Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

1 Mart 2003 Tezkeresinin 10 Yıllık Süreci Doluyor

26 Eylül 2012 Çarşamba

Bugünkü yazımda; ulusalcı ideolojinin asker kanadı bakımından da doğru olduğunu gösteren 1 Mart 2003 tezkeresi örneği üzerinde duracağım.

Bundan tam 10 yıl öncesi ki Irak Savaşı’nın en kritik anları. ABD gemileri İskenderun limanında bekliyor. Herşey hazır gözler TBMM’nin üzerinde. Dönemin Başbakanı imzasıyla Meclis’e gönderilen tezkere kabul edilirse Irak’a kara harekatının önü açılacak. Türkiye’de 6 aylığına konuşlanacak 62 bin ABD askeri ile 255 Uçak’la Saddam’ın işi çabucak bitirilecek. O günlerde Meclis kulislere ‘tezkereye hayır’diyen muhafazakar isimlerle dolup taşıyor. Kararı verecek Meclis olsa da askerin tavrı merak ediliyor. O yüzden oylama günü Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasına bırakılıyor. Genelkurmay Başkanı ve komutanlar ne işaret veriyor, ne de renk. Bu durum vicdan ile akıl arasında gidip-gelen siyasetçinin kafasını daha da karıştırıyor ve oylama günü 260 kabul, 250 ret, 19 oy da çekimser. Salt çoğunluk olmadığı için tezkere reddediliyor dönemin partisi, 95-100 arası fire veriyor.

Yukarıdaki satırlar 10 yıldır bitmeyen tartışmanın hikayesi. 1 Mart, PKK ‘yı, Kuzey Irak’ı,Türk-ABD ilişkilerini derinden etkiledi. Tezkere geçseydi iyi olurdu, Kuzey Irak’ta PKK at koşturamazdı diyenler de var, bataklığa saplanırdık iyi ki geçmedi diyen de.

İkisi de doğru olabilir. Kararı her zamanki gibi tarih verecek. Bu arada unutulmamalıdır ki tezkere tartışmaları sırasında Türk ordusunun tavrı, TSK’nın anti-Amerikancılığının gerçekte bir kabuk olduğunu, onun altında en süflisinden bir Amerikan muhibliğinin yattığını ortaya koyan bir turnusol kâğıdı işlevi gördü.

İşte bu anlattığım süreç tarihi 1 Mart tezkeresinin sürecidir ve 10 yıllık gizlilik süresi artık sona yaklaşmakta olup 5 ay sonra kalkacaktır. 2002’den 1 Mart tezkeresine giden dönem ABD’nin Irak’ı işgal etmeyi düşündüğü Türkiye ile işbirliği yapma düşüncesinde olduğu bir dönem olup bununla ilgili müzakareler sürdürülüyordu. Bu konu biliyorsunuz ki Meclis’te reddedildi. Bu süreç içerisinde kabine üyeleriyle askerler arasında çok yakın ilişkiler vardı. Ama konu ile ilgili ABD ile işbirliği yapılıp yapılmaması, tezkerenin kabulü veya reddinin hangi sonuçlar ortaya çıkaracağıydı. Bu tezkere kabul edilseydi ABD askeri Güneydoğu’ya yerleşmiş olacaktı. TSK ile ABD’nin askeri yetkilileri bir arada bu operasyonu sürdürecekti. O günlerin kaotik ortamında dört kuvvet komutanı, halkı yanlarına çekmek için hükümetin iki büyük girişimi çerçevesinde yürütecekleri anti-propagandaya ve eylemlere büyük bel bağlamışlardı.

Bunlardan biri Kıbrıs’ta barış girişimleri, öbürü de yaklaşmakta olan Irak Savaşı’yla ilgili olarak ABD’nin Türkiye topraklarını kullanmak ve Türk ordusuyla işbirliği yapma istekleri karşısında hükümetin, bu talebe onay verir gözüken tavrıydı.

Darbe Günlükleri’nin Nokta dergisi versiyonunda (Mart, 2007) darbe girişimini meşrulaştırmak üzere kullanılan bu iki argümandan biri olan Kıbrıs hak ettiği vurguyla sunulmuştu ama aynı şeyi 1 Mart tezkeresi için söylemek mümkün değildi. Kuvvet komutanlarının, Amerikan askerlerinin Türkiye’de konuşlanmasına ve Türk ordusunun ABD askerleriyle birlikte Irak’a girmesine müzahir görünen hükümetin tavrını kendi siyasi amaçları doğrultusunda nasıl kullandığına dair bölümlerin hiçbiri yer almamıştı Nokta’da. Bu bölümler, Nisan 2012’de Etkileşim Yayınları tarafından basılan Darbe Günlükleri: Tam Metin... İmaj ve Hakikat adlı kitapta yer almıştır.

Konuya ilişkin en net ifadeler, 26 Aralık 2002’de yapılan Askerî Şûra toplantısının birinci gününde askerlerin kendi aralarında yaptığı “Kıbrıs” ve “Irak Savaşı” konulu tartışmalarda yer alıyordu.

Özden Örnek, o gün günlüğüne şu notu kaydetti:

 “Toplantımızda önce Irak, sonra Kıbrıs konusunu tartıştık. Memnuniyet vericidir ki herkes aynı şekilde düşünüyordu. Kısaca herkes, Irak’a fiilen girilmesini, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün benimsenmesini tavsiye ettiler.”

Gerçekten de ortada çok tuhaf bir durum vardı bu ifadedeki duruşta. Mesele doğrudan askeri yani kendilerini ilgilendirdiği halde susuyorlar, hiçbir şey söylemiyorlardı. Bu, kamuoyunda doğal olarak askerler tezkereye karşı algısının oluşmasına yol açtı. Komutanlar kendi aralarında Irak’a girelim fikrini savunuyorlardı ama kamuoyuna bunun tam tersi bir izlenim vermeye çalışıyorlar, böylece hem kendileri hakkında anti-Amerikan, ulusalcı bir imaj yaratıyorlar, hem de hükümetin Amerikancılığı’nı halka göstermiş oluyorlardı.

Bu kararsız görüşler ve düşünceler, konuya ilişkin olarak TBMM’nin karar vereceği 3 Mart 2003’ten bir gün önce zirveye çıktı... Bir üst düzey komutanın Milliyet’ten Fikret Bila’ya verdiği demeçte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tezkereye karşı olduğunu, tezkerenin geçmesi durumunda ordunun rahatsız olacağını söylemişti. Özden Örnek’in yukarıda okuduğunuz satırları, ordu üst yönetiminin o günlerde ABD’yle birlikte Irak’a girmek istediklerini net bir biçimde ortaya koyarak tarihi bir rol oynuyordu.

Meclis, 1 Mart’ta ki tarihi oylamada ABD’nin ve Türkiye hükümetinin isteklerini reddetmişti.

Bu, askerlerin istediği bir sonuç olmayıp Türkiye’deki herkes gibi tezkerenin kesinlikle kabul edileceğini umuyorlardı. Tezkerenin reddinden sonra Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, askerlerin hükümet gibi düşündüğünü, tezkerenin geçmesini istediklerini açıklasa da olan olmuştu.

Amerika hiç kuşkusuz, gerçek eğilimleri ve istekleri tezkerenin geçmesi olan askerlerin, sırf iç politik hesapları uğruna bu isteklerini kamuoyuyla paylaşmamalarını hiç affetmedi. Yani hiç inkar etmeyelim ne yazık ki Amerika Türkiye'ye Türk Ordusuna haddini bildirdi.

Burada 28 Şubat olaylarına da bağlanan Balyoz’da acaba sadece TSK’mı hatalı idi. Özellikle Yürütmeden aldığı talimatları yerine getiren ve her sorun yaşayan hükümetin korunma şemsiyesi olan orduya bunları yapması için azmettiren dönemin siyasetçilerinden hiçbirinin de suçu yokmuy du ya da zamanında Başbakanını asmış bir ülke olarak bu seferde idam cezası 2005 yılında Abdullah Öcalan için kaldırıldığından idam edilen siyasetçinin ruhu rahat etsin diye aslında o günlerin acısının kanadığı yüreklerce orduya atılan bir tokat mıy dı bu...

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3084 defa okunmuştur
y
murat kara
zamanın generalleri siyasi düşüncelerini ülke üzerine yansıttılar ama benim düşüncemde ABD ye izin verilmemesi yönündeydi.
26 Eylül 2012 Çarşamba 14:18
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri