Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

ESKİ ZAMANLARDAN BİR ZAMAN

04 Ağustos 2012 Cumartesi

Eski bir şarkı takıldı bugün dilime. İstanbul’da yaşamış olduğum zamanların ramazanları bayramlarını anımsadım ardından da. Hiç unutmadığım bir teyzemizin plakları hep bu şarkılardandı. Evine vardığımızda bizi plaklarının kısık sesiyle fondan çalan şarkılarının arasından kanaryasının şakıması karşılardı. Gençlik resimlerinde nur güzelliği olmasına rağmen bizim tanıdığımız zamanlar da bile hala güzel ve bakımlıydı. Artık yaşı ilerleyince ve eşini de kaybedince kendini evine bağlamıştı. Boncuklarla kolyeler yapar veya mendiller alıp kenarlarını boncuklarla işlerdi. Tam bir  Osmanlı hanımefendisiydi öyle yetiştirilmiş ve unutmamıştı o terbiyeyi.   Evinin iç yerleşimi de o zamanın özelliklerini taşıyordu. Oturduğu ev apartman dairesiydi fakat pancurları o canım eski İstanbul evleri gibiydi. Evine girince gül kokuları bizi karşılardı. Duvarda da bir tamburu dururdu ama hiç çaldıramadık onu eşininmiş o gittikten beri eline sadece tozunu alırken alırmış aşkla sevgiyle geri eşinin duvardaki resminin yanına asarmış. Sallanan saldalyesinin yanındaki sehpada bir gözlük ve bir kuran-ı kerim her daim bulunurdu. Beyaz uzun örtüsü ve yüzünün nurluğuyla huzur veren bir teyzemizdi. Çoğu zaman bizlere yaptığı çöreklerden, mendillerden, kolye veya tesbihlerden verirdi. Çoğu zaman hafif hafif şarkı, ilahi mırıldanırdı bizlere. En güzel zamanlarımız da ramazanlarda bize kuran okurken onu dinlemek ve huzur bulmaktı. İstanbul’u anlatırdı bize. Çok küçükken gelmişti göçmen olarak sonra gelin olmuş burda çocuğu olmuş ama rabbim geri almış onu kazada kaybetmişler. O da bizleri torunları, annelerimizi babalarımızı da evlatları bilmişti. Eşi esnafmış önce küçük bir dükkanı varmış kimseye muhtaç olmadan geçinirlermiş. Ne satarmış rahmetlik amcamız bilir misiniz? Mendil ve boncuk satarmış ve teyzemizde onun sattıklarını dükkanda yaparmış. Ne güzel örnek bir aile el ele vermişler kimseye muhtaç olmadan geçiniyorlar huzur ve muıtlulukla. Onların da tanışma hikayesi mendille olmuş. Osmanlı usulu yani. Amcamız teyzemizi çarşıda dükkanına mendil almaya geldiklerinde görmüş ve istetmiş teyzemiz hafifce yüzü kızararak ben ondan büyüktüm derdi. Sonrasında da Rabbim yazmış demek ki oldu derdi. Ne derdi bir de biliyor musunuz? Eski İstanbul çarşılarını biz filmlerden ve okuduklarımızdan biliriz. Teyzemiz ise amcamızı kendisinin de çarşıda gördüğünü o anda da çarşıda Ey Güzel İstanbul şarkısının çalındığını hiç unutmadığını söylerdi bize.

serbe.jpgkumas.jpgimages.20120804151959.jpg

Evinden aşağıya baktığımızda sanki o sokaktan yine filmlerde gördüğümüz yoğurtçunun sesi, sanki sırtında küfesiyle taşıma yapan bir işçi veya sırtında dev sürahisiyle şerbet satan şerbetçi, bir niyetçi, şekerci, seyyar basmacı görüvereceğiz gibi gelirdi. Bazı geceler onda kalırdık o zaman da uyuyamazdık yine  evin içinin atmosferinden yine pencereden bakınca sanki düdüğünü çalan bekçi amcam geçecek veya o zamanın tulumbacıları geçecek, davulcusu ya da birazdan bizi gölge oyununa veya tuluata çağıracaklarmış gibi heyecanlanırdık.

tiyatrro.jpgyogur.jpghaci.jpgserb.jpgdavul.jpg

Şu ramazan gününde biraz nostalji olsun istedim. İnşallah o güzel gönüllerinizi belki de özlenilen o güzel zamanlara kısa da olsa biraz gezinti yaptırabildimi. Sürçü lisan ettimse affola denir ya ben de aynısını diliyorum sizlerden...

Selametle Efendim

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2090 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri