Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

DAĞILAN RUSYA'NIN KÜLLERİNDEN YENİ OLUŞUM ÇABALARI

12 Şubat 2013 Salı

Yıl 1989!

Sovyetler’in Afganistan’da 9 yıl süren askeri varlığı son Sovyet birliklerinin çekilmesiyle sona erdi Savaşta 15 000 kadar Rus askerinin yanı sıra, yaklaşık 1 milyon Afganlı hayatını kaybetti, 5 milyon Afganlı da ülkesinden göç etmek zorunda kaldı.

Öncelikle Müslüman ülkesi olan aşırı dinci kesim yani Taliban kaynaklı bir ülke içi sıkıntıya maruz kalan Afganistan’ı sözde kurtarma operasyonu adı altında ama asıl amaç kesinlikle farklı olan Rusya’nın Afganistan’a girmesi yukarıdaki belirtilen tarihte Rusya’nın çekilmesiyle son bulmuştur. Acaba gerçekten son mu bulmuştur yoksa sadece parçalanma aşamasındaki Rusya’nın son çırpınışlarının mağduru Afganistan’mı olmuştur?

İşte tam da bu aşamada yani; Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Orta Asya’da kurulan Cumhuriyetlerde bir boşluk yaşanmış, Rusya ve Çin de dahil olmak üzere bu yeni ülkelerde İslami ve etnik ayrılıkçı hareketler baş göstermiş, ABD’nin bölge ülkelerine demokrasi ihraç etme girişimleri kapsamında ayrılıkçı hareketleri otoriter yönetimlere karşı kışkırtması ve hatta bu Cumhuriyetlerin içişlerine karışmaya kadar ileriye gitmesi, Şangay İşbirliği Örgütü’nün kurulmasında etkili olmuştur. Kuşkusuz, bölgenin zengin doğal kaynaklara sahip olması ABD’nin bölgeye olan ilgisini artıran sebeplerin başında gelmektedir.

Günümüzde ŞİÖ, ABD’nin demokrasi ihraç faaliyetlerine ve Orta Asya’daki askeri varlığına Rusya ve Çin’in tepkilerini dile getirdikleri bir platform haline gelmiştir.

Türkiye, Orta Asya ve Hazar Denizi petrol ve doğalgaz kaynaklarının Dünyaya açılımını sağlayabilecek bir enerji koridoru konumundadır ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Mavi Akım gibi, stratejik önemi büyük yeni projelerle bu statüsünü güçlendirmeye devam etmek durumundadır. Elbette, bölgede yer alan her ülke, giderek etkinliğini artıran ve yeni bir güç dengesi haline gelen Şangay İşbirliği Örgütü’nün, kendilerine sağlayabileceği birtakım faydaları hesap etmek suretiyle bu örgüte tam üye olmuşlar veya üyelik için sıraya girmişlerdir. Örneğin, bir yanda Rusya, Çin ile ilişkilerini normale dönüştürmek ve ABD’nin bölgedeki etkinliğini kırmak amacıyla ŞİÖ’nün kuruluşu ve gelişiminde belirleyici rol oynarken, öbür yanda nükleer silah geliştirmeye çalışan İran, uluslararası izolasyondan kurtulmak için Örgüte üye olmak istemektedir.

Benim bu durumda kanaatim Rusya’nın Afganistan’a girmesinde en önemli etken aşırı İslam’a karşı olması iken nasıl oluyor da özellikle İslam ülkeleriyle ŞİÖ’yü büyütme gayretine girmektedir. Burada da başka bir boyut ortaya çıkıyor ki o da ezeli rakibi olan ABD’ye karşı ya da Avrupa’ya karşı başkaldırıdır. Tabi ki bunu yaparken de ihtiyacı olan pek çok ülkeyi şimdilik! yanında istemektedir.  

Orta Asya Cumhuriyetlerinin iç dinamikleriyle oynamaya çalışan ABD, bu ülkelerdeki otoriter rejimlerin oluşturduğu statükoyu bozmakta, çalkantılara sebep olmaktadır.

Şüphesiz ABD, Çin ve Rusya’nın bölgede artan nüfuzlarına karşı Türkistan Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını koruyabilmeleri Türkiye açısından son derece önemlidir ve bu nedenle Türkiye’nin bölgede dengeleyici bir rol oynaması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Zira, Orta Asya Cumhuriyetleri, ŞİÖ içinde, Çin ve Rusya’yı birbirine karşı denge unsuru olarak kullanırken, diğer yandan ABD’yi de, Rusya ve Çin’in her ikisine karşı denge faktörü olarak kullanmak istemektedirler. Türkiye’nin de Doğu-Batı arasında benzer bir dengeleme politikası uygulaması gayet tabi ki mümkündür. Özellikle son günlerde, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin hasmane bir tutumla, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik yollarını kapatma yönündeki yoğun ve etkili çabalarını dikkate aldığımızda, Türkiye’nin alternatif işbirliği projelerine ne kadar ihtiyacı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Uranyum gibi nükleer enerji kaynakları ve altın gibi kıymetli madenler bakımından da zengin yataklara sahip olan bölgenin jeo-ekonomik özelliğinin sadece petrol ve doğal gazdan ibaret olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla bölgenin bu özelliğini, burada oynanan “Büyük Oyun” için önemli bir unsur olarak değerlendirmek durumundayız.

Diğer taraftan, Şangay işbirliği Örgütü’nün temel hedefleri arasında terörizmle mücadele gelmektedir ve Örgüt islami ve etnik ayrılıkçı terör faaliyetleriyle mücadele anlamında önemli adımlar atabilmiştir.  Orta Asya’da varlığını sürdüren bu tip terör faaliyetleriyle mücadelede yeterli düzeyde bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olan Türkiye’nin, Örgüte büyük katkıları olabileceği gibi bu alanda ciddi işbirliği imkanları da söz konusu olabilecektir.

NATO üyesi olan ve AB ile tam üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, Batı ile olan bu ilişkilerine halel getirmeden Avrasya seçeneğini çok iyi değerlendirmek durumundadır. Zira, bu bölgede akraba toplulukları, dost ve kardeş Türk Cumhuriyetleri ve İslam ülkeleri bulunmaktadır. 1992 yılından itibaren karşılıklı ticaret hacmimizin hızla arttığı bu ülkelerin doğal kaynaklar bakımından sahip oldukları zenginlikleri dikkate aldığımızda, ekonomik ve siyasal alanda işbirliği potansiyelimizin ne kadar geniş olduğu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin Kafkaslarda etkinliğinin artırılması ve bölgesel bir güç merkezi haline gelmesi, aynı zamanda 21. yüzyılın lokomotif ülkelerinden birisi olmasının yolunu da açabilecektir.

Ayrıca, Türkiye’nin Rusya ve Çin ile ilişkilerini normal zemine oturtabilmesi için Türkistan coğrafyasındaki akraba topluluklarıyla kültürel bağlarını geliştirmesi büyük önem arz etmektedir. Zira, ortak tarihi ve kültürel bağlara sahip bu toplulukların birbirleriyle yakınlaşması ve müşterek bir payda etrafında toplanması herhalde zor olmayacaktır. Türkiye, toplumlar arasında kurulacak iyi ilişkilerin devletlerarası münasebetlere yapacağı olumlu yansımalardan da yararlanarak, hem Çin ve Rus halklarıyla ilişkilerini geliştirmede ve kendisinin bu halklara tanıtılmasında Türk Cumhuriyetlerini bir köprü olarak kullanabilecek ve hem de bu ülkelerle siyasi ilişkilerini güçlendirebilecektir. Böylece, jeopolitik konumu nedeniyle Türkiye’nin, hem Kafkaslarda etkinliğinin artırılması ve hem de Orta Asya ve Hazar Denizi doğal enerji kaynaklarının Batıya ulaştırılmasında yeni insiyatifler alması mümkün hale gelebilecektir. Enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı bulunan Ülkemiz açısından Şangay İşbirliği Örgütü, bu stratejik hedefin gerçekleştirilebilmesi için kaçırılmaz bir fırsat olarak karşımızda durmaktadır. Nitekim Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan İran’ın, keyfi olarak ve sık sık doğalgaz kesintisine gitmesi gösteriyor ki, Ülkemizin doğal gaz kaynaklarını daha da çeşitlendirmesi ve BTC’ ye paralel, alternatif bir doğalgaz boru hattı üzerinde mevcut çalışmalarını hızlandırması gerekmektedir. Böylece, ŞİÖ ile iyi ilişkiler kurmuş bir Türkiye için, bu tür projeleri gerçekleştirmek daha kolay olacaktır.

Orta Asya’da, Çin ve Rusya’nın önderliğinde, terörle mücadeleden ortak enerji yatırım alanlarına kadar çok geniş bir yelpazede işbirliğini geliştiren ve hızla kurumsallaşmasını tamamlayan Şangay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerin artırılması Türkiye’nin öncelikleri arasında yer almalıdır. Zira, jeopolitik konumu itibariyle Doğu-Batı arasında bir köprü niteliği taşıyan ve yönünü Batıya çevirmiş bulunan Türkiye’nin, ABD ve AB ile olan ilişkilerine zarar vermeden ve uygun bir zamanlama ile, geleceğin küresel güç odağı olma potansiyeline sahip böylesi bir Örgüte gözlemci veya tam üye olarak katılması, bölgede etkili bir denge politikası uygulamasına da yardımcı olacaktır. Ayrıca, Şangay İşbirliği Örgütü alanı içinde bulunan Kafkasya bölgesinin jeo-kültürel yapısı, Türkiye’nin bu coğrafyada çok kısa sürede etkinlik sağlayabilmesini mümkün kılabilecektir. 

Madalyonun diğer tarafından da bakmakta fayda vardır ki özelikle İslama sert bakan, islamiyeti terör dini olarak gören bir yönetim olarak Rus yetkililerin gizli amaçlarının da varlığı asla yadsınmamalıdır. Dağılan Rusya olarak küllerinden yeniden varolma savaşının sonu ne olacak? Hepimiz beklemedeyiz.

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1796 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri