Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

ASSUBAYLARIMIZIN YAŞADIKLARI...

18 Ocak 2013 Cuma

Hani deniyor ya assubaylar hiyerarşiye uymadıklarından disiplinsiz cahil olduklarından tüm cezaları alıyorlar, hani o bembeyaz denizcileri görürüz de gıpta ile bakarız ya işte bunların aslında böyle olmayıp öyle gösterilerek adaleti bile yanıltan küçük ve hastalıklı beyinliklerin uyguladıkları mobingler sonucunda assubayları gereksiz gören subayları asil gören zihniyetler tarafından uğranılan haksızlıklara yer verdiğim yazılarıma devam ediyorum. Bunları köşemde anlatırken bana bunları gönderenlere isimsiz kahramanların isimlerini vermiyorum. Belki anlatanlar isimlerini vermemi isterler ama ben mağduru daha da mağdur etmemek adına isimsiz kahramanlar olarak isimlendirerek gelen maillere yer vermeye devam ediyorum. Düne kadar içlere kanayan ama dışa vurulmayan ve Peygamber Ocağı adıyla anılan Ordumuzda uygulana gelen pek çok haksızlığın iç acıtan örneklerini Allah korkusunu, hakkı hukuku ilke edinen devlet büyüklerimize seslenmek adına köşeme taşıyorum.

“Sayın İnci Kayar  Astsubayların ve Astsubay emeklilerinin yaşadığı sorunları dile getirip yayınladığınız için teşekkürler.

Ben 1976 mezunu Emekli Adi Malul deniz astsubayım. Size görevdeyken ben arkadaşlarımın beraber  yaşadığımız mobinge yönelik ve haksız durumlara nasıl düşürüldüğümüz adaleti nasıl yanıltılarak bizlere suçlu muamelesi uyglamalarının canlı örneklerini bizzat yaşayanlar olarak yaşadığımız olaylardan bahsetmek istiyorum.

İlk Olay; 1978 yılında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı, TCG Mareşal Fevzi Çakmak isimli gemide görev yapmakta idim. Bir akşam gemi kıdemsiz astsubay salonunda istirahat anında, Gemi 2 ci komutanı olan ismini hatırlayamadığım Binbaşı, yanında nöbetçi subayı ile birlikte salona gelerek, elindeki personel listesini gösterip, Arkadaşlar Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde bir kampanya başlatıldığını, bu kampanyadan toplanan parayla, 1974 yılında yapılan, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ölen, batan Kocatepe Gemisinin Baş Çarkçısı  olan Binbaşının eşine, Heybeli Ada’da ev alınacaktır diyerek, Gemi Personelinin bu kampanyaya iştirak ederek yardım yapmamız gerektiğini söyledi. Bunun üzerine ben ve bazı arkadaşlarım, batan Gemide Astsubay ve Askerlerde öldü, neden sadece Binbaşı için yardım toplanıyor, biz yardım yapmak istemiyoruz dediğimizde, Gemi 2 ci Komutanı tepki göstererek, yardım yapmayanların isimlerini Gemi Komutanına bildireceğim gerisini siz düşünün diyerek bizi tehdit etmişti. O günden sonrada mobinge uğramaya başladık, bütün Subaylar üstümüze gelerek sıkıntı yaratıyor, bizleri tahrik ediyor, mesnetsiz ve yersiz gerekçelerle cezalar almaya başladık, böylece sicilimizi bozmaya başlamışlardı, dosyalarımıza da sakıncalı personel diye işaret koyup bizleri fişlediler. Her atandığımızda, yeni birliğimize, sicil dosyalarımız bizden önce gider ve biz önyargılarla karşılanırdık, bizlerle uğraşırlardı. Şükürler olsun, ihraç edilmeden emekliliğimi hak ettiğimde hemen emekli oldum. Ancak korkudan yükselebileceğim en yüksek derece ve kademeyi bekleyemeden, 5 ci derecenin 3 cü kademesinden emekli olduğum için en düşük emekli memur maaşı olan 1084 TL.maaşımla açlık sınırında yaşamaya çalışıyorum.

İkinci Olay; Yine 1978 yılıydı, Genel Kurmay Başkanlığı, şimdiki disiplin yasa tasarısından daha ağır yaptırımlar içeren tasarıyı, TBMM Başkanlığına Kanunlaşması için sunmuştu. 1980 öncesi Anayasasının şimdiki Anayasanın 74 cü maddesine göre, isteyen her vatandaş kendisinin mağduriyetine yönelik veya zannettiği eylemler için, TBMM Başkanlığına, Başbakana, çeşitli Parti Liderlerine, dilek ve şikayetlerini yazı ile bildirir. Kendilerine 15 gün içinde cevap verilir denmekteydi. Biz Gölcükte bulunan bazı astsubaylar ve diğer kuvvetlerden de yazıldığını bildiğim, Astsubayların mağduriyetine yönelik kanun tekliflerinin engellenmesi diyerek, dilekçelerimizi ilgili yerlere posta yoluyla gönderdik. Dönemin Başbakanı olan Sayın Bülent Ecevit bazı arkadaşlarımıza cevaben bizim meclisimizden anti demokratik yasalar geçmez diye cevap vermiştir. Benim ve bazı arkadaşlarımızın dilekçeleri postanelerden toplatılarak hakkımızda yasal işlem başlatıldı, zamanın en büyük gemisi olan Donatan Gemisinin disiplin mahkemesinde yargılandığımız sırada, kendimizi savunarak şimdiki Anayasanın 74 ncü maddesini gösterip ona istinaden dilekçelerimizi yazdık dediğimizde, savcı arkadaşlar yapılacak birşey yok yukardan emir geldi, en ağır şekilde cezalandırın diye cevap vermiştir. İki dudak arası emir verilmişti cezalandırın diye, yargılamadan infaz edilmiştik. 15 ve 25 er gün oda hapsi cezası almıştık, ayrıca idari işlem olarak da devre kaybına uğratılarak emsallerimizden geri kaldık. Arkadaşlarımızdan eksik maaş alarak hayat boyu ben ve ailem cezalandırıldık. Hala cezalandırılıyoruz. Birçok defa çıkartılan aflardan Genel Kurmay Başkanlığının karşı olmasından dolayı istifade edip affedilmedik, 20 yıllık emekliyim. askerliğim bitti ama müebbet devre kaybı cezam bitmedi.

Üçüncü Olay; yıl 1978 Derince/Kocaelinde makine sınıf okulları komutanlığında kurs görmekte idik, bekar olan kursiyer Astsubaylar, birlik içindeki misafirhanede kalıyorduk. İstirahat saatlerimiz içinde özel ihtiyaçlarımızı gidermek için birliğe sivil elbise ile girip çıktığımız için okul komutanı 150 kadar astsubayı emre itaatsizlikte ısrar suçundan askeri mahkemeye verdi. Mahkeme başkanı olan kıdemli albay neden sivil elbise ile birliğe girip çıktınız diye sordu. Ben de kurs gördüğümüz birlik içindeki misafirhanede kaldığımızı, orası bizim yaşam yerimiz olduğunu, genç ve bekar olduğumuzu, özel ihtiyaçlarımızı gidermek için sivil elbise ile olmamız gerektiğini, üniforma ile gidemeyeceğimiz yerler olduğunu bundan dolayı da sivil elbise ile girip çıkmak mecburiyetinde olduğumu söylediğimde, ne yani siz astsubaylar dururken albaya mı ceza verelim dediğinde çok şaşırmıştım. Mahkeme başkanı subay yanlış yapmaz ne yaparsa doğru yapar demekteydi. Bize de kesti cezayı.

Diğer bir olay; 1991 yılıydı heybeli adada deniz lisesi komutanlığında görev yapmakta idim. Bir arkadaşımın oğlu deniz lisesini kazanmış okumaya gelmişti. Arkadaşım beni telefonla arayarak, oğlunun deniz lisesi hazırlık sınıfında okuduğunu, göz kulak olmamı, bir ihtiyacı olursa yardımcı olmamı istiyordu. Ben de derhal çocuğu bulup kendisiyle ilgilendim. Çocuk iki defa geldi bir daha gelmedi. neden gelmediğini merak edip çocuğu buldum, neden gelmiyorsun dediğimde, çocuk kimse görmesin diye çekinerek, amca abilerim kızıyor, sen yarın subay olacaksın, astsubaylara emir vereceksin, onlarla yüzgöz olma, diyorlar dediğinde çok şaşırmıştım. Çocukların beyinlerini yıkayıp astsubaylara düşman ettiklerine şahit olmuştum. Ertesi gün, sınıf amiri olan yarbayla görüşüp bu durumu anlattım, zaman zaman astsubaylarla kader birliğiniz olduğunu, birlikte cephede savaşacağınızı belki de birlikte ölebileceğimizden bahsedersiniz, neden çocukları astsubaylara düşman edersiniz dediğimde, kızarıp utanarak eğitim icabı diyerek geçiştirmeye çalıştığını unutamıyorum. Kendilerini büyük göstermek için astsubayları küçültmeye çalışmak, ezmek, sindirmek, onların omuzlarına basarak yükselmek, hakkını hukukunu çalmak, vermemek, kendi imkanları ile eğitim seviyelerini yükseltmelerine engel olmak, onların açlık sınırında yaşamalarına duyarsız kalmak ne kişilere ne de ülkeye faydası vardır.

Sadece kendi egolarını tatmin etmekten öte birşey değil.Yazık nereye kadar...”

 

İletişim İçin: incikayar01@hotmail.com

 

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5310 defa okunmuştur

Etiket(ler): , ,

kördüğüm
Erol
Assubayların durumu tam bir kördüğümdür ve bu düğümü çözmeye kimse yanaşmıyor(Kör düğümleri çözen Büyük İskender gibi bir kahraman beklemekteyim).Devlet içinde bir zümre kendi kafasına göre hukuksuz,kanunsuz ve gizli bir imparatorluk kurmuş ve yıllarca her darbeden ,her harekattan,her muhtıradan sonra demokrasiyi katlettikleri gibi Assubayların haklarını da gasp etmişler planlı ve organize olarak Assubayları erat statüsüne kadar indirmişlerdir.Şimdi kurdukları düzen çökmektedir inşallah tamamen çökecek ve ülkeye demokrasi hakim olacaktır.
22 Mart 2013 Cuma 16:55
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Bu yaşadıklarımız ...
Recep Erden · Eskişehir Anadolu Üniversitesi
Bu yaşadıklarımız 2013 Türkiye'sinde halen yaşanmaktadır. Bu kadar isyan ediyoruz. Hakkımızı yiyorsunuz diyoruz ama maalesef herkes kör sağır ve dilsiz olmaya susmaya devam ediyor. Neden anlar bunlar !....
20 Ocak 2013 Pazar 15:23
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Assubaylar
Gülbin Yıldız
İnci Hanım kaleminize yüreğinize sağlık.Assubayların sorunları yazmakla biter mi sizce .O kadar sorunlar var ki dağ gibi oldu.Tweeter da her assubayın attığı tweetler de ayrı yaşam hikayeleri mevcut .Benim eşim 3 kez assubaylıktan subaylığa geçiş sınavını üst üste birincilikle kazandı .Ama mülakatta elediler mülakat heyeti subaylardan oluşuyordu.Nedeni ise pencereden bak kardeşim subay işte gördüğün harp okulundan çıkar deniyordu.Madem sadece harp okulundan çıkardı subay bu geçiş hakkını neden veriyorlardı .Göstermelik mi yapılıyordu yazılı sınavlar.O günler geldi geçti ama yılımızı oldurup emekli olduk çok şükür .Eşim üniverte mezunu olmasına rağmen 1-4 hakkı alamadı.
18 Ocak 2013 Cuma 13:38
Beğendim (7)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Assubayeşi
Gülbin Yıldız
İnci Hanım kaleminize yüreğinize sağlık.Assubayların sorunları yazmakla biteermi sizce .O kadar sorunlar var ki dağ gibi oldu.Tweeterda her assubayın attığı tweetlerde ayrı yaşam hikayeleri mevcut .
18 Ocak 2013 Cuma 11:11
Beğendim (8)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Teşekkürler
Emekli Assubay
İnci Hanım, sorunlarımızı yazdığınız için teşekkür ederiz. Yazınızı okurken, geçmişi yaşıyorum. Nikâhıma gönderilmedim. İzinsiz gittiğim için de ongün hapis yatmıştım. Hiç unutamıyorum. Bu moral ile yıllarca, geçmişi unutmaya çalışarak, vatanıma hizmet ettim. Şükürler olsun ki, yaptıkları yanlarına kar kalarak, burnum kanamadan emekli oldum. Ancak, açlık ve yoksulluk sınırında çocuklarımı okutmaya çalışıyorum. Özlük haklarımızın biran önce düzeltilmesi gerekiyor. Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
18 Ocak 2013 Cuma 10:10
Beğendim (10)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri