Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

BİR AŞIK VEYSEL GELDİ GEÇTİ BU DÜNYADAN

22 Mart 2013 Cuma

Ey gidi Aşık Veysel Üstad !

1894 İlkbaharında yaşama merhaba diyen bir üstad. Gönüllere ışık olan tercüman olan 7 yaşında bir ışığını diğer ışığını da kazada kaybetmiş ama gönül ışığı açık büyük üstad.

Öyle bir Üstad ki dilimizden düşmeyen Uzun İnce Bir Yoldayım türküsünün sesi, gönlü, ruhu kısaca her şeyi Aşık Veysel Şatıroğlu’nın aramızdan ayrılışının 40. yıldönümüyle yine analım; görmeyen gözlerini unutup gönlüyle gören, gönlüyle duyan ve hisseden gerçek gönül adamını.

asik_veysel.jpg

Bir saniye bile gözlerimizi kapattığımızda çevremizi görmez olduğumuzda her şeyin yok olduğunu biliyoruz. Bu denemeyi biz oturduğumuz yerde yapıyoruz. Düşünün ki Aşık Veysel bu durumu ömrünce yaşamış ömrünce off dememiş. Ama işte o türküleri yok mu, dağlanan yüreğinin, yiten hayatının tercümanı olmuşlar. Görmediği dünyayı, görmediği renkleri o dünyasında yaşamış yaşatmış. Sevgiyi de kalbiyle yapmış ve hissetmiş, sadakati de kalbiyle hissetmiş. Gönül gözünü açık tutmuş hep. Evlenmiş aile kurmuş görmediği gözleriyle hep yük olduğunu düşündüğü hayat arkadaşı evden kaçarken bile ayakkabısına para koymuş ki bana emeği geçti bana baktı diye ruhunun derinliklerindeki kanayan yarayı dile getirmiş bu davranışıyla bile. Nasıl bir ulvi ruhtur bu nasıl bir gönül gözün bakışıdır bu. Sadakatsizliği bile hoşgörmüş. Yine türkülerine dökmüş içini yine türkülerinde aramış yitirdiklerini.

Veysel, güzel karısı Esma’nın kaçışıyla içinde dindiremediği acısını kafasındaki şiir alemine kaydeder ve Esma’ya en güzel şiirlerini söyler. İlk kez “Zalım kafir yetim koydun kuzumu” diye karısını kaçıran Kel Hüseyin’ e sitem eder.

 “ Güzelliğin on para etmez

Bu bendeki aşk olmasa”

Diye sitem eder ki kendince Esma’yı gönlünde bitirmesidir bu.

Şimdi bir daha düşünelim siz hiç sadece ayak sesinden geleni tanıdınız mı? İşte o ışığını yitiren üstad geleni ayak sesinden tanırmış ve yanından ayrılanın da hangi evladı veya hangi arkadaşı olduğunu göremeyen gözleri ama gönül gözleriyle bilir anlarmış. Bu gönülden gören gönül adamının cüzdanı bile çalınmış da yine de hırsızın arkadaşı olduğunu anladığı halde ona bir şey diyememiş ama bir şiir dillendirmiş ki oracıkta.

Paramparça olsun paramı çalan

Kimisi gerçek dedi, kimisi yalan

Dünyada görmedim böyle bir plan

Kapı kilitli, cüzdan cepte, para yok.

Düşünelim şimdi devir savaş devri erkekler hep cepheye giderler. Vatanı savunacaklardır. Veysel gidemez ve içi kanar kanar. Eli kolu bağlıdır, çaresizdir gidemez cepheye. Elbette ki vatan aşkı vatan sevgisi yine dilinde şiirleriyle dillenir ki öylesine dağlar yürekleri.

“Ne yazık ki bana olmadı kısmet,

Düşmanı denize dökerken millet,

Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet,

Kılıç vurmak için düşman başına.

Bugünler müyesser olsaydı bana,

Minnet etmez idim bir kaşık kana,

Mukadder harici gelmez meydana,

Neler geldi bu Veysel’in başına.”

İşte Veysel Üstadın Atatürk Sevgisi Ata’nın vefatıyla had safhaya ulaşıyor. Dizginleyemiyor bu sevginin bu acının feryadını ve yine gönlünün derinliklerinden dökülüyor dizelere.

Ağlayalım Atatürk’e

Bütün Dünya kan ağladı,

Süleyman olmuştu mülke,

Geldi ecel, can ağladı,

 

Atatürk’ün eserleri,

Söyleyecek bundan geri,

Bütün dünyanın her yeri

Ah çekti, vatan ağladı.

 

Bu ne kuvvet, bu ne kudret,

Var idi bunda bir hikmet

Bütün Türkler, İnönü İsmet,

Gözlerinden kan ağladı.

 

Uzatma Veysel bu sözü

Dayanmaz herkesin özü,

Koruyalım yurdumuzu,

Dost değil, düşman ağladı.

 

Ruhun Şad Olsun Büyük Üstad…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4060 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri