Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

NERDE O ESKİ GÜNLER

01 Mart 2013 Cuma

İletişimin gelişmesiyle nimetin külfet haline geldiği durum bazında ele almak istiyorum eski günleri yad ederken yazımın konusunu.

Ulaşması zaman alsa da ne güzeldi eski günlerde haberleşmek. İlkel zamanlardan dumanlarla, şişelere mektup koyarak denize atmakla ya da posta güvercinlerine verilen namelerin sahiplerine ulaşma telaşıyla hele ki onlardan da geç de olsa alınan cevaplarla sanki gelen mektupta gönderenin kokusunun sindiği, okunmadan önce koklanan mektuplar, kartlar. Ne güzel di emekle yazılan göz nuru ile yazılan kendi el yazımızla ıslak imzamızla yazılan postacının yolu gözlenerek ona teslim edilen, sonra da yine yolu gözlenen postacıdan gönderenin mektubunu alarak onu yanımızda hissetmek ne güzeldi. O diyarların da kokularını getiren o mektuplar o kartlar o zamanlarda birbirine ulaştıran asıl köprü vazifesindeydi.

Hele ki telefon etmek için kuyrukta beklemek, sıra bize gelince karşıdakinin sesini parazitli duymak ama özlemimizin, sevgimizin daha yoğun hissedildiği zamanlardı o zamanlar. Ya konuşamadım sesini tam duyamadım dediğimiz zamanlardaki şimdi düşünüyorum da sanki daha bir bağlıydık birbirimize bir sözü yalan çıkarırcasına “gözden ırak olan gönülden de olurmuş” aslında hiç de öyle olmayan zamanlar. Ulaşılamayana duyulan özlem ve sevgi daha bir yoğundu.

Evet en iptidai zamanlardı bu zamanlar. Ama sanki o zaman daha bir bağlıydık, daha bir aradaydık, uzakta da olsak kalplerimiz ruhlarımız daha bir beraberdi. Çeşme başlarında su doldurmalarda ki kaynaşmalar, kadınların çocukların kah birbirine bağırmaları sonra da candan kucaklaşmaları, çamaşır yıkanan derenin kenarında kadınların aynı zamanda da piknik yapmalarıyla komşulukların daha bir değerli olduğu, daha bir sıkı sarıldığımız zamanlar. Herkesin herkesi bildiği kolladığı zamanlar ahhh ne güzeldi.

Zamanımızda her şey gelişti. Her şeyi elde etmek kolaylaştı. Nimet beraberinde külfeti de getirdi. Şimdi mektuplarımız e-maille gönderir olduk belik ben sevdamı, özlemimi özelimi tek kişiyle paylaşmayı isterken şimdi gönderdiklerimi herkes okuyor konuştuklarımı herkes dinliyor. Benim mahremiyetim hiçbir kimsenin mahremiyetinin kalmadığı zamanlardayız. Yazdığımız ve eline alan sevdiğimiz bizim kokumuzu duymuyor bunları okurken sadece kelimeler anlatıyor ruhsuz, sevgisiz biçimde. Ruhumuzu kaybeden bir toplum oluyoruz. Artık bayramlarda bile eskiden o canım kartların yerini alan teknoloji, artık telefon bile açılmayan sms denilen icatlarla kutlanan zamanlardayız. Ne oldu bize? Hepimiz sanallaştık, yalan olduk. Hani bizim kaynaşmalarımız. Yerini egolarımız aldı, hırslarımız aldı. Sus aldı, konuşma aldı ben bilirim aldı. Bak ensendeyim ifadeleri aldı. Betonlar arasında yarı açık cezaevlerinde benim zihniyetiyle oturan hiçbir sevgi saygı olmayan hiçbir hak ve kul hakkı düşünülmeyen yaşamlar aldı. Tanımıyoruz bizim alt katımızda kim var üst katımızda kim var. Apartmana girerken hakkımız olduğu halde soramıyoruz. Kimsiniz necisiniz diye. Hasta mıdır? Sorunlu mudur? Bilemiyoruz artık çevremizi. Toplumca tehdit altındayız. Tamam burada mutluyum dediğimiz anda egoların öne geçtiği çıldırmış bireylerin saldırılarına maruz kalan bir toplum olduk. Ben yaparım kanun da benim her şey benim denen bir toplum olduk. Artık biz aslında toplum da değiliz biz eskiden toplumduk. Ulaşamasak da toplumduk. Şimdi ulaşıyoruz da ne oluyor ? Kocaman bir hiç….

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2374 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri