Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

ÇALINAN YAŞAMLAR

12.05.2014 21:06

Benim diyordu dışarda bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda içeridekilere sesini duyurmaya çalışan henüz delikanlı genç. Öylesine uzun yoldan gelmişti ki sanki artık burası diyordu artık ulaştım diyordu aradıklarıma burası diyordu heyecanla.

İçeriden yaşlı bir kadın kim o diye yineledi benim ana dedi dışardaki ses benim geriden birkaç  ses daha geliyordu evin içinden kimisi açma diyordu gider şimdi kimisi açalım diyordu alalım içeriye. Ama korkuları başkaydı elbet. Yolar önceki yaşadıklarını ve kaybettiklerini hatırladılar. Yine böylesine yoğun yağmurlu bir gündü hayatlarını değiştiren olay. Kaybettikleri hala anılarında taze dururken korkuyorlardı ama dışardan aç ana aç diye ses daha yüksek çıkmaya başladı ve kapıyı yumrukluyordu adeta. Ana aç diye seslendikçe yüzü ve bedeni yılların izini taşıyan kalbi ana diyen sesin samimiyetinde birşeyler hisseden yaşlı kadın yerinden ağır ağır kalkarken geldim oğul diye de seslendi geldim. Dışarıda ki daha bir coşkuyla kapıya vuruyordu aç ana aç kapıyı herkes donmuştu zaman durmuştu sanki. Yaşlı kadın kapının kilidini kaldırdı ve kapıyı açmasıyla içeriye bir soğuk rüzgar esti ama bir o kadar da sanki yaşlı kadının içinden ılık ılık akan birşeyler olmuştu nefesi kesilen delikanlı “beni içeri almayacak mısın ana” dedi buyur oğul dedi yaşlı kadın beli bükülmüş haliyle kapının kilidini taktı o sırada sobanın yanıbaşında oturan çocuk buyur gel buraya otur üşümüşsün dedi yok hayır ben burda otururum deyip kapının önüne diz çöktü hemen ve gözü yaşlı kadındaydı. Herkes meraklı gözlerle ona bakarken ana dedi kadına beni hatırladın mı ana dedi beni hatırladın mı? Kadın ve diğerleri iyice baktılar ama hiçbiri de tanımadılar bu gelen tanır misafirini hele ki kendilerindenmiş gibi onlarla konuşan bu misafiri tanıyamadılar. Hemen daha genç olan kadın kalktı sobanın üzerine kaynayan çorbadan hemen bir kaseye koydu bir sofra ve ekmekle hemen açsındır ye bunu dedi hem ye hem de kimsin anlat bakalım dedi orta yaşta olan evin diğer ferdi. Evdeki küçük çocuğa bakan misafir ana dedi bu kaç yaşında dedi 4 yaşında dediler benim torun dedi yaşlı kadın yıllar önce yitirdiğimin adını koyduk ona dedi hemen. Üşümüş olan misafir tahta kaşıkla kaseden çorbayı içerken mum ışığında dahi yüzlerini seçemediği kişilere ben sizdenim işte ben o torununuza ismimi koyduğunuzum diye söylemeyi nasıl istiyordu kalbi nasıl bu heyecanla atıyordu anlatılamaz bir duyguydu. Ana dedi yitirdiğim dediğin kimdi dedi hemen ; kendisi biliyordu ama lafa da bir yerden başlamalıydı ama insanları tedirgin etmeden gerçekten kendisinin de o ailenin bir ferdi olduğunu anlatmanın da bir üslubu vardı Hatta önce düşündü bir arkadaşıyla gelmeyi ama sonra caydı nasılsa evrakları delilleri hep elindeydi Hatta inanmazlarsa DNA testi için bile çevresi geniş olduğundan randevu dahi almıştı. Nasıl kaybolmuştu o peki ya o ailenin evlatları nasıl kaybolmuştu. Küçük çocuklara musallat olan ve para karşılığı zenginlere satılan çocukların kaçta kaçı vatana millete faydalı evlatlar olup kendini ve ailesini kurtarıyordu. Ya da kaçta kaçı kayıplara karışıyordu. Bu küçücük hikaye yılları elinden alınmış canların kaçta kaçı bu hikayedeki gibi ailesini buluyor ve kaybolan yıllara rağmen yaşama ailesiyle devam ediyor. Analar evlatlar ayrılmasın bir bireyin yaşamı çalınmasın. O kadar çok kayıp insan ve çocuk var ki kayıplar olmasın artık. Elele verip buna son vermenin ailelerine yabancılaşan ya da kucucuk bedenlerin buyuk olayların içinde suruklenmesıne artık dur dıyelım. Her yaşam bu hıkayedeki gıbı yaşamlarından çalınsa da ailesine kavuşarak güzel bitmiyor. Biraz hassasiyet

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1710 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri