Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

GAP'TAN ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLERE....

21 Ekim 2012 Pazar

GAP ve BOP arasındaki bağlantıyı, her ikisinde de Türkiye’nin Rolünü ve bir önceki yazılarımdan birinde anlattığım Özel Askeri Şirketlerden ülkemizdeki bir örneğine ayırdığım bugünkü yazımla sizlere ulaşıyorum.

Hepimiz hatırlarız 1980 li yıllarda ülkemizde özellikle Urfa yöresinin topraklarının kuraklığını gidermek amacıyla hayvancılığını giderip milli servetlerimize sahip çıkmak amacında olduğu sanılan bir proje idi GAP. GAP TV bile kurulmuş ve o yörenin halkına götürülen yardımlar o güzelim saf köylümüzle TV de gösterilmiştir. Şimdilerde de BOP gündemimize hatta ülkemize de bu projede oldukça önemli bir rol verilmiştir. Hatta ki bu proje kapsamında özel askeri şirketler ile çalışan sözde 11 Eylül salıdırıları bahane edilerek ortaya çıkarılan BOP projesi. Neydi bir kez daha hatırlayalım bu projeyi sözde BOP sınırları içinde olan ülkelere her türlü yardım elini uzatmaktı. Gerçekten de bu muydu amaç yoksa tamamen ABD’nin ve diğer büyük güçlerin sömürgelerini genişletme hevesinin devamıydı.

Her ikisi de aslında ABD’nin Urfa ve Diyarbakır üzerine oynadığı oyunun kapsamında olan bu projeler esasında ABD için GAP ve BOP'un her ikisi de Ortadoğu'nun geleceği ile ilgili olan ve stratejik öngörülü olarak değerlendirilmesi gereken projelerdir. GAP sosyo-ekonomik bir kalkınma ve dönüşüm projesi olarak daha çok Urfa-Harran merkezli yürümektedir. BOP içerisinde eşbaşkanlık görevi alan Türkiye GAP'ın en önemli kentlerinden birisi olan Diyarbakır'ı BOP'un da merkezi yapma çabasını dile getirmiştir. Daha çok siyasi bir dönüşüm projesi olan BOP'un Diyarbakır merkezli olarak yürütülmesi GAP ve BOP'un iç içeliğini göstermesi açısından önemlidir.

GAP, bögelerarası gelişmişlik farklarının ve bunun doğurduğu birçok sorunun çözümünde etkili rol oynayacak stratejik bir projedir. GAP'ta başlangıçtaki hızın kaybedilmesinde içsel nedenler olarak projeye bütçeden ayrılan kaynağın ve siyaseten gösterilen ilginin azalması önemli bir rol oynamıştır.

BOP ve GAP’ın Griftleşmesi ve GAP ve BOP Güzergahı

GAP'ın da içerisinde yer aldığı coğrafya, tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olan bölge olup bugün için de dikkatleri üzerinde toplayan bir coğrafyadır. Geçmişte tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan bölge bugün de petrol ve doğalgaz yollarının kavşak noktasını kontrol edebilecek bir konumdadır. Bu durum bölgenin önemini arttırdığı gibi bölge üzerine küresel güçler tarafından yapılan çeşitli planlarda da yer alma olasılığını güçlendirmektedir.

GAP, BOP'un da doğrudan ilgi alanındaki böyle bir coğrafyada yer alan ve bu coğrafya kadar stratejik önem taşıyan bir projedir. Bir diğer deyişle BOP ile bölgede oluşması planlanan gelişemelerden söz edilmektedir. Örneğin Ağustos 2003'te Washington Post'ta çıkan bir habere göre dönemin ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Condolezza Rice: "BOP içinde yer alan 22 ülkede rejimler ve sınırlar değiştirilecek" ifadesini kullanmıştır. Daha sonra ABD Dışişleri Bakanı olan Rice, 2006 yılının Temmuz ayında Lübnan'ı ziyaretinde "Yeni bir Ortadoğu kurmanın zamanı geldi" açıklamasını yapmıştır. Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi'nin Temmuz 2006 sayısındaki yazısında Emekli Albay Ralph Peters: "Ortadoğu'da istikrarsızlıkların en önemli nedeni, Avrupalıların gelişigüzel çizdikleri sınırlardır. Azınlıkların durumu gözetilerek yeni sınırlar çizilmeli" değerlendirmesini yapmıştır.

Bilinmektedir ki Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da su havzaları içinde gelişme ve değerlendirme potansiyeli bulunan tek havza GAP havzasıdır. Nil'in Kuzey Afrika'daki bölümü de dâhil olmak üzere diğer bütün havzalarda 60'lı yıllardan başlayan süreç içinde bölgedeki su kaynaklarının hemen tamamı geliştirilmiştir. Bu durum Türkiye'ye bu coğrafyada çok önemli bir su havzasını geliştirebilecek bir ülke olma avantajını sağlamaktadır.

bop.png

GAP'ın uygulamaya konması için başlangıçta uluslararası finans kuruluşlarından kredi temin edilememiş ve proje tamamen kendi öz kaynaklarımızla başlatılmıştı. Büyük bir heyecan, inanç ve kararlılıkla başlanan ve sözde en büyük bölgesel stratejik kalkınma projemiz olarak lanse edilen ve gurur duyduğumuz GAP'ın adının konuluşunun üzerinden 28 yıl geçmiştir. Bu süre içerisinde GAP kapsamındaki birçok projeye başlanmış ve bazıları tamamlanmış olmasına rağmen GAP'ta bütünsel olarak istenilen ilerleme gerçekleştirilememiştir. Bugüne kadar projenin enerji yatırımlarında fiziki gerçekleşme yüzde 74, sulama yatırımlarında ise yüzde 14 seviyelerinde olmuştur. GAP suya dayalı bir bölgesel kalkınma projesi olup su kaynakları da Dicle ve Fırat nehirleridir. Ancak "uzun süreden beri Türkiye, Suriye, Irak ve dolaylı olarak da İsrail arasında ciddi bir paylaşım sorununa neden olan Dicle ve Fırat'ın üzerinde son dönemde AB'nin de kontrol çabaları içerisine girmesi suyun gelecek dönemde tehditlere ne denli açık olduğunu göstermesi açısından güzel bir örnektir." Bu durumda GAP da tüm bu tehditlere açık bir proje olmaktadır.

Bu tespitler de dikkate alınarak BOP ve GAP'ın gelişmesine bakıldığında her iki projenin uygulanması sürecine yönelik plan ve stratejilerin birbirinden çok kopuk olmadığı söylenebilir. Ancak projelerin ilerlemesinde ve yavaşlamasında rastlantısal bir ilşki olup olmadığının daha net ortaya çıkması için zamana ihtiyaç bulunmaktadır. Bölgede hızlanan gelişmeler dikkate alındığında bunun anlaşılabilmesi için gereken sürenin çok uzun olmayacağı ortaya çıkmaktadır. Bu koşullar Türkiye'nin GAP'a yönelik bakışını stratejik ve öngörülü bir şekilde ele almasını gerekli kılan koşullardır.

Şimdi anlatacağım konu BOP amaçlı kurulan özel askeri şirketlerin Türkiye’deki varlıklarıdır.

Türkiye’de BOP’ta faaliyet gösteren askeri şirketlerden olan Türk şirketi 18 Şubat sürecinde ordudan ihraç edilenlerden oluşan bir ekiple BOP coğrafyası öncelikli görevine 28 Şubat 2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesin’de yayımlanarak görevine başlamıştır. BD’nin ilan ettiği BOP coğrafyası ile örtüşen çalışmalarına Balkanlar’daki Arnavutluk ve Bosna ile Güneydoğu Asya’daki Endonezya gibi Müslüman ülkeler eklenmiştir.

Şirketin amacı şöyle ifade ediliyor:

 “Özellikle ve öncelikle yönetim değişikliğine uğrayan İslam Ülkelerinin Silahlı Kuvvetlerinin yeniden organize edilmesinde, ihtiyaç duyacakları savunma danışmanlığı, lider seviyesindeki askeri ve güvenlik personelinin eğitimini, askeri ve güvenlik alanlarında gerekli araç, silah ve malzemenin tespit ve tedariki faaliyetlerini, Devletimizin politikalarının bir parçası olarak ve Devletimizin çıkarlarını gözeterek, gereken sahalardaki izinler ilgili Bakanlıklardan alınmış olarak, konularında mütehassıs emekli askeri personelden yararlanarak teşkil edilen ekipmanlar vasıtasıyla yürütecektir.”

Pekala şirket bu amacına istinaden neler yapmaktadır. “Genel eğitim paketleri: a) Tek er muharebe ve küçük birlik taktikleri kursu, b) Özel birlik temel kursu, c) Özel birlik ileri ihtisas kursu, d) Havacılık kursları.”

 “Alternatif uzmanlık kurs paketleri: a) Kara harekatı, b) Deniz harekatı, c) Hava harekatı, d) Keskin nişancılık, e) Koruma, f) Tahrip, g) Gayri nizami harp, i) İleri tek er muaherebe, j) Tank avcılığı (zırhlı araç tahribi/sağlam ele geçirme).”

Bu hizmetlerin yanında Kontragerilla (Gayri Nizami Harp) hizmetleri; “GNH’te teşkilatlanma, istihbarat, mukavemet harekatı, gerilla harekatı, kurtarma-kaçırma harekatı, özel kuvvetler harekatı, gizli deniz harekatı, hava harekatı, psikolojik harp harekatı, muhabere ve muhabere emniyeti, lojistik, GNH kuvvetlerine karşı harekat, GNH’de liderlik, GNH’de ilk yardım.”

Peki, bu kursları bitirenler neleri öğrenmiş oluyorlar?

Yine yorumsuz aktarıyoruz:

 “Başta psikolojik harp ve harekat olmak üzere, sabotaj, baskın, pusu, tahrip, suikast, kurtarma ve kaçırma, tedhiş (yani terör), sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri.”

Ortaya atılan bir söylemi de yalanlayan şirket; “Suriye'deki Beşşar Esed yönetiminin meşruiyetini kaybettiğine, bu yönetimin halkına, işgalcinin yapmadığı zulmü yaptığına ve bu yönetimin muhaliflerine aktif destek verilmesi gerektiğine inanmaktadır. Ama bu desteği kendi iradesi ile ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tasvibi dışında yapması mümkün olmayacaktır. Suriye muhalefeti tarafından talep olmasına rağmen, kuruluş sürecimiz tamamlandığı için eğitim desteği verilmemiştir. Yani biz, Suriyeli 'çeteleri' eğitip silahlandırmıyoruz."

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5488 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri