Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

MAHKEMELERDE TERCÜMAN GÖREVLENDİRİLEBİLECEK HALLER – I -

01 Ağustos 2012 Çarşamba

TCK’de bu konudaki madde;

TERCÜMAN BULUNDURULACAK HALLER

Madde 202 - (1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.

Bu maddeye rağmen yapılan konuşmalar boş konuşmalar.. bu maddenin değiştirilmesini talep edeni anlarım ama bu maddeye rağmen kanuna aykırı davranmayı talep edenleri anlamak zor..
AİHM den kararlardan örneklere gelince;

Avusturya, 6185 / 73, 29 Mayıs 1975, DR 2, 68 1. Başvuran kendi dilini konuşmayan savunma avukatı ile iletişim kurabilmek için bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanmasının sağlanmadığı konusunda şikayetçi olmuştur ... Esasında, 6/3-e maddesi, sadece sanık ve hakim arasındaki ilişkiler için geçerlidir... Bu davanın koşulları altında, Komisyon, başvuran ve avukatı arasındaki yanlış anlaşılmalar sonucu savunmanın hazırlanmasının daha zorlaştığını göz ardı edemez. Bununla beraber, bu durumdan başvuran sorumlu tutulmalıdır; Fransızca’yı iyi bilen başka bir avukat tutmak veya ücretini ödeyeceği bir tercüman istemek başvurana düşmekteydi. Savunma avukatı ve/veya tercüman için ödeyecek yeterli parası olmaması durumunda, ücretsiz adli yardım talebinde bulunabilirdi. Komisyon, bu hususta, Avusturya’nın uygulamasına göre, mahkemenin tayin ettiği savunma hakiminin belirlenmesinde belirli dil gerekliliklerinin dikkate alındığını kaydetmiştir. Ayrıca, ücretsiz adli yardım, tercüman hizmetini kapsayacak şekilde genişletilebilir... 2. ... [6/3. maddesinden] ... başvuranın mahkeme dosyalarını tercüme ettirmesine ilişkin genel bir hak çıkarılamaz. Komisyon, 6/3. maddesi tarafından güvence altına alınan hakların, tek başına sanığın hakları değil ...; genel olarak savunmanın hakları olduğunu hatırlatmıştır. Dolayısıyla, başvuranın avukatının anlayabilmesi için dosyanın bir kısmının Almanca dilinde düzenlendiği; öte yandan birçok belgenin Fransızca olduğu ve başvuranın kendisi tarafından okunabildiği belirtilmelidir. Yine, yukarıda ortaya konan sebeplerden dolayı, dile ilişkin başka sorunlar hususunda başvuran kişisel sorumluluk üstlenmelidir...

Kamasinski / Avusturya, 9783 / 82, 19 Aralık 1989 74. 6. maddenin 3-e paragrafında belirtilen ... bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanma hakkı, sadece asliye mahkemesi duruşmalarında yapılan sözlü ifadeler için değil; aynı zamanda, belgeler ve duruşma öncesi işlemler için de geçerlidir. 3-e paragrafı, “bir suçla suçlanan” ve mahkemede kullanılan dili anlamayan veya konuşamayan bir kimsenin, kendisi hakkında başlatılan yargılamada yer alan ve davanın hakkaniyete uygun olarak görülmesi hakkından yararlanmak için anlaması veya mahkeme diline çevirtmesi gerekli olan tüm belgelerin ve ifadelerin tercümesi veya çevirisi için bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanma hakkı olduğuna işaret etmektedir... Ancak, ... 3 / e paragrafı, yargılamada yer alan tüm yazılı delillerin veya resmi belgelerin yazılı çevirisini gerektirecek kapsamda değildir. Sunulan tercüme yardımı, sanığın, kendi hakkındaki davaya ilişkin olarak bilgisinin olmasını ve – özellikle mahkemede olaylara ilişkin kendi anlatımını yaparak– kendini savunmasını sağlayacak şekilde olmalıdır.

K. / Fransa, 10210 / 82, 7 Aralık 1983, DR 35, 203 7. Başvuran, ayrıca, savunmasını Bretonca dilinde yapmasını sağlayacak tercüman yardımının kendisine mahkeme tarafından tanınmadığı konusunda şikayetçi olmuştur. 8. ... Mahkeme’nin kararından, başvuranın Fransa’da doğduğu ve eğitim gördüğü ve yargılamanın yürütüldüğü Fransızca dilini anlamak ve konuşmakta hiçbir sıkıntısının olmadığı açıktır. AİHS’nin 6. maddesinin 3-e paragrafında yer alan bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanma hakkı, açıkça, sanığın mahkemenin kullandığı dili anlayamadığı veya konuşamadığı durumlarda geçerlidir.

Cuscani / İngiltere, 32771 / 96, 24 Eylül 2002 38. AİHM, başvuranın İngilizce dilinde yeterli olmadığı ve davayı anlayamadığı iddiasının, ilk olarak, asliye mahkemesinin, hukuk ekibinden, başvuranın hakkındaki suçları kabullenmek istediğini öğrendiği 4 Ocak 1996 tarihinde, gündeme geldiğini gözlemlemiştir. Başvuranın avukatının talebi üzerine, asliye mahkemesi hakimi, 26 Ocak 1996 tarihinde düzenlenecek ceza duruşmasında tercüman bulunması talimatını vermiştir... Dolayısıyla, hakim, başvuranın anlama güçlükleri yaşadığı konusunda haberdar edilmiştir. Ancak, başvuranın yargılamanın müteakip kısmını anlayabilmesini sağlama konusundaki endişesine rağmen, hakim, başvuranın avukatının “azla yetinme” kabiliyeti konusundaki güveni tarafından ikna olmuş gözükmüştür... Asliye mahkemesi hakimi, başvuranın, gerek olması halinde, dil konusunda erkek kardeşinin yardımına başvurma ihtimalini açık bırakmıştır. Ancak, AİHM’nin görüşüne göre, başvuranın tercüme hizmetlerine olan ihtiyacının doğrulanması, özellikle de başvuranla iletişim kurmakta kendi avukatının yaşadığı güçlükler konusunda haberdar edildikten sonra, başvurana danışarak hakimin karara bağlaması gereken bir konudur. Başvuranın ağır suçları kabullendiği ve ağır hapis cezası ile karşı karşıya kaldığı kaydedilmelidir. Dolayısıyla, 26 Ocak 1996 tarihli duruşmada tercüman bulunmamasının, başvuranın, kendisi için hayati önem taşıyan bir konuya tam katılımını engellemeyeceği konusunda tekrar güvenini tazeleme yükümlülüğü hakime düşmektedir. Başvuranın, erkek kardeşinin denenmemiş dil becerilerinden yardım almasına izin verildiği ve hakimin başvurana danışmadığı somut dava koşullarında, bu şartın karşılandığı söylenemez... 39. Yukarıda belirtilen değerlendirmeleri dikkate alan AİHM, AİHS’nin 6/3-e maddesiyle bağlantılı olarak 6/1. maddesinin ihlâl edildiği kararına varmıştır. Kamasinski / Avusturya, 9783 / 82, 19 Aralık 1989 74. ... 3-e paragrafı tarafından güvence altına alınan hak ihtiyacı karşısında ... yetkili makamların söz konusu yükümlülüğü, pratik ve etkili olması amacıyla, tercüman tayin edilmesi ile sınırlı olmayıp, ilgili dava koşullarında bu konuya dikkat çekilmesi halinde, bir dereceye kadar sunulan tercüme hizmetinin yeterliliğine ilişkin müteakip kontrolü de kapsayabilir... 83. ... AİHM, alınan bütün ifadelere dayanarak, Kamasinski’nin yetersiz tercüme nedeniyle hakkında verilmekte olan ifadeleri anlayamadığının veya kendi adına sanıkların sorgulanmasını veya çapraz sorgulanmasını sağlayamadığının doğrulanmadığı kararını vermiştir. Husain / İtalya, 18913 / 03, 24 Şubat 2005 Bu davada, başvuran, tutuklama müzekkeresi kendisine tebliğ edildiğinde, Arapça bir tercümandan ücretsiz yardım almıştır. Dava dosyasında, tercümanın tercümesinin hatalı veya yetersiz olduğuna dair bir gösterge bulunmamaktadır. Ayrıca, başvuran tercümenin niteliğine ilişkin bir itirazda bulunmamıştır ve bu durum, yetkililerce başvuranın ilgili belgelerin içeriğini anladığı şeklinde kabul edilmiştir...

Ayrıca;

. / Fransa, 10210 / 82, 7 Aralık 1983, DR 35, 203 Başvuran, ayrıca, savunmasını Bretonca dilinde yapmasını sağlayacak tercüman yardımının kendisine mahkeme tarafından tanınmadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Mahkeme’nin kararından, başvuranın Fransa’da doğduğu ve eğitim gördüğü ve yargılamanın yürütüldüğü Fransızca dilini anlamak ve konuşmakta hiçbir sıkıntısının olmadığı açıktır. AİHS’nin 6. maddesinin 3-e paragrafında yer alan bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanma hakkı, açıkça, sanığın mahkemenin kullandığı dili anlayamadığı veya konuşamadığı durumlarda geçerlidir.

 

Ülkemizde de bu konuda; Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve temyiz suretiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesine gelen davada Yargıtay bu konuda noktayı koydu.
 

Bu konuda pek çok ülkede resmi dilde savunma verme şart olduğu halde ki AİHS ‘de de bu kesinleşmişse de ülkemizde çoğu zaman bu konuda sıkıtılar yaşanmaktaydı.

 

Buna göre;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Türk vatandaşı olmasa bile savunmasını yapabilecek derecede ve yeterlilikte Türkçe bilen şüpheli veya sanığa tercüman görevlendirilemeyeceğine karar verdi.

Dava Konusu:

Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi, yabancı uyruklu sanık J.M.A’ya, uyuşturucu ticareti yapma suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 2 bin lira adli para cezası verdi.

Yerel mahkeme kararının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre sanığa zorunlu müdafi tayin edilmesi gerektiği belirtilen kararda, mevzuat hükümlerine aykırı olarak müdafinin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığına işaret edildi. Kararda, bu gerekçeyle hükmün bozulduğu kaydedildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, itiraz yasa yoluna başvurarak, Daire bozma kararının kaldırılmasını istedi. Başsavcılığın itirazında, AİHS’in 6. maddesinin, müdafi atanmasında hangi hallerin adaletin selameti açısından zorunlu kabul edilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme getirmediği ve müdafilik hallerinin belirlenmesinin taraf devletlerin takdirine bırakıldığı belirtildi.

Yabancı uyruklu sanığın çocuk, sağır, dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul olmadığına işaret edilen itirazda, öngörülen cezanın alt sınırının 5 yılı aşmadığı belirtildi. Bu durumda zorunlu müdafi atanmasının söz konusu olamayacağı ifade edilen itirazda, müdafinin yokluğunda karar verilmesinin, savunma hakkının kısıtlanması şeklinde kabul edilemeyeceği belirtildi. Başsavcılığın itirazı üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na geldi. Kurul, Başsavcılığın itirazını kabul ederek, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin bozma kararını kaldırdı. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Gerekçesi ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun oy çokluğuyla aldığı kararın gerekçesinde, yabancı uyruklu ve Türkçe bilmediğini ileri sürmesi nedeniyle kendisine yargılama aşamasında tercüman görevlendirilen sanığa istemi üzerine atanan müdafinin, zorunlu müdafi konumunda bulunup bulunmadığı irdelendi.

Gerekçede, sanığın kollukta alınan ifadesinde, ‘‘Türkçe bildiğini, tercümana gerek olmadan ifade vermek istediğini ve müdafi istemediğini’’ söylediği, aynı gün çıkarıldığı mahkemede de hakim huzurunda, ‘‘7 yıldır Türkiye’de yaşadığını ve Türkçe bildiğini, avukat ve tercüman istemediğini’’ belirterek, bu beyanının altını imzaladığı kaydedildi. İddianamenin tebliği için cezaevine gönderilen yazı üzerine düzenlenen yazıda ise sanığın ‘‘Kürtçe bilen tercüman istediğini beyan ettiği, bunun üzerine Baro’ya müdafi görevlendirilmesi için yazı yazıldığı’’ belirtildi.

Sanığa avukat görevlendirildiği, avukat ve tercüman huzurunda savunmasının alındığı vurgulanan gerekçede, müdafinin gelmediği duruşmada, kararın sanığın yüzüne karşı okunduğu, tercüman aracılığıyla sanığa anlatıldığı ve tutanağa yazıldığı kaydedildi.

 Esen Kalın...

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1762 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri