Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU

01 Ağustos 2012 Çarşamba

Kavram Tanımı

Bireysel başvuru ya da anayasa şikâyeti, temel hak ve özgürlükleri yasama, yürütme veya yargı organlarının işlemleri tarafından ihlal edilen bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlanabilir.

Uygulanan Ülkeler

Bireysel başvuru kurumu, uygulama kapsamı ülkeden ülkeye farklılık gösterse de, başlıca Federal Almanya’da, Avusturya’da, İspanya’da, Macaristan’da, Polonya’da, Çek Cumhuriyeti’nde, Slovak Cumhuriyeti’nde, İsviçre’de, Belçika’da, Meksika’da, Brezilya’da, Arjantin’de, diğer Latin Amerika ülkelerinde, Doğu Avrupa ülkelerinin çoğunda ve Güney Kore’de uygulanmaktadır. Görüldüğü üzere, bireysel başvuru Kıta Avrupası ve Latin Amerika hukuklarının bir kurumu konumundadır.

Başvuru Şartları

Bireysel şikayet başvuru şartları, başvuruya konu temel hakların sayısı ve kapsamı, aleyhine başvuru yapılabilecek kamu gücü işlemleri, başvuruyu yapabilecek kişiler, başvurunun süresi, başvurunun avukatla takibinin zorunlu olup olmaması, başvurunun harca tabi olup olmaması gibi açılardan her hukuk sisteminde farklıdır. Ancak incelemeyi kolaylaştırmak için bireysel başvuru şartları, kabul edilebilirliğe ilişkin şartlar ve esasa ilişkin şartlar olarak iki başlık altında incelenebilir.

Kabul Edilebilirliğe İlişkin Şartlar

Taraf Ehliyeti

Bir hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Dolayısıyla taraf ehliyeti, kişinin anayasa şikâyeti başvurusunda bulunup bulunamayacağına ilişkin bir sorundur. Federal Almanya, Avusturya, İspanya, Meksika ve Güney Kore anayasa yargısında temel hakları ihlal edilen herkesin anayasa şikâyetine başvurabileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle, sadece vatandaşlar değil, yabancılar, temel hakların ihlaliyle ilgili olmakkaydıyla özel hukuk tüzel kişileri, diğer kurum ve kuruluşlar temelhakların ihlaliyle ilgili olduğu sürece anayasa şikâyetinebaşvurabilirler.

Ancak yabancılar, Anayasa’da sadece vatandaşlara tanınan haklar (sınır dışı edilmeme, kamu hizmetine girme hakkı) konusunda başvuruda bulunamayacakları gibi, yabancılara kısıtlanan haklar konusunda (toplantı ve gösteri yürüyüşü, çalışma, yerleşme ve seyahat özgürlüğü) ancak Anayasa’da kendilerine tanınan sınırlar çerçevesinde başvuru yapabilmektedirler.

Özel hukuk tüzel kişileri de doğalarına ve faaliyet alanlarına uygun olan temel haklar konusunda (eşitlik, çalışma özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, mülkiyet hakkı, doğal hâkim ilkesi, hak arama özgürlüğü vb) anayasa şikâyetine başvurabileceklerdir. Aynı şekilde, kamu tüzel kişileri de kural olarak kamu gücünün uygulayıcısı oldukları için anayasa şikâyetine başvuramazlar. Ancak, Federal Alman öğretisinde üniversiteler, enstitüler, radyo, televizyon gibi devlet yapısı ile bağlantılı olmalarına rağmen, bir dereceye kadar devletten bağımsız faaliyet yürüten kuruluşların taşıyıcısı oldukları haklarla (bilgi edinme hakkı) sınırlı olarak anayasa şikâyeti yapabilecekleri kabul edilmektedir.

İspanya örneğinde ilginç bir durum olarak, Başsavcılık ve bizdeki kamu denetçisine benzer bir konuma sahip olan Halk Savunucusu da bireysel başvuru yapabilmektedir.

Dava Ehliyeti

Temel hak ve özgürlüklerinden en az birinin kamu gücü işlemleriyle ihlal edildiğini düşünen kişilerin bireysel başvuru yapabilmeleri için bizzat veya kanuni temsilcisi vasıtasıyla dava açma yetkisinin olması gerekmektedir.

Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler, dava ehliyetine sahiptir. Burada ölçü, kişinin davaya dayanak olan temel hakkı tek başına kullanıp kullanamayacağıdır. Bu nedenle, Federal Alman Anayasa Mahkemesi reşit olmayan ancak askerlik hizmeti yapmaları gereken kişiler açısından, vicdani ret, disiplin cezaları ve askerlikle ilgili diğer konularda yapılan anayasa şikâyeti başvurularında dava ehliyetini tanımıştır.

Türkiye’de Uygulanabilecek Bireysel Başvuru Yöntemi

Yüksek mahkemelerin bireysel başvuru nedeniyle duydukları kaygılar tamamen temelsiz olmamakla birlikte, öncelikle bireylerin anayasal temel hak ve özgürlüklerinin Türkiye’de bireysel başvuru yoluyla daha iyi korunup korunamayacağı, gerçekten bireysel başvuru yolunun Türkiye’de gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği, gerçekleştirilebilecekse hangi şartlar altında gerçekleştirilebileceği yönlerinden bakmak gerektiği düşünülmektedir. Mahkeme kararlarına karşı bireysel başvuru yolu açılmadığı müddetçe temel hak ve özgürlüklerin etkin şekilde korunamayacaktır. Ancak kişisel olarak, şu andaki şartlar itibariyle mahkeme kararlarına karşı bireysel başvuru yolunun açılması halinde bazı sıkıntıların çıkabileceği düşünülmektedir.

Bunun nedenler  birkaç başlık altında toplanabilir:

Dava sayısının çokluğu ve mahkemelerin ağır iş yükü Yargıtay’a yıllık gelen dava sayısının geçen yıl 530.000 civarında olduğu, devreden dosyalarla birlikte 1 milyonu geçtiği ve Danıştay’a gelen yıllık dava sayısının 170 bin olduğu bir ortamda, Yargıtay’a ve Danıştay’a gelmeden kesinleşen mahkeme kararları da dikkate alınırsa, ciddi bir filtre sistemi konulsa dahi bireysel başvuru hakkının tanınması, Anayasa Mahkemesi’ne yıllık 100 binden fazla bireysel başvuru yapılması demektir. Yıllık 5000-6000 başvuruyu 50-60 raportörle karşılamaya çalışan Federal Almanya Anayasa Mahkemesi ölçü alınırsa ne kadar muazzam bir işgücü çalıştırmak gerektiği ortadadır.

Şikayet Kültürünün Yaygın Olması, Yargının Ucuz Olması ve Yargı Dışı Çözüm Yollarının Etkin Olmaması

Mahkeme kararlarına karşı bireysel başvuru yolunun açılmasının önündeki en büyük engel olan dava sayısının fazlalığının çeşitli nedenleri olduğu düşünülmektedir: Türkiye’de ciddiyetine bakılmaksızın her konunun mahkemelere taşınması, yargının ucuz olması ve yargı dışı çözüm yolarının zayıf olması bu nedenlerden bazılarıdır.

Federal Almanya’da Yargıtay’a gelen yıllık dava sayısı ortalama 10 bin civarındadır. Federal Alman Anayasa Mahkemesi’nde bu kararlardan sadece 600’ü bireysel başvuruya konu edilmektedir. Oradaki oranın Türkiye için ne kadar ölçü olacağı tartışmalı olmakla birlikte, yıllık başvurunun 100 binden fazla olabileceği tahmin edilmektedir.

Bu ise, Anayasa Mahkemesi’nin şu andaki yapısı altından kalkamayacağı bir yük demektir. Bireysel başvuru yolunun doğmadan ölme tehlikesi ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, öncelikle “yargının evrensel minimum standartlarda çalışması için gereken önlemlerin alınmasının ardından” mahkeme kararlarına karşı bireysel başvuru yolunun açılabileceğini düşünmekteyiz. Yani, temyiz sınırlarının hak arama hürriyetine engel olmayacak şekilde daha yüksekte tutulması, temyiz taleplerinin yüksek mahkemelerin yapısına uygun bir filtre sisteminden geçirilerek sayısının azaltılması, İstinaf mahkemelerinin kurulması ve bazı uyuşmazlıkların istinaf aşamasında kesin olarak sonuçlandırılması, yargı dışı çözüm yollarının etkin şekilde kullanılması, hâkim ve savcı sayısının artırılması ve benzeri önlemler alınması bireysel başvuru yoluna geçişi kolaylaştıracaktır. Yargıtay’a, Danıştay’a ve yakın bir gelecekte kurulacağını düşündüğümüz istinaf mahkemelerine gelecek dava sayısının makul bir seviyeye çekilmemesi halinde anayasa şikâyeti yolunun sağlıklı şekilde hukuk sistemimize girmesi zor görünmektedir.

Ayrıca bu belirtilen yapısal önlemlere ek olarak, Türkiye’de mahkeme kararlarına karşı anayasa şikâyeti yolunun açılması halinde, yüksek mahkemeler arasında herhangi bir görev çatışmasının çıkmaması ve Anayasa Mahkemesi’nin başvurular altında ezilmemesi için, incelemenin başında belirtilen kabul edilebilirlik şartlarına bazı şartların daha eklenmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir.

Bu şartlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Temel anayasal bir hakkın ihlaline ilişkin şikâyetin Anayasa Mahkemesi’ne getirilmeden önce genel mahkemelerde (ilk derece, istinaf veya temyiz mahkemeleri) ileri sürülmesi gerektiği şartı

 Bu şartın aranması halinde, yerel ve temyizmahkemelerinin “temel hakkın ihlaline ilişkin şikâyet bize gelmişolsaydı, yargılama aşamasında çözerdik” veya “temel hakkın buşekilde ihlaline ilişkin şikâyet bize iletilmedi” yakınmalarının önünegeçilebilir. Aynı şekilde, temel bir hakkın ihlali iddiası genelmahkemelerde dile getirilirse, onlar itiraz yoluyla konuyu AnayasaMahkemesi’ne getirebilirler. Son olarak, anayasaya aykırılık savlarıgenel mahkemeler tarafından yargılama aşamasında çözülürse,Anayasa Mahkemesi’ne gelecek anayasa şikâyetlerinin sayısı dadaha düşük olacaktır.

Temyizde veya istinafta ileri sürülebilecek hususların Anayasa Mahkemesi önünde ileri sürülememesi şartı

İkinci şartın aranması halinde ise, Anayasa Mahkemesi’nin süper temyizmerci olmak istediğine ilişkin iddiaların önüne geçilebilir. Zira,temyizde ileri sürülebilecek hususlar başvurucu tarafından bireyselbaşvuru yoluyla ileri sürüldüğü takdirde, anayasa şikâyeti olarak kabuledilmeyecektir.

Bu şartlar, Anayasa Mahkemesi ile diğer mahkemeler arasında yaşanabilecek gerilimlerin çoğunu önleyebilecek nitelikte olduğu düşünülmektedir. Ancak yine de, mahkemeler arasındaki her türlü çatışmayı önleyebilecek nitelikte değildir. Zira, Anayasa Mahkemesi’nin yaptığı incelemeyi “temel hak ve özgürlüklerin ihlaliyle sınırlı tutmaması, başka bir deyişle temyiz yetkisine giren konularda inceleme yapması” halinde, engelleyecek hiçbir hukuki yöntem bulunmamaktadır. Belki de bu nedenle çok tartışılmış olmasına rağmen, Avusturya’da mahkeme kararlarına karşı bireysel başvuru yolu açılmamıştır. Güney Kore’de de mahkeme kararlarına karşı bireysel başvuru yolu kapalıdır.

Bireysel Başvurunun Dayanacağı Haklar

Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar bu kurumu uygulayan ülkelerde tartışılmış halen de tartışılmaya devam etmektedir. Bazı devletlerde, örneğin İspanya’da “numerus clausus” ilkesi esas alınmışken, bazı ülkeler temel hak ve hürriyetler şeklinde geniş ele alarak ayrıntılar veya bu hakların neler olduğunun tek tek belirlenmesi işi içtihatlara bırakılmıştır.

Geçmişteki tartışmalar ve öğretide bireysel başvuruya taraftar olan görüşler de nazara alındığı takdirde, bireysel başvuruya dayanak olabilecek haklar Anayasa’da belirtilen kişi hak ve özgürlükleri ile sınırlı olması genelde kabul edilen bir görüştür. Bunlar dışında, Türkiye’nin taraf olduğu AİHS ve Ek Protokollerinde tanınan diğer anayasal hakların da bireysel başvuru kapsamında yer alması hep savunulmuştur. AİHS ve Ek Protokollerindeki hakların bireysel başvuru kapsamında yer alması yerinde bir görüştür. Ancak bu yapılırken AİHS ve Ek Protokollerde geçen haklar denerek Anayasa’da AİHS’ye atıf yapılması yerine, bu hakların tek tek sayılarak eklenmesi daha yerinde bir çözüm olarak gözükmektedir.

Buna göre;

“ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları doğrultusunda medeni haklar kapsamına giren ve tespit edilmiş ihtilafların başlıcaları şu ana konulardan oluşmaktadır:

1-       Özel kişilerin hakları

2-       Mülkiyet hakları

3-       Aile hakları

4-       Ticari faaliyette bulunma

5-       Bir mesleği icra hakkı

6-       Tazminat hakları

7-       Sosyal yardımlar” .

Başvurunun İnceleneceği Kurum

Mütekabili hukukun verileri nazara alındığında bireysel başvuru yolunu inceleyecek makam, işin doğası gereği anayasa mahkemeleri veya anayasa mahkemesi işlevini de üstlenmiş yüksek mahkemelerdir. Federal Almanya, Avusturya, İspanya ve Güney Kore’de bireysel başvuru anayasa mahkemeleri tarafından, Meksika’da ise Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nin görevini üstlenmiş bulunan yüksek mahkeme tarafından yerine getirilmektedir.

Bireysel başvuru kurumunun genel görevli mahkemelere tanınması veya sadece bu iş için görevlendirilmiş özel bir kurula bırakma fikirlerinin de yakın zamanda gerçekleştirilebilir olmadığı düşünülmektedir. Zaten dünyadaki bütün örneklerinde de, anayasa mahkemesinin veya anayasa mahkemesinin görevini yerine getiren yüksek mahkemenin olduğu yerde, anayasa şikâyetlerini veya bireysel başvuruları inceleme yetkisi başka hiçbir kurum ve kuruluşa verilmemiştir. Dolayısıyla, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında uzman”mahkeme olan Anayasa Mahkemesi’nin, bireysel başvuruları uzman mahkeme olan Anayasa Mahkemesi’nin, bireysel başvuruları inceleme görevini üstlenmesi en makul sonuç gözükmektedir.

Anayasa Şikâyetini Kötüye Kullanma Tazminatı

Türkiye’de ister kapsamı dar yani sadece yasalara karşı isterse geniş yani tüm kamu gücü işlemlerine karşı bireysel başvuru yolu açılması halinde, “kötüye kullanma tazminatı” uygulamasının da yürürlüğe girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Federal Alman ve İspanyol sisteminde uzun yıllardır yürütülen bu uygulamaya göre, Anayasa Mahkemesi, kötü niyetle veya suiistimal amacıyla yapılan başvurularda başvurucuya kötüye kullanmanın derecesine göre idari para cezası verebilmektedir. Kötüye kullanma tazminatı Federal Alman anayasa şikâyeti yargılamasında 2600 Avro’ya kadar çıkabilmektedir ve etkili şekilde uygulanmaktadır.

Güney Kore’deki uygulamada ise bireysel başvuru hakkını kötüye kullandığı düşünülen başvuruculara, Mahkeme içtüzüğünde belirlenmiş bir bedeli teminatı olarak hazineye yatırma yükümlülüğünün getirilebileceği düzenlenmiştir. Ancak bu kurum bugüne kadar hiç işletilmemiştir. Hak arama özgürlüğüne bir tehdit gibi görülse de, protesto amacıyla yapılan başvuruları, eylem amacıyla yapılan toplu başvuruları ve sonuç alınamayacağını bildiği halde bir de burayı deneyeyim mantığıyla yapılan başvuruları caydırmak açısından, en azından anayasa şikâyeti kurumu yerleşene kadar bu tür bir yaptırımın yerinde olacağı düşünülmektedir.

Federal Almanya’da Anayasa şikâyeti başvurusunda bulunma bir aylık ve bir yıllık sürelere bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi Yasası’nın 93/I maddesine göre, mahkeme kararlarına ve idari işlemlere karşı anayasa şikâyeti başvurusu bir ay içinde yapılmak ve gerekçelendirilmek zorundadır. Anayasa Mahkemesi Yasası’nın 93/III maddesinde ise: “Anayasa şikâyeti başvurusu bir yasaya veya aleyhine bir kanun yolunun bulunmadığı kamu gücü işlemine karşı yapılmışsa, anayasa şikâyetine ancak yasanın yürürlüğe girişinden ya da kamu gücü işleminin yapılmasından sonraki bir yıl içerisinde başvurulabilir” denilmiştir. Dolayısıyla, kanun yolları tüketildikten sonra kesinleşen mahkeme kararları aleyhine bir aylık sürede, yasa ve kanun yolu kapalı işlemler aleyhine ise bir yıl içinde başvurulması gerekecektir Yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki bir yıl içinde başvuru yapılmamışsa, artık doğrudan yasaya karşı anayasa şikâyeti başvurusu yapma olanağı yoktur. Ancak itiraz yoluyla anayasaya aykırılık iddiasında bulunabilir.

Ülkeler bazında incelendiğinde;

Federal Alman sisteminde yasanın kişiye uygulanması için idari veya adli herhangi bir işlem yapılması gerekiyorsa, kişi doğrudan yasaya değil ancak kendisine uygulanan bu işlem ve eylemlere karşı yasa yollarını tükettikten sonra anayasa şikâyetine başvurabilmektedir. Yasa’ya karşı doğrudan başvuru, ancak yasanın kişiye doğrudan uygulanması halinde söz konusu olacaktır ve diğer başvuru şartlarını da taşıyorsa kabul edilmektedir.

İspanya’da kanun yollarının tüketilmesinden sonraki 20 gün içerisinde bireysel başvurunun yapılması gerekmektedir. Avusturya’da bu süre 6 haftadır. Meksika’da yurt içinden başvurularda bireysel başvuru için 60 günlük, yurt dışından başvurularda ise 90 günlük süre öngörülmüştür. Güney Kore’de ise iki tür bireysel başvuru olduğu için iki tür başvuru süresi belirlenmiştir. Yasa veya idari işlemlere karşı başvurulacaksa, başvuruya neden olan olayın öğrenilmesinden itibaren 90 gün ve her halükârda 1 yıl içinde yapılması gerekmektedir (madde 69/1). Anayasa’ya aykırılık iddiasının yerinde görülmemesi nedeniyle yapılacak bireysel başvuruların ise, redde ilişkin mahkeme kararının alınmasından sonraki 30 gün içerisinde yapılması gerekmektedir.

Özetle; bireysel şikayet başvurusu, yargı yollarının tüketilmesinden veya eğer böyle bir yol yoksa ihlalin öğrenilmesinden itibaren 30 gün içerisinde yapılmalı. Eğer bir mazeret varsa bu mazeret gerekçesinin ortadan kalkmasının ardından 15 gün içerisinde ve başvuru ücreti olarak da 150 TL’lik bir harç yatırılması ilebaşvurmak gerekiyor.

Anayasa şikâyeti başvurularının, bütün ülkelerde yazılı ve gerekçeli olarak yapılması gerekmektedir.

Avusturya, İspanya ve Güney Kore’de bireysel başvurucuların avukatla temsil edilmesi zorunluluğu vardır. Mahkemeler avukat tutacak gücü olmadığını bildiren kişilere, ücreti hazineden ödenmek üzere avukat atayabilmektedirler. Belki de bu nedenle, bireysel başvuruya ilişkin en ağır şekil şartları Avusturya uygulamasında bulunmaktadır. Avusturya uygulamasında faks ve elektronik posta (e-mail) ile yapılan başvurular kabul edilmemektedir.

Federal Almanya’da sadece duruşma yapılması halinde avukatla temsil zorunluluğu vardır. Federal Almanya’da anayasa şikâyeti başvurusu ücretsizdir. Ancak mahkeme bireysel başvuru hakkının suistimal edildiği sonucuna varırsa 2600 Avro’ya kadar idari para cezası verebilmektedir. Avusturya’da her başvuru için mahkeme veznesine 180 Avro başvuru ücreti yatırılması gerekmektedir. Güney Kore’de başvurular ücretsizdir. Ancak masraf gerektiren inceleme yapılması gerektiği takdirde talep eden tarafın mahkeme içtüzüğünde öngörülen şekilde bu masrafları karşılaması gerekmektedir. Başvuru dilekçesinde, başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün, dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekiyor.

Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi de şarttır.

Mahkeme bünyesinde oluşturulacak bir komisyon üç halde dilekçeleri kabul etmeyebilir:

  • Başvurular, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımıyorsa,
  • Önemli bir zarara uğranmadıysa ve
  • Dilekçeler açıkça dayanaktan yoksun bulunursa.

6216 sayılı kanunun bireysel başvuruyla ilgili bölümünün son maddesi; “Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca 2.000,00 Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir” denmektedir.

23 Eylül 2012 olan başlangıç tarihi olup; kanunun geçici madde 1/8 hükmüne göre Anayasa Mahkemesi ancak bu tarihten sonra kesinleşen kararlar aleyhine yapılacak başvurulara bakabilecektir.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1798 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri