Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

BAŞÖRTÜSÜ VE NİKAH

09 Kasım 2012 Cuma

Başörtüsü olsun mu? Olmasın mı? Nikah gerçekten aileyi ayakta tutan mı yoksa bireylerin en önemli değerlerinden olan özgürlüklerine vurulan darbe mi ya da bireylerin kendi kararlarını alma kabiliyetlerinin yapılan akitle satın aldığını düşünme içgüdüsü mü? Neden nikah akitleri sadece belediye başkan veya memurunun önünde yapılabilirken boşanmalar mahkeme aracılığıyla olur?

Başörtüsü olsun mu?

Ağır ceza davalarında isim yapmış bir hukukçunun eşiyle yapılan bir röportajdan kısa kısa sizlere aktarıyorum. İnanıyorum ki aslında çoğu başını örtenimiz de aynı düşüncede ne yazık ki. “… Başörtümle aslında küçümsenmedim. Tam tersine benim güçlü bir aksesuarım. Hatta şöyle söyleyeyim; başımın açık olmasıyla kapalı olması arasında cinsel cazibe farkı olduğunu düşünmüyorum.” Bu arada kendisiyle reportaj yapan görevliye; “Size de müthiş yakışır. İzin verirseniz size bir gün benim başörtülerimden takayım, bayılacaksınız. Daha bile fazla beğenebilirsiniz kendinizi. Liseden sonra artık tamamen kapanınca bari kendi stilimi oluşturayım dedim. Yakışanı ve yine de güzelliğimi ortaya koyabilmeyi istediğimi hatırlıyorum. Kendim çiziyorum elbiselerimi. Stilimi kendim buldum. Hepimiz kadınız işte. Tırnaklarım yaptırmak ve kaşlarımı aldırmak için kuaföre giderim. Saçlarımı açtığım kuaförler de var. Kumaşlarımı Dubai’den alırım. dantelleri mi de. Ayakkabı ve çantaya çok para veririm. evet çok utanıyorum ama mutlaka iyi bir marka çanta takarım. Başörtüme kadar diktiririm. Parfüm çok severim.” Devam ediyordu röportaj: “İlkokul üçte falan kapalı kafalarla okula gönderiyordu annem bizi. Eteğimizin altına pantolon giydirirdi. Benim uzun süre aklım almadı etek altı çorap ya da pantolon giyilmeden etek nasıl giyilir diye. İlkokul üçe kadar toplantılarda falan örterdi kafamızı ama sonra tamamen kapatmaya karar verdi. Hocası “Cehenneme odun olmamanız için çocuklarınızı erkenden kapatın” diyor. Ama okulda alay ederlerdi bizimle. Öteki tarafta cehennemde odun olacağız, kafamız çok karışırdı. Betül -kız kardeşim sosyolog, başı açık- benden daha cesurdu dedi ki “Kaloriferin arkasına saklayalım başörtüsünü apartmana girince de takarız.” Ve öyle yapmaya başladık. Ama sonunda yakalandık ve bedelini kötü ödedik. Başörtüsü yüzünden ilk cezanı çekiyorsun. Annemin döverken “şeytan çık” falan dediğini hatırlıyorum. Niye taktığımızı bilmiyorduk, ne olduğunu da... Sadece cehenneme odun olmamak için... Sonunda yeri geldi kandillerde oruç tutmaya başladı o, ben gerekirse tutmadım. Zaten lise bitene kadar iki hayatım vardı. Kapanacağım zamanlar açamacağım zamanlar gibi. Liseden sonra iyice büyümüştüm artık ve tamamen kapandım. Benim öykümden çok var bu ülkede. Çok okuyucum var, toplanıyoruz bazen ve anlamaya çalışıyoruz. Annem bugün hala Kuran’ın Türkçesi’ni okumamış. Saçlar haramdır denmeyen bir ayetle, baş örtülmesi bir tavsiye olarak söylenen o da o zaman ki dönemde ziynetlerini saklamaları için bir emniyet yöntemi olarak ve yöntemin şekli söylenmemiştir - bir şeyle annemin bize bunu yapmasını anlamak çok zor. Keşke okusaydı, kendi bizi bilerek eğitseydi. Cehaletle değil. Her şeyle ilgili ayet var, bugün kıyametleri kopardığımız başörtüsüyle ilgili ayet yok. Bizi kandırdılar. Flört ettim tabii ki. Tenis kıyafeti giymeyi çok istiyorum. Beyaz şort, beyaz tişört, lastik ayakkabı, şapka. Saçlar at kuyruğu. Bunu yaşamayı isterim. İran’da bir arkadaşım “Saçlarım at kuyruğu güneşin altında doyasıya yürümeyi istiyorum” demişti. Çok üzülmüştüm. Rusari bağlar İran kadınları, yarım kahkül gözükür, bazen o sıyrılıp arkaya doğru kayar. Kızlar bir iki saniye daha açık kalsın diye yavaşca düzeltirler. Bir tel saçı biraz fazla göstermenin nasıl bir mutluluk olduğuna inanamazsınız. Sonunda algıladığı şu olmuş; din kurallara bağlı bir şey değil. Kalple olan bir şey. Baş kapatmak en kolayı. Dürüst insan olabiliyor musun? Sana tokat atana öbür yanağını dönebiliyor musun? Tanrı’nın istediklerini yapmak o kadar zor gelmiş ki onlara en kolayını başını örtmeyi birinci kural yapmışlar. Yok böyle bir şey Kuran’da. Kuran baştan yorumlanıp yazılabilecek kadar fazla malzemeli ve yoruma açık. Özünü bize unutturmaya çalışıyorlar. Dindarlar çok cahil. Tanrı’yı da kandırıyorlar. Kuran-ı Kerim’i okumuyorlar... Okumadıkları bir kitaba inanıyorlar. Cahillik bu olsa gerek.” Kuran-ı Kerim kulaktan dolma bilgilerle öğrenilmez İkra demiş rabbim ayetinde sen okuyacaksın ki algılayacaksın. Devam ediyor röportaj; “Annem okumamış... Başını istersen örtersin çok saygı duyuyorum... Ama bunu dini yaptırım olarak söyleyenler bize yalan söylüyorlar. Lütfen insanları kandırmasınlar. Kuran’da başörtüsü bir tavsiyedir. Kuran’ı bir okuyun müslümanların neleri ihlal ettiklerini göreceksiniz. Tanrı kapatmamızı emretse bunu açıkca belirtemez miydi, kadının adet konusu hakkında bile ayrıntılı bir anlatım varken, başörtüsünün bir tavsiye niteliğinde olması belirsiz olması o kadar önemli olmadığını gösteriyor. Anlattıkları gibi değil, inanmayın. İncili de Tevrat’ı da okudum. Hatta İncil de Kuran çok daha fazla baş örtüsünden bahsedilir elçilerin mektuplarında. Bazen eşofmanla başıma şapka takıp, bakkala gittiğim oluyor. Bazen açmayı düşünüyorum başımı ama bunu anlatmadan yapamam. Benim gibi çok kız var tanıdığım, onlara anlatabilmeliyim. Çok araştırma yapıyorum. Dünyanın her yerinde İslamiyeti araştıran insanlarla ilişki içindeyim. Ama başımı açabileceğimi Kuran’ı Kerim’i okuyunca anladım, bu bir gerçek. İslamın şartı değil, imanın şartı değil. Küçücük önemi olmayan bir cümle. Çeyrek bir uslupla anlatılmış. Çöl kültüründen çıkmış. Bizim öz kültürümüz değil. Arap kültürü bu. Bu arada soruyor hemen; “Siz hiç Kuran’ı Kerim’i okudunuz mu?” Özgürlüğüme çok düşkünüm. İtalyanlar bize benziyor. Onlar da çok kıskanç. Bir daha evlenirsem Amerikalı’yla evlenmek isterim. Onlar birbirlerine çok fazla alan veriyor. Çok özel pahalı bir gelinlik giydim. Cemil İpekçi yaptı. Savoroski taşlarla işlemeli. Danteli çok özel. Bunu isteyen birine hediye etmek istiyorum. Bir kere giydim, çok iyi muhafaza ettim. Başı açık biri de olabilir. Çünkü duvak kısmı alternatifli. Hatta açık birine daha çok vermek isterim. Belediyede evlendim kilisede değil. Çırağan gibi tarihi bir otelde düğün yaptık. Annem gelmedi. Babam gelmedi. Müslüman olmadığı için kızdılar. Aslında müslüman olması gerekmiyordu ama şahadet getirdi. Annemin elini öptü. Ben sevdim, evlendim zaten. Ama babamla yeni yeni barışmak üzereyiz. Daha tam barışmadık. Annem birini Müslüman yapmanın cennete götüreceğine inandığı için kolay affetti. Babam direniyor. Ne kadar saçma şeyler. İki ayda bir bazen ayda bir İstanbul’a gelip üç gün bir hafta kalıyorum. 2.5 saat Roma- İstanbul. Başka ülkelere de çok gidiyorum. Evimin dışında çok vakit geçiriyorum. Eşim de bunu anlıyor. Yapmak istediklerimi biliyor.” Başörtülü kızlar istedikleriyle evleniyorlar. Kırsal kesim hariç tabii. Buradaki kızlar çok özgür. Ben Florya’da oturuyorum. İslami kesimin çok zengini orada oturuyor. Başının açık olup olmadığına bakmıyorsun bile altında vücut hatlarını ortaya çıkaran kot, elinde telefon sürekli mesaj. Erkek arkadaşları var. Alevi ya da başka bir dinden erkek arkadaşları olabiliyor. Aradaki kutuplaşma azalıyor. Başörtüsü geçmiş yıllara göre şu dönem sempati kazanmış bir olgu. Sonuç olarak bağlıyor röportajı; “Sizin zannettiğiniz gibi kapalı bir dünyaları yok, ekonomik düzeyi yüksek İslami grubun kadınlarının. Ben o kadar rahat bir İslami kesimin içinden geliyorum ki hep çapkınlık var. Baskıyla kapatılanlar da özellikle daha rahat bir durum var. Tepkililer ve o denli günah korkusu yok. O da bir kadın var bir nefsi var sizin gibi istekleri var. Takmış bir başörtü ama niye bilmiyor. Başı açıklardan daha serbestler, ‘Tak’ dediler diye takmışlar.

Bu röportaja cevabımı sadece Rabbimin kelamlarıyla vereceğim. Sadece diyeceğim şu ki önceden de bu konuda bir yazım zaten mevcut olması nedeniyle fazla yorum yapmıyorum diyeceğim sadece ve sadece ne olur kapanmayı ilgi çekme malzemesi olarak algılamayalım, moda akımı olarak algılamayalım din için kapanıyorum deyip de pahalı kıyafetlerle, belki de haram olan boyaları yüzümüze gözümüze sürmeyelim, bu durumu özenti malzemesi yapmayalım. Güzelliğimiz nurdan gelsin yüzümüze sürdüğümüz maskeden değil. Biraz daha dikkat diyorum sadece. Zira hassas bir konu olması hasebiyle yorumu bu şekilde yapıp bu konuyu kapatıyorum. Kuranda Örtü Kelimesinin Ayetde geçmediği beyanına cevapta aşağıdadır.

Kur’anda Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.” (Nur Suresi/31)

Nikah gerçekten aileyi ayakta tutan mı ?

Nikah 1926'dan sonra mı toplumda birbirini satın alma bilincinin yerleştiği bir olgu mu oldu? Nikah Medeni Kanunun da etkisiyle bireyleri, sevgi, sadakat ve anlayıştan uzak tutup köle efendi konumuna mı getirdi? Menfaatler mi öne çıktı da evlilikler zulm oldu? Nikah tek bir durumken resmisi dinisi farkı var mıdır?

Son soruma yani (Nikah gerçekten aileyi ayakta tutan mı yoksa bireylerin en önemli değerlerinden  olan özgürlüklerine, kendi kararlarını alma kabiliyeti olan bireyi yapılan akitle satın aldığını düşünme içgüdüsü mü? Neden nikah akitleri sadece belediye başkan veya memurunun önünde yapılabilirken boşanmalar mahkeme aracılığıyla olur?) yanıt hemen geldi duyuyorum sesleri. Elbette boşanmak toplumun çekirdek birimini ortadan kaldırmak ve elbette ki bu kalkarken de sorumlulukların tahakkümle bireylere empoze edilmesi şarttır. O zaman şunu soralım. Evlenmek için nikah akdi ile ilgili hazırlıklarda bu küçük çekirdek toplumu oluşturmak bir konuda ilk adımlar temeller daha mı az önemlidir daha mı az ciddidir de sadece belediyede iki üç evrakla olmaktadır bu temel atma işi. Aslında ta baştan aslında ciddiye alınmayan, saygınlık, haklar gözetilmeden belki de sevgi bile olmadan sadece kölelik, birbirinin boynuna zincir geçirmenin ilk adımı mıdır? Hemen karşı çıkışları duyuyorum. Evet temel öylesine atılıyor işte iki üç evrakla, maddi manevi sıkıntıyla atılan temelle nasılsa zorunluluk vardır örfi hukuk bunu baskıyla devam ettirecektir zihniyetiyle. Evlenilsin de birbirine zincirler vurulsun da önemli olan bu; hele bir kapak atılsın o zaman ben bilirim yapacağımı zihniyetindeyiz maalesef ne yazık ki!

Yasalarımız da bile bu kadar açık varken ki düzelmeyi beklemektedir. Yukarda evliliğe adım atma aşamasında yanlışın var evlenecekleri koruyan yeni sözleşmelerle yenilikler getirildi diyenlerin sesleri kulaklarıma geliyor evet diyorum doğru geldi ben de anlatayım nasıl bir güzelliktir bu gelen. Gelen güzellik; evlilik sözleşmesi ki her sorunu çözüyor mu? Cevap elbette ki hayırdır. Zira yasalarımızda belli bir caydırıcılık olmaz açık kapılar olduğu sürece boşanmaların hakim önünde yapılmasında çoğu zaman sorunun çözümlenmediği anlarda vardır. Hani nikah güvence deriz ya ; Evlilik sözleşmesi 1.500 TL’ye yapılabilen bir anlaşma olup istendiği zaman değiştirilme imkanı verilen bir sözleşmeyken varın siz düşünün konunun ciddiyetini.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2596 defa okunmuştur
BAŞÖRTÜSÜ VE NİKAH
ŞULE SAV
KURANI KERİMİ YILLARCA HATİM ETMİŞ TANIDIKLARIM VAR. SORUYORUM ONLARA KURANI KERİMİN TÜRKÇESİNİ HİÇ HATİM ETTİNİZ Mİ DİYE ŞİMDİYE KADAR HİÇ EVET CEVABI ALMADIM. ALLAHÜ TEALA BİZE KURANI KERİMİ ANLAYALIM BİLELİM DİYE GÖNDERMEDİ Mİ? PEKİ BU YAPILANLAR DOĞRU MU? ŞULE SAV
21 Kasım 2012 Çarşamba 10:14
Beğendim (1)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri