Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

EUTANASİA, ÖTENAZİ

01 Ağustos 2012 Çarşamba

Sevgili Okurlarım;

İnşallah istenilen tüm gelişmelerin olacağı ve taleplerin değerlendirileceği bir hafta diliyorum.

Bugünkü kalemim tamamen farklı bir konuda ışık tutmaya çalışmaktadır.

Eutanasia sözcüğü Grekçe’den gelmektedir.

Eu: İyi, güzel; Thanatosis: Ölüm anlamındadır.

Romalı tarihçi Suetonius “Euthanasis” sözcüğünü ilk kullanan yazardır.

Mukkayeseli Hukukta Ötenazi

                1) Ötenaziyi Kasten Adam Öldürme Suçu Sayan Devletler

Bir çok ülke, ceza kanunlarında ötenaziye yer vermeyerek kasten adam öldürme suçu saymaktadırlar. Fransa, Arjantin, Brezilya, Bulgaristan, Yugoslavya, İsveç, Rusya, Macaristan gibi ülkeler bu gruba dahil edilebilir. Bu devletlerden bazıları, Tıbbi Deontoloji Kanunlarında ötenazi açıkça yasaklanmıştır.

                    2) Ötenaziyi Ayrı Suç Sayan Devletler

Bu gruba giren devletler, ceza kanunlarında ötenaziyi ayrı bir suç olarak zikretmişlerdir. Böyle bir uygulamaya gidilmesinin nedenleri olarak, faildeki acıma saiki ve mağdurun öldürülmeyi talep etmesi olarak sayılabilir. İtalya, Yunanistan, Finlandiya, Norveç, Almanya, Polonya gibi devletler bu gruba dahildir.

Ancak unsurlar bakımından söz konusu devletlerin kanunları birbirinden farklılık arz eder. Şöyle ki,  İtalyan (m.579)  CK. sadece rızadan bahsederken kanunların büyük bir kısmı (örneğin Avusturya CK.m 139/a, Federal Alman CK.m. 293, Danimarka CK. M. 239, Yunanistan CK. M. 300, Polonya m. 150, Romen CK. m. 468/1) rızayı yeterli saymayarak insiyatifin diğer bir  deyişle isteği, ricanın öldürülen mağdur tarafından gelmesini ararlar. Bu kanunlardan Romanya “ricayı” ararken, Federal Almanya, Avusturya, Yunanistan isteğin açık ve ciddi olmasını şart koşarlar. İsviçre CK. “ciddi ve ısrarlı” istekten bahseder. Danimarka CK. “ısrarlı istek” kavramını kullanır. Norveç CK. (235/2) diğer kanunların aksine rıza veya talebi aramamıştır.

Burada, ötenaziyi ayrı suç sayan devletlerden bir tanesinin  ceza kanununu incelememiz yerinde olacaktır. Yeni İtalyan Ceza Kanunu, ötenaziyi ayrı bir suç olarak  bünyesine alan ilk kanundur. 579. maddesi şöyledir: “Mağdurun kendi muvafakatiyle bir kimseyi öldüren kimse altı ila on beş sene arasında ağır hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu halde 61. maddede gösterilen ağırlatıcı sebepler tatbik olunmaz.

Eğer fiil:

a)      On sekiz yaşından küçüklere,

b)      Akıl malulleriyle, herhangi bir hastalık neticesi akli kıyafetsizlik halinde bulunan veyahut alkol ve uyuşturucu madde kullanan kimselere,

c)      Fal tarafından şiddet, tehdit, telkin ve iğfal kullanılmak suretiyle mağdurun muvafakati istihsal edilerek işlenmiş ise, fail, öldürme fiiline mahsus ceza ile cezalandırılır.

3) Ötenaziyi Suç Saymayan Devletler

A.B.D.

A.B.D’de aktif ötenazi yasakken,  istemli pasif ötenazi  mahkeme kararları hukaka uygun sayılmaktadır. Örneğin; Massachusetts Yüksek Mahkemesi’nin Superident of Belchertown State School V. Saikewich kararı  yaşam destekleyici tedavinin kesilmesi yönünde olmuştur. Tedavisi mümkün olmayan akut myeloblastik monositik lösemi hastası Saikewich’e önerilen tedavi önemli yan etkileri olan ve acı çekmesine neden olacak kemoterapidir. Mahkeme, hastanın karşılaşacağı korku ve acının, bu tedaviden beklenen yaradan, diğer bir ifade ile yaşamın sınırlı ölçüde uzatılmasından daha ağır olduğuna karar vermiştir.

Eyaletlerin farklı uygulamalarından dolayı intihara yardım adı altında aktif ötenazinin suç sayılmadığı bir olaylar zinciri yaşanmıştır. Mishigan Eyaleleti’nin, intihara yardımın suç sayılmadı nadir eyaletlerden biri olmasından yararlanan Dr. Keverkian intihar makinesi icat etmiş, bu makinenin tanıtımı T.V.’ler de  ve yazılı basında yapılmıştır. Bu makine, hekimin damara soktuğu iğne aracığın ile hasta zehir enjekte etmektedir. Hastanın enjeksiyon için bir düğmeye basması yeterli olmaktadır. Böylece hekim hastayı doğrudan öldürmemekte, sadece onun makineyi kullanmasını sağlayarak yardım etmektedir. Mishigan Eyaleti’’nde, Dr. Kevorkian’ı engellemek için 1992’de intihara yardımı yasaklayan bir yasa hazırlanmış, 1993’te de yürürlüğe girmiştir. Doktor yasa çıkana kadar 27 hastasına ölme için yardım etmiştir. Yasa yürürlüğe girdikten sonra iki hasta daha aynı yolla hayatını kaybetmiş, açılan davada jüri doktoru suçsuz bulmuştur.

Ötenazide hastanın vasiyetini mutlak arayan bazı eyaletlerde, hastanın yazılı ve önceden verilen açık iradesi bulunmadıkça yapay yaşam desteğinin kaldırılması mümkün görülmemektedir. Diğer taraftan 20 eyalette hastanın iradesi tam olarak tespit edilmezse dahi yasal temsilcisi veya onun yerini tutan bir başkasının örneğin mirasçıların iradesinin yeterli görüldüğü belirlenmiştir.

Hollanda

10 Nisan 2001 tarihinde, Hollanda Parlamentosunun 75 üyeli alt kanadı olan Senatoda, ötenaziyi hukuka uygun hale getiren yasa kabul edildi.

Söz konusu yasaya göre, iyileşme umudu bulunmayan kişiler, istedikleri takdirde doktor kontrolü altında yaşamlarına son verebilme hakkına sahip durumdadırlar. Ötenaziyi uygulayan doktor,  yaptığı işlemi “Bölgesel Ötenazi Denetleme Komisyonu”na bildirmek zorundadır.

Komisyon, ötenazinin yasalara uygun şekilde yapılıp yapılmadığını denetleye bilecektir. Bu denetim sonucunda, komisyon, doktorun ötenazi işlemini özenli şekilde yapmadığına kararına varırsa savcılığa suç duyurusunda bulunacaktır.

Bu yasa yürürlüğe girmeden önce Hollanda’da ötenazi  kazai içtihatlarla oluşturulan kriterlere uygun olarak yapıldığı takdirde hukuka uygun sayılıyordu. Hollanda, ötenazinin en çok uygulandığı ülkedir. Bu ülkede, her yıl 2300 kişi ötenazi sonucunda hayatlarını kaybetmektedir. Böyle bir yasanın yürürlüğe girmesinin, yaratığı en büyük pratik değişiklik, doktorların cezai kovuşturmaya uğrama ihtimallerinin tamamen ortadan kalkması olmuştur.

Belçika

Belçika ilk ötenazi kavramıyla on dokuz sene önce karşılaşmıştır.1981 yılında bir sinemada çıkan yangında paniğe kapılan ve kapıya yüklenen izleyicilerden birisine saptanan demir parmaklığın çıkarılması imkansız görülmüştür. Hastanın bilinci yerindeyken yalvarmalarına dayanamayan bir doktor, tabancasıyla ateş ederek yaralının hayatına son vermiştir. Mahkemeye sevk edilen doktor beraat etmişse de  meslek odası tarafından meslekten çıkarılmıştır.

Belçika Meclisi, 2002 Mayıs ayında ötenaziyi suç olmaktan çıkaran kanun tasarısını onayladı. Bu kanun çıkmadan önce Belçika’da kasten adam öldürme suçu sayılmasına rağmen yukarıdaki örnekte seyrekte olsa olduğu gibi mahkeme kararlarıyla, ötenazi fiilinin faillerine ceza verilmediği görülmekte idi.

Yasada, ötenazi isteyen hastanın 18  yaşından büyük olması,  bu talebini bilinçli ve kendi iradesi ile yapması, bu isteğini düşünerek ve birkaç defa yansıtması şart koşuluyor. Hastaya ötenazi yapılabilmesi için, fiziki ve psikolojik açıdan, tıbbi olarak sürekli ve   dayanılmaz acı çekiyor olması, çaresiz bir aşamada olması gerekiyor. Ötenazi talebi ile ötenazi “infazı” arasındaki sürenin en az bir ay olması öngörülüyor. Yasaya göre insanlar, sağlıklı günlerinde vasiyetname hazırlayarak, ötenazi gerektiren hale düştüklerinde ötenaziye gidilmesini de isteyebilecek. İnceleme heyeti eğer “gereksiz” bir ötenazi uygulaması saptarsa, adli tatbikat başlatılacak.

Türk Ceza Kanununa Göre Ötenazi

Türk Ceza Kanunda  ötenazi ile ilgili özel bir hüküm yoktur. Ötenazi bir adam öldürme eylemi olduğu için  doktrindeki yaygın görüş, failin kasten adan öldürme (448) suçundan mahkum edilmesi ve hakimin takdir yetkisine bağlı olarak 59. maddeden ceza indirimi alabileceği yönündedir. Eylemin icrai ya da ihmali olması bir şey değiştirmez. Aksi yönde görüş bildiren bir yazara göre, pasif ötenazi taksirle adam öldürme suçunu (455) oluşturur, çünkü hekim, sonucu öngörmekte fakat istememektedir.

Bu görüş eleştiriye oldukça açıktır. Çünkü  yazar niyet ile saiki birbirine karıştırmaktadır. Niyet fiilin doğrudan doğruya olan gayesine taalluk eder.Hekimin niyeti, hastanın ölmesini sağlamaktır ve saiki ne olursa olsun bu sonucu istemektedir. Kasta en yakın taksir türü bilinçli taksirdir. Bilinçli taksir, suç teşkil eden belli bir eylemin gerçekleşmesi olası sayılmakla beraber, fail neticenin gelmeyeceğine yükümlüklerine aykırı bir biçimde güven beslemektedir. Görüldüğü gibi, bilinçli, taksirde suçun meydana gelmesi bir olasılığa bağlıdır. Ayrıca, biraz önce belirttiğimiz gibi bilinçli taksirde failin sonuca meydana getirme niyeti yokken, pasif ötenazide bu niyet açıktır ve hastanın öleceği olasılıklara mahal vermeyecek şekilde kesindir.

Adam öldürme  fiilinin suç sayılmasının sebebi hayat hakkını korumaktır. Devlet tarafından hayat hakkı, yalnız fert değil, toplum açısından da korunmuştur. Rızalı öldürmelerin dahi –kaide olarak- cezalandırılmış olması hukukun insan hayatını aynı zamanda “toplumsal değer” olarak kabul ettiğini de gösterir. Ferdin ailesine ve Devlete karşı vazifesi vardır.

Bu suçun faili ve mağduru  insan olmak kaydıyla herkes olabilir. Mağdurun hasta olması, mağdur çocuksa ucube şeklinde doğması  öldürülmeleri için  gerekçe sayılamaz.               

Medeni Kanunumuz, kişiliğin kazanılması için sağ ve tam doğmak şartı dışına başka bir şart aramamıştır. Doğan yaratığın insan biçiminde olması da gerekli değildir. İnsana insan niteliğini veren biçimi değil, sadece bir insandan üremesidir.

Ötenazinin adam öldürme cürmünü  meydana getirip getirmediğini suçun unsurları açısından incelememiz yerinde olacaktır. Suçun sadece maddi ve manevi unsurları olduğu inancıyla, irdelememizi bu iki unsur açısından yapacağız. Çünkü suçun  unsuru olarak gösterilen “hukuka aykırılık” suçun unsuru değil, objektif bir ölçü-değer hükmüdür. Fiil (maddi unsur) ve fail (manevi unsur) dışında bir unsur olamaz. ”Fiil” ve “kusurluluk” unsurlarının birleşmesiyle “hukuka aykırılık” meydana gelir. Suçun bir başka unsuru olarak gösterilen “tipe uygun hareket” ise maddi unsurun içinde değerlendirilmelidir. Çünkü kanunlarda suç olarak gösterilmeyen bir fiil, ceza hukuku anlamında fiil değildir.

Maddi unsur:

Tipe uygun hareket, T.C.K.’nın  448. maddesinde gösterilmiştir. Söz konusu maddede; “her kim, bir kimseyi kasten öldürürse 24 seneden 30 seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur” demek suretiyle, kanun koyucu bu suçun hareketin şekli bakımından  serbest hareketli bir suç olduğunu belirtmiştir. Çünkü kanun koyucu bu suç tipinde sadece neticeyi belirtmiş hareket için bir şart koşmamıştır. Aranan kast, genel kasttır. Ötenazide de iradi davranış öldürmeye yönelik olduğu için bu suç için aranan hareket mevcuttur. Ayrıca bu davranışın dış dünyada getirdiği değişiklik ölüm olduğu için kasten adam öldürme suçu için aranan netice ötenazi fiilinde mevcuttur.  Maddi unsur açısından yanıtı bulunması gereken bir soru daha vardır. Acaba netice yani ölüm ne zaman gerçekleşir? Bu soruya verilmesi gereken yanıt şöyle olmalıdır; bir kişiye canlılık kazandıran dolaşım, solunum ve sinir sistemi fonksiyonlarının, kendi başına çalışmalarının durması ve ancak yapay araçlarla bu fonksiyonlar tekrar faaliyete geçirildiğinde, kendi başına çalışmaya gücü olmaması hali, ölüm demektir. Hareketin icrai yada ihmal suretiyle icrai olması bir şeyi değiştirmez. Diğer bir söylemle, hem aktif ötenazi hem de pasif ötenazi için sergilenen davranışlar kanuni tipteki harekete ve neticeye uygundur. Hareket ve netice arasında nedensellik bağı kurulduğunda suçun maddi unsuru tamam olur.

 Manevi Unsur:

İnsan öldürme cürmünün manevi unsuru cürmi kasttır. Bilindiği gibi insanın içine ilişkin bir konu olan  kastın belirlenmesi ve takdiri, olaya göre esas  mahkemesine aittir. Öldürme kastının ne zaman var bulunmuş sayılacağı hakkında genel bir kurak konulamaz; olaylara göre ve dış koşullardan çıkarmak suretiyle kastın var olup olmadığına karar vermek gereklidir. Yargıtay bazı hallerde kastın var olduğu faraziyesine dayanmaktadır.

Ötenazinin taksirle meydana gelmesi mümkün olamayacağından, her zaman kasıtla meydana gelir. Failin iradesi ötenaziye yönelmemişse bu durumda ötenaziden de bahsedilemez. Fakat şunu belirtmek gerekir ki; failin kusurundan söz edebilmek için failin ceza ehliyetine sahip olması şarttır. Örneğin ötenaziyi meydana getiren kişi akıl hastasıysa kusurdan söz edilemeyeceği için suç tamamlanmış sayılmaz çünkü suçun manevi unsuru eksik kalır.

Kanunumuzda, ötenaziyi bir hukuka uygunluk nedeni olarak gösteren bir hüküm mevcut değildir.

Ötenazide, kasten adam öldürme suçunun maddi unsuru ve manevi unsuru bir araya geldiği içindir ki hukuka aykırıdır.

Ötenazi fiili,  449. ve 450. maddelerinde gösterilen, cezayı ağırlaştırıcı nedenlerinden birini taşıyorsa, ilgili maddelerin hükümleri bütün adam öldürme cürümlerinde olduğu gibi ötenazi fiiline de uygulanılır. Örneğin 449/1 ve 450/1 de sayılan akrabalardan birine karşı ötenazi ika edilirse kanunun bu hükümleri uygulanır. Yine aktif ötenazi hastanın vücuduna zehir ithal etmek suretiyle yapılırsa 449/2 uygulanılır.

Üzerinde düşünülmesi gereken bir başka konuda, ötenazinin 450/4 deki “teamülden adam öldürme” sayılıp sayılamayacağıdır. Bilindiği gibi bu hüküm kasten adam öldürme suçunun cezasını ağırlaştıran nedenlerden biridir. Kastın ortaya çıkması ile suçun işlenmesi arasında bir zaman aralığı varsa taammüd (tasarlama) vardır. Doktrinde taammüdü açıklayan iki görüş mevcuttur. Birinci görüş soğukkanlılık, ikincisi ise, plan kurma teorileridir. Bizce davanın hakimi somut olayın özelliklerine ve delilleri göz önünde bulundurarak ve bu iki teoriden birini ölçü alarak, taammüdün var olup olmadığına karar vermelidir.                                                                                                

Saygı ve Sevgilerimle... Esen Kalın...

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2872 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri