Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

KADIN OLMAK

17 Kasım 2012 Cumartesi

Bir çocuk annesi havacı Üsteğmen Nazlıgül Daştanoğlu. İki yaşında bir evlat bıraktı geride. 2 yıl önce boşandığı assubay eşi. 6 Kasım 2012 tarihinde orduyla ilişiği kesilen şanlı ordumuzun 29 yaşındaki gencecik üyesi. İntiharının nedeni neydi peki? Kocaman bir hiç ve namusuna atılan kara.

Güzel ülkemin insanıyla doğasıyla temiz Kars ilimiz nüfusundan yıllar önce Osmaniye’ye yerleşmiş tertemiz bir aile evladımız kadın üsteğmenimiz. Ankara’da canını vatanına adayan kahramanlarından biri olan yaşamın zorluklarını da evladıyla sırtına yüklemiş kadın ordu mensubumuz. Ne hayaller ne umutlarla bitti Harp Okulu onun ve ailesi için.  Ne hayallerle boşandığı eşi ile evlenip evlat sahibi oldular. Kaderdir yürümeyecekmiş ayrılmışlar en doğru en medeni yolu seçmişler. Evlatlarının geleceğine yine ayrı olsalar da aile müessesini zedelememek adına yollarını ayırmışlar. Hem saygın ordumuzun mensubu olup hem çalışan kadın olup hem de evlat sahibi dul bir kadın olmak. Kadın budur işte. Nedir efendim. Kadın evlenmez evde kaldın derler, evlisi bekarı meraklı gözlerle hadleriymiş gibi kadına kol kanat olmaya çalışırlar, hele ki o bayan evlenmiş ayrılmışsa vay onun haline. Bir müddet ayrıldım diyemez. Dul kadın damgası yemek evet kaçıncı yüzyıldayız doğru ama kadın her yerde kadındır. Mücadelededir. Evlenmez topluma sorun, evlenir yine sorun, ayrılır en basit olarak algılanır ona izin verilmez birileriyle görüşmek hemen yakıştırmalar başlar. Namus bekççileri devrededir. Acaba namus bekçileri midir? Yoksa hani bana hani bana diyen zihniyetlerin çıkardıkları karalamalar mıdır? Kadını bu duruma getiren. Hemen kadına recm cezası uygulanır. Afganistan ve bu gibi ülkelerde erkek suçsuz kadın suçlu denip recm uygulanır. Modern denilen diğer ülkelerde ise başka bir yöntemdir bu recm cezaları. Ya taciz edilir ya işten çıkarılır ki düşsün bize muhtaç olsun diye ya da yolun ortasında katledilmektir yakınları tarafından. Evet Kadının Adı Yok demişti Duygu Asena bir romanında hatta sinemaya da uyarlandı. Kadınlar gerçekten erkek dünyasının sadece süsleridir. Senin aklın çalışmaz sen bilmezsin sen bana bağlısın ben olmasam sen hiçsin dayatmalarında kadının adı gerçekten maalesef yok. Duygu Asena bir kadının cinsiyetinin kadın olmasından dolayı yaşadığı olumsuz olayları, verdiği mücadeleleri, yine bir kadının ağzından anlatıyor. Ancak bu kadının adı yok!

Acaba boşanmalarda çoğu babaların payı nedir? Aynı kitapta bu da anlatılmış nasıl mı? “Bir kadının küçücük bir kızken babasının, kızının erkek arkadaşlarına beslediği kinin ne olduğunu anlamaya çalışması ve babasına göre bütün erkekler cinsiyetlerinin erkek olması dolayısıyla zararlı birer yaratıktır. Babası onu bir kız okuluna gönderiyor. Giriş çıkışlarında erkeklerle karşılaşmamasına dikkat ediyor. Bahçelerine gelen ve kızının arkadaşları olan erkekleri kızını rezil edercesine kovuyor. Bu çocuklarında, kızın babasını haklı çıkaracak şekilde davranışları var. Büyümelerinin verdiği hislerle kızlara daha o yaşlarda yanlış davranışlarda bulunuyorlar. Bu kız ise bütün bunlara karşı, kendi içinde çaresizliğiyle isyan ediyor. Annesinin ekonomik özgürlüğünün olmamasından ve onun da bir kadın olmasından dolayı,babasının takındığı tavırlara karşı ses çıkarmamasına üzülüyor. Annesi birçok kadının, evlilikleri boyunca yaşadıkları sıkıntıların sanki bir sembolüydü. Bu kızın sevdiği veya sevdiğini sandığı erkek arkadaşları oluyor. Bu insanlarla yaşadığı diyaloglarda onları yani erkekleri  tanımaya çalışıyor. Kendisi ve kız kardeşi babalarının, onların başarılarını kabullenmemesine rağmen üniversiteye gidiyor. Farklı mekan, farklı yüzler, farklı duygular… Orada Gürkan diye biriyle tanışıyor. Eski aşkları gibi. Ama sonu evlilik. Gürkan bu evlilik süresince karısını yanında bir süs köpeği gibi gezdiriyor. Ona kendi zenginliğinin sembolü olduğuna inandığı hediyeler, takılar alıyor. Ama bu kadın bunların hiç birinden memnun değil. Bir işe giriyor. İyi bir iş. Hatta bu işte bile bir kadına süs gözüyle bakıyorlar. Oradaki erkeklere göre ise kadınlar bulunulan ortamın süsüdür! Zamanla evdeki eşitsizliğin büyümesinden dolayı aralarında ki duygusal bağ zayıflıyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Gürkan çocuk istemiyor. Bunun bedelini ise bu kadın çocuğunu aldırarak ödüyor ve evlilik içerisindeki olumsuzluklar yaşanılan güzellikleri örterek devam ediyor. Sonunda bu evlilik bitiyor. Sonra hayatında bir başkası oluyor, sonra bir başkası… Çalıştığı işte ise kendisi bir kadın olmasına rağmen başarabilecek birçok şeyin olduğunu kanıtlarcasına  yükseliyor.Yine ilişkilerinde, çevresinde ve işinde güçlü olabilmek için savaşıyor. Sonunda ise mutluluğu başka birisinde onu gerçekten bir kadın değil de, bir birey olarak gören Aydın’da buluyor. Onu dostu, sevgilisi, mutluluk kaynağı olarak görüyor. Verdiği onca mücadeleden sonra hak ettiğine inandığı bir aşk bu. Aydın da bu kadın gibi işinde oldukça başarılı bir insan ve işi için Amerika’ya gitmesi gerek. Ama ilişkileri o kadar güzel ki bu mecburi ayrılık onları birbirlerine daha yakın hissettiriyor. Ve sevgileri uzakta da olsalar büyümeye devam ediyor.”

Kadın sadece cinsel meta ya da çocuk yapıp ona bakacak robot mudur? İnsan olarak kabul edilen kadın nerededir? Kadın namus bekçilerinin elinde boynunda tasma takılı olduğu halde yaşamaya çalışan mıdır? Bekarı, evlisi ya da duluyla kadın nedir? Tüm bu sorulara cevap da Kadının Adı Yoktur.  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2006 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri