden farklı gibi görünen bu zanlı çevreler hiçbir zaman birbirine pek de uzak olmadı. Her zaman bir şekilde aralarında bir bağlantı, etki oldu. Bu olayda da böyle.

Bu yüzden tetiği çeken, fünyeyi ateşleyen çok da önemli değil. Üç beş kişiyi içeri tıkmak hiçbir şeyi çözmüyor. Bir sonraki aşamada ne olacağını kestirmeye de yetmiyor.

Saldırıdan hemen sonra sorumlu olarak PKK'nın adı öne çıktı. Bu, delillerden, soruşturmadan kaynanan bir bulgu değil, ön kabul olarak öne çıktı. Gariptir, PKK ısrarla sorumluluğu reddetti. Zübeyir Aydar; “Ergenekon ve Ak Parti davalarının olduğu bir dönemde böyle bir saldırı düşündürücüdür. PKK'nın bu olayla bir ilişkisi yoktur. Olayın karanlık güçler tarafından yapıldığını düşünüyoruz” derken, örgüt adına yapılan diğer açıklamalarda; “şiddetli kınama, başsağlığı, karanlık odaklar, gerçek saldırganı gizleme çabası” gibi vurgular ıslarla öne çıkarılmaya çalışıldı.

PKK'daki saldırıyı reddedebilme telaşı neden kaynaklanıyordu? Gerçekten olayla bağlantıları olmadığından mı, örgütün birileri tarafından kullanıldığı korkusundan mı, kayıpların bu kadar fazla olmasının doğurduğu nefretten çekinme çabası mı? Acaba birileri Ergenekon meselesini PKK üzerinden büyütmeye mi çalışıyordu. PKK bir çeşit taşeron olarak mı kullanılmak istenmişti. Saldırının üstü PKK ile mi örtülüyordu.. Örgütteki panik bundan mıydı?

Hepsi olabilir. Ama bu olayda PKK'ya ilişkin somut bulgular yok gibi. Tuhaftır, örgütün açıklamaları inandırıcı bile oldu. Kamuoyu, “PKK yaptı” iddiaları ile ikna olmadı.

Güngören'deki saldırıdan önce; TSK'nın Kuzey Irak'a operasyonları sürüyordu. Saldırıdan sonra da devam etti. Böyle bir ortamda elbette akla örgüt gelecekti. Ama, “El Kaide saldırıları”nda olduğu gibi, burada bir örtme, kullanma, ihale dağıtma hali var gibi.

Olaydan bir gün sonra Kerkük'te protesto yürüyüşü yapan Kürtlere karşı bir intihar saldırısı oldu. 25 kişi öldü. Ardından Kürtler Türkmenlere saldırdı. Irak Türkmen Cephesi binaları yakıldı. Kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Etnik gerilim tırmandı. Türkmenler; “birileri Türk-Kürt çatışması çıkarmak istiyor” açıklaması yaptı.

Güngören'den Kerkük'e uzanan etnik kışkırtma girişimi. Türkiye'de PKK saldırısı, TSK'nın hava saldırıları, Kerkük'te intihar saldırısı. Etnik çatışmanın alt yapısı hazırlanmak istendi.

Peki kim, bunu neden ister? Etnik çatışmanın Türkiye'ye maliyeti nedir? Nedeni, maliyeti ortada değil mi? Kimlerin isteyeceği konusunda ise biraz geniş düşünmeyi öneriyorum. Örgüt, iç dinamikler, dış dinamikler… Böyle bir ayırım işe yaramıyor. Zaten öyle bir ayırım da yok.

Varolan oyun revize edilip oyun yeniden kuruluyor. Kartlar yeniden dağıtılıyor. Türkiye'yi de aşan bir irade, roller dağıtıyor. Dikkat çekici gelişmelerle yüzleşmek durumunda kalabiliriz…

Bu yazı toplam 3038 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri