Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

MUHTEŞEM TUDORS DİZİSİNE ATFEN MUHTEŞEM YÜZYIL DİZİSİ

25 Ocak 2013 Cuma

Haremde yaşam mı, Muhteşem Aşk mı? Kullanılan kostümler itibariyle İngiliz Kraliyet ülkesinde çevrilen bir dizinin “Tudors” dizisinin aslında devamı olan ama 1400 lü yılların Osmanlısını anlatıyormuş izlenimi veren bu dizide inanılmaz tarihsel hatalar zincirleme devam etmektedir. Çok fazla seyretmeye zaman ayırmasam da asla Osmanlı tarihini yansıtmayan sahnelerden kurulu bir senaryo ile hazırlanmış bu dizi 23.01.2013 günü 83. bölümüyle ekranlara gelmiş. Meral Okay’a Allahtan rağmet diliyoruz kederli ailesine de sabırlar diliyoruz ama bu kadar yanlış anlatımlardan kurulan ve isimlerin dahi zamanın padişah ve ailesinin diye lanse edilen bu dizi hakkında çok ye yazıldı çizildi. Elbette ki tarih dizilerden öğrenilmez ama bu dizi de eğer ki isimler kullanılıyor ve bu bir iddia oluşturuyorsa bu dizide bu kadar yanlışın bu kadar hatanın yapılması affedilemez.

Birlikte kritik yapalım. Öncelikle haremin başladığı saray olarak inanılmaz büyük hata yapılarak Topkapı sarayı gösterilmektedir. Oysaki Kanuni dönemi 1520’de yaşanmış bir dönemdir. Topkapı Sarayına harem ne zaman gelmiştir. Tam 20 sene sonra yani 1540’da. O dönemdeki Haremin sarayı ise Beyazıt’taki eski saraydır.

Sonrasında; Yavuz Sultan Selim'in Rodos seferi için 200 parça kalyon hazırlandığı söyleniyor. Osmanlı'da ilk harp gemisi 1644'te inşa edilmiştir.

16. yüzyılda adına Avrupa denilen müstakil bir coğrafya yoktu. Bu kavram 18. yüzyıldan sonra aydınlanma döneminde ortaya çıktı. Olmadığı gibi de dünya küresinin dizide olması günümüz yüzyılını ya da anlatılan dönemden 200 yıl sonrasına yöneliktir. Başka bir yanıltma da dünya haritası Piri Reis’in olmayıp Ali Macar Reis’e aittir. Sadece; Piri Reis'in hazırladığı Kitab-ı Bahriye'de Rodos Adası'nın ayrıntılı haritası mevcuttur.

Kullanılan eşyalara bakıldığında 18. yüzyıla ait pek çok eşya 16. yüzyılda kullanılıyor gibi gösterilerek afedilmez hatalar yapılmıştır. Ayrıca dönemin şeyhazesinin Manisa Sarayında yerlerin parke olmasıyla dönemler adeta karışmıştır.

İncelenen minyatürlerdeki bir ayrıntı da Sultanın masada çalışma yapmayıp yerde minderde oturmuş olduğu halde dizide masada oturmaktadır. Ayrıca mahiyetine tabi çalışanları huzurunda başlarında kavuklarıyla bulunurlardı. Bu ayrıntı bile göz ardı edilmiştir. Kullanılan perdeler yine 18. yüzyıl dönemine uygun olup asla 16 yy da kullanılmayanlardır. Yerlerdeki halılar da desen olarak dönemi yansıtıyor. Çünkü madalyon desenli halıları Süleymaniye, Selimiye gibi selâtin camilerde görüyoruz. Ancak o halılar mekan için büyük kullanılmış. O dönemde yere çok kaliteli ince hasırlar serilir, onların üzerine de küçük ebatlı halılar yerleştirilirdi. Şamdanlar tek ayaklı olması gerekirken 18 yy zamanının 3 ayaklı şamdanlarıdır. Sultanın kıyafetleri daha canlı renkli daha hareketli kumaşlardan olduğu halde hiç kullanılmayan kahve tonları kullanılmıştır. Gece itibariyle infazı yapılan İbrahim Paşa yine gece devlet büyüklerine uygun törenle bir kayığa bindirilerek mezarının nerede olduğu şaibeli olarak (Nereye defnedildiği ise tartışmalı. Rivayetlerden biri Galata Fındıklı'da Canfeda Tekkesi civarında olduğu, diğeri denize atıldığı bir diğeri de bugünkü Şişhane sırtlarında Tersane Zindanı yakınlarında bir yerde gömülü olduğu) ortadan kaybediliyor Aykut Can’ın Pargalının Ölümü kitabı kaynaktır. Oysa ki dizide bu durum tam tersi olarak anlatılmıştır.

Yemek sırasında Sultana hizmet edenlerin zülküflü hizmetkarların başlarındaki zerrin külah da zamanı yansıtmamaktadır. Yine sultana yemekte eşlik etmek; II. Mehmet'ten itibaren sultanın yalnız yemek yemesi kanunlaştırılmıştır. Sofra takımlarına bakıldığında sürahi 19. yy da kullanılan bir eşya iken 16. yy da masaya konulmuştur. Klasik dönem Osmanlı saray mutfak kültüründe kullanılan sofra takımları Çin porselenleri, İznik porseleni ve bakır veya tombak takımlardan oluşur. İçki sofrası veya büyük ziyafetler hariç minyatürler ve dönemi tasvir eden seyahatnamelere göre yemeklerin tek tek sofraya getirildiğini bilinmektedir. 16. yy da yine metal kaşık olmayıp; Kanuni döneminde bağa adı verilen kaplumbağa sırtından yapılan kaşıklar kullanılırdı. Dizide kullanılan eşyalara o dönemde Avrupa saraylarında dahi olmazken nasıl oluyor da Osmanlı sarayında hem de o dönemde oluyor. Genellikle o dönemde Sultan sofrasında değerli taşlarla süslü, sedef, bağa, abanoz gibi kıymetli maddelerden yapılmış kaşıklar kullanılırdı.

Bu ve daha pek çok detayla bu dizinin her ne kadar da savunmalar yapılsa da dönemin yaşayanlarının adlarını kullanarak devamı sıkıntı yaratmaktadır. Evet ülkelerdeki gösterimleriyle pek çok insana iş imkanı olan aş olan bu dizi hayli gelir getirmektedir. Fakat yanlış anlatılan tarihle çarpıtılan yüzyıl gerçekleriyle adına Muhteşem Yüzyıl denerek Kanuni döneminin anlatıldığı ama asla o döneme ait olmayan dizi ciddiyetten uzaklaşarak karşısına Harem diye bir diziyi de alarak televizyonlarda insanları oyalamaya devam etmektedir.

 

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2770 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri