Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

OKULLARIMIZ!!!!

14 Şubat 2013 Perşembe

Okullarımız!

 

Eğitim yuvalarımız olan okullarımız eğitim-öğretim yapabilmeyi başarıyor mu? Ya da ne kadar başarılı oluyor?

Bu sorulara kısmi olarak yaşam içinde örnekleriyle cevabını vermektedir. Okullarımızda sadece eğitim vermek bireyi acaba geleceğe ne kadar hazırlar? Eğitim sadece kitapların yazdıklarını ezberleyip not için sınıf geçmek midir? Bir öğretmen düşünelim ki 5 kişiye de ders verse 55 kişiye de ders verse acaba gerçekten hayata hazırlıyor mu?

Benim cevabım kesinlikle hayır!

Kültürümüzü, ananemizi bilmeden yetişen nesiller görülmektedir ki kendi kendine yetebilmeyi bilememektedirler. Verilen eğitim sadece okul kitaplarından basmakalıp cümlelerin öğrenilmesi olduğu içindir ki geleceğin bireyi çocuklar sadece istemeyi, elde etmeyi, sorumsuzca yaşamayı, hep birilerine sırtını dayayarak bir yerlere gelmeyi, modernlik adına sosyallik adına cafelerde, kuaförlerde, mağazalarda, AVM’lerin büyük restoranlarında zamanlarını geçirmektedirler. Hele ki teknolojinin son nimetleri de kullanmayı bilmeyen gelecek nesillerin bu ürünler  ellerinde oyuncak durumundadır.

Okullardaki eğitim dedik evet gerçekten eğitim ne kadar veriliyor demiştik yazımızın başında;

Size bir örnek vererek biraz bu konuyu açmak istiyorum. Öncelikle biraz toplumsal ya da adli kurallardan (yazılı veyazılı olmayan kurallardan) oluşan yaşamımızda sadece resmi ya da adli kuralların öğretildiği bir okul düşünelim.

Okullarımız bizleri gelecek yaşama, toplumla bütünleşmeye de yardımcı olan kurumlar olarak örf, adet ve geleneklerden maalesef ki uzak bir eğitim vermektedirler. Öncelikle bizler biliriz ki yazılı kurallarda da vardır ki onlardan biri de bir topluluğun rahatsız edilmemesidir. Hiçbir okul ki bulunduğu çevrenin üstünde bir makam olmadığından ve direkt topluma hizmeti ilke edinmiş olduğundan o içinde bulunduğu toplumun hassasiyetlerine göre eğitim-öğretim vermek zorundadır. Toplumun yoğun olduğu bir bölgede yer alan okul belli saatlerde gürültü kirliliğine özen göstermelidir ve buradaki minik bireye öğreteceği çevreye rahatsızlık vermeden de sorunlarınızı çözebilirsiniz olmalıdır. Amma velakin ve maalesef ki pek çok okulumuz öğrenciye yapacağı duyuru için çevreyi önemsemeden çevre de dediklerimi duysun zihniyetiyle okul zilinin sesinin volümünü açarak, mikrofonda tüm sesiyle bağırarak umarsızca buraların hakimi benim dercesine talihsiz davranış ve söylemlerle okul olduğunu zannetmektedir. Bütün çevreye verdiği hınç dolu ders vermesinden sonra askeri okul yöneticisi edasıyla "rahat! Hazır ol! Dikkat! " Talimatlarıyla Andı okutarak o minicik beden ve beyinlere ve hatta çevreye ne kadar zarar verdiğini ne kadar kötü örnek olduğunu düşünmeden güne başlamış olmaktadır.

Buradaki dikkat çeken başka mesele de acaba o okuldaki eğitim veriyoruz diyen herkesin mutsuz bir aile yaşamları mı vardır ya da söz sahibi olamamış olmanın ezikliğini bu şekilde mi çıkarmaktadırlar bu incelenmesi gereken ayrı bir uzmanlık alanının konusudur.

Okula gönderdikten sonra ailelerin nesilleri üzerindeki tüm etkilerini kaldıran bir sistem içinde sadece sınıf geçmeyi ilke edinen birey ne zaman yetişecektir; işte bu sorunun cevabı da hiçbir zamandır. Zira minik beyinlere neyi işlersen üzerine onu kalıp olarak alır ve kalıcı olur.

Ayrıca eğitim yuvalarında gösteriş ve üst yaşam özentisi olmaz. Ama bakıyorum da her okulun önünde saygıdeğer öğretmenlerimize ait olan son model arabalar, saygıdeğer öğretmenlerimize gelen pek çok hediye, okul aile birliği adı altında her zaman toplanan paralar. Bu yazdıklarıma hiç ama hiç kızmayın. Hepimizin de bilgisi dahilinde hatta gözlerimizle gördüğümüz bu durum gelecek nesillerimize nasıl örnek olacaktır. Şöyle ki; minik beyin şunu düşünecek. “hımm demek ben bağırıp çağırarak işimi yaptırırsam toplum susacaktır, hımm ben sadece sınıf gecmek için çabalayım önemli olan bu, hımm ben zengin olmak için sadece ve sadece ağlayım o zaman gelir bana paralar, hımm ben ailemden daha yukardayım ailem kim, hım ben öğretmenime çiçek götüreyim, özel ders veriyor gireyim işte o zaman beni daha çok sever hem sınıfımı geçerim.” Yazık ki yazık ! Yine devam eder; “Hım ben okuyorum modernleşiyorum adam oluyorum. O zaman ben üstünüm, nasılda okulun dokunulmazlığı var ben de o okuldayım ee ben ne yapsam bana kimse bişi yapamaz.”

Aileler çocuklarına gelecek hazırlarken kendilerinden koptuklarını gördüklerinde yaşadıkları içler acısı. Toplumsal değerlerin yok olması ailelerin bitmesi anlamına gelmektedir. Çevreme bakıyorum. Bir öğrenci ilk okula başladığında ne kadar güzel ne kadar toplumun içinden geldiği belli oluyor. Sonrasın da her şey değişiyor.

İşte o zaman da;

Neden eski öğretmenler yoklar? Neden eski öğrenciler yoklar?

Diye sormadan edemiyorum…

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1238 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri