Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

KAYIP TÜRKLER

16 Kasım 2012 Cuma

Uygarlıklar boyu soylarını devam ettirmeye başladıkları Orta Asya’dan doğan güneş olup tüm dünyayı sıcaklık ve dostluklarıyla saran Türkler bugünkü yazımın konusu. Hani küçücükten andımızda geçer ya Türk’üm Doğruyum diye biz öyle bir ırktan geliyoruz ki ilk gelişme adımları bizim atalarımızdan ortaya çıkmış ama maalesef ki sahiplenilememiş bambaşka bir ırkın torunlarıyız bizler. Değişmeden bakirliklerimizi kaybetmeden doğal ortamın gelincikleriyiz biz aslında. Kendi kültürümüz, kendi hukukumuzla aslında hak peşinde olandık bizler. Aslında bunlar tarih kitaplarında kalmış hikayeler değil ki olmadığı da günbegün ortaya çıkmış ve Türklüğün o sesi yükselmiştir. Moğolistan’ın Kuzey sınırlarında atalarımızın doğduğu diyarlardan yükseldi içimizi coştururcasına. Sayan Dağları yamaçlarında yaşayan ve gerçekten de Türkçemizin özünü konuşan asıl atalarımızın torunları Dukha’lar dı bu ırkımızın geçmişte kaldığını sandığımız ama biz hala varız biz hala buradayız sesleriyle bize seslerini duyururcasına varlıklarını hissettirdiler. Komün bir yaşam biçiminde olan bu topluluk doğanın parçası olarak bakir kalmayı başaran atalarımızın gerçek torunlarıdır. Doğayla gerçek dost sadece hastalıklı zihniyetle değil, söylemle değil gerçek doğa dostları. Çevreyi seviyorum deyip binlerce hektar ormanı yok eden hayvanı seviyorum deyip hayvanları tahakkümümüz altında hastalıklı beynimizle yönetenler değil onlar. Komşusu açken o yatmayıp fazlasını doğaya bırakıp doğadır onun kileri diyendir. İnançları yok ben kapalıyım yok sen açıksın zihniyetiyle değil insan ve doğa kanununa aykırı olmayan bir inanç sistemi. Hem yaşam tarzı hem kültür hem de dini yaşam biçimi tıpkı hala da Moğollarda (Lamaizmle birleşmiş şekilde) Altay ve Yakut Türklerindeki gibi olup atalarımızın aynası görevlerini icra etmektedirler. Öyle bir doğa sevgisi ve saygısı var ki nehir göl doğa kirlenmesin diye ellerini bile yıkamıyorlar nehirde. Akan suyu boşuna akıtmıyorlar. Topladıkları ürünleri çok toplamıyorlar ki kalanı çürümüyor ihtiyaçları dışında tüketim yapmıyorlar, ürünlerini dalında taze bırakıp hepsi benim diyerek benmerkezcilik yok. İnançları Tengri ve Göktanrı inancı yanında; Animizim, Şamanizm ve Totemizim inancı ana hatlarını oluşturmaktadır. İnsan olarak değerlendirilen toplumda kadın erkeğin birbirlerinden üstünlüğü asla yok. Yönetici yok her biri toplumun bir parçası olup suç işlemeden eşitlikçi ilişki içinde yaşıyorlar. Ayrıca Kabile sistemi olup; Tunguz kabileleri ve Yukagir’lerin Tunç Çağı evrelerinden beri Kızılderililerle de ortak kültüre sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu tespitin isnat kaynağı da; huş ağacından oyulmuş kayıklar, deri, ağaç kabukları örtülerek yapılmış barınaklar ya da Kızılderililerin yarı küresel veya konik çadırları tipinde ortak kültür, önünde yarık bulunan hafif giysi türleri, makosenler, karlı ormanların temel ulaşım aracı kayaklardır.

Aslında bunlar aynı ırktan geldiğinde kesinlikle dayanak olamaz. Zira doğa ile yaşanılan ortamlarda bireyler zorunluluk gereği bu yaşam biçimine adapte olmaktadırlar. Ama gerçekten tertemiz, saf, stresten uzak bir yaşam biçimi olsa gerek.

Unutulmaya ya da unutturulmaya doğru bir sürece girenler miyiz biz Türkler. Kaç yıl sonra bizler de torunlarımız da bu durumda nerede görüleceğiz acaba!?

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1892 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri