Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

DAVA

31 Mayıs 2012 Perşembe

Sevgili Okurlarım

Bugün size Hukuk Fakültesinde özellikle ceza hukuku alanında okunmasını önerdikleri ve birbirleriyle üstü kapalı da olsa bağlantılı olduğunu düşündüğüm 2 kitabı ele alacağım.

İlki Dava adlı olan ve Yazar Franz Kafka’nın kitabı ki (Dava kendisine özgü özellikleri bulunmayan belirlenmemiş bir şehirde geçer. Burası yüzyılın ilk on yıllarındaki Prag olabilir. Ancak ayrıntının önemi yoktur. Çünkü bu psikolojik olaydaki gerçek ruhtur), ikincisi ise Nürnberg Mahkemelerini anlatan (Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi Ekim 1945 ‘te, ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Sovyetler Birliği’nin açtığı ünlü dava. Almanya’nın Nürnberg şehrinde yapıldığı için bu isimle anılmıştır. Mahkemede Nazi Partisi “insanlık suçu, savaş suçları, dünya barışına karşı işlenen suçlar ve savaşa sebep olmak” suçlarından yargılandıkları Uluslar arası Mahkemelerini) anlatan kitaptır.

Dünya barışına karşı işlenen suçlar tanımından ilk kez bu davada söz edildi. Davalı 24 kişi ve 6 organizasyon ve davacılar da yukarıdaki ülkelerdi. Yargılanan 24 kişi beraat ve 10 yıl hapis cezasından idam cezasına kadar değişen cezalar aldılar. Çoğu idam edildi.  

DAVA (Franz Kafka)

Roman K.’nın, kendisini temize çıkarmak veya hiç olmazsa kendisine yüklenilen suçun ne olduğunu anlamak için giriştiği faaliyetlerle ilgilidir. Bir yıl boyunca, birinden diğerine başvurarak kendisine yardım etmelerini ister, fakat başarılı olamaz.

Aslında hikayenin amacı ve özeti alttaki iki paragrafta anlattığım Romandaki karakterlerden Papaz’ın anlattığı hikayede gizlidir.

“Papaz, K.’ye içinde gerçek payı bulunan  ve K.’yi huzursuzlaştıran bir hikaye anlatır.

Hikayede hukukçu olmak isteyen bir kişinin hukukçu olmak için geçmesi gereken kapıda başından geçen olaylar anlatılır: “Adam çok çalışmasına ve defalarca denemesine rağmen o kapıdan geçemez. Bekçiye rüşvet verir fakat yine giremez. Ölümünden sonra ruhu kendini o kapıda bulur, bekçiye sorar neden defalarca denememe benimle beraber bu işi birçok kişinin de denemesine rağmen kimse başarılı olamadı. Bekçi, bu kapıdan sadece bir kişi geçebilirdi. O da sizdiniz ama vaktin gelmesini beklemeliydiniz. Artık vakit geldi. “K. bu olaydan kendine göre yorumlar çıkarır fakat  gerçek sorunun ve bu hikayenin kendisiyle olan ilişkisini anlayamaz.

Kitabın son bölümü, birinci bölümlerden bir yıl sonra, K.’nın otuzbir yaş öncesinde geçer. Radingotlu ve silindir şapkalı iki şişman adam K.’nin kapısına gelir ve hiçbir direniş göstermeyen K.’yı alıp götürürler. K. onların cellat olabileceklerini sanır. Fakat artık mücadele azmini tamamen yitirmiştir. Kendisini kurtarsa bile polis ona yardım etmeyecektir zaten. Ve artık istediği adalete kavuşacaktır. Hikayenin kendisiyle olan ilgisini anlamıştır. O adaleti yaşadığı yalanlar ortamında değil,  gerçeğin var olduğu diğer hayatta sürdürecektir. Dava bitmiştir. Sanık artık gidebilir. Karanlıkta, ıssız bir yolda iki kişi tarafından bilinmez bir yolculuğa çıkmasının ardından ertesi gün basında “Bir adam ölü bulundu” tek cümle ile kayıplara karışmıştır.

Romandan Kısa Özet

Romanın kahramanı Joseph K. otuz yaşındadır. Bir bankada çalışmaktadır. İyi bir insan olarak tanınır. Değişik işlerde çalışan insanların yaşadıkları kiralık bir evde oturur. Yemeklerini sakin kahvehanelerde yer ve geceleri geç saatlere kadar çalışır. İçine kapanıktır ve ruhsal bir boşluk olduğuna dair varsayımları vardır.

Bir sabah, onun bu rutin hayatı parçalanır. İki kişi evine gelerek tutuklandığını söylerler. K. herhangi bir suç işlediğini hatırlamaz. Zaten bunu yapacağı bir ortamı da, durumu da yoktur. Aradan oldukça bir zaman geçtikten sonra, kaderinin gelişigüzel, sivil bir mahkeme elinde bulunmadığını da görür. Durum karmakarışıktır, şaşkınlık vericidir. Ne gibi bir suç işlediği ve ya kanunun hangi maddesine göre tutuklandığı kendisine hiçbir zaman söylenmez. Karşılaştığı herkes onun suçlu olduğunu kabul eder.

Fakat günlük işlerini yürütmekte serbesttir. Muhakeme işlemleri, belirli yerlerden uzaklarda berbat durumlarda yapılır. Yargılama sırasında, hiç de beklenmedik zamanlarda saray görevlileri veya sarayla ilgili kimseler mahkemede görülür. Hiç kimse hatta mahkeme görevlileri bile bu işin iç yüzünü anlayamazlar. En güçlü yargıçlar o kadar uzaklardır, o kadar yabancıdırlar ki, hiç kimse onların gerçekten var olup olmadıklarını bilmez. En kötüsü yargılama yıllarca sürmesine rağmen kimse beraat etmez.

K. kendini aleyhindeki davaya öyle vermiştir ki, bankadaki işini aksatır. Amcası Karl, bu davalarda şöhret kazanmış Huld adında bir avukat bulur. Huld, geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalmış, bu kazadan sonra kendisini iyice işine vermiş ve hızla işinde büyük bir yükseliş gerçekleştirmiştir.

K. hayatındaki bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Titorelli adında bir ressamı görmek ister. Ressam kaldırım kadınlarının cirit attıkları bir sokakta berbat bir evde yaşamaktadır. Titorelli, sarayın özel ressamıdır. Hakimler arasında büyük etkisi olduğunu söyler. Kesinlikle beraat  ki buna imkan yoktur; şartlı beraat, ki herhangi bir anda tutuklanabilir; süresiz erteleme ki, ne beraat demektir ne de mahkumiyet. K., arzu etmemesine rağmen, birkaç resim satın alır ve ümitsizlik içinde ressamın yanından ayrılır.

Daha sonra avukatının davayı ihmal ettiğini sanarak başka birini bulmayı düşünür. Huld’un, Block  adında bir müvekkilini görür. Huld, bu adamın bir davasını yüklenmiş,  kesin bir sonuca erdirmeksizin yıllarca sürdürmüştür. O da, avukatının ihmalinden şikayet eder ve gizliden gizliye diğer avukatlara danıştığını söyler. Huld, K.’nin kendisinden vazgeçmek istemesine sinirlenir ve müvekkilleri üzerindeki etkisini göstermek için Block’u çağırır. Block avukatın önünde diz çöker, adeta bir köle gibidir ve ona yalvarıyordur.

Son görüşme K.’nin iş için gittiği şehrin kilisesinde yapılır. Kilise, karanlık ve boştur. Birdenbire, mihraptaki kürsüden, K.’ye seslenilir. Kürsüdeki kişi kendisinin hapishane papazı ve  bundan böyle mahkemenin bir hizmetkarı olduğunu söyler. K.’ye durumun kötüye gittiğini, onun, mahkemenin niteliğini anlamadığını, diğerlerinin, özellikle kadınların yardımına çok güvendiğini bildirir…

 Nürnberg Duruşmaları

Nürnberg Mahkemesi sırasında Amerikan muhafızları, Adalet Sarayı’na bağlı hapishanedeki önde gelen Nazi savaş suçlularını sürekli gözetim altında tutuyor. Nürnberg, Almanya, Kasım 1945.

Tanıklar

İkinci Dünya Savaşından sonra, Holokost sırasında işlenen suçlardan sorumlu olanların bazıları mahkemeye çıkarıldı. 1945 ve 1946’da yapılan duruşmalar için yer olarak Almanya’nın Nürnberg şehri seçildi. Müttefik güçlerden (İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği ve ABD) atanan yargıçlar, en önemli yirmi iki Nazi suçlusunun duruşmalarına başkanlık etti. On iki önde gelen Nazi ölüme mahkum edildi. Çoğu sadece üstlerinin emirlerini yerine getirdiklerini belirtse de, sanıkların çoğu yöneltilen suçlamaları kabul etti. Katliamlarla doğrudan ilişkili olanlar en sert cezaları aldılar. Holokost’ta kilit rolleri üstlenen, üst düzey hükümet yetkilileri ve toplama kampı sakinlerini zorunlu iş gücü olarak kullanan kuruluş yöneticileri gibi diğerleri, kısa süreli hapis cezaları aldı ya da hiçbir ceza almadı. Nazilerin en yüksek otoritesi, Holokost’tun en büyük suçlusu duruşmalarda yoktu. Adolf Hitler, en yakın yardımcılarından bazıları gibi savaşın son günlerinde intihar etmişti. Daha pek çok suçlu duruşmalara hiç çıkarılmadı. Bazıları Almanya’dan başka ülkelere kaçtı; yüzlercesi Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Nazilerin duruşmaları hem Almanya’da hem de başka birçok ülkede devam etti. Bir Nazi avcısı olan Simon Wiesenthal, Adolf Eichmann’ı Arjantin’de buldu. Milyonlarca Yahudinin sürgününün planlanmasına ve yürütülmesine yardım eden Eichmann, İsrail’de mahkemeye çıkarıldı. Çoğu hayatta kalanlardan oluşan, yüzlerce şahidin verdiği ifadeler bütün dünya tarafından izlendi. Eichmann suçlu bulunarak 1962’de idam edildi.

İLKELERİ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan geçen 177 (II) numaralı kararın, (a) paragrafında, Uluslararası Hukuk Komisyonu “Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi’nin tüzüğünde ve davanın yargılanma sürecinde tanınan uluslararası hukuk ilkelerini belirlemek”le görevlendirildi.

Bu amaçla aşağıdaki metin komisyonun ikinci oturumunda kabul edildi:

I. İlke

Uluslararası hukuka göre suç kabul edilen bir eylemde bulunan şahıs, bundan sorumludur ve cezalandırılması olasıdır.

II. İlke

Uluslararası hukuka göre suç kabul edilen bir eyleme karşı bir ceza öngörülmese de, bu şahsı uluslararası hukuk önünde işlediği suçun sorumluluğundan kurtarmaz.

III. İlke

Uluslararası hukuka göre suç kabul edilen bir eylemde bulunan şahıs, devlet başkanı ya da sorumlu hükümet memuru olmaları, işbu şahısları uluslararası hukuk önünde sorumluluktan kurtarmaz.

IV. İlke

Bir şahsın üstü ya da hükümetinin emrine uygun davranması, ahlaki irade bir şahıs için her zaman bir olanak olduğundan, uluslararası hukuk önünde sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

V. İlke

Uluslararası hukuka göre suç işlediği iddia edilen şahıs, gerçeklere ve hukuka uygun olarak adil yargılanma hakkına sahiptir.

VI. İlke

Aşağıda sıralanan suçlar uluslararası hukuk önünde cezai suçlar olarak belirlenmiştir:

(a) Barışa karşı işlenen suçlar

(i) Saldırgan ya da uluslararası antlaşma, sözleşme ve garantileri ihlal eden bir savaşı planlama, hazırlık ya da kışkırtma,

(ii) Ortak plana işbirliği yapma ya da (i) maddede belirtilen eylemlerin başarılması karşı komplo;

(b) Savaş suçları

Yasaların ya da savaş adetlerinin ihlalleri, örneğin: köle işçilere ya da herhangi bir amaçla sivil halka ya da işgal altındaki bölge halkına, savaş tutsaklarına, denizdeki insanlara, kötü davranma ya da onları, rehineleri öldürme, sınırdışı etme; kamu ya da özel mülklerin yağmalanması, kent, kasaba ve köylerin ahlaksızca yıkımı ya da askeri gereklilikle açıklamayacak biçimde tahrip edilmesi;

(c) İnsanlığa karşı işlenen suçlar

Cinayet, kitle imha, köleleştirme, sürgün ve sivil halka yapılan diğer insanlık suçları, ya da siyasi, etnik ya da dini nedenlerle eziyet, ya da savaş suçu ya da insanlığa karşı işlenen suçlarla ilgili idam ya da eziyet ya da eylemler sürdürülmesi.

VII. İlke

Savaş suçu ya da insanlığa ya da barışa karşı işlenen suçların eyleme geçirilmesinde suç ortaklığı, VI. İlkede belirtildiği üzere uluslararası hukuka göre bir suçtur.

Katılımcılar

Her dört ülke tarafından birer baş hakim, değişimli hakim ve savcı temin edilmiştir.

Mahkemenin hakimleri:

Albay Rt Hon Sir Geoffrey Lawrence (Birleşik Krallık baş hakimi ve mahkeme başkanı)

Sir Norman Birkett (Birleşik Krallık değişimli hakimi)

Francis Biddle (ABD baş hakimi)

John Parker (ABD değişimli hakimi)

Profesör Henri Donnedieu de Vabres (Fransız baş hakim)

Robert Falco (Fransız değişimli hakim)

Tümgeneral Iona Nikitchenko (Sovyet baş hakim)

Yarbay Alexander Volchkov (Sovyet değişimli hakim)

Mahkemenin baş savcıları:

Robert H. Jackson (Amerika Birleşik Devletleri, yardımcı avukatı Telford Taylor)

Sir Hartley Shawcross (Birleşik Krallık, yardımcıları Binbaşı Sir David Maxwell-Fyfe, Sir John Wheeler-Bennett ve Anthony Marreco)

Korgeneral R. A. Rudenko (Sovyetler Birliği)

François de Menthon ve Auguste Champetier de Ribes (Fransa)

Verilen iddianamede;

1.Barışa karşı işlenen suça veya komploya ortak olmak

2.Barışa karşı savaş yürütme, saldırganlık ve diğer suçları başlatmak ve planlamak

3.Savaş suçları

4.İnsanlığa karşı suçlar

Kabul edilmiştir.

Askeri Mahkemeye Dair Önemli Tarihler Kronolojisi

8 Ağustos 1945

Uluslararası Askeri Mahkeme (Imt) Tüzüğü Londra Konferansında Açıklandı

Uluslararası Askeri Mahkeme (IMT), Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği’nden atanan yargıçlardan oluşturuldu. Almanya’nın Nuremberg şehrinde, önde gelen Nazi yetkilileri aleyhine IMT Tüzüğü’nün 6. Maddesi uyarınca, aşağıdaki suçlardan dava açılarak duruşmalara başlandı: (1) Burada listelenen 2, 3 ve 4 numaralı suçların işlenmesi amacıyla komplo kurma, (2) barışa karşı işlenen suçlar (çeşitli uluslararası anlaşmaları ihlal ederek, bir saldırı savaşının planlanmasına ve gerçekleştirilmesine katılmak olarak tanımlanan suçlar), (3) savaş suçları (savaş açma konusunda uluslararası kabul görmüş kuralların ihlali olarak tanımlanan suçlar) ve (4) insanlık suçları (yani, savaştan önce ya da savaş sırasında, cinayet, imha etme, esaret, sürgün ve sivil halka yönelik diğer gayri insani eylemler; ya da suçların işlendiği ülkenin yasalarının ihlal edilip edilmediğine bakılmaksızın, Mahkeme’nin yargı yetkisi dahilinde her türlü suçun işlenmesinde ya da bu suçlarla bağlantılı olarak, siyasi, etnik ya da dini nedenlere bağlı zulüm).

6 Ekim 1945

Önde Gelen Nazi Yetkilileri Aleyhine Savaş Suçlarından Dava Açıldı

Uluslararası Askeri Mahkeme’nin (IMT) dört başsavcısı Robert H. Jackson (ABD), Francois de Menthon (Fransa), Roman A. Rudenko (Sovyetler Birliği) ve Sör Hartley Shawcross (İngiltere), önde gelen 24 Nazi yetkilisi hakkındaki iddianameyi sundu. Hakkında dava açılanlar arasında Hermann Göring (Hitler’in ardılı), Rudolf Hess (Nazi partisi lideri vekili), Joachim von Ribbentrop (dışişleri bakanı), Wilhelm Keitel (silahlı kuvvetler lideri), Wilhelm Frick (içişleri bakanı), Ernst Kaltenbrunner (güvenlik güçleri lideri), Hans Frank (işgal edilen Polonya’nın genel valisi), Konstantin von Neurath (Bohemya ve Moravya valisi), Erich Raeder (deniz kuvvetleri lideri), Karl Doenitz (Raeder’ın halefi), Alfred Jodl (silahlı kuvvetler komutanı), Alfred Rosenberg (işgal edilen doğu bölgeleri bakanı), Baldur von Schirach (Hitler Gençliği lideri), Julius Streicher (Yahudi karşıtı radikal Nazi yayımcısı), Fritz Sauckel (zorunlu iş gücü tahsisi lideri), Albert Speer (silahlanma bakanı) ve Arthur Seyss-Inquart (işgal edilen Hollanda komiseri) bulunuyordu. Martin Bormann (Hitler’in yaveri) gıyabi olarak yargılanıyordu.

1 Ekim 1946

Nuremberg Kararları

Uluslararası Askeri Mahkeme (IMT) kararlarını açıkladı. 12 sanık (Goering, Ribbentrop, Keitel, Kaltenbrunner, Rosenberg, Frank, Frick, Streicher, Sauckel, Jodl, Seyss­Inquart ve Bormann) ölüm cezasına çarptırıldı. Üç kişiye (Hess, ekonomi bakanı Walther Funk ve Raeder) ömür boyu hapis cezası verildi. Dört kişiye (Doenitz, Schirach, Speer ve Neurath) 10-20 yıl arasında hapis cezaları verildi. Mahkemede üç sanık beraat etti: Hjalmar Schacht (ekonomi bakanı), Franz von Papen (Hitler’in şansölye olarak atanmasında önemli bir rol oynayan Alman siyasetçi) ve Hans Fritzsche (basın ve radyo lideri). Ölüm cezaları, iki istisna ile 16 Ekim 1946’da yerine getirildi: Göring idam saatinden kısa süre önce intihar etti, Bormann ise hala bulunamamıştı. Diğer 10 sanık asıldı, cesetleri yakıldı ve külleri Jizera Nehri’ne atıldı. Hapis cezasına çarptırılan yedi önemli savaş suçlusu, Berlin’deki Spandau Hapishanesi’ne iade edildi.

Davanın Sonucu

Duruşmada, Avrupalı Yahudilerin katliamı bağımsız bir konu olmayıp, ‘insanlık karşıtı suçlar'a dahil edilmişti. Birçok katil, işkenceci ve yardımcıları 1945'ten sonra, Nuremberg Mahkemeleri ilkeleri içeriğinde Yahudileri öldürmekten hüküm giydiler. Bu kişilerin bazıları idam edildi.

Nuremberg Uluslararası Askeri Mahkeme'nin beyanı şu oldu:

• Aralarında Gestapo, SS, SD ve Nazi Partisi olan pek çok Nazi kuruluşları “suç örgütleri”dir. Bu nedenle bu kuruluşların üyeleri dava edilip - kişisel suçları ispat edilebilirse - yargılanabiliyorlardı.

• Uluslararası kanunlara göre suç işlemiş olan kişiler, ayrı ayrı kendi hareketlerinden sorumluydular. Davalılar suçlarını, yukarıdan gelen emre itaat olarak geçiştiremiyorlardı. Mahkeme bu şekilde kanun dışı suçların hiç bir özrü olamayacağını açıkça belirledi.

• Bütün savaşlar uluslararası antlaşmalara tabiiydi.

 

Savaş suçlularının Avrupa'nın hukuki savunma ilkelerine, şahitlerin soruşturulmasına, delillere, v.s. göre mahkûm olduklarını vurgulamak gerekir. Bundan dolayı ceza verilmeden önce sanığın kanun karşısında suçlu olduğunun ispatı gerekiyordu.

Duruşmaların sonucu olarak, kamuoyu Nazilerin korkunç toplama ve öldürme kamplarında insanlığa (ve özellikle Yahudilere yapılanlar) karşı işlenen suçlar hakkında çok daha fazla bilgi sahibi oldu.

Bu iki roman arasındaki bağ nedir? Aslında Prag da yaşayan Kafka Yahudi kökenli olması mıydı? 1945 de yapılan mahkemeler ve 1883-1917 yılları arasında yaşayan Kafka’nın yazıları, bildikleri ve 1944 yılına kadar toplama kampına gelen belgeleri de Yahudilere yapılan Soykırım adına açılan Nürenberg Mahkemelerine katkısı neydi?

Devam edeceğim…

Esen Kalın…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2406 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri