Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

ATATÜRK'Ü KORUMA KANUNU'DAN PADİŞAHLARI KORUMA KANUNU TALEBİNE...

16 Aralık 2012 Pazar

31.7.1951’de yayımlanan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Koruma Kanunu’na atıfta bulunan vatandaş dilekçesinde özetle, “Atatürk, TV’lerde görsel basında, internette vb. gibi yerlere kötüleme aşağılama, hakir görme gibi kötü bir şekilde gösterilemiyorsa, padişahların da aynı şekilde korunması gerekmektedir. Osmanlı tarihinde olmayan olayları uydurma senaryolarla film, dizi görsel basın ve kitap yoluyla gerek neslimizin ecdadımızın yanlış tanıması, gerekse dış ülkelerin Osmanlı hakkında yanlış fikirlere kapılması açısından kesinlikle önemli buluyorum. Resmen ecdadımıza hakaret edilmesini bir Osmanlı torunu olarak kabul edemiyorum, Benim gibi düşünen milyonlarca insan vardır. Gereğinin yapılmasını temenni ediyorum” dedi.

Vatandaşımız çok güzel düşünmüş belki de; ama sanırım kanunu biraz yanlış yorumlayarak (kaldı ki hukukçularımız yorum konusunu çok iyi bilirler ki yanlış anlamaların önüne geçmek ya da kanunun maksadını aşar durumlara mahal verilmemesi adına kanunların yasaların ayrıca doğru yorumlanması da gözönünde bulundurulması gereken elzem bir durumdur)  sanki Atatürk’ün şahsı koruma altına alınıyormuş gibi bu kanunun aynısı padilşahlara da olsun diye TBMM’ye dilekçe ile başvurmuş. Elbetteki Dilekçe Hakkı her vatandaşın anayasal hakkı olarak kullanılması gereken bir haktır.

Vatandaşımızın gündeme getirdiği Atatürk’ü Koruma Kanununu hep birlikte maddelerini tek tek yorumlayarak inceleyelim.

Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun; 31/07/1951 tarih ve  7872 sayılı ve 5816 sayılı numara ile Resmi Gazete yayımlanarak kabul edilen bir kanundur. Nedir bahse konu Kanunun içeriği;

Kanunun 1. maddesi incelendiğinde; Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir ki burdaki yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.

Atatürk’ün hatırasına yani (kül haline gelmiş bir vatanı ve milleti kurtarmak için yaptıkları işlere ve vatanı bir araya getirmek için vatandaşla canla başla yaptığı mücadeleye)  alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Gelelim Kanunun ikinci maddesine; birinci maddede yazılı suçlar kapsamında iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumî veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunulacak ceza yarı nispetinde artırılır. Yine birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.

Gelelim kanunun 3. maddesine; bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet Savcılıkları’nca re’sen takibat yapılır. Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür, der ve şimdi haydi bu kanunun biraz daha yorumlarımızla irdeleyelim.

O halde şimdi diyebilirz ki; vatandaşımızın talebi doğrultusunda incelersek bu kanunu, Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun hatasız bir şekilde tasarlandığı anlamına gelmiyor. Kanunun tuhaf olarak nitelendirilebilecek bir yönü de yok değil. Zira kanun, Atatürk’ün şahsına yönelik hakaretlerden çok, heykellerini korumaya odaklanıyor. Kanunda, Atatürk’ün şahsına hakaret etmenin cezası maksimum üç yıl olarak belirtilmişken, heykeller için öngörülen maksimum ceza ağır hapsi de içermek üzere beş yıla kadar çıkabiliyor.

 

Herşeyden önce belirtmek gerekir ki, hakareti ya da kamu malını tahribi cezalandıran kanunlar yapmanın bireysel hakları tehdit eden herhangi bir yönü yoktur. Hakaretin artık aramızda olmayan bir insana yöneltilmiş olması da, mazur görülmesini elbette gerektirmez. Bu tür kanunların bireysel haklar ve düşünce özgürlüğü adına en büyük tehlikesi, eleştiri-hakaret ayrımında oluşacak içtihatların niteliği. Zira bu ayrım sağlıklı bir şekilde yapılmadığı müddetçe, kanunun belli düşüncelerin susturulmasına hizmet edecek şekilde kötüye kullanılabilmasi de mümkün olabilir. Bir başka deyişle, uzun yıllardır Atatürk’ün tartışılamaz ve aşılamaz kılınmaya çalışılması yönündeki çabaların oluşturduğu algı, yargıya hakim olduğu ölçüde, Atatürk’ün düşünceleri ve uygulamalarına yöneltilen olumsuz eleştirilerin de hakaret olarak değerlendirilmesi fazlasıyla mümkün olacaktır.

Şimdi gelelim bu vatandaşımızın feryadına. Atatürk’ün heykellerini ve yaptıklarını korumaya yönelik olan bu kanunu yorumlamasından padişahların şahıslarına hakaretin engellenmesi için kanun çıkartılması talebine yönelik cevabımız; asla ve kata kişiye özel kanun çıkartılmaz ilkesine aykırılık oluşturmaktadır olacaktır. Zira Atatürk’ü Koruma Kanunu denirken aslında yeni oluşan türk devletinin vatanının daim olması amacıyla yapılan kanun anlaşılmalıdır ki bunu Atatürk’ün köz haline gelmiş bir vatanı milletle inşa etmiş olması nedeniyle de Atatürk’ün yaptığı icraatları Koruma Kanunu olarak yorumlanması daha uygun olacaktır. Vatanımızın herbir köşesinde padişahlarımızın heykelleri, kaldıkları saraylarda kullandıkları eşyalar, yaptıkları camiler, surlar heybetle durmaktadırlar ki zaten bunlar Kültür Bakanlığı tarafından koruma altındayken sırf bir fert ya da aileye, hanedana bu kanunun çıkarılmaya çalışılması başta da belrittiğim gibi kişiye özel kanun çıkarılamaz ilkesine aykırı olacaktır.

Tarihimizi değiştirmek elimizde olmadığına göre zira geçmiş yaşanmış ve gelecekte de bunların öğrenilmesi adına ya da tanıtılması adına yapılan her çalışmanın baltalanması tarihin inkarına yönelik olacaktır. Hiçbir millet özellikle de Türk milleti tarihinin hiç bir dönemini olmamış yaşanmamış sayamaz. Bunların kamuoyuna deşifresinde de gerçeklerin anlatılmasında kimsenin de şikayetinin olmaması geremketedir. Zira geçmişini unutanın inkar edenin geleceği olamaz diye güzel bir söz vardır.

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3536 defa okunmuştur
Birisi çıksa ve ATATÜRKÜN hayatını
Ayşe derindüşünür
Birisi çıksa ve ATATÜRKÜN hayatını anlatan bir film çekse. Başroldeki aktörün ismi Mustafa Kemal AtaTürk olsa, BU Filmde muhteşem yüzyılda olduğu gibi gerçeklerden uzak kostümler ve olaylar anlatılsa ne olur inci hanım? Böyle bir filmden sonrada bu günkü yazının aynısını yazarmısınız? "Bunların kamuoyuna deşifresinde de gerçeklerin anlatılmasında kimsenin de şikayetinin olmaması geremketedir." dermisiniz? Derseniz güzel, diyemezseniz çelişkili bir yazı olmuş olur bu yazı.
18 Aralık 2012 Salı 14:07
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri