Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

Önyargı Saikiyle Oluşan Nefret Olgusunun TCK Kapsamında Yerini Alması

29 Eylül 2013 Pazar

Nefret söylemi kavramı, her türlü hoşgörüsüzlükten ve önyargı saikinden kaynaklanan ve beslenen, nefreti yayan, teşvik eden, savunan ve haklı çıkaran ifade biçimleri için kullanılır.

Küresel değerlerin, dünyanın her tarafını etkisi altına almasıyla birlikte; hemen her yerde olduğu gibi ülkemizde ve bölgemizde de, kimileri dini ve etnik kimliklerini risk altında görmeye başlamıştır.  Bazıları, küresel imkânları, yerel değer ve kimliklerini dünyaya tanıtmak için bir fırsat görüp onları akıllıca kullanarak yepyeni bir senteze, giderek glokalizmin doğmasına sebep olurken; diğer bir kısmı ise tam tersine içe kapanmayı marifet bilmişlerdir.

İşte, ötekinden nefret malzemeleri bu kesim için gayet uğursuz malzeme olarak onların da imdadına yetişmiştir. Kimi, kısır düşünceli şahsiyet ve kanaat önderleri ise, bu glokal trene binerek politika yapmayı ve hakimiyet sürdürmeyi yeğlemişlerdir. Halbuki  bu, tıpkı bir bumerang gibi, sonuçta kendilerini vuracak tehlikeli bir silahtır.

Nefret; “Kişinin konuşma sırasında karşısındaki grubu ya da kişiyi ırkı, cinsiyeti, yaşı, ulusu, dini, ya da eşeysel tercihi konusunda ya da buna benzer konularda aşağılayarak, gözü korkutur tarzda konuşarak bu konuda fikrini değiştirmesi için zorlamasıdır olarak konuşma olarak geçse de yazılı olarak da uygulanabilir.

Nefret suçu ise, belirli ortak özellikleri bulunan birey ya da gruplara yönelik önyargılarla işlenmiş suçlara verilen tanımdır.”

Nefret söylemi ve nefret suçu aslında mesaj suçlarıdır. Söylemin veya suçun yöneldiği bireyin ve mensubu olduğu grubun toplumda istenmediği mesajını verir. Bunun sonucunda da grup, kendini dışlanmış ve tehdit altında hisseder, toplumla entegrasyonu zayıflar.

 

Nefret suçları/söylemi konusunda yasal düzenleme olmadığında bu suçları işleyecek potansiyel kişi ve gruplar kendilerini bir tür koruma altında, hedef gruplar ise güvensizlik içinde hissediyorlar. Bu yüzden yasal düzenleme bir zorunluluktur. Bu yasalar nefret suçlarını izleyip raporlayacak mekanizmalarla, sosyal ve psikolojik rehabilitasyon merkezleriyle, hukuki yardım mekanizmalarıyla, okul çocuklarından başlayarak kolluk kuvvetlerinin ve yargının doğrudan eğitimiyle, medyanın kendi iç disiplinini sağlayacak etik ilkeler oluşturulmasıyla desteklenirse gerçekten anlamlı olacaktır.

Ayrımcılık, uluslararası hukuk doktrininde suç teşkil eden düşünce ve eylemlerdir. Uluslar arası hukukta ayrımcılığın  suç olarak kabul edilmesine rağmen hukukumuzda ayrımcılık  eyleme dönüştüğünde ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçlar meydana geldiğinde cezalandırılmaktadır.

Nefret söylemini de ayrımcılığın ileri bir safhası olarak nitelendirebiliriz. Nefret söylemi sürekli olarak tekrarlandığında insanlarda kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik duygularını uyandırmakta ve bardak dolduğunda bu duygular eyleme dönüşerek darp, yaralama, cinayet ve bombalamaya varan suçlar meydana gelmektedir.

Ayrımcılık yasası hazırlanırken sadece eylemin değil söylemin de suç kapsamına alınması gereği çok açıktır. Ancak hep söylendiği gibi söylem suç olarak kabul edilirse  ifade özgürlüğü engellenir kaygısı ağır basmaktadır. Önemli olan çıkartılacak yasada veya Türk Ceza Kanunu’na eklenecek hükümlerde ifade özgürlüğü ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik eden söylemler arasındaki dengeyi  kurmak ve nefret suçunun oluşmasını  önlemektir." 

Çözüme gelince, gerek nefret söylemi gerekse nefret suçlarıyla mücadelede sorun tüm boyutlarıyla ele alınarak, bütünlüklü çözümler üretilmesi gerekiyor. Meselenin siyasi, toplumsal, psikolojik ve kültürel boyutları söz konusu. Vakalara ilişkin bilgilerin toplanması ve değerlendirilerek, durum saptaması yapılması gerekiyor ki buna göre çözüm üretilebilsin.

Çözüm yönünde en önemli adımın ise yasal düzenlenmeden geçtiğine inanıyorum. Gerek verilerin toplanması, gerek hukuk sistemi içindeki aktörlerin eğitimi, gerekse suçların cezalandırılmasına yönelik kapsamlı düzenlemeler gerçekleştirilmeli.

Türkiye’de özellikle şu aşamada en büyük görevin sivil toplum kuruluşlarına düştüğüne inanıyorum. Sivil toplum, nefret söylemi ve nefret suçları karşısında suskun kalmamalı; bir yandan bu tür vakaları teşhir ederken, aynı zamanda mağdurun yanında, mağdur gruplarla dayanışma içinde olmalı. Kamuoyunda soruna yönelik güçlü bir hassaslığın oluşması için kampanyalar, farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenmeli.

Türkiye, görsel ve yazılı basında yer alan nefret söylemi örnekleri konusunda diğer ülkelerden çok farklı bir görünüm arz etmiyor. Diğer birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de nefret söylemi ve nefret suçlarının hedefi olan mağdur gruplar aşağı yukarı aynı. En çok hedef alınan gruplar, sırasıyla ulusal ve etnik kimlikler, inanç grupları, cinsiyet kimlikleri, cinsel yönelim ve engelliler.

Medyada en sık karşılaşılan vakaların, Kürt, Ermeni ve Yahudi kimliğine yönelik nefret söylemi, LGBT bireylerine yönelik nefret suçları ve özellikle gayrimüslim inançlara yönelik nefret söylemi olduğu görülüyor. Van depremi sonrası ortaya çıkan, Kürtlere yönelik “hak ettiler” tarzı ırkçı yaklaşım, “soykırım” tartışmaları bağlamında Ermeni yurttaşlara yönelik saldırgan dil ve özellikle İsrail devletiyle ilişkilerin kötüleşmesine paralel yükselen Antisemitizm somut örnekler olarak verilebilir. LGBT bireylere yönelik nefret cinayetleri ve engellilere yönelik ayrımcılık da yaygın bir durum.

Bir göçmen ülkesi olan ve ABD’li üst kimliği oluşturarak toplum içi uzlaşmayı ve düzeni sağlamaya çalışan bu devlette ayrımcılık ve ırkçılık çok önemli bir sorun. Bu nedenle nefret suçları en ağır şekilde cezalandırılıyor. Diğer bir deyişle, nefret motivasyonu ile gerçekleştirilen bir suç, başka bir nedenle gerçekleştirilen aynı suça göre daha ağır cezalandırılır.

Ülkemizde de kozmopolit yapısı itibariyle uzun zamandır nefret suçlarına maruz kalan etnik kimliklerin varlığının dikkate alınmadığı bir ortamdan daha uygar daha insani yaklaşımlar sergilmeye başlamasıyla bu tür söylem, olguların artık suç kapsamına dahil edildiği görülmektedir ki bu oldukça olumlu gelişmelerden sadece biridir.

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2666 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri