Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

BAŞBAKANLARIMIZ VE TÜRKİYE'DE SİYASET

01 Ağustos 2012 Çarşamba

Batı Avrupa Yahudilerinden ayrı olarak, Onsekizinci Asrın sonunda, Doğu Yahudileri de, aynı şekilde Farmasonluğa katılıyorlardı. Muharrir Hessen’in anlattığına göre Szklow’lu bir Rus Polonyalı kırması Yahudi olan Baruch Schick, sonradan Minsk şehrinde yerleşen bu adam, İngiliz Localarından birine girdi: J «Wilnalı Gaon’un talebesi olan Baruch Schick, Rusya Yahudilerinin zihni tarihinde, Talmuddist «Gaon» ekolün en iyi temsilcilerinden biri olarak bir yer işgal etmektedir. Baruch 1777’de Berlin’deki Mendelssohn taraftarlarını Mecenes’ler cemiyetinde gördü. Hiç şüphesiz o sırada Farmason oldu.» Böylece anlaşılıyor ki, Mendelssohn tarafından kurulan ilerici yahudiler mahfili, yalnız Batı Avrupa’da değil, aynı zamanda Doğu Avrupa’da da Yahudilerin mason teşekküllerine girmeleri işini temin etmekteydi. Yani, Sanhedrin ve esaret prenslerinin bulunduğu Babil’de kurulan iki akademinin azaları üzerinde de tesir sahibiydi. Bu akademilerden biri, muharrir Hessen’in beyanına göre, Onsekizinci Asırda Wilna’da bulunmaktaydı.

İlerici Yahudiler mahfili, mühim vazifeler yüklenmiş bulunuyordu. Bilhassa, yıkılmasına karar verilen memleketler idarelerinde mühim vazifeler başında bulunanlarla münasebetler kurmak işinde bu teşkilatın gösterdiği maharet son derece dikkate şayandır.

İlerici Yahudiler mahfili, bir zamanlar Fransız hükümetinin Berlin’de ki gizli ajanlık vazifesini yapmış bulunan 1789 Fransız İhtilalinin müstakbel hatibi kont do Mirabeau ile sıkı münasebet halinde bulunuyordu. Bilindiği gibi, Kont Mirabeau daima büyük para ihtiyacı içindeydi. Bunun sebebi, kendisinin tatmin edilmesi gereken çeşitli ihtirasları olmasıydı ve bu yüzden, kont, son gününe kadar satın alınabilir bir adam olarak kaldı, şu husus kayda değer ki, kendisi Fransız masonluğunun mühim şahsiyetlerinden biriydi. Weiszhaupt’un Aydınlar’ı arasında en yüksek derecelere kadar çıkmıştı ve orada kendisine Arceilas adı verilmişti. Bu bilgiler, onun İlerici Yahudilerle çabucak yakınlık kurmasını izah etmektedir. Bu mahfil, Mertdelssbhn, Dohn ve Cerfbeer tarafından kurulan birleştirici idare altında, tam bir hareket ahengi göstermekteydi.

Rahip Lemann, «İhtilale takaddüm eden yıllarda, Mirabeau bir taraftan İhtilali, bir yandan da Yahudilerin tam serbestlik kazanmaları hareketini hazırladı» demektedir.

Mendelssohn 1756’da öldü ve bu yüzden de Mirabeau onunla doğrudan doğruya temasa geçmek imkanını bulamadı. Bununla beraber, Dohn ve diğer «İlerici Yahudiler »le yakından temaslar kurdu.

Yahudi tarihçisi Graetz «Yahudilerin Girişi» adlı eserinde şu bilgiyi vermektedir: «O devirde, Berlin’de güzelliği ve zekasıyla dikkati çeken genç ve güzel (Yahudi) Henriette Lemos, bütün dikkatleri üzerinde topluyordu. Henriette Lemos, doktor Herz’ın karısıydı. Kibar çevreler mensupları onun salonunda biraraya geliyorlardı. Diplomatlar da bu salonda karşılaşıyorlardı. Berlin’deki gizli vazifesi sırasında (1786), Kont Mirabeau bu salonun hemen hiç eksik olmayan müdavimlerindendi... Bir müddet sonra yüksek sosyeteye mensup kadınlar, Henriette Herz ve onun konuşmalarındaki sevimlilikle çekici olan küçük Yahudi çevresiyle münasebet kurmakta gecikmediler. Aralarında müsavi şartlarla münasebetler teessüs etti. Henriette’in bu küçük Yahudi çevresinde genç Yahudiler bulunmaktaydı. Aralarında Mendelsschn’un kızları da vardı. İşte tam bu sıralarda, Mirabeau, Yahudilerin hürriyeti hakkındaki bir kitabın muharriri olan Dohn’la münasebete geçti. Yahudi menfaatleri de, Mirabeau’nun kalbine Henriette’in salonunda iyice nüfuz etti. Bu salonda Mendelssohn’un eserlerinin okunmasını dinliyor, hemen her fırsatta, Yahudiliğe hayranlığını belirtmekten geri kalmıyordu..» Bu arada fırtınanın teşekkül ettiği Londra’ya gidip tekrar Berlin’e geldi. Wühelsbad yeminlileri Mirabeau üzerinde dikkatlerini koyulaştırdılar.»

Böylece, Yahudiler, ihtilali beklerken kendi sahalarını da hazırlamaktan geri kalmıyorlardı. Fakat diğer taraftan, başka vasıtalara da başvurarak medeni haklar mevzuunda müsavilik iddiasını da ihmal etmiyorlardı. Cerfbeer’inkinden ayrı olarak diğer tesirler altında da kalan Onaltıncı Louis, ihtilalden biraz evvel, halkın diğer kısmiyle müsavat halinde bulunmalarını sağlamak üzere Yahudiler hakkındaki kanunu değiştirmeye karar vermişti. Nazırı Malesherbes Krala bu mesele üzerinde bir muhtıra sundu ve bu reformu hazırlamak üzere bir komisyon kuruldu. Fakat, ihtilalin başında bulunanlar, Yahudilere medeni haklarda müsavilik temin etmek üzere ayrı bir acelecilik göstermekten geri kalmadılar. Rahip Lemann’ın yazdığına göre Yahudilerle ihtilal arasında kurulacak anlaşmanın teşebbüsü Embermenil rahibine aittir.

Generaller Devletinin çağırılmasından üç ay önce, Embermenil rahibi Gregoire, Metz şehrinin en nüfuzlu Yahudilerinden biri olan İsaie Bing’e şu satırları yazıyordu:

«Söyle bana aziz Bing, generaller devletinden önce, vatandaş hakları ve imtiyazları talebinde bulunmak üzere milletinizin diğer azalan ile bir araya gelmek mecburiyetinde değil misiniz? Bunun zamanı, her zamandan fazla olarak şimdidir.

Unutulmaz dostunuzu daima seviniz.»

«Gregoire, Embermenil rahibi.»

Fakat, tabii bu mektubu beklemeksizin, Fransız Yahudileri ihtilalin başlamasıyla, harekete geçmek için uzun zamandan beri hazırlanıyorlardı. Başlarında dikkate değer şekilde hareketli iki insan vardı. Adı geçen banker Cerfbeer ve Berr Isaac Berr. Bu iki şefin idaresi altında, Yahudiler Milli Meclis önüne kürsüyü yerleştirdiler. Bu kürsü, Generaller Devletinin başlamasından hemen sonra faaliyete geçti ve iki yıl boyunca 27 Eylül 1791’e kadar devam etti. Bununla beraber, Yahudiler tam bir zafer elde edemediler. Bu iki yıl boyunca Yahudilere medeni müsavat verilmek üzere 15 kere teşebbüse geçildi ve bir çok hatip tarafından otuz beş nutuk söylendi. Bu hatipler arasında Mirabeau, Robespierre, rahip Gregoire, rahip Sieyes. Camille Desmoulins, Vernier, Bamave, Lameth, Duport ve diğerleri vardı. Rahip Lemann’ın söylediğine göre bu adları sayılanlar ve Danışma Meclisinde Yahudiler lehinde oy kullananlar, aynı zamanda mason listelerinde de yer alan kimselerdi. Bu uygunluk, Paris Mason Localarında Yahudilerin hürriyeti kararının bir delilinden başka ne olabilirdi?

Bununla beraber, ihtilalci ruhuna rağmen, Milli Meclis, Yahudilere medeni haklar bahşetmek mevzuunda pek az mütemayildi. Bu reforma karşı, aslında Alsace mebusları isyan ettiler. Çünkü, bunlar, Fransız Yahudileri çoğunlunun Alsace’da kalacağını göz önünde tutuyorlardı. Mesela, Nancy piskoposu ve Lorraine mebusu olan La Fare, Yahudi haklarından yana çıkan bir ruhani meslekdaşma şu korkunç sözleri söylüyordu:

«— Evet muhterem ruhani, sizi kaybettiğimiz takdirde, bir Yahudi’nin piskopos olduğunu göreceğiz. Çünkü onlar her şeyi elde etmekten yana pek kaabiliyetlidirler.»

Fakat, Milli Meclisteki bu, muhalefet Yahudileri yıldırmadı. Gayelerini, elde etmek için mutlak; olarak bütün vasıtaları kullandılar. Rahip Lemanh’a göre bu vasıtalar şöyle sıralanabilirdi:

Birinci vasıta: Yalvarıp yakarma. Milli Meclisin birçok reislerine sevimli görünme.

İkinci vasıta: Altın kullanarak tesir etmek.

Üçüncü vasıta: Mantık; Milli Meclisin «İnsan Hakları» nı ilan etmesinden sonra, Yahudiler, bunların mantıken kendilerine de tatbiki gerektiği yolunda ısrar ediyorlardı ve bu mevzudaki düşüncelerini «zalim ve saygısızlıkla» ileri sürmekten geri kalmıyorlardı.

Dördüncü vasıta: Paris kasaba ve vilayet dairelerine başvuruyorlar, böylece Milli Meclisi, Yahudilere müsavilik hakları verilmesi mevzuunda «zor tehdidi» altında tutuyorlardı.

En iyi Yahudi tarihçileri bile bu manevraların hiçbirini saklamak lüzumunu duymamışlardır. Bunlara göre bu binlerce ve faydasız teşebbüsten yorgun düşen Yahudiler son bir çare düşündüler. Kendilerinin hakları dedikleri şeyi akıl ile elde etmenin imkansızlığını gördüklerinden, hürriyetlerini tasvip ettirmek mevzuunda Milli Meclisi zorlamaya karar verdiler.

Tabii, bu gayenin tahakkuku için muazzam paralar sarf edildi ve böylece, istedikleri «Hıristiyan cephesi» ni meydana getirdiler.

Milli Meclisin 1791 yılı 18 Ocak tarihli celsesinde Dük de Broglie bu mevzuda düşündüklerini açıkça bildirdi: «Bu Yahudilerin içinde bilhassa bir tanesi vardır ki, devlet masraflarından muazzam bir servet edinmiştir ve bu adam şimdi, davasına müdafiler kazanmak için Paris’de büyük paralar sarfetmektedir.» Dük de Broglie, bu sözleriyle Yahudi Cerfbeer’i kastediyordu.

Yahudilerin; sen çarelerini tahakkuk ettirmek üzere meydana getirdikleri bjristiyan cephesinin başında avukat Godard ve üç din adamı bulunuyordu: Rahip Mulot, Bertoliot, Fauchet. Rahip Fauchet, meşhur bir aydındı ve rahip Mulot, kudretli Paris Komünü’nün başkam bulunuyordu. Bu komün vasıtasıyla Jakobenler Milli ve Teşrii Meclisler üzerinde baskılarını gösteriyorlardı. Daha sonra Konvansiyon üzerinde de ayni şeyi yapacaklardı. Embermenil rahibi Gregoire Milli Meclis içinde Yahudiller için ne rol oynadıysa, rahip Mulot da, Paris Komünü’nde ayni rolü oynadı.

Bununla beraber, Jakobenlerin çılgına dönmelerine rağmen, Paris Komünü azaları, başkanlarının teklifine uyarak Milli Mecliste Yahudi haklarının müdafii olmayı şiddetle reddettiler. Bunun üzerine, Ceribeer’in kudretli altınlarının, Fauchet ve Bertoliot’un yardımı ile yeni bir çare bulundu. Rahip Bertoliot, Komün’ün bir celsesinde meseleyi ortaya atarak, şöyle konuştu: «İhtilalin gelip Fransa’yı gençleştirmesi için bu kadar mes’ud ve beklenmedik bir hadise gerekiyordu. Babalarımızın cinayetlerini unutturmaktan yana acele edelim.»

Bu konuşmadan hemen sonraki celsede, avukat Godard, milli muhafız üniformalı ve üç renkli kordelalar taşıyan elli vatandaşla salonu bastı. Bunlar, tabii para ile temin edilmiş elli Yahudiydi. Paris Komünü’nün bütün kısımlarını ve ilçe dairelerini dolaştılar. Bu arada Yahudilerin müsavat taleplerine taraftar bulmak için bol bol nutuk çektiler. Bu tezahürat tesirini gösterdi. Paris’in altmış bölümünden elli dokuzu Yahudi haklarından yana olduklarını bildirdiler. Yalnız «Haller» mahallesi, bu meselede sükutu tercih etti.

Bununla beraber, ihtarnameden sonra da Milli Meclis talep edilen manada karar vermekte tereddüt gösterdi. Bunun üzerine, 27 Eylül 1791’de, Milli Meclisin dağılmasından iki gün önce, Jakobenlerden olan mebus Adrien Duport, Yahudilerin müsaviliği meselesini kat’i olarak ortaya attı. Meclis, Adrien Duport’un şahsiyetini pek iyi biliyordu. Meclis çok yakından biliyordu ki, İhtilalden önce farmasonluk şeflerinin yaptıkları gizli bir toplantıda, bu adam tedhiş usullerine başvurulması hususunda ısrar etmişti. Meclis boyun eğdi. Bunu da, Kral Onaltıncı Louis’in imzasını taşıyan ve Fransız Yahudilerine tam ve bütün müsavilik tanıyan bir kararname takip etti.

 Nihayet Ülkemiz de bu locaya üye kişileri ele alacağım 1900 lü yıllara geliyoruz...

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1226 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri