Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

İDAM CEZASI

20.02.2015 18:48

Güzel yaşamlar tek tek soluyor. Kimi 4 yaşında kimi 16 yaşında kimisi de 20 yaşında. 40 yaş 50 yaş kısır döngü devam ediyor. Yüreklere ateşler düşüyor. Her ölenin ardından feryatlar figanlar yükseliyor. Birkaç gün bu sesler gür çıkarken sonraki günlerde tiz hale geliyor ve neredeyse susulurken birden yeni canın kayıp haberi yeniden sesleri yükseliyor. Nice çocuklar nice canlar analar kızlar bacılar daha doğrusu insanlık nesil bitiriliyor. Bir ölüm belki de yüzyıllarca yaşayabilecek neslin yok edilmesi ortadan kaldırılmasıdır. Bu düşünülmeden kadın erkek çocuk cinayeti olarak olaya bakmak çok da doğru gelmiyor bana. Bu insanlığın neslin yok edilişi sürecidir. Yüzyıllardır süregelen sıcak soğuk savaşların devamı olan psikolojik harbin kalıntılarıdır. Kadın, erkek, çocuk insan yok ediliyor hatta öldürmek de yetmiyor yakılıyor tamamen silinmesi için çaba gösteriliyor. Bir yanda bu gidişatı göbek atarak kutlayan bir zümre ki ne acı;  ölüm dansları ilkel çağlarda tanrılara adanan insan ve hayvanların adandıktan sonraki şölenlerinden kalma bir adet ne yazık ki günümüzde çehre değiştirerek devam ederken diğer yanda ağıtlar feryatlar katile lanetler ve hatta linç gösterileri. Arkadaşlar kardeşler bizler medeni toplum olduk çoktandır ve bu olaylar nesil tüketme cinayetleri olarak düşünülmelidir ilkel çağlardan kalma görüntüler insan olduğumuz unutturan gelişmemiş ilkel insanlara mahsus görüntülerdir. Kısas kuranı kerim de var iken ceza hukukumuzda mevcut olmamakla birlikte çoğu kanun dışı orman kanununun derhal devreye girdiği anlayışta kısas mevcut durumdadır. Kısas İslam ceza hukukunun özünü oluşturmaktadır. Şöyle ki ; bir kimse planlı, kasıtlı olarak, haksız yere bir insanın hayatına son verir, onu bu şekilde öldürdüğü sabit olursa cezası ölümdür. Organlarından birini telef ederse, mesela dişini kırarsa cezası misilleme yapılmasıdır. İslam, insanları öldürmek veya organlarını sakat bırakmak için değil, insan hayatını korumak maksadıyla kısas hükmünü koymuştur. Kısasta altı çizilmesi gereken bir nokta daha var: Kim (yani maktulün vârisi veya yaralanan kimse), kısas hakkından vazgeçip cinayet işleyeni bağışlarsa veya diyet almaya razı olursa, bu durumda kısas uygulanmaz. Hatta Allah, affedenin günahlarını da bağışlar. İslam, ferdî münasebetlerde affı tavsiye eder ve “Kendine yapılan kötülüğü en iyisiyle sav.” anlayışı hâkimdir. Kısas cezasını bildiren Maide Sûresi 5. ayetinin sonunda, bağışlayanın affedileceği açıkça bildirilir. Yüce Allah, gerek kısası emretmek gerekse de suçlunun bağışlanmasına izin vermekle insan hayatının korunma gayesini esas almıştır. Devam edersek şer-i hukukta; Kısas, suçu işleyen kişiye misliyle uygulanacak olan cezayı belirtir. Öldürme ve yaralamalarda uygulanmasını Allah (cc) emretmiştir. Bakara Sûresi 179. ayette, “Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Böylece korunmayı umabilirsiniz.” şeklinde kullarına uyarıda bulunur. Her ne kadar böyle bir ceza hak olsa da kısasta affetmek özendirilmiş ve yakınların kısas yerine diyet alabileceği ifade edilmiş. Unutulmaması gereken ince ayrıntılardan biri de kısas cezalarında suçtan etkilenenlerin suçluyu affedebileceği, otoriteninse affedemeyeceği. Otorite, sadece cezayı uygulamakla yükümlüdür. Ta’zîr, kelime anlamı itibarıyla men etmek ya da engellemek manalarına geliyor. Ta’zir cezası Allah’ın (cc) miktarını takdir ve beyan etmediği ve takdirini devlet başkanına ya da müçtehid olan hâkimlere bırakmış olduğu cezalardır. Çeşitleri olduğu gibi (azarlamak, kınamak, terbiye etmek, sopa) bu ceza hâkimin dilediği kadar verilir. Otorite cezayı affedebilir. Cezaların miktarı ise zamana göre değişebilir.” denmektedir.

Buna göre; Diyelim ki, idam cezası yeniden yürürlüğe kondu, bu, mahut cinayetin katillerini etkiler mi? Hayır. Ceza hukukunun iki temel ilkesi gereğince etkilemez. Yeni yasa aynı fiile farklı bir ceza öngörmüş olsa bile, iki yasadan sanığın lehine olan hüküm uygulanır. İkinci bir ilke ise, yeni yasa aynı suça daha ağır bir ceza öngörmüş olsa bile, sanığa, suçun işlendiği tarihteki ceza uygulanır. Bu iki hüküm de sonuçta aynı kapıya çıkar... Kamuoyu, burada, aslında suç ile ceza arasında bir ahengin aranması gerektiğine ilişkin bir başka ilkeyi dile getirmek istiyor. Modern hukukta suç ile ceza arasında ahenk gözetilmiyor. Her türden suç hapis veya adli para cezası ile karşılık görüyor: İnsanlığa karşı işlenen suçlardan başlayıp yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı işlenen suçlara kadar tümüne hapis veya adlî para cezası öngörülüyor. Hırsızlığa da, cinayete de, genel ahlaka aykırı suçlara da, devlet aleyhine işlenmiş suçlara da, hepsine... Burada cezanın maksadı ile mahiyeti arasındaki bağlantıyı dengeli kurmamız gerekir. Cezanın maksadı nedir? Kimileri, bunun ibret olduğunu (müstakbel suçlular açısından), kimileri ıslah olduğunu (suçlunun düzelmesi açısından) ileri sürüyor. Bizce ibret de, ıslah da cezanın maksadı değil, olsa olsa sonucu olabilir. Başkası ibret alsın veya suçlu kendini düzeltsin diye ceza verilmez. Islah veya ibret amacını gerçekleştirmenin farklı yöntemleri var bulunmalıdır. Ceza, toplumun düzenini ve huzurunu bozan failin, işlediği fiilin yaptırımının sonucuna maruz bırakılsın diye uygulanır. Verilen cezanın süresi dolmadan fail ıslah olsa veya başkaları bundan ibret almış olsa bile, fiilin gerektirdiği ceza ikmal edilmedikçe fail serbest bırakılmaz. Çünkü cezanın amacı kendinde içkindir, başka yerde değil. Aslında suç ile ceza arasındaki ahenkli yaptırım kısas uygulaması ile imkân dâhiline sokulabilir. Ancak kısası uygulamak için toplum düzeninin de, aynı biçimde kısas uygulamasına uygun bir toplumsal siyasal düzeni geliştirmiş olması gerekir. Örneğin hırsıza el kesmeyi, katili öldürmeyi haklı çıkarabilmek için, hırsızlığın ve cinayetin ortamını ortadan kaldırmak lazım; buna rağmen hırsızlık yapılıyor veya cinayet işleniyorsa kısas ahenkli bir ceza olarak ancak o zaman tecelli eder. Yoksa vahşi kapitalizmin hırsızlığı teşvik eden düzeninde hırsıza kısas uygulamaya kalkışılırsa cezada ahenk sağlanmış olmaz.

Sözün özü; idam cezası gelse ne olur gelmese ne olur ?

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2748 defa okunmuştur
İdam Cezası
Serkan
İdam cezası geri gelirse şu olur: 1) Bu ülkede yine birileri tekrar başbakan,bakan asmak için darbeye teşebbüs ederler.. 2) İslami kesimin genç yazarlarından Yakup KÖSE’nin dosyası tekrar gündeme gelir. 3) Sapıklar,caniler,mücrimler (Eskiden olduğu gibi yine idam edilmez) 3-5 sene yattıktan sonra aramızda gezmeye devam ederler… Türkiye’de İdam Gerçeği budur.Sadece canilerin idam edileceğini düşünenler yanılırlar.. TEORİde güzel olan bir şey PRATİKte kötü sonuçlar doğurabiliyor. Bu gerçeği gözardı etmemek lazım.
22 Şubat 2015 Pazar 14:08
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Inci Abla çare ne
Hakan Tabak
inci abla çok güzel yazdın ancak çare ne peki? KISAS yoksa ne var?
20 Şubat 2015 Cuma 22:58
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri