Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

DAHA KAÇ FİDAN GİDECEK

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Kıyamet mi yaklaşıyor bilinmez. Bu kadar canlar gidiyor. Kıyametin yaklaşmasına doğru artık şehit sayılarımız mı sayaç oluyor. Allahın verdiği canı kıyamet günü İsrafil ‘in Sura 3 kez üflemesiyle ve 2 meleği görevlendirmesiyle buyurduğu canı alma kudreti kendisinde iken biz kulların bu kadar kan dökmesi nedir? Öncelikle can alma kudretini ve olacakları Rabbimin Kelamı olan Ayetlerimizde görelim.  

Zumer Suresi  39-42. Ayette ;

“اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Allâhu yeteveffel enfuse hîne mevtihâ velletî lem temut fî menâmihâ, fe yumsikulletî kadâ aleyhel mevte ve yursilul uhrâ ilâ ecelin musemmâ (musemmen), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).

Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır. Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır. Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerimi alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” buyurulur.

Ayrıca Hadise göre:

Sur’a üfürülüş üç kez olacak. Birinci üfürüşte korku ve dehşetten bütün yaratıklar sarsılacak. İkinci üfürülüşte bütün kâinat alt üst olup, bütün canlılar ölecek. Allah yeni bir düzen (ahiret yurdu) kurup hesap günü gelince, üçüncü bir üfürülüşle bütün ölülerin ruhlan bedenlerine girerek yeniden dirilecekler. Ve ardından hesap, kitap, mizan, şefaat, sırat, Cennet, Cehennem kıyamet olayları olacak.

Kur’ân-ı Kerim Sur’un üfürülüşü anında yaşanacak dehşeti, Tekvir, İnfitar, İnşikak ve daha başka sürelerde genişçe haber vermektedir. "O gün güneş dürülür, yıldızlar kararıp dökülür, dağlar yürütülür, en değer verilen on aylık develer terkedilir, denizler kaynatılır" (et-Tekvir, 81/1-4,6);

"Gök yarılır, yıldızlar etrafa saçılır, denizler akıtılır" (el-İnfitar, 82/1-3);

"Gök yarılıp Rabbinin emrine boyun eğer, yer uzatılır, içinde olanları atıp tamamen boşalır ve Rabbine boyun eğer" (el-İnşikak, 83/1-4); "Büyük bir gürültü koparır, o gün insanlar ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneler gibi olur, dağlar atılmış renkli yüne benzer" (el-Karia, 101/1-5);

"Yer dehşetle sarsılır, ağırlıklarını dışarıya, çıkarır ve insan, "ne oluyor" diye korkusunu dile getirir" (ez-Zilzâl, 99/1-3); "O gün bir sarsıntı sarsar, peşinden bir diğeri gelir kalpler titrer, insanların gözleri yere döner ve "biz ufalmış kemik olduğumuz zaman eski halimize mi döneceğiz" (yoksa). O takdirde bu zararına bir dönüştür diye düşünecekler. Tek bir çığlıkla hepsi bir düzlüğe dökülecekler" (en-Nâziat, 79/6-14); Surâ üfürüldüğü gün herkes bölük bölük gelecek, gökler kapı kapı açılacak, dağlar yürütülüp serap olacak" (en-Nebe; 78/18-20); "Yıldızların ışığı giderilecek, gök yarılacak, dağlar pamuk gibi atılacak" (el-Mürselât, 77/8-10); "Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman insan "kaçacak yer neresi" diyecek, ama sığınak yoktur o gün" (el-Kıyâmet, 75/7-11); Arslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler" (el-Müddessir, 74/50-51); "Yer yüzü ve dağlar sarsılır, dağlar yumuşak kum yığını hâline gelir" (el-Müzzemmil, 73/14);

"Gökyüzü erimiş maden gibi olur, dağlar da atılmış pamuğa döner; hiçbir dost dostunu soramaz" (el-Meâric, 70/8-10); "Sarsıntıyı gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür, insanlar adeta sarhoş gibidir. Onlar sarhoş değildir ama Allah’ın azabının şiddeti onları o hâle koyar" (el-Hac 22/1-2).

Ölü bedenlere ruhların verileceği üçüncü üfürülüş anında ise, "Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış olarak, o çağırana koçarak kabirlerinden çıkarlar. Kafirler ‘bu ne zorlu bir gün’ derler" (el-Kamer, 51/8-9). Kabirlerinden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, söz verilmiş olan gündür" (el-Mearic, 70/43-44).

Yukarıdaki hadis-i şerifte Hz. Peygamberimize; Sur’a üfürüldüğü gün, Allah’ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da korku içinde kalırlar. Hepsi Allah çı boyunları bükülmüş olarak gelirler" (en-Neml, 27/87) âyetindeki Âllah ın diledikleri bir yana" kelamı ile kastedilen kişilerin kimler olduğu Ebu Hüreyre tarafından soruldu. Rasûlüllah cevaben, "Onlar şehidlerdir. Çünkü şehidler Yüce Allah’ın katında diridirler. Allah onları, kıyamet gününün dehşetinden, korku ve endişesinden korumuştur. O günün korku ve endişesi sadece inanmayan âsi ve günâhkâr kullar içindir" karşılığını verdi. Peygamberimiz daha sonra kıyâmet ve sur konusunda özetle şu bilgileri verdi: "Bütün canlılar öldükten sonra ölüm meleği Azrâil Allah’ın huzuruna çıkar ve Ey Allah’ım, yaşamasını dilediğin kimselerden başka, yerde ve gökte canlı olarak yarayan bütün varlıklar öldü der. Allah ise, geride kalanları herkesten daha iyi bildiği halde, ölüm meleğine "Geride canlı kalan kimse var mıdır?" diye sorar. Azrâil, Ey Allah’ım, ölmeyen ve daima diri olan Zât-ı Celâlin kaldı. Sen bâkisin ve dirisin. Bir de kalmasını dilediğin Arş’ı ayakta tutan melekler, Cebrâil, Mikâil ve ben kaldım " cevabını verir. Daha sonra Allah’ın emriyle geride kalan melekler de ölür, Azrâile dönen Yüce Allah Ey meleğim, sen de diğer yaratıklarım gibisin. Bütün yaratıklarım öldü, sana ihtiyaç kalmadı. Yaratan ve öldüren benim. Artık sen de öl" buyurur ve Azrâil de ölür. Sonra Yüce Allah "Bugün mülk kimindir?" diye seslenecek ama cevap verecek hiç bir canlı olmayacak; cevabı Allah kendisi verecektir. "Bugün mülk, tek ve herşeye gücü yeten Allah’ındır?"

Yüce Allah, yerleri ve gökleri değiştirecek, yeni bir âlem yaratacak, her yer dümdüz olacak. Allah’ın seslenmesiyle bütün varlıklar tekrar eski haline gelecek; yerin altındakiler altta, üstündekiler üstte olmak üzere dirilme anını bekleyecekler. Allah’ın emriyle gökler kırk gün yağmur yağdıracak, her taraf sularla kaplanacak. Ardından Allah cesetlere yeniden dirilmelerini emredecek. Cesetler bitkilerin yeşermesi gibi yerden çıkacak. Bu arada Cebrâil ve Mikâil de yeniden diriltilecek. Ardından Allah bütün ruhları çağıracak. O gün mü’min ruhlar ışık hâlinde, kâfirlerinki ise karanlık halde gelir. Allah bu ruhları Sur’a doldurup İsrafile emreder. İsrafil emri yerine getirir ve Sur’u üfler. Surdan çıkan ruhlar yerle gök arasını doldurur; ardından Allah, her ruhun kendi cesedine girmesini emreder. Ruhların cesetlere girmesinden sonra yer yarılır ve herkes kabrinden çıkıp ilâhî huzura doğru yürümeye başlar. "Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış olarak o çağırana kabirlerinden koşarak çıkarlar" (el-Kamer, 54/8).

Tüm bu ayet-i kerimeler de ne der Allahın verdiği canı Allah alır. Ülkemiz değişik terör gruplarını görmüş olsa da uzun yıllardan beri başımıza musallat olan ve onbinlerce canı canımızdan koparan PKK’nın bıraktığı acı tesiri hiçbiri bırakmamıştır. 1980 yıllardan beri bu örgütün ihanet çemberi içerisinde yaşıyoruz.

Bilindiği gibi 1970’li yıllarda dünyada yükselen gençlik hareketlerinin Türkiye’ye yansıması nedeniyle ülkemizde birçok yasadışı terör örgütünü kurulmaya başlamıştır. PKK terör örgütünün temeli de bu dönem içerisinde atılmıştır. 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde yapılan bir toplantıyla PKK (Kürdistan İşçi Partisi, Partiya Karkaren Kürdistan) ilan edilmiştir. (Adına bakıp da bunun siyasî bir parti olduğunu sanmayın.) Bu aynı zamanda PKK terör örgütünün birinci kongresidir. O gün bugündür geleceğimizi ve umutlarımızı çalan bu hain örgüt, bize büyük zararlar vermiştir. Söz konusu örgüt, ses getiren ilk eylemini 1984’ün 15 Ağustos gecesi Eruh ve Şemdinli ilçelerini basarak yaptı. Her geçen gün şiddet büyüdü ve bugünlere gelindi.

Uzun yıllardan beri yüreklerimizi dağlayan bu hain çetenin uluslararası bağlantıları da vardır. Kim ne derse desin bu örgüt başta komşularımız olmak üzere, Batı ülkelerinden ve sözde müttefiklerimizden destek görmüştür. Muhataplarımız bunu inkâr etseler de bu durum, nice delillerle ispatlanmıştır. Bu örgüt mensupları yıllarca ülke dışında beslenmiş ve kayırılmıştır.

Bu örgütün mensupları daha düne kadar Suriye’de Beka vadisinde ellerini kollarını sallayarak hareket etmişlerdir. Bugün de sözüm ona ABD kontrolündeki Kuzey Irak’ta eğitim kampları kurabilmektedirler. Fakat bizim kadim müttefiklerimiz bizi sanki ahmak yerine koyarcasına gerçekleri inkâr etmeye devam etmektedirler. Yalan zincirlerine yeni halkalar eklemektedirler.

1999 yılında Abdullah Öcalan’ın yakalanmasıyla eylemlerde bir yavaşlama, hatta durma görülmüştür. Artık televizyonlar pusu ve ölüm haberi vermez olmuştu. Çok sevinmiştik, umutlanmıştık. Artık çocuklarımızın kanı su gibi akmayacak demiştik. Fakat fetret dönemi uzun sürmedi. Son zamanlarda terör örgütünün eylemleri artış göstermeye başladı. Yine yürekler yanar oldu. Televizyonlarımız bayrağa sarılı tabutların başında feryat edenlerin haberlerini veriyor hergün.

Biz bu filmi defalarca gördük, bundan sonra görmek istemiyoruz. Benim askerimin saçının bir kılı bile muteberdir. Onun canıyla kumar oynayanlar, Hakk’ın ve halkın önünde hesap verecektir. Zalimler döktükleri kanların içinde boğulacaklardır. 2009 yılı açılımın başladığı yıldı.  Herkes sanki dış güçlerin ve içteki uzantılarının tetiklediği iç savaş bitecek ve artık ülkemize huzur gelecek sanıyordu. Ama görünen hiç de öyle değildi.

Kolay mı bir evladı ana rahmine düştüğü andan itibaren yetiştirmek. Düşünelim bir tohum atıyoruz toprağa ve büyümesi, çiçek açması yıllar sürüyor ve ne güzel bir süreçtir bu. Ya evlat yıllarca büyüt gözünün içine bak ayağını, tırnağını, saçının telini sakın ve elini kınalayıp vatana kurban diye asker ocağına ver. Diğerinin de anası babası büyütsün beslesin belki mecburiyetten belki de bu olayın içinde olmasından dolayı o evlatta dağa çıksın. Niye çıkıyor nereye gidiyor. Eğer ki amaç vatan savunmasıysa, hak mücadelesi ise (sözde) neden dağdaki ne allahı ne de kulu bilmiyor. Vatan nedir namusdur vatanın her toprağı millettir allahın hakimiyetindedir. Neden bilmez bunu. Onca kızlar namuslarını dağlarda kaybederken onca erkek evlatlar askerde olan kardeşini dahi öldürme durumuna geliyorsa bu neyin hak mücadelesidir. Sadece küçük oyunların aktörleri olma saflığıdır.

Her ana; ana evet, her evlatta; evlat. Gel gör ki gidenler vatanımızın evlatları. Verilen herşey vatanımızın birer parçası. Bir vücut düşünelim. Uzuvlarımız, organlarımız tek tek gidiyor ve biz vatan sağoslun diyoruz. Vatan nedir işte bu vücuttur. Vücudun  organ ve uzuvları nedir. Organlar topraklarımız uzuvlar da  fidanlarımızdır. O vücut tek tek törpülenirse vatan nerdedir soruyorum. Ağacı kurtlar istila etmiş içten içe yiyorlar her bir noktasını diyoruz ki onun kökü var kök nedir dalları ve içi istila edildikten sonra kök ne kadar dayanır.

Fazla söze hacet yok. Artık sayaca almayalım, şehir sayılarını vermek vatanımızın uzuvlarının tek tek tüketilmesidir. Bu sancıya son verelim artık. Aşağıda içim sızlayarak sayıları veriyorum. Sayaç olarak değil sadece artık imanen ve insanlık, vatanımız adına gözlerimizi açalım. Bu Kurtlar Vadisi zihniyeti bitsin. Yıllara göre baktığımızda açılım denilen durumun başladığı 2009 yılından bu yana şehit sayımızda çok fazla artış görülmektedir.

1980’den Haziran 2008’e kadar teröre toplam 7 bin 848 şehit, TSK, emniyet mensubu ve korucu olmak üzere 298 evladını şehit veren Şırnak’ı, 281 şehitle İstanbul, 261 şehitle Hakkari, 259 şehitle Ankara ve 232 şehitle Diyarbakır izliyor. Şehit asker sayısında 204 şehidiyle Ankara ilk sırada bulunurken, terör nedeniyle en çok şehit polis veren il İstanbul, en çok köy korucusu şehit veren il ise toplam şehit sayısında olduğu gibi yine Şırnak.Terör nedeniyle verilen 7 bin 848 şehidin 5 bin 766’sı TSK, 745’i emniyet mensubu. Bin 337’si de geçici köy korucusu. Terör nedeniyle yaşımını yitiren sivil sayısı ise 4 bin 828. Terör mücadelesinde Şırnak, 18’i asker, 24’ü emniyet mensubu ve 256’sı korucu olmak üzere bugüne kadar 298 şehit verdi. En çok şehit acısı yaşayan iller sıralamasında İstanbul 2. sırada. 135’i asker, 146’sı polis olmak üzere 281 İstanbullu terör nedeniyle şehit oldu.

-YILLARA GÖRE TERÖR ŞEHİTLERİ-

  • 2001 yılında 0 şehit
  • 2002 yılında 6 şehit
  • 2003 yılında 21 şehit
  • 2004 yılında 73 şehit
  • 2005 yılında 92 şehit
  • 2006 yılında 121 şehit
  • 2007 yılında 118 şehit
  • 2008 yılında 150 şehit
  • 2009 yılında 135 şehit
  • 2010 yılında 141 güvenlik görevlisi terör saldırısında şehit oldu.
  • 2002-2011 yılları arasında ülke genelinde meydana gelen terör olaylarında 81 polis, 734 asker olmak üzere toplam 815 güvenlik mensubu şehit oldu, toplam 5 bin 94 asker ve polis de yaralandı.  
  • 2012 yılının ilk altı ayında ise 117 şehit verdik.

VERİLEN ŞEHİT SAYISI İL İLE GÖRE SAYILARII

Adana (842), Adıyaman (11), Afyon (95), Aksaray (285), Amasya (32), Ankara (1772), Antalya (183), Artvin (10), Aydin (1746), Balıkesir (2779), Bartın (254), Bayburt (21), Bilecik (854), Bingöl (8), Bitlis (59), Bolu (1405), Burdur (606), Bursa (3737), Çankırı (972), Çanakkale (1788), Çorum (1333), Denizli (2195), Diyarbakır (49), Edİrne (858), Elazığ (159), Erzincan (...282), Erzurum (109), Eskişehİr (843), Gaziantep (502), Giresun (114), Gümüşhane (39), Hatay (283), İçel (1218), Isparta (55), İstanbul (1648), İzmir (1720), Kahramanmaraş (213), Karaman (455), Kars (1), Kastamonu (2425), Kayseri (771), Kırıkkale (232), Kirklareli (366), Kırşehir (448), Kocaeli (583), Konya (2488), Kütahya (1487), Malatya (141), Manisa (2174), Mardİn (7), Muğla (671), Muş (7), Nevşehİr (525), Nİğde (509), Ordu (56), Rize (71), Sakarya (526), Samsun (44), Siirt (40), Sinop (1488), Sivas (25), Tekirdağ (646), Tokat (47), Trabzon (155), Tuncelİ (30), Urfa (383), Uşak (818), Van (36), Yozgat (661), Zonguldak (753)

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1638 defa okunmuştur
yazı
yaz
hala yazar kursuna gitmemişsiniz
11 Ağustos 2012 Cumartesi 19:04
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri