Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

AŞK ALLAH’ın TECELLİSİDİR

01 Ağustos 2012 Çarşamba

Yemek yapmak yaşamın kendisi olup; yemek aşkın, sevgiinin katılmasıyla daha bir anlam kazanır. Yemeğin hazırlanışından sunumuna kadar bir sanatıır. Hele ki yemek yapılırken sevgi, acı, tat, özlem ve hasretin karşımının yemekte olması lezzete lezzet katar. Yaşam da nasıl ki fazlası tadını kaçırırsa yaşamın yemek pişirmekte ki durumu da aynıdır. İşte bu durumda her mevzuda kararını bilmek lazımdır. Yemenin, içmenin, uyumanın, sevinmenin, öfkelenmenin olmak üzere herşeyin bir kararının olduğu aşikardır. Hani canımız yanar bazen, insanların sözleri, halleridir canımızı yakan. İğnelerini batırırlar, umudumuzu kırarlar, canımızı acıtırlar. Biz de onlara aynı karşılığı vermek isteriz. Nefsin imtihanı ağırdır ve kulu etkisine almak için kötülüğe misliyle muamele etmek ister. Ama iyi yürekli insanlar kötülük edemez. Hamurlarında yoktur ki bu karşısındakini yaraladıkça, kendi canlarını yakarlar bilmeden. Amma velakin bilesin ki nefsine yenildikçe çiğ kalır insan. Tadı, tuzu, yüzünün nuru silinir. Rabbim sevdiği kuluna verir derdi Bilir misin? Firavun’un ömrü boyunca başı bile ağrımamıştır. Çünkü Allah’ın onu huzurunda görme arzusu yoktur… Oysa ki bizler Allah’tan gelene Eyvallah der, acıyı, derdi bağrımıza basarız. Yaratandan gelen başımız gözümüz üstüne. Yanarız evet ama yanmadan pişilmiyor. Yanmadan hamsın, çiğsin…  Birine sevdalanmak onu alıp yüreğinin bir köşesine saklamak ve gittiğin tüm yollar boyunca yanında taşımaktır aslında... Aşk, Allah’ın tecellisindendir. Tecelli ise tekrar kabul etmez. Kâinatta hiçbir an yoktur ki başka bir ana benzesin.

Şiir duygulara tercüman olsun

Ah gönlüm bugünde Can'dan soluyor

Hasretin yaksada , sözlerim üşüyor

Gün be gün aşikar ömrüm sensiz bitiyor

Ah batan güneşim, bir tek o beni anlıyor

Sana doğan gönlüm , başkasında ölür mü ?

Aşksa seni, bana güzel kılan

Aşktır zaman, sana doğru akan

Gel gör gönlümden, yar benli seni

Dünya ne küçüktür sevdim seni seveli...

Ah gönlüm bugünde Can'dan soluyor

Hasretin yaksada , sözlerim üşüyor...

Günün birinde garip bir bülbül bir güle meftun olmuş ama ne meftun olmak . Gül bülbülün bağrınının kanından, gözünün yaşından kızardıkça kızarır, gonca gonca açarmış. Birgün yükseklerden uçan bir kartal bu gülü görmüş bahçede, ilk görüşte vurulmuş gülün yüzelliğine. Gelmiş güle derdini açmış, e kartal bu göklerin efendisi, kuvvetli, gözü kara. Gül de sevmiş kartalı. Yanıbaşında öten aşkıyla biçare bülbülcüğü unutmuş. Gitme kal diyen bülbülü duymadan dağların tepesine doğru kartalın ağzında yükselmiş. Gül gidince bülbül harap perişan, yemez içmez artık ötmez olmuş. Kartal gülü dalından koparınca güzelliği günden güne solmaya başlamış. Kartal da zamanla bakmaz olmuş gülün solgun yüzüne. Kartalın sevgisi sadece gülün güzelliğineymiş çünkü. Gül anlamışki onu bunca zaman güzel yapan, bülbülün fedakarlığı, aşkıymış. Bin pişman olmuş onu bırakıp gittiğine. Bahçesine geri dönmek istemiş.Kartalda almış gülü bahçeye geri getirmiş . Onun döndüğünü gören bülbül renginin solmasına güzelliğinin gitmesine aldırmamış. Gül tutunmuş toprağa, bülbül konmuş yanıbaşına, eskisi gibi bağrına dikenini saplaya saplaya kanıyla canıyla beslemiş gülü. Gül güzelliştikçe bülbül zayıflamış, bitap düşmüş. Çünkü gülü yaşatmak için her zamankinden daha çok vermiş kendi kanından canından. Bir sabah gül alev gibi al bir gonca olarak açmış. Bide bakmışki yanıbaşındaki küçük bülbül can vermiş.Bülbül sevdiği yaşasın iyi olsun diye kendi canından geçmiş meğer. Gül ogün anlamışki, aşk; bülbül gönüllülerinin işi. Bülbül gibi yanmayacaksan canından geçmeyeceksen aşk meydanına çıkmayacaksın diyerek öyle bir ah etmişki, kırılmış dalı ve bülbülün yanına düşüvermiş gül goncası. Aşk fedakarlık ister, gayret ister, emek ister. Bülbül gibi sevmeyeceksen gönlünü boşa yormayacaksın

 

Bu garip kula kanayan gönüle neden cefa çektirirsin

Oyuncak olmuş gönlüm elinde neden bir ordan bir burdan vurursun

Yaralarsın, kanatırsın hiç düşünmeden

Nedir bu verdiğin ceza sürekli kırarsın bu garip gönlümü

Bir sever görünürsün sarar sarmalarsın sonra birden itersin beni yanından

Neyin dersini verirsin bana Ey Rabbimin kulu

Güzel şeyler demek istemiyorsan artık kanatma gönlümü

Bilirim rabbim sevdiği kuluna verirmiş bu acıları

Derinin olgunlaşması için dövülürmüş

Ben olgunlaştım hamdım piştim artık bunu gör ey kul

Sen de benimle yürümek istemektesin bilmekteyim

Davranışlarından sözlerinden anlamaktayım

Ey kul artık kanatma gönlümü acıtma seni seven ruhumu

İçime atarım söylediklerini hiddetini

Bu kadar isterken severken sen de eza çektirme bize

Senin içindeki vesvesedir sadece

Buna göre de her kulun ve senin ve benim de bilmemiz gereken şunlardır ki; 

Kuran'da herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğu ayetlerle çok açık bir şekilde açıklanmıştır. Bu konudaki bir ayet şöyledir:

Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez… (Enam Suresi, 59)

Ayette bildirildiği gibi, Allah'ın bilgisi ve dilemesi dışında yeryüzünde bir yaprak dahi düşmez. Yani yeryüzünde her olay Allah’ın bilgisi ve kontrolü altındadır. İşte insanlar dünyanın özel olarak var edilmiş bir imtihan yeri olduğunu bilmeli ve bu özel ortamda birçok imtihan vesilesini Allah'ın özel olarak yarattığını da unutmamalıdırlar.

Allah yeryüzündeki imtihanın gereği olarak insanları her türlü olayla deneyebilir. Nitekim Kuran’da bu gerçek şöyle bildirilmiştir:

Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155)

Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın, kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o, çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir. (Nur Suresi, 21)

Oysa insanın hızla gelip geçen dünyada yaşadığı her an çok kıymetlidir ve asla boş korkular, faydasız kuruntularla bu "belirlenmiş" süre geçirilmemelidir. İnsan daima olumlu düşünmeli, var oluş gayesine uygun bir çaba içinde olmalıdır. İşte böyle bir çaba gösteren kişi, Allah’ın dilemesiyle dünyada ve ahirette güzellik bulur. Allah'a imanın, kadere teslimiyetin huzurunu fark eden bu kişinin şeytanın oyununa gelmesi mümkün değildir. Yani vesvese belasından kurtulmanın yolu, Allah'a sığınmak ve Rabbimiz'in istediği gibi yaşamak ve davranmaktır:

(Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde iyice düşünürler (Allah'ı zikredip anarlar), sonra hemen bakarsın ki, görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 201)

Şeytanın boş kuruntularından kurtulmanın yolu bir başka ayette de şöyle belirtilmiştir:

Eğer sana şeytandan bir kışkırtma (vesvese) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Araf Suresi, 200)

Görüldüğü gibi müminler için şeytanın vesveseleri hiçbir sorun teşkil etmez. Sahip oldukları iman ve sürekli Allah'ı anmaları, şeytana ve onun vesveselerine kapılmamalarını sağlar. Tutunacak hiçbir dalı olmayan inkarcıların ise vesveseyle ve şeytanın oyunlarıyla mücadele edebilecek güçleri de yoktur. Şeytanın emrinde olan kişiler olmaktan asla kurtulamazlar. Nitekim şeytanın iman edenler üzerinde hiçbir gücü olmadığı, ancak inkar edenlere gücünün yettiği ayetlerde şöyle haber verilmiştir:

(Şeytan) Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım."

"Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna." (Allah) Dedi ki: "İşte bu, bana göre dosdoğru olan yoldur." "Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur." (Hicr Suresi, 39-42)

 

Rabbim herşeyi yazmıştır yerine koymuştur. Ana rahmine düşerken daha her yaşanacağı kullarının alnına çizer. Bunun içindir ki bize verilen bu yaşam çizgisindeki sınavlarımızca vesveseden uzak durmaktır. Allahı anıp ona yönelip ondan medet umup ona yakarmalıyız. Doğruyu bilen ve gören yalnızca o dur. Her konuda bize yol göstericidir. Düşünme zamanındır artık ...

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6514 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri