Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

ASSUBAYLARA VİCDAN VE MİNNET BORCUMUZ ÇOKTUR

17 Ekim 2012 Çarşamba

Dünya’da assubayların tarihine baktığımızda neredeyse ordunun gerçekten de bel kemiği oldukları yadsınamaz. Bir ülkenin savunmasında korunmasında bu kadar etkin görev alan bu saygıdeğer camiaya ne kadar dua etsek ne kadar saygı ve sevgi ve muhabbet göstersek gerçekten azdır. Evet onlar ordunun gerçekten de belkemiğidir. Diğer uzuvlar bir yana biyolojik oluşumlarda omurga olmazsa o bünye asla ayakta duramaz asla görevini yapamaz. İşte assubaylarımızda ordunun temelini atan köklü çınar ağaçlarıdır. Vatanının toprağına öyle kök salmıştır ki artık çevresine oksijen veren hayat veren kenarından çıkan filizlere daha bir büyüyen ama meyva veren ağaç misali de hep horlanan hep taşlanan nadide özel saygıdeğer eli öpülesi tertemiz gönüllü asla kıyafetinden dolayı değişmeyen toplumdan kopmamak için toplumdan geldiği bilincini unutmadan Türk aile ve geleneklerine bağlı ve bunu devamlı ayakta tutmak için de ayrıca çaba gösteren vatan sevdalılarıdırlar. Evet Türk gelenek ve göreneklerine peygamber ocağının Peygamber Efendimizin ocağı olduğunu bilerek kendisine teslim edilen Mehmetleri, Muhammetleri kendi evlatları gibi bilen onlarla aynı masada aynı siperde omuz omuza onlarla gazinolarda komutan değil bir abi bir baba olabilen Türk gelenek ve göreneklerini o Muhammetlere unutturmayan aile bilincini sevgisini vatan sevgisini aşılayandır. Gerekirse uzmanıyla eriyle aynı cezaya çarptırılan köle gibi muamele edilen vatan aşıklarıdır.  Öyle saf ve temiz yetiştirilmişlerdir ki sadece gördükleri vatanlarıdır ve insana sevgi ile bakmalarıdır. Herkesi kendileri gibi görüp saygıda sevgide hürmette kusur etmezler. Hani bir söz vardır ya arlı arından utanır sesini çıkartmazmış arızdan korkuttum sanıp kendini onun efendisi sanıp ezer de ezermiş ya işte canım assubayım da zaman içinde büyük yanılgılar ile efendiliğinden kaynaklanan uslubuyla tanınamamış tanınmak istenmemiş birilerinin bu durumları işlerine geldiği için bu duruma gelmiştir.

Evet ordunun omurgasıdırlar ki bu asla yadsınamaz. Dünya tarihine bakıldığında orduların ilk kurulduğu zamanlardan bugüne; M.Ö. 800-700 - M.Ö.2000-1200 Hitit Ordusun’dan başlayıp Roma, Büyük Hun ve devamında İngiliz ordularında ve diğer ülke ordularında ilk assubayların varlığı görülmektedir. Bir ülkenin savunmasında elzem ihtiyaç olan ordunun varlığında önemli yer tutan assubayların ordunun belkemiği olduğunu inkar sapkınlıktır.  Unutulmamalıdır ki tarihte önceleri ülkelerin sınırlardaki garnizon kentlerinde oturan ve daimi olarak profesyonel askerlik yapan, bugünkü karşılığı bir tür assubaylık denebilecek askeri bir pozisyonun kuruluşu gerçekleşti. Ayrıca, savaş zamanı seferber ettiği ana ordusunda da çeşitli askeri rütbeler kullanılmaktaydı.

Şimdi soralım o halde; vatanına milletine kendini ve ailesini dahi gözü görmeyecek kadar bağlı olmak suç mudur günah mıdır? Yine soralım; bu tür düşünenler köle midir yoksa takdir edilmesi gerekenler midir? O kadar yükü omuzlamış fedakar cefakar bu vatan evlatlarının sadece ama sadece saygı görmek insan hakları bağlamında yaşam yaşama istekleri haksız yere midir? Bu isteklerin yerine getirilmemesi hem vatana hem de bu vatan evlatlarına biz sade vatandaşlar için dünya ve ahrette boynuzumun borcu sırtımızın kamburu olmayacak mıdır? Hak ihlali değil midir? Ben rahat yatayım diye bu vatan evlatları yatmazken bana sana tüm millete değil midir bunu vebali?

Ne der Rabbimin Kelamları ki ne güzel der;

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

 “Adaletli yöneticiler, kıyamet gününde nurdan minberler üzerinde oturtururmuş oldukları halde Rahman'ın sağında, onun iki eli arasındadırlar. Onlar öyle adil kimseler der ki, hükümleri dost, ehli ıyal ve malları ile de olsa adalet üzredirler.”

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

 “ Hüküm sahibi insanlar meşakkat kapısındadırlar. Ancak Allah'ın korudukları müstesnadır.”

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yakında hepiniz devlet hizmetinde bulunmayı arzu edeceksiniz. Halbuki, o istediğiniz memurluk kıyamet gününde size pişmanlık ve üzüntü kaynağı olacaktır. Devam eden sevinç ne iyi, sonunda kesilecek olan sevinç ise ne fena”

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

 “Adaletten ayrılan devlet büyüklerinin yüklenmiş bulundukları günahlar kendilerine aittir, (onlar Allah'ın emirlerine aykırı hareket etmedikçe itaat etmeniz gerekir.) Ama onların yaptıkları zulme rıza gösterip, zalim olmaları hususunda meydan verdiğinizden bu vasiyete itaatin cezası ise size aittir.”

Benden sonra, ileride yalan söyleyip zulmeden emirler türeyecektir. Onların yalanlarını tasdik edip zulümlerinde onlara yardımcı olanlar, benden değil ve ben de onlardan değilim. (Kıyamet günü) Havzıma uğrayamazlar.” buyurmuştur.

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

 “Yüce Allah'ın büyüklüğündendir: Yaşlı ihtiyar müslümanlara,(galatsıza) hakkını vererek Kur’an-ı Kerim'i ezber edenlere ve adaletli kumandanlara ikram etmesi.”

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

 “Adil ve alçak gönüllü bir devlet başkanı Allah'ın yeryüzündeki gölgesi ve mızrağıdır. (Zayıfları himaye eder ve onlara saldıranlara karşı korur.) Böyle müslümanlar ( Hükümdarlar ) için yetmiş Sıddıkın sevabı yazılır.”

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

 “Benden sonra gelecek olan halifelerime; Allah'ın gazabından korkup emirlerim eksiksiz yerine getirmelerini tavsiye ederim. Keza, İslam camiasına da: Büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi ve merhamet etmelerini, mallarını artırmalarını, biri birlerine zarar vermemelerini, zillete düzmemelerini, herhangi birini dövmemelerini hak ve hukuklarını korumalarını, zayıfı kuvvetlinin yememesi için kapılarını zayıflara kapamamalarını tavsiye ederim.”

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

 “Benden sonra ümmetimin idaresini üzerine alan her idareci, kıyamet günü sırat teşrinde durdurulur ve amel defterine bakılır. Şayet, adil bir idareci ise, adaletinin sayesinde köprüden geçer. Yok, öyle değil de zalim ise üzerinde bulunduğu köprü şiddetle sarsılır. Öyle bir sarsılma olur ki zalim idarecinin her uzvu yüz senelik mesafeye atılır. Sonra, dağılan bu uzuvları toplayarak sıratın üzerinde yakılır. İlk olarak alevler temas edecek olan uzuvları yüz ve burun kısımları olacaktır.”

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3442 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri