Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

Avcılar ve Avlananlar

24 Mayıs 2012 Perşembe

Sevgili okurlarım yine bir iç burukluğu yine ateş düşen evler devam ediyor ve edecek. Dünya vahşi orman oldu ve avcı ve avlananlar içinde ne olacakları belli değil.

“Muş'un Varto ilçesi'nde, astsubay başçavuş Erdinç Aydın, evine giderken silahlı saldırıya uğradı. Yakın mesafeden yapıldığı belirtilen saldırıda sırtından yara alan astsubay, kurtarılamayarak şehit oldu. Muş Valisi Ali Çınar, “olayın terörle bağlantılı olup olmadığının araştırıldığını" söyledi. Acı haber, astsubay Aydın'ın Ankara'daki baba ocağına ateş düşürdü.”

 

Ve niceleri…

 

Belgesel programlarda vahşi doğayı tanıma fırsatımız olur. Hepimiz biliriz ki vahşi hayatta avcılar ve avlananlar vardır. Avcılar özellikle belli mevsimlerde kurbanlarını avlamak, neslini kurutmak için ortaya çıkarlar. Onların bir amacı yoktur, sadece içgüdülerini tatmindir. Yani, ben üstünüm, dünya, evren, doğa sadece benimdir başka kimseye yer yoktur. Sadece benim yaşam hakkım vardır, sadece ben doğarım ve üreme özelliğine sahibim ve bu nedenle de her şey benim emrimdedir. İlkel insan, daha modernleşmemiş, medeniyeti ve hakları sadece kendi penceresiyle gören bir zihniyet. Ne oluyor bize.. Başkalarının yaşam hakkına ki kuran da bile yeri vardır “Zümer-42. Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.” Hal böyle iken kime düşer bir canı almak ve bir cana son vermek, yaşamı bitirmek ve sonrasında da hak etti yaptım, pişmanım gibi nefis yönlendirmesine gitmek.

 

Yargı Şehidi Savcı Hakan Kılıç ve niceleri

 

İnsanların oluşturduğu toplumun da yer edinme veya sadece zevk için birbirinin canını almaya kalkışması göstermektedir ki artık medeniyet geldikçe insanların hayatına bu durumların verdiği iç huzursuzluk dışarıya yansımaktadır. Bu durumlar özellikle mevsim dönümlerinde veya dediğini yaptıramadığı zamanlarda ortaya çıkmaktadır.

Aileden başlayan şiddet, öldürme içgüdüsü nedir? Tahakküm elbette ki. Neden herkesin bir köpeği oldu, artık karşılıklı konuşamayan insanlar belki de yavaş yavaş vahşi doğaya merak saran insanlar birbirlerine karşı doğa hayvanlarını önlerine koymaktadırlar. Eskiden çocukların “benim babam senin babanı döver” lafı “benim köpeğim, benim param seni dövere mi dönüyor?” Ben merkezcilik, ben iyi yaşamayı hak ediyorum zihniyeti ortaçağ zihniyetlerinin hala varlığı nedir?

Basın Şehidi Uğur Mumcu ve niceleri

 

İçimizdeki ve birbirimize beslediğimiz terör, tahammülsüzlük nedir? Nedir bize yetmeyen, neden bölünme isteği? Neden kalleşçe birbirini katletme merakı veya gizliden gizliye alttan alta birbirimizi bitirme planları. Hani hoşgörü ki; hoşgörü de kelime anlamında “Birine taviz vermektir” Tolere etmekle aynı anlamdır hoşgörü. Olmasın tolere de olmasın hoşgörü de artık. Ne olur empati olsun. İnsan olduğumuzu unutmadan benden sonrası tufan zihniyeti bitsin. Birlikte yaşamayı özümsemek, yolda, otobüste, evimizin önünde, nerde olursak olalım kalleşce yaklaşan artık vahşi doğa içine avcı rolü verilmiş bireyler bitsin.

Şehitlerimiz ve niceleri

 

Ekmek parası için veya ne olursa olsun evinde veya evinden dışarıda olan bir birey neden ve ne için öldürülür. Kimin faydasınadır veya neyi susturmak içindir bu ölüm tim ve emirleri. Nasıl bir kendini kaybetmedir, ilaç mı dır, beyin yıkamamamıdır avcıyı, kalleşi, katili bu duruma getiren kimdir bunların emir kapıları, kimin kapıkullarıdırlar.

Assubayım, subayım, savcım, gazetecim, siyasetçim, sade vatandaşım neden öldürülmeye layık görülmektedir. Nedir amaç ses mi yapmak, nedir amaç birinin zor durumundan nemalanmak mı? Sadece hak için çalışan bu insanlar neden öldürülür. Bir insanın ölümü kaç kuşak bitirir. Soykırım değil de  bu nedir? Kimdir bunlara hesap verecek, kimdir bu zihniyetler. Assubayımı neden öldürülür. Gündemin içinde astsubay adı geçtiğinden mi? Sindirme mi, korkutmamı, ders vermemi.

Ne oluyor bize, nerde bizim güzelliklerimiz, birlikteliğimiz tarihçe bu duruma gelmiş milletler yok olmaya mahkum olmuş ve yok olmuşlardır. Yok mu olalım? Yaşamak yerine, sevmek yerine, yardımlaşma yerine nedir bunlar.

Evet Sevgili okurlarım içinizi kararttım ama bunları kısa da olsa dile getirmeyi borç bildim.

Şu biline ki! Kimse bu durumlardan nemalanmayacak, kimse bu durumlardan kar elde etmeyecek!

 RUHLARI ŞAD OLSUN

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4472 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri