Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

BU ÇIĞLIKLARDAN KİMSE NEMALANMASIN

01 Ağustos 2012 Çarşamba

Bugünkü yazım yine gururumuz ordumuzadır. Artık hassasiyetler tespit edilmekte ve artık  anlaşılır olmaktayız.

 

İşte Sevgili Okurlar; Şanlı ordumuzun kıymetli ve saygıdeğer aynı zamanda bizim içimizden çıkmış, derdi sadece vatana daha iyi hizmet etmek anlayışında olan canlarımız, babalarımız, ağabeylerimiz, ablalarımız hepsi bizim gururumuz astsubaylarımıza daha faydalı olmak adına yürüdükleri bu kutsal ve şerefli yolda selam, sevgi ve saygılarımı sunarak yazıya ve dillerden dökülen bu çığlıklara bir dahaki yazılarıma kadar son veriyorum. Hiç kimse bu kelimeler benim demesin bu kelimeler bu çığlıklar haksızlığa uğramış artık bıçağın kemiğe dayandığı durumlardır. Kimse bu dökülen kelimelerden, kimse bu çığlıklardan nemalanmaya kalkmasın. Bu artık ezilmiş sıkıntı yaşamış insanca haklarını talep eden toplumun çığlıklarıdır.

Askerlik Kanunu’nda yapılacak değişikliklerde öncelikle ordunun en üst kadroları olan ve savaş-barış zamanında muazzaf olarak teknik, savaş ve idari görevlerin eğitimlerini alarak orduya asıl görevliler olarak atamaları yapılan ve Subay-Astsubay olarak isimlere ve kasta ayrılan çalışanlarının amacın vatana millete hizmet bilincinin varlığıyla bu ayrımcılığa dayalı isim bölünmesinden kurtulması elzemdir.

Nasıl ki Devlet Memurları Kanunu, Hakim ve Savcılar Kanunu ve bu gibi kanunlarda sadece görev tanımlarına göre görev sınıflandırması var ise adlandırmalar bu boyutta olmalıdır. Ordunun bütünlüğü ve hem subay hem de assubayların ordudaki amir durumunda olmaları hasebiyle bu isim kastının ivedilikle kaldırılarak Ordu mensubu ismi altında tek adda birleştirilmesi ve tıpkı sivil kurumların mensuplarında görülen görev taksimleri doğrultusunda orduda görev dağılımı, uzmanlaşma durumuna, eğitim, görev ve şartların oluşmasına göre oluşumun meydana getirilmesi gereği ortadadır.

Devlet Memurları Kanunu, Hakim Savcılar Kanunu, Tabipler Kanunu, YÖK Kanunu’nun özlük, personelin (teknik, idari, sağlık, avukatlık, tıp, hakim, savcı görevleri gibi) gelişen yaşama ayak uyduran ve aynı şeye hizmet eden orduya hiyerarşi adı altında yapılacak ve aileleri de içine alacak kast sisteminden uzak tutmakta fayda vardır.

Subay-Astsubay ayrımının kaldırılması Silahlar Kuvvetler Mensubu adının karmaşaya, haksızlıklara, kast sistemine son vereceği ortadadır. 1600’lü yıllarda kalmış Prusya ordusu oluşumu olarak kabul edilen ve bu zihniyetle kastlaşmaya imkan veren bu zihniyet ve oluşumların kaldırılması, modern, güçlü, saygın bir ordunun oluşumu bu şekilde olacaktır.

Eğitilmelerinde de her türlü koşula hazır bulunacak Silahlı Kuvvetler mensupları yetiştirilmesine, her mensuba eşit derecede eğitim verilmesine dikkat edilmesi elzemdir. Zira askerlik değildir bu kutsal görev; bu durum vatan savunmasıdır, bu durum her konuda uzmanlaşmış her biri de aynı eğitimi aynı haklara sahip mensuplardan oluşan bir kuvvettir.

Özlük, sosyal, yaşam standartları İnsan Hakları kapsamında vazgeçilmez değerler ve olmazsa olmazlardır.

Globalleşen dünyada en çok gelişmesi gereken kurum ordu iken ve gelişmek için çaba harcayan ikinci sınıf yapılan bir mensup kadrosu varken bunları göz ardı edilmesi vatana ihanet, soykırım ve insan haklarına ihlal kapsamında değerlendirilmelidir. Soykırım çünkü öyle bir kastlaşma var ki gelişmeye çalışan bu kesime her türlü kanuna aykırı uygulama yapılmakta hatta en kritik noktalara konularak hayatlarını kaybettirmektedirler.

657 ve diğer kanunlarda nasıl ki tek isim altında (Memur, Hakim, Savcı, Mühendis, Teknisyen, Hizmetli vs) yapılan işe göre görev ünvanları varsa ve bunların her hakları ayrı ayrı zamanın gereklerine göre değişiyorsa, kastlaşma olmuyorsa herkesin yaptığı işi ekmek kavgası bazında değerlendiriliyorsa, bir iş yapanın yok olmasına izin verilmiyorsa bunlara dikkat edilmelidir Silahlı Kuvvetlerde de.

Şahısa veya zümreye göre ne kanun  vardır ne de yasalar buna izin verirler.

Subay Astsubay ayrımı kalktığında Silahlı Kuvvetler Mensubu adını alınca ve görevlere göre değerlendirme sistemi gelince ne olacak, amir kim olacak ;

Öncelikle kast sistemi bireyselcilikten kurtulacak ve tamamıyla yok olacak. Herkes ordu savunması için görev alacağı bu kurumda aynı eğitimle eğitilecek (çünkü orduda görevli olmak oyun değildir ciddiyet ister), herkes teknik elemansa eşit alacak isim bazında olmayacak yaptığı görev bazında hakkını alacak. Yetişmiş veya kendini yetiştirmiş personel dikkate alınacak. Aslında kısaca amaç benmerkezcilik olmayıp, vatana millete ne yaparım en iyi nasıl korurum vatanımı, ordumun saygınlığımı nasıl ayakta tutarım olacaktır.

Kim emir verecek bu durumda, kime bağlı olacak Silahlı Kuvvetler ve bu bağı kim veya kimler sağlayacak onlar kimlere hesap verecekler gelelim bu soruya;

Nasıl ki Emniyet İç İşlerine bağlı, öğretmenler MEB’e bağlı, TSK’nın da tarafsız bir Bakanlık oluşturularak her konuda güveneceği, kast sisteminin oluşturulmayacağı kısma bağlanması hatta sendikalaşmaları ile birlikte zaten otomatikman kastlaşmanın önüne geçeceği aşikardır. Ne muazzafı ne de emeklisi haksızlıklarla karşılaşmadan yüksek seviye, moral ve birliktelikle bu kurum daha güçlü konuma getirilmelidir.

Birey yaşaması için elbette ki çalışmak zorundadır ama hiçbir şekilde köleci ayrımcı ve ikinci sınıf çalışmayı kendi seçer gibi anlamsız ve mesnetsiz ifadelerle çalıştırılamaz suç kapsamı dahilindedir. Daha fazla hata ve suçlar yapılmadan artık düzenlemelerin yapılması konusunda zaman gelmiştir.

 

Esen Kalın… 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1300 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri