Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

DOĞAL YAŞAMAK İSTİYORUM...

03 Ekim 2012 Çarşamba

Marka Hukuku konulu dinleyici olarak katıldığım bir panelde “toplum olarak gurur duyduğumuz köy kültürümüze dönüyoruz konusuna da yer verilmişti. Ben anlayamadım; Nasıl dönüyoruz o doğal o tertemiz saf köy kültürümüze? Aslında görüntüde mi öyleyiz? Köylü milletin efendisidir demişti Atamız. Gerçekten de her birimiz topraktan geldiğimiz gibi toprağın temizliğin saflığın bakirliğin olduğu canım Anadolu’mun toprak insanıyız biz. Ağaçtan veya başka malzemelerden yaptığımız evlerimizde, ineklerimizle, koyunlarımızla, tavuklarımızla, kedi ve köpeklerimizle hatta atımız, eşeğimizle, her şeyin doğal üretildiği topraklarımızın verimli hasadını aldıktan sonra şöyle büyük bir ağacın altına oturup yemyeşil uçsuz bucaksız köyümüzü seyreden o saf temiz atalarımızın torunlarıyız. Eskiden bir çizgi film vardı hepimiz biliriz Heidi ve Peter. Nasıl da özgürce koşuyorlardı dağlarda çimenlerde. Nasıl da sağlıklı idiler. Her şeyin doğal olduğu, sütlerden peynirlerin yapıldığı, etlerin hemen taze iken ocakta pişirildiği, suların berrak, mikropsuz oldu, damacanaya bile ihtiyaç duyulmadan kaynağından kana kana içildiği, hormonsuz yiyeceklerin yok olmadığı üzerinde adına organik denen oyunların dönmediği bir ortam. Bir de şehirde yaşayan kötürüm bir kız Clara vardı. Nasıl iyileşirdi dağlara temiz ve doğal ortama gidince hepinizin güzel bir resimle ve gülümsemeyle hatırladığına inanıyorum bu çizgi filmi.

Nasıl gözlerinizi kapatmasanız da böyle bir ortamda bulunduğunuzun hissi bile inanılmaz güzel değil mi?

Evlerin sefertasları gibi, kimin oturduğunu bilmediğimiz yerlerin olmadığı zamanları özlüyor muyuz?

Eski evlerde girişte sofalar olurmuş oralardan ev sahiplerinden izinsiz girilmeyen mahrem yerlerde şimdi gerçekten de kimin girdiği belli olmayan bazen de dış kapıların dahi kapanmadığı güvenlikten yoksun mekanlarda dört duvar arasına sıkışmış gönüllü mahkumlarız.

İşte adına modernlik denen her nimetin külfet getirdiği bu ortamlarda olan biz gönüllü mahkumlar arayış içindeyiz artık. Neyi arıyoruz efendim, doğallığı, renklerin gökkuşağındaki güzelliklerini arıyoruz. Her şey kirlendi mi evet kirlendi. Dostluklar, sevgiler, güven duymalar kirlendi. Artık mevsimler bile eskisi gibi yaşanmıyor. Yazın ortasında kar yağarken, kışın gelmesi gereken zamanda güneş yakıp kavuruyor. Savaşlardan aç kalan, eza gören milletler oluşuyor.

Köyümü arıyorum ama hangi köyümü. Saflığın, temizliğin, insanlığın olduğu köyümü arıyorum. Ben doğal yaşamak, ben sevgiyle yaşamak ben geleceğime tertemiz bir dünya bırakmak istiyorum. Her şeyi ortamında bulmak, her şeyi doğalında, zamanında bulmak istiyorum. Ben yiyeceğimde ve içeceğimde hormon istemiyorum, ben kıyafetimde zehirli ürün istemiyorum, ben ağaç istiyorum, ben gökyüzünü berrak, içtiğim suyu temiz istiyorum. Ben kaynağından almak istiyorum her şeyi. Katkı yapılmadan oyun yapılmadan sağlıklı yaşamak istiyorum.

Modern yaşam uğruna kaç yere şua yayan direkler diktik. Sonra da birileri zarar görmesin cebindeki azalmasın diye zararsız dedik. Neden o zaman hasta oluyoruz neden o zaman fizyolojık ve biyolojik değişmeye maruz kalıyoruz. Bu değişmelerle doğan hayvan ve insan yavruları çoğaldı, neden o zaman domates, salatalık ve diğer baş yiyeceklerimiz şekilsiz oldu. Nedir bu teknoloji hırsı nedir bu dünyayı kirletme, canlıları yaşatmama mücadelesi.

Şimdilerin eski yeni modası diyelim villa kültürü ve apartmanlarda hayvan besleme kültürü. Hayır biz birbirimize bunları yapıyorsak asla o saygın köylü kökenli değiliz. Biz o hayvanlara bakıp bakıp sonra sokağa atıyorsak sonra da hayvan hakları diye bağırıyorsak biz sahte olmuşuz artık kesinlikle. Hayvan hakları hayvanın doğasında olduğu zamandaki hakkıdır. Bizim tahakkümümüzde hayvanın hakkı olamaz. Bülbülü altın kafese koymuşlar ille de vatanım demiş. Neden? Onun fıtratı gereği yaşamı doğadadır. Evde alınan bakılan hayvanlar sadece insanların efendim köy hayatına özendim veya hayvan hakkı için alıyorum değildir. Sadece ve sadece kendinden aciz bir yaradılmışa eziyettir tahakküm vesilesi yaratmaktır. Hayvan hakkının ihlalinin göstergesidir tüm bu oyunlar. Adına her ne denirse densin, zincirlerle bağlasınlar isterlerse kendilerini inandırıcılıklarını yitirmişlerdir.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2912 defa okunmuştur
en güzel yaşam biçimi
m.can
evt gerçekten sizi tebrik ederim inci hanım...doğayla insanları insanların doğayla savaşı ve acımasızca hayvanların katledilmesi ni dile getirmişsiniz..doga da yaşamı ve orda yaşayan hayvanları çok güzel dile getirmişsiniz...evt bülbülü altın kafese koymuşlar ahhh vatanım demiş..dilerim hiç kimse vatanından olmaz...
04 Ekim 2012 Perşembe 13:37
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
günaydın
Murat kara
Gerçekden tebrik ediyorum sizi bu yazınızdan dolayı.Köylerde de eskisi gibi bişey kalmadı artık insanlar geçim derdine düşmüşler bir birinin ne kadar sebze meyve ürettiğini kıskanır olmauşlar gerçi üretilen sebze meyveden de bişey kazanamıyorlarda sağolsun kalpazanlar diyeyim artık bunlara köylüyü kandırıp elinde malı alıp kayıplara karışanda var.Eski köyler yok artık siiznde ifade ettiğiniz gibi, tertemiz havası, tertemiz suyu tertemiz insalığı kalmamış artık köylerimizinde.İnsanlar hayvan besliyor doğrudur kasabalarda dahi yasakladı belediyelerimiz neymiş efendim üniversite varmış kasabada hükümetin kendi belediye başkanı karar alıyor kasabada inek, keçi, koyun ve hatta tavuk dahi yasaklanıyor. Gerçi löydeki koyunlar 2500 civarında vardı şükür onlarda uyandı zamanla şimdi artık eskisi gibi kasabamda hertülü hayvan besleniyor.Apartmanda çocuk bakmakdan korkan hayvan alıyor iki gün sonra sokağa atıyor.Yüce rabbim sorar hesabını. Saygılar.
04 Ekim 2012 Perşembe 08:33
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri