Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

GÖKKUŞAĞININ ALTINDAN GEÇEBİLMEK....

01 Mayıs 2013 Çarşamba

Günler vardır sıradandır; belli bir sıraya dizilmiş rutin denilen günlerdir ki bu günler sıradan günler adını almaktadır ve mutad bir çizgide akar durur.

Günler de vardır ki; özel günlerdir. Sıradan günlere kıyasla sıradışı günlerden olup hayatın bildik ritminin değişip mutad akışının başka bir yöne evrildiği günlerdir özel günler. Hafızamızın arşiv kısmına yerleşen bu sıradışı günler akıp giden zaman içinde aklımızda kalanlar sorulduğunda ilk akla gelen bu sıradışı günlerde yaşananlardır.

Pekala durum böyle olunca yani özel günler ilk akla gelen günler olduğunda geriye kalan sıradan günlerin bu sıradışı günlerin yaşanmasına hiç mi etkisi yoktur. Aslında hafızalara ve yaşamın geçmiş yapraklarına öylesine bir gün, belli belirsiz silik bir gün olarak kazınan bu günlerdeki kahramanlarda belli belirsiz silik ve sıradandırlar böyle düşünen aciz kullar için.

Oysa ki gerçek hiç de böyle değildir. Yukardaki cümlemin birinde belirttiğim gibi aslında o sıradan günler diye görülen, yaşanılan günlerde yaşanılan kişilerin değersizleştirlmesi ve sırdanlaşıtırılması zaman gelir özel günde sıradışı hale gelebilir. Yani bu ne demektir nasıl ki denir ya ne ekersen onu biçersin bu da ne demektir er geç ektiğin karşına çıkar ve sakın o zaman hayıflanma. Ben bu sıradan yaşamımda huzur içinde yaşarken bu sıradışı günün anlamı nedir diye. Sadece taş yumuşar ve arasından fidanın çıkmasına izin verir. Hiçbir tohum yoktur ki toprağa düşmeden filiz vermez. İşte bu ne demektir o sıradan gördüğün günlerde ki yaşadıkların önemsiz gördüklerin büyür büyür ve seninle yüzleşme zamanı gelince ilahi takdir gereği karşına dikilir bundan kaçış yoktur.

Hiç bir gün ve kişi sıradan olmayıp özel ve sıradışı günlerde yaşananların rotasını o sıradan gördüğün anlardaki yaşadıkların yaşattıkların belirler. Sıradan günler senin için neler önemlidir ya da önceliklidir, neyi düşünüp neyi ardında bıraktığın zannına kapılmışsan yüzyüze geldiğin o sınanma gününde yani özel sıradışı günde davranışların söylemlerin ona göre şekil alır. Sen o sıradan günlerde maskeyi takıp tiyatro oynamışsan dahi o özel günde o sınanma gününde dillere destan bir mertlik göstermeyi söylem ve davranışlarının arkasında duramaman senin sıradan günlerde yalanlarının delili olacaktır. Elbette ki sıradan günde yalan söyleyen senden sıradışı günde mert ve dürsüt olmanı beklemek yanılgıdır. Ancak senin sıradan bir gününü bile gereğince layıkınca yaşayan bir kul isen o zaman özel ya da sıradışı gün yani yüzleşme anında gerçekte kimsin ortaya çıkar. Zaten sen ki o sıradan günlerden rengini ve rotanı belirlemişsindir sadece karşı tarafa yansıttığın hayal dünyasıdır ama şunu bilmen gerekir ki hergün senin sınanma günündür bu alemde. Sıradışı gün diye bir yanılgı içine düşmen senin imtihanını verememene ilahi takdire olan imanının asla olmadığına işarettir. Sen ki yaşamında sıradışı gününde dahi doğru dürüst mert olursan bunun idrakine vakıf olursan o sınanma günüyle belki de karşılaşmayacaksın.

Varoluşunun gayesini bilsen ki aslında yöneliyorsun ona ama neden bu isyan bağırtı inkar soruyorum sana. İstersen ben sana anlatayım izninle.

Varoluşun basamakları vardır ki bunlar; vücut, hayat, ruh ve şuur. Ayrıca bu varoluş basamağının en altında ise  taş, toprak, hava ve su bulunmaktadır. En başta hayat bulunur denir. Hayat nedir cansız denilen mevcutların bir canda buluştuğu durum hayat gerçeğidir. Toprağın kayalardan oluşumu sonucu filizin toprak içinde büyümesidir hayat. Durum böyle iken inkar edebilir misin hayatta yaşadıklarını inkar sana ne kazandırır. Olmayan birşeyi var etmek Rabbime mahsusken senin yaşadığın o günler yaşattığın o günlerin oluşumunun zeminini hazırladığın sıradan günleri nasıl görmez ve inkar edersin.

Bir diğer basamak ruhtur. Ruh hayatın gıdasıdır eğer ki içine nefs karışırsa vay o kulun haline. Senin ruhundaki sadece nefsmiydi. Dilinde sana laflarını söyleten nefsinmiydi. Geçelim diğer bir basamağa şuur; insandan gayri sair mahlukatın sahip olmadığı şuur sana farkındalık ve kavrama yeteneği kazandırır. Sen ki kavrama ve farkındalık yeteneğinle onca insanın geleceğini tayin edersin altına imzalar atarsın takdiri kararlarınla hiç mi bu son sınavında şuurun harekete geçmez mesela; hiç mi merak etmezsin, hiç mi düşünmezsin ve en kolayını seçersin bu mudur senin aldığın kararlarındaki takdir mekanizman.

Senin bu davranış ve söyleminle yaptğını sana anlatayım bir de; Her şeyi inkar eden asla düşünemeyen sakin olmadan tevekkül etmeden verdiğin kararlar sonucu ne yazıktır ki senin hayat basamaklarından yuvarlanmandır. Nasıl bir hevestir bu huzura yaklaşmışken kaçış ve yuvarlanma isteği. Sen ki tip aramak sen ki inkarlarınla kavrama ve düşünme yeteneklerini sadece insandan ayrı mahlukatlara verilmiş gibi sadece ihtiyaçlarının karşılanması yolunda mı vermektesin kararlarını.

Tipine uymak, uyum nedir aile içinde. Uyumlu olmak, tipine uymak bir eş için ya da eş adayı için düşünüldüğünde yukardan beri saydığım tüm özellikleri taşıyan iki kişinin kaynayan nohutu bile suyun yumuşatması misali uyumdur, imandır, saygıdır, ahlaktır, umuttur, huzurdur, sadece ve sadece ev ve aile demektir.

Sadece sorun yaşamayım diye evde duran ama ruhu şuuru dışarıda olmayı yaşatandır tipe uymayan işte burada yanılma sakın. Tipine uyan yanına koştuğundur tipine uyan ruhunla dahi onun yanında olmandır görüntünle değil.

 


 
Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3626 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri