Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

ASALA ve PKK İlişkisi - II -

07 Eylül 2012 Cuma

Türkiye'ye Karşı Ermeni ve Kürt Saldırılarının Başlatılması Süreci

Yazımın başında belirtmiştim biz aslında Ermeni kökenli miyiz yoksa Kürt kökenli miyiz diyerek gelelim bu konuya. Ermeni etnik kökene karşı verilen etnik terörün tarihteki ve günümüzdeki Türkiye’ye yönelik bir diğer etnik terörizm tehdidini oluşturan Ayrılıkçı Kürt Hareketi kaynaklı etnik terörün başlangıç tarihi olarak, 1806 Babanzâde İsyanı veya 1833 Soran İsyanı öne çıkartılmıştır. Ancak, Babanzâde isyanı Babanzâdeler arasında yaşanan beylik mücadelesi, Soran isyanının da devlete vergi vermemek için başlatılan bir isyan olmasından dolayı Ayrılıkçı Kürt Hareketi kaynaklı etnik terör ile uzaktan yakından ilgisi bulunmadığından bu isyanların başlangıç olarak kabul edilmesi pek doğru olmayacağı kanaatindeyim.

Türkiye’ye yönelik Ayrılıkçı Kürt Hareketi kaynaklı etnik terörizmin başlangıç tarihi 1880 yılına kadar geri alınabilir ki bağımsız bir Kürt devleti kurmak isteyen Seyh Ubeydullah’ın Rusların kışkırtması ve İngiltere’nin para ve silah yardımı sonucunda İran ve Osmanlı’da yaşayan aşiret mensupları ile birlikte başkaldırdığı dönemdir. XIX. yüzyılda İngiltere, Fransa, Rusya ve ABD’nin Kürtlere Kürt’ün Türk’ten ayrı bir etnik kimliğe ve dile sahip olduğu yönündeki politikasından etkilenip kendi bağımsız devletlerini kurmak isteyen Ayrılıkçı Kürt Hareketi kaynaklı 1900’lü yılların başlarından itibaren hem kurdukları cemiyetlerin hem de isyanların aracılığıyla amaçlarına ulaşmaya çalışmışlardır. Bir taraftan 1880 yılında başlayan Seyh Ubeydullah isyanının kısa sürede bastırılmasının ardından 1899’da Emin Ali Bedirhan, 1912’de Bedirhaniler, 1919’da Ali Batı, 1920’de Koçgiri, 1925’de Şeyh Sait, 1926’da Ağrı, 1930’da Zeylan – Oramar İsyanlarıyla diğer taraftan, Kürdistan Azmi Kavi Cemiyeti (1900), Kürt Teâvün ve Terakki Cemiyeti (1908), Hevi Cemiyeti (1912), Gehandenî Cemiyeti (1913), Kürt Tealî ve Terakki Cemiyeti (1918), Kürt Milliyet Fırkası (1918 - 1919), Kürt Teskilat – ı İçtimaiye Cemiyeti (1918 - 1919), Kürt Tamîm – i Maarif ve Neşriyat Cemiyeti (1919), İstanbul Kürt Kadınlar Cemiyeti (1918 - 1919), Kürt Millî Fırkası (1918 - 1919), Kürt Hoybon Cemiyeti (1918 - 1919) gibi kuruluşlar ile bağımsız bir Kürt devleti kurmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet döneminden İkinci Dünya Savaşı’na kadar emperyalist devletlerin desteği ve kışkırtmaları sonucunda başta Şeyh Sait isyanı olmak üzere toplam 23 Kürtçü isyan başlatılmıştır. Çıkarılan birçok isyanlarda başarı sağlanamayınca, Kürtçülük hareketleri, yüksek öğrenimlerini tamamlamak üzere İstanbul’a gelen doğulu gençler tarafından yürütülmeye başlanmıştır. İstanbul’a gelen gençlerin barındırılması ve birbirleriyle fikir alışverişinde bulunabilmeleri için 1938 yılında Dicle Talebe Yurdu kurulmuştur. Bu yurt kısa zamanda Kürtçülüğün bir ocağı haline gelmiştir. Geçmiş isyanların kötü neticelerini göz önünde tutan Kürtçü liderler, Türk Devleti’nin kudretini de dikkate alarak, önce aydın bir Kürtçü kadro yetiştirmeyi, bilahare de, yasal yolları deneyerek amaca ulaşmayı planlamışlar ve bu hareketin merkezi de Dicle Talebe Yurdu olmuştur. Bu fikirleri gençlere yaymak için, bir de Dicle Kaynağı isminde bir dergi çıkartmışlardır. 1958 yılından itibaren Ayrılıkçı Kürtler bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak amacıyla faaliyetlerini siyasi alana taşımışlar ve illegal olarak yapılanmışlardır. Bu amaçla “1958’de Kürt İstiklal Partisi’ni”, “1959’da Türkiye Kürt Talebe Cemiyeti’ni” ve 1965’de Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP)’ni kurmuşlardır.

1965’de Türkiye Kürdistan Demokrat Partisinin amaçları şunlardır:

1. Türk Anayasası’nın değiştirilmesi, Kürt ve Türk terimlerinin Anayasa’da birlikte yer alması ve Türk Devleti’nin bu iki unsurdan oluştuğunun kabul ve ilan olunması;

2. Parlamentoya kendi nüfusları oranında milletvekili verilmesi;

3. Kürdistan olarak tanımlanan yerlere muhacir yerleştirilmemesi ve buradaki köy ve kentlerin isimlerinin değiştirilmemesi;

4. Kürdistan şehirlerine aslı Kürt olan idareciler yollanması;

5. Türkiye’deki Kürdistan’da resmi dilin Kürtçe olması, okullarda Kürtçe eğitim verilmesi, Kürtçe radyo ve televizyon kurulması ve Kürtçe kitap, mecmua ve gazete nesrinin sağlanması;

6. Devletin, Kürdistan olarak tanımladıkları yerlerin kalkınması için mali ve iktisadi tedbirler alınmasını ve bunun için Kürdistan olarak bildikleri yerlerin sınırları içerisinde ağır sanayi yatırımlarının oluşturulmasını ve bölgeden çıkan petrol gelirlerinin % 74’ünün, Kürdistan olarak belirttikleri yerlere sarf edilmesinin gerçekleştirilmesi

Dönemin Anayasası’nın tanımış olduğu geniş özgürlüklerle bir takım istekleri masum olarak gösterip, doğu halkının refahı ve özgürlüğü bağlamına getiren siyasi Ayrılıkçı Kürtler Türkiye İşçi Partisi içerisinde de Marksist Kürtçülük hareketini siyasi alana taşımaya kalkmışlardır. Ancak; TİP’nin içerisinden gelen bir kısım Kürt sosyalistler tarafından doğulu öğrenciler arasında kültürel çalışmalar yapmak amacıyla Doğu Devrimci Kültür Ocakları (DDKO) 6 Mayıs 1969’da kurulmuştur.

Halkın, masum taleplerinin istismarı temelinde ortaya çıkarmak suretiyle, kalabalık kitlelere hitap eden ve belli bir imaj yaratan DDKO yöneticileri, aynı zamanda illegal olarak da ilişki sağlayabilecekleri kişileri, özel eğitimden geçirerek, birer bölücü militan olarak yetiştirme gayreti içerisine girmişlerdir. 1960’lı yıllar, Türkiye’ye yönelik yıkıcılığın müşterek bir ideolojide bütünleştiği bir dönemdir. Ermeni – Kürtçü yakınlaşması Marksist – Leninist bir çizgiye oturtuluyordu. Ermeni üssü haline getirilmiş olan Lübnan’ın Beyrut Üniversitesi Kürtçülük merkezi durumundaydı. 1960’lı yılların sonuna doğru Ermeni – Kürt dayanışması gündeme taşınmıştır.

Eski Taşnak (Çan Sesi) üyesi, 1929 yılında yayınlamaya başladığı 18 bölüm halindeki araştırmalarını, zamanla genişletip 1969 yılında kitap haline getirdi. “Kürt Ulusal Hareketleri ve Ermeni Kürt İlişkileri” adlı bu kitaptan ilgimi çeken bazı cümleler şöyledir: Ermeni – Kürt dostluğu, Yakın Doğu’daki en önemli fenomenlerden biridir. ...Bizlere düşen vazife, her iki ulusa fayda getirecek hareketlerin bilinçliliği içinde metanetle güç birliği ile eylemlerde bulunmaktır. Bağımsızlık savaşları, daha zor şartlar altında Türkiye’ye karşı mutlaka devam edecektir. …Ermeni – Kürt birleşik sorunu, birlikte verilecek savaşın kaçınılmaz olarak Ermenistan ile Kürdistan’ın bağımsızlıklarını gerçekleştirecektir.

Ermeniler, geçmişte isyanlarda uyguladığı Ermeni – Kürt dostluğu politikasına cevap veren aşiret bulamamışken, aynı politikayı 1960’lı yıllardan itibaren uygulamaları ile bir kısım Kürtçüler ve PKK’lılar tarafından destek bulduğu PKK – ASALA işbirliğinde ortaya çıkmıştır. 1971 yılında yapılan askeri muhtırada birçok Ayrılıkçı Kürt militanı tutuklanmış ve 1974 Genel Affı ile siyasal alana geri dönmüşlerdir. 23 Ocak 1976’da Kawacılar kurulmuştur. 1979’da Diyarbakır’da düzenlenen bir operasyonda ne zaman kurulduğu bilinmeyen Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK) diye illegal bir örgüt çökertilmiştir. 12 Eylül Askeri İhtilali öncesi Ayrılıkçı Kürt Hareketi propagandası ve Kürdistan devleti kurmak isteyen Ayrılıkçı Kürtler sol örgütler içerisinde faaliyet göstererek, silahlı eylemlerde bulunmuşlardır.

21 Mart 1973’de Ankara Çubuk Barajı’nda Abdullah Öcalan ve birkaç kişi toplantı yaparak, Ayrılıkçı Kürt Hareketi ile ilgili önemli kararlar almıştır. Abdullah Öcalan ve taraftarlarının yapılanma çalışmalarını tamamlamasıyla PKK terör örgütü ilk kez 15 Ağustos 1984’te Şemdinli ve Eruh’da yaptıkları baskınla adını duyurmuş ve etnik terör uygulamaya başlamıştır. Bugüne kadar terörizm uygulayarak, 35.000 polis, asker, öğretmen ve vatandaşın canını alan terör eylemlerinde bulunmuştur. Abdullah Öcalan 15 Şubat 1999 tarihinde yakalanıp, ömür boyu müebbet cezasına çarptırılıp, tutuklu olmasına rağmen örgüt faaliyetlerine devam etmiş ve etmektedir.

Gelecek Yazılar Sırasıyla:

ASALA ,

PKK ,

ETA

ASALA-PKK-ETA Birbirleriyle Benzerlik , Fark ve İlişkileri

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2376 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri