Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

AB Ülkeleri ve Türkiye'de Askeri Yargı II

08 Ocak 2013 Salı

İlk yazımla girizgahtan  sonra yazı dizime devam ediyorum. Hafta sonuna kadar sürecek yazı dizimde inşallah faydalı olacağımı umuyorum.

Hukuk tarihinde, basın ve düşünce özgürlüğü olan bütün ülkelerde, en çok eleştirilen yargı sistemlerinin başında, askeri yargı sistemleri gelmektedir. Hatta bazı çevrelerce, askeri yargının eleştirisi, tüm adli sistemin, daha doğrusu siyasi ve sosyal sistemin eleştirisi olarak kabul edilmektedir. Türk Askeri Yargı Sistemi de, Avrupa Birliği uyum sürecinde, gerek İnsan Hakları Avrupa Mahkemesince, gerekse Avrupa Birliği yetkili organlarınca fazlaca eleştirilmektedir. Hazırlanan komisyon raporlarında bu eleştirilere sıkça rastlanılmaktadır.

Türkiye’de nasıl bir askeri yargı olmalıdır? Probleminin çözümü kapsamında, Avrupa Birliği Üyesi Ülkelerden, başat ülke konumunda olanların askeri yargı sistemleri incelenmiş ve ciddi sorunlarla karşılaşılmıştır. Avrupa Birliği Ülkelerinde uygulanan askeri yargı sistemlerini genel olarak değerlendirdiğimizde, bütün Avrupa ülkelerinde, askeri yargı sisteminin bir gelişme ve olgunlaşma dönemi içerisinde olduğu görülmüştür. Avrupa’daki en geleneksel askeri yargı sistemi olan, İngiliz askeri yargı sisteminin bile AİHM içtihatları doğrultusunda değişmesi, yukarıda ileri sürmüş olduğumuz, gelişme ve olgunlaşma’’ dönemi savımızı desteklemektedir. Askeri yargı sisteminin; diğer hukuk sistemlerinden farklı olarak, ülkelerin askeri güçlerinin, geleneklerinin ve alışkanlıklarının etkisinde olması ve bunlarla şekillenmesidir. Bu nedenle askeri yargıda, her ülkede farklı bir yapılanmanın mevcut olduğu görülmüştür. Birlik üyesi her ülkenin, askeri yargı sisteminin farklı olmasının dayanağını da bu oluşturmaktadır. Dolayısıyla, AB üyesi devletlerinde, hukuk sistemlerini kurarlarken, yargı/hakim bağımsızlığı kapsamında uymak zorunda oldukları uluslar arası yükümlülükler incelenmiş, bu uluslararası yükümlülükler temel ölçüt alınarak, Türk Askeri Yargısı ve askeri hakim bağımsızlığı nasıl olmalıdır sorusuna cevap bulunmaya çalışılmıştır.

Ulusal mevzuatımız kapsamında, askeri hakimlerin bağımsızlığı ve statüsü açısından, askeri yargının askeri hizmetlerin gerekleri nedeniyle genel yargıdan farklı bir özelliğe sahip olup olmadığıdır. Anayasamızda, diğerlerinden farklı olarak, askeri mahkemelerin bağımsızlığının ve hakimlik teminatının askerlik hizmetinin gereklerine göre yasayla düzenleneceği belirtilmektedir (Ay m.145/4). Öğretide, bu hüküm, askeri hakimlerin bağımsızlığının, Anayasada askerlik hizmetlerinin gereği ölçüsüyle zayıflatıldığı yorumuna yol açmaktadır. Ancak, Anayasa Mahkemesi önüne gelen bir davada, askerlik hizmetinin gerekleri kavramının incelenen askeri kuruma göre değerlendirilmesi gerektiğini ve bunun mahkemelerin bağımsızlığı ile bağımsızlığın güvencesi olan hakimlik teminatına dokunmadığı sürece ve o oranda söz konusu olabileceğini belirtmektedir. Bu nedenle, Yüksek Mahkeme, askerlik hizmetinin gerekleri nedenine dayanılarak bağımsızlığın ve hakimlik teminatının zedelenmesine yol açılmasının hukukça savunulabilir bir tutum olamayacağını belirterek, yargı bağımsızlığı ve hakimlik teminatı söz konusu olduğunda, askerlik hizmetlerinin gereklerinin duracağına karar vermiştir.

Askeri Yargıya Yapılan Eleştiriler Nelerdir?

Bazı çevrelerce, askeri yargının eleştirisi, tüm adli sistemin, daha doğrusu siyasi ve sosyal sistemin eleştirisi olarak kabul edilir. Toplumu temelden değiştirmek isteyen guruplar, otoritenin, yetkinin tüm biçimlerine karşıdırlar. Özellikle silahlı kuvvetler ve onların yargılama organlarını şiddetli bir şekilde eleştirmektedirler. Savaş zamanında ve savaş dışı karışıklıklarda, yetkilerinin genişletilmesi nedeniyle askeri mahkemeler eleştiri için gözde hedeflerdir. Başarıya ulaşan ihtilal ve devrimlerde, yeni yöneticiler, düzeni yeniden kurmak için kendi silahlı kuvvetlerini ve polisini organize etmek durumundadırlar. Bunun doğal sonucu olarak da askeri yargı sistemi kurmak zorundadırlar. 1918–1921 ‘de Rusya’da ve 1949’da Çin’de olduğu gibi. Çoğu zaman, askeri yargının eleştirisi anti militarizm için bir örtü ve sahte bir görünüş olmuştur. Kuşkusuz savaşların önlenmesi için çaba gösterilmeli, şiddete başvurma ve savaşlar yasaklanmalıdır. Ancak günümüzde ordusuz ve onun doğal sonucu olarak askeri yargısız bir dünya yaratma isteği ulaşılamaz bir hayal gibi gözükmektedir. Askeri yargıyı eleştirenlerin bir kısmı da askeri yargı sisteminde mahkum olmuş kimselerdir. Askeri mahkemeler savaş ya da savaş dışı karışıklıklar zamanında birçok kimseyi, düşmanla işbirliği yapmak ve karışıklık yapmak suçundan mahkum etmiştir. Askeri mahkemelerin ulusal, görevinden doğan bu kaza yetkisi eleştirilere uğramıştır. Etkili bir eleştiri biçimi de, askeri yargı ile sivil yargıyı kıyaslayıp, askeri yargıyı kusurlu bulmak sonrada birini diğerinin nitelikleriyle donatmaktır. Bu eleştiri tarzını kullananlar, Fransız dilindeki eserlerde Clemenceau’ya atfedilen deyimi örnek olarak kullanmaktadırlar: “askeri bando ne kadar müzikse, askeri yargıda o kadar adalettir.” Ancak, aynı Clemenceau’nun, askeri yargıya“ordu denen kuruluşun doğal bir sonucu’’ deyimini kullandığını göz ardı etmektedirler.

Değişik bir eleştiri tarzı da, askeri mahkemelerin asker üyelerinin mesleki yetersizliklerine işaret etmektir. Askeri mahkemelerin varlığını kabul edenler ise bu mahkemelerin bağımsızlığına kuşkuyla bakmaktadırlar. Bu görüşü savunanlar; askeri yargıyı, sivile orduyu, asta üstü tercih eden, orduyu normal hukuk sistemi dışına çıkarmayı amaçlayan bir sınıf hukuku olarak kabul ederler. Avrupa’nın bazı ülkelerinde bizzat askerlerinde, askeri yargıyı eleştirdikleri dikkat çekmektedir.

Günümüzde askeri yargıyı eleştiren kurumların başında AİHM gelmektedir. Hatta verdiği kararlarla Avrupa’daki askeri yargıyı yeniden şekillendirmektedir. İngiltere başta olmak üzere AB üyesi devletler AİHM kararları ışığında askeri yargı sistemlerinde değişiklikler yapmaktadırlar. Türkiye’de DGM’lerin kapatılması, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmalarının kısıtlanması gibi yeni düzenlemelerde AİHM cephesinden gelen değişim rüzgarlarının etkisiyle yapılmıştır.

Sonuç olarak, sırf bir ordunun varlığı bu ordu içinde disiplinin tesisi için askeri bir yargının bulunmasını da gerekli kılar ve bu yargının varlığının sebebini de izah eder. Halen ayrı bir askeri yargı mekanizmasına sahip olmayan ülkeler gözden geçirilecek olursa, bu gibi ülkelerde iç huzuru sağlamaktan ileri gidebilen bir ordularının olmadığını görürüz. Şu halde bir ülkeyi dış ve iç düşmanlara karşı koruyacak çapta bir ordunun bulunduğu her yerde, askeri yargının da bulunmasının gerekli hatta zorunlu olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak, yukarıda açıkladığımız genel kurala uymayan, büyük ordusu bulunan fakat askeri yargısı olmayan ülkelerde bulunmaktadır. Almanya, Avusturya, İsviçre, Danimarka, Norveç ve Japonya gibi devletler bu ülkelere örnek olarak gösterilebilir. Almanya 1949 Anayasasıyla barışta askeri yargının kaldırılmasını zorunlu kılmıştır. Bu Hitler devrindeki askeri mahkemelere atfedilen suiistimallerin ve 1945’de Nazi rejiminin yenilgisinin sonuçlarından biridir. Avusturya ve Japonya’da da benzer sebepler vardır. Fakat bu ülkelerde askeri mahkemelerin yerine tam gelişmiş disiplin yargılaması mevcuttur.

 

İletişim İçin: incikayar01@hotmail.com

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2982 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri