Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

İŞTE GAZİMİZ VE ŞEHİDİMİZ BUDUR

05 Mart 2013 Salı

Bugün köşemde biraz gecikmeli de olsa; 19 Eylül Gaziler günü nedeniyle düzenlenen 2012 yılında katıldığım o anlamlı ve acı dolu anların dolu dolu hep beraber yaşandığı o toplantı anına notlarımı karıştırırken yeniden gittim.

Evet 19 Eylül 2012 tarihinde Adana’da Seyhan Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Kınalı Bacaksızlar” isimli gazileri anma programında bulunmak hem bana gurur verdi hem de buradaki anlatılanlar uzun bir süre dimağımdan ve rüyalarımdan gitmedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1997’de Kuzey Irak’a düzenlediği Şafak operasyonunda mayın patlaması sonucu gazi olan Astsubay Murat Caner, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve bugününü anlattı. Caner, Türk evlatlarının özellikle Kore Savaşı’nda ABD’ye büyük destek verdiğini ve dost olduğunu söyledi. Caner, ABD’nin Türkiye’nin arkasından iş çevirdiğini belirterek, eski ABD Adana Konsolosu Eric Green’in Şehit Aileleri Derneği’ni ziyareti sırasında bunu onun yüzüne karşı söylediğini belirterek, “ABD Konsolosu bizi ziyarete geldi. Tabi ben dışarı çıkamadım, içeri geldi. Konsolosa bakıp, “Sayın konsolosum kusura bakmayın ayağa kalkıp sizi karşılayamadım. Bizim geleneklerimizde misafirler öyle karşılanır ama ben sizi ne kapı da ne de ayakta karşılayabildim. Gördüğünüz gibi sakatım, ama bir şeyi belirtmek isterim, ben sizin yüzünüzden sakatım. Biz Kore’de dünyanın her tarafında size müttefik olduk, biz dostumuzu arkadan vurmayız. Ama siz teröre destek verdiniz. Yüzümüze güldünüz, arkamızdan hançerlediniz. İşte siz böylesiniz yalancısınız’ dedim. Aman Allah’ım konsolosun rengi soldu” diye konuştu.

Gazi Caner, daha sonra Kuzey Irak’a operasyona gittikleri sırada mayının patlaması sonucu nasıl gazi olduğunu ve diğer olaylarda gazilerin neler hissettiğini anlatarak, “Giderken pat diye bir ses, aman Allah’ım hiçbir şey hatırlamıyorum. O anda ölmüşüm. Sanki hiç yaşamamışım. Sanki çocuklarım yokmuş, Murat Astsubay orada hiç görev yapmamış gibi. Ansızın ölmüşüm, her tarafım paramparça. Kollar bir tarafta, bacaklar bir tarafta, gözler bir tarafta. Etrafa bakarsın kolum, bacağım, gözüm nerede diye. Bir bakarsın başka bir tarafta biri can çekişiyor. Ona yardıma gidersin, kanı durduramazsın. İnsanın hiç görmek istemediği bir manzara. O an can çekişen Mehmedim bir şeyler söylemeye çalışıyor. Şahadet getirip, sonra vatan sağolsun diyor. İşte o cümle vatan sağolsun. Biz bunun için uzuvlarımızı verip, şehit oluyoruz. Vatanın sağolması için kendimiz sağ olmuyoruz” dedi.

Gazimiz Murat Astsubay’ın bunları anlatırken bile içine akıttığı o gözyaşlarına rağmen gururlu onurlu duruşunu asla unutamıyorum. Asla şikayet etmiyordu, asla bu durumunu ajitasyon yapmıyordu hiçbir gazimiz. Sadece istedikleri madem o zamanlarda da barış için neden seferber olunmadı. O kadar can niye gitti. Bizler neden madem tekerlekli sandalyelere, ele aleme ya da yatağa bağlı kaldık idi sordukları.

 

Caner’in sözleri salonda bulunan özellikle gaziler ve şehit yakınlarını gözyaşlarına boğdu. Bir gazi ise koltuk değneğini koltuğa koyup, elini yüzüyle kapatarak ağladı.

 

İşte gazimiz ve şehidimiz budur…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1666 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri