Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

AB Ülkeleri ve Türkiye'de Askeri Yargı VI

10 Ocak 2013 Perşembe

Bağımsız Yüksek Bir Kurulun Bulunmaması durumunda; Askeri Yargı Nasıl Olmalıdır? sorusuna gelince ise;

Hepimizin bilgisi dahilinde olduğu üzere; adli ve idari hakimlerin özlük işleri, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yürütülmektedir. (Ay m.159) Askeri hakimler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağlı değildir. Askeri hakimlerin özlük işleri askerlik hizmetinin gereklerine göre yasayla düzenlenir. Yasa ayrıca, askeri hakimlerin, yargı hizmeti dışındaki askeri hizmetler yönünden

askeri hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir (Ay m.145/4). Türk askeri yargısının, gerek doktrin gerekse AİHM kararlarında en çok eleştirilen yanını, askeri hakimlerin özlük, nakil ve terfi işlemlerinin bağımsız bir kurul tarafından yapılmaması oluşturmaktadır. Mevcut uygulamada, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 35. Maddesindeki “Askeri mahkemelerin idari işleri ile askeri savcılıkların bütün işlemleri Milli Savunma Bakanının gözetimine tabidir. Bu görev Bakanlık Askeri Adalet İşleri Başkanlığı aracılığı ile yürütülür.

Bakanlık Askeri Adalet İşleri Başkanlığının görev ve yetkileri bir yönetmelik ile düzenlenir.” Hükmü uyarınca, bakanlık Askeri Adalet İşleri Başkanlığı’nın, Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu benzeri görevleri yürüttüğü görülmektedir. Ancak, başkanlığın yasal statüsü dikkate alındığında bağımsız bir üst kurul niteliğini taşımadığı görülmektedir. Yargı Bağımsızlığı Hakkındaki BM Temel Prensiplerinden 4. prensipte,“ Hakimlerin görev süreleri, bağımsızlıkları, güvenlikleri, aylıkları, görev şartları, emeklilik yaşı ve aylıkları, amacına uygun bir şekilde kanunla teminat altına alınacaktır.” denilmekte, bir üst kurulun zaruretinden bahsedilmemektedir.

Ancak, bu konunun, Yargı Bağımsızlığı Hakkındaki Avrupa Konseyi Tavsiye Kararında etraflı bir şekilde ele alındığı görülmektedir. Tavsiye Kararının 1/a/c bendinde, “Hakimlerin seçimi ve kariyerleri konusunda karar veren merci hükümet ve idareden bağımsız olmalıdır. Bu merciin bağımsızlığını teminat altına almak için getirilecek kurallarla merciin üyeleri yargı tarafından seçilmeli ve bu merci kendi usul kurallarını kendisi vazetmelidir.” Denilmek suretiyle, üyeleri yargı tarafından seçilen, bağımsız bir kurulun gerekliliğinden bahsedilmektedir. Tavsiye Kararının 1/a/c bendinin devamında, “Bununla birlikte, anayasa veya diğer yasa hükümlerinin ve geleneklerin müsaade etmesi nedeniyle hakimlerin, hükümet tarafından atandığı hallerde; hakimlerin atanma usullerinin şeffaflığını ve uygulamada bağımsızlığını sağlayıcı teminatlar sağlanmalı ve bu kararlar, yukarıda sözü edilen objektif kıstaslar dışında hiçbir nedenden etkilenmemelidir.” denilerek, ülkelerdeki yapısal farklılıklardan kaynaklanan nedenlerle alternatif yapılanmalara da yer verilmiştir. Hakimlerin Bağımsızlığı Hakkındaki Avrupa Konseyi Tavsiye Kararının 1 (2) (c) Prensibine göre: “Hakimlerin seçimi ve kariyerleri hakkında karar verecek makam, idare ve hükümetten bağımsız olmalıdır.”

Disiplin mahkemelerinde hakim niteliğinde üye yoktur. Mahkemenin nezdinde kurulduğu komutanın birliğinde görevli bulunan subay ve astsubaylar bu mahkemede üye olarak çalışmaktadırlar. Bu üyeler birlik komutanı tarafından bir yıllığına seçilmektedirler. Disiplin mahkemesine üye seçilen subay ve astsubayların kendi birliklerindeki asıl görevleri de devam etmektedir. Bu üyeler kendi asıl görevlerinde birlik komutanına tamamen bağlıdırlar. Dolayısıyla disiplin mahkemesindeki görevlerinde birlik komutanının etkisi altında kalmaları pek muhtemeldir.

Bu mahkemelerde duruşmada iddia makamı görevini disiplin subayı yapar. Refakatinde adli müşavir bulunan birlik komutanlığı nezdinde kurulan disiplin mahkemelerinde disiplin subaylığı görevi adli müşavir veya yardımcıları tarafından yapılır. Adli müşavir ve yardımcıları olmayan hallerde bu görevi birlik komutanı tarafından atanan teğmen ile binbaşı rütbesindeki subaylar yapar (m.45).

Adil yargılanma hakkının şartlarından biri de bu yargılamanın tarafsız bir mahkeme tarafından yapılmasıdır diye önceki yazımda belirtmiştim. Tarafsızlık bağımsızlık kavramıyla yakından ilgilidir. Bu nedenle burada disiplin mahkemelerinin tarafsızlığını ayrıca tartışmaya gerek yoktur. Bağımsızlıkları bu derece şüpheli olan bir mahkemenin tarafsızlığından söz edilemez.

Özetle, disiplin mahkemesi üyelerinin hiç bir teminatı yoktur. Dolayısıyla disiplin mahkemesinin bağımsızlığından ve tarafsızlığından bahsedilemez. Disiplin mahkemesinin bu kuruluşu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ıncı maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkına aykırıdır.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1768 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri