Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

PEYGAMBERLER ŞEHRİ ŞANLIURFA

05 Ağustos 2012 Pazar

Bizim ''Vatan Sevgimiz Kulağımıza Okunan Ezan ile başladı arkamızdan Okunacak Sela ile bitecek diyecek kadar vatanını sevendir Şanlıurfalı. Şanlıurfa’yı anlatan pekçok yazı pekçok kitap olmuştur. Urfa’lı canlara hele bir Urfa’yı anlat dendiğinde özetle nasıl anlatırlar bilir misiniz? “Dardır sokakları, serseridir yani korkusuzdur bu şehrin çocukları; reisdir çoğu kişinin lakabı, yoktur belki paraları ama hepsi delikanlı; gecesi sessiz titrek adımlardır, kardeş sevdası uğruna yakarlar ortalığı; namusuna laf ettirmez bu şehrin çocukları; senin ki kadar olmasada gösterişli deniz manzarası. Denizi olmadan boğulur bu şehrin insanları; Dedim ya, sen övün zenginliğin ile fakir deyip aşağıla onları; senin fakir deyip aşağıladığın çocuklar var ya; gururu ile satın alır dünyayı Urfa’nın insanı; Şanlıurfa anlatılmaz yaşanır..! İşte kardaş der; sokakları dar yürekleri geniş sofralarıi fiyakalı deyil ama sofrası geniş olan yerdir” diye bitirir Urfa’yı ve Urfa’lıyı anlatmayı.

Tekvin’deki Ur’un tam olarak nereyi işaret ettiği bilinmese de, Urfa, pek çok peygamberin dokunduğu, kutsadığı, efsaneleri canlı tutan izleri, yaşayan geleneksel dokusu, aynı zamanda da binlerce yıl öncesine dayanan geçmişiyle, çeşitli kültürlere kucak açmış çok eski bir kenttir ve elbette dinlere de... Evliya Çelebi, “...Nuh Tufanı’ndan sonra kurulan en eski şehirlerden biri de Urfa’dır. Semud (Sami-Arami) kavminden Rohay adında bir hükümdarın yapısıdır. Hz. İbrahim’i bu şehirde Nemrut ateşe attırmıştır. Hz. İsa, buraları Kayser’in (Roma) idaresinde iken, gelip bir kiliseye inmiş. Onun için buraya Deyr-i Mesih derler”, şeklinde anlatır bu kenti 1650’lerde. Çok eski çağlardan bugüne, Mekke’ye, Kudüs’e uzanan Hac yolu üzerinde, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Museviler tarafından ziyaret edilen pek çok kutsal yeriyle, Urfa, ona atfedildiği gibi gerçekten de bir Peygamberler Şehri’dir. Hz.İbrahim, Hz.Eyyüp, Hz.Elyaseh, Hz.Suayb ve Hz. Lut ’dır. Buna karşılık da Hz. Yakup ve Hz. Yusuf sabrı gösteren birvmilletin olduğu şehir olup peygamberlerden aldığı bu kutsallığını her ferdine işlemiştir.

 “ ...Üç bin yıldan fazla bir zaman önce, iyice doğuda, Mezopotamya’da, Allah, sürülerinin içinde yaşamakta olan bir adama seslenir: ‘Ülkeni, aileni ve babanın evini bırak ve sana göstereceğim ülkeye git.’ Peygamberlerin atası olarak görülen Hz. İbrahim’in öyküsü Tekvin’de böyle başlar. Babası Terah ile, Ur kentinden gelip Harran’a yerleşen Nuh’un soyundan gelme Hz. İbrahim, kendisine ‘vaat edilen topraklara’, Kenan Ülkesi’ne buradan yola çıkar.  Kenan ülkesi ki Hz. Yusuf Peygamber’in ataları, Hz. Yakup Peygamberin diyarı.

İşte peygamberler şehri Şanlıurfa’nın Peygamberlerini Peygamberlerin Hayatını konu alan kitaptaki anlatımlarıyla;

Hz.İbrahim S.A.V

Kral Nemrut`un bir rüyası kahinler tarafından “...Bu yıl bir çocuk doğacak, senin putperest dinini ortadan kaldıracak ve krallığına son verecek” şekilde yorumlanınca, Nemrut o yıl doğaçak olan bütün çocukları çocukları öldürtmeye karar verir ve bölgede bir çocuk katliamına başlanır. Hz.İbrahim`e hamile olan Numa, Hz.İbrahim`i bir mağarada gizlice doğurur. Hz. İbrahim bu mağarada 7 yıl herkesten ayrı yaşar. Burada önce güneşe  tanrı der, güneş bütün evreni ısıtıyor, her tarafı aydınlık yapıyor, O halde  tanrım güneştir der. Gece güneş batıp ay çıkınca benim tanrım bu kadar güçsüz değildir. O halde benim tanrım güneşide ayıda bütün evrenide yaratan kutsal biridir diye düşünüp Hak yolunda mücadeleye başlar. Yedi yaşından sonra mağaradan çıkarılıp baba evine geri getirilen İbrahim büyünce Nemrut ve halkının taptığı pularla mücadele etmeye, onları kırıp parçalamaya başlar. Gerçek tanrının putlar değil, bütün kainatı  yaratan tek Allah olduğunu anlatmaya başlar.

Bunun üzerine Nemrut, Hz.İbrahim`yakalatarak Urfa kalesinin bulunduğu tepeden ateşe attırır.O anda Allah tarafndan ateşe “Ey ateş! İbrahim`e karşı serin ve selametli ol” emri verilir. Ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Hz.İbrahim, bir gül bahçesinin içerisine düşer. Daha sonra Hz.İbrahim Kabeyi yapmak için Arabistana doğru gider.

Hz.Eyyüp S.A.V

Hz.Eyyüp AS, Hz. İsahak`ın oğludur. Nesep sülalesindendir. Muhterem  annesi Hz. Lut neslindendir. Hanımı Rahme Hatun ise Hz. Yusuf`un oğlu  Efrahim`in kızıdır. Hz. Eyyüp yaklaşık MÖ 1740 yılında tarihinde, Şam bölgesindeki Bessiye de dünyaya geldi. Gençliğinde güzel huyu ve dürüstlüğü tartışılmazdı. Allah-u Teala O`nu güzel vasıfları sebebiyle Kuran-ı Kerim de Medhu Sena buyurdu.”Biz O`nu (belalara) hakikatten sabırlı bulduk O ne güzel bir kuldu. Şübhe yokki, O tamamen Allah`a dönen (bir zat) idi.(Sad Suresi 44)” Eyyup Şam`ın kuzey bölgesinde bulunan Rom bölgesinde yaşayan insanlara peygamber oldu. Onları Allah-u Teala`ya iman ve ibadete çağrdı.Bu uğurdu pek çok zahmet çekti.Daha sonraları malı evladı ve bedenini ile imtihan edildi. Hz.Eyyüp çok büyük sıkıntılara

göğüs gerdi. Sabrı kullukta kusur etmeyip şikayette bulunmayışı ve başka vasıfları ile ibadet ehline ve ve akıl sahiplerine örnek oldu İlahi vahiye mazhar bir peygamber olduğu, Kuran-ı Kerim`de mealen şöyle bildirilmektedir.”Nuh`a ve ondan sonraki peygamberlere vahy ettiğimiz ve İbrahim`e İsmail`e İshak`a ve Yakub`a evlatlarına,İsa`ya Eyyub’e,Yunus`a Harun`a ve Süleyman`a vahy eylediğimiz ve Davud`a Zebur verdiğimiz gibi (Habibim) sübhesiz sanada biz vahy ettik (Nisa Süresi 163)”

“Biz O`na İshak ile (İshak`ın oğlu) Ya`kub`u ihsan ettik ve her birini hidayete erdirdik. Daha evvelde Nuh ve O`nun neslinden Davud`u  Süleyman`ı ,Eyyub`u Yusuf`u, Musa`yı ve Harun`u hidayete kavuşturduk.Biz iyi hareket edenleri işte böyle mükafatlandırırız. (En`am Süresi-84)” Hz.Eyyub Allah-u Teala, Dedesi Hz.İshak`ın duası bereketi ile çok mal ve servet verdi. Sürülerle, hayvanlarla, bağlar bahçeler ve çok evlat ihsan etti. Bugünkü adı ile Eyüp Nebi Beldesi`nde kurmuş olduğu çiftliklerden binlerce insan çalışırdı. Bu kadar servetin çokluğu,O`nun Allah yolundan alıkoymadı. Çok ibadet ederdi.

Hz.Elyaseh S.A.V

İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerdendir. İlyas`dan sonra gönderilmiştir. Her ikiside Musa`dan sonra gönderilmiş ve aynı zamanda Musa dinini yaymakla görevlendirilmişlerdir. İlyas İsrailogğullarını Allah-u Teala`ya imana çağırdı. Onu dinlemediler, hatta memleketinden kovdular.. Ba`l adındaki puta tapmaya ısrar ettiler. Bu isyanları ve azgınlıkları sebebiyle Allah-u Teala onlar üzerlerine bela ve musibet gönderdi. Çeşitli sıkıntılarla cezalandırdı. Memleketlerinden bereketi kaldırdı. Yağmur yağmaz oldu. Kıtlık baş gösterdi ve mahsul alınmaz oldu.Yiyecek bulamadılar. Sonunda İlyas As`ı bulup nasihatını dinlediler. İman ettikleri için üzerlerinden belalar ve musibetler kaldırıldı. Bir süre sonra tekrar dinden dönüp puta tapmaya başladılar. Çeşidli günahlar işlemeye başladılar. Küfürde ısrar edip iman etmeye bir  türlü yanaşmadılar. İlyas Allah-u Teala`nın izniyle Ba`lbek`te yaşayan bu kabileden ayrılıp gitti. Bu davetleri sırasında uğradığı bir belde halkı

tarafından cok sevilip orada kalması istendi. Bunun üzerine ihtiyar bir kadının evine misafir olmuştu. Bu kadın Hz. Elyaseh peygamberin annesiydi. Elyaseh o sırada genç olup hasta idi. Annesi İlyas`tan oğlunun sıhhate kavuşması için dua istedi. İlyas dua edip O`nu hastalıktan kurtarıp sıhhate kavuşturdu. Elyaseh daha sonra İlyas peygamberin yanından ayrılmadı. Ondan Tevrat`ı Şerifi öğrendi. İlyas’dan sonra Allah-u Teala tarafından Elayseh peygamber olarak görevlendirdi.

Elyaseh peygamber İsrailoğullarının islahı için çok uğraştı. Azgınlıkları taşkınlıkları günden güne artıyordu. Bu kabile Allah`ın kendilerine yolladığı kitabın gösterdiği yoldan ayrıldılar. Kabileler devletin başına geçme yarışına girdi. Aralarındaki ayrılık ve başka memleket meseleri yüzünden birbirlerine düştüler. Nihayet Allahu Teala`a onlara Asur devlerini  musallat etti. Hepsi esir düşüp perişan oldu.

Hz.Suayb S.A.V

Hz.Suayb peygamber`in Urfa`nun 85 Km doğusunda ki tarihi Suayb  şehrinde yaşadığına inanılmaktadır.Bu tarihi kentin kalıntıları arasında bir mağara ev onun makamı olarak ziyaret edilmektedir.

 Hz. Lut S.A.V

Hz.İbrahim`in kardeşi Harran`ın oğludur.Lut,Hz.İbrahim ile birlikte göç etmiş ve peygamberlik ile görevlendirileceği Sodam`a gitmiştir.

 

Sayın Hocam M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi kitabı s:298’de Hz. Yusuf’a eza çektiren Züleyha’nın aslında aşk olmayan aşkını ne güzel anlatır; “Hz. Yusuf ile Züleyha arasında geçen olay mükemmel bir Kur'ân kıssasıdır ve Yusuf Suresi'nin 23-35 âyetlerinde anlatılır. Meâlde yer alan bilgiler kısaca şöyledir:

Yusuf olgunluk çağına erişince, evinde bulunduğu kadın onun nefsinden muradını almak istedi, kapıları kapatıp “Haydi gelsene” dedi.

Yusuf, “Allah korusun” dedi. “Kocan benim efendimdir; o bana çok iyi bakıyor.” dedi.

Kadın ona gerçekten niyeti kurmuştu. Rabbinin delilini görmüş olmasaydı, Yusuf da ona kapılıp gidecekti.

Sonra kapıya koşuştular. Bu arada kadın onun gömleğini arkasından yırttı. Kapı önünde kadının kocasıyla karşılaştılar.

Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyen birisinin hapisten veya acı bir azaptan başka bir cezası var mı?”

Yusuf ise “Asıl o benden muradını almak istedi” dedi.

Kadının yakınlarından biri de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, o ise yalancıdır. Gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, o doğru söylüyordur.”

Yusuf'un gömleğini arkadan yırtılmış görünce kocası, “Anlaşılan bu sizin tuzaklarınızdan biri. Siz kadınların tuzağı ise pek yaman olur. Yusuf, sen bunu unut. Kadın, sen de günahın için af dile; çünkü günahkâr olmuşsun.” dedi.

Kadın, “Ben ondan muradımı almak istedim fakat o namuslu davrandı. Ama yemin olsun, dediğimi yapmazsa hapse girecek ve küçük düşecek.” dedi.

Hz. Yusuf hapse atılır, uzun süre hapiste yattıktan sonra çıkar. Hükümdar kadınları bir araya topladı, “Derdiniz neydi de Yusuf'tan muradınızı almak istediniz?” diye sordu. Onlar, “Hâşâ, Allah için, ondan bir kötülük görmedik.” dediler. Aziz'in hanımı da “İşte şimdi hak yerini buldu.” dedi. “Ondan muradımı almaya çalışan bendim; o doğruyu söylüyordu.”

Yusuf dedi ki: “Gıyabında kendisine hıyanet etmediğimi ve hainlerin tuzağına Allah'ın muvaffakiyet vermeyeceğini Aziz böylece bilsin istedim.”

Kur'ân'da kıssa bu şekilde anlatılır. Züleyha'nın akıbeti ve Hz. Yusuf'la evlenip evlenmediği Kur'ân'da yer almadığı gibi, Peygamberimizin hadislerinde de geçmez.

Fakat Taberi Tarihi ve İbn-i Esir'in el-Kâmil gibi İslam tarihi kitaplarında şu bilgilere yer verilir:

Züleyha'nın kocası ölünce, Mısır kralı, Züleyha'yı Hz. Yusuf ile evlendirir. Bu esnada Hz. Yusuf ile Züleyha arasında şöyle bir konuşma geçer:

Yusuf Aleyhisselam Züleyha'ya:

“Senin vaktiyle benden istemiş olduğun şeyden, böylesi daha hayırlı değil midir?” der.

Züleyha: “Ey dost! Beni kınama! Gördüğün gibi ben devlet ve dünya nimetleri içinde yaşayan güzel bir kadındım. Eşimin ise kadınlarla teması yoktu. Allah seni olduğun gibi çok güzel yaratmıştı. Gördüğün gibi nefsim bana baskın gelmişti.” der.

Zindanda olan Hz. Yusuf’a “Züleyha YUSUF’U zindana attırdıktan sonra çok özler ve gidip zindan gardiyanına ‘’BİZİM SUÇLU YERİNDE Mİ??’’ diyerekten uzaktan bakar.

Bir zaman sonra onun sesini duymak ister ve gardiyan şüphelenmesin diye: Bu suçlu burada çok rahat onu biraz KIRBAÇLA der.

Tabi gardiyan da Yusuf’a acıdığı için onun yerine bir pöstekiye vurur ve o her vurdukça ‘’AHH’’ der.

Böylece Züleyha hergün onun sesini duyar.

Bir gün gardiyan: EY YUSUF durumdan şüphelenmesinler bir defa olsun sırtına VURAYIM der ve o vurur vurmaz Yusuf ‘’AHH!!’’ deyince Züleyha YETEEER!!! Diye bağırır..

Sevgi ruhların imtizacından ibarettir. Nasıl ki birbirine karışan iki suyu ayırmak imkansızsa bazen sevgide öyle bir noktaya varır ki biri diğerinin ACISINI hisseder. Eğer birinin başına gelen DERT diğerinin başına gelmiyorsa sevgiden bahsedilmez…”

Yine bu kaynaklarda verilen bilgiye göre, Yusuf Aleyhisselam Züleyha'yı bekar olarak bulmuştur. Bu evlilikten iki oğulları olmuştur.

Züleyha Allah tarafından affedilmiş olmalı ki bir peygamberin hanımı olmuştur. Âyette yer aldığına göre, eşi olaya şahit olduğunda Züleyha'ya, Allah'tan af dilemesini söyler ki, tövbe ettiği anlaşılıyor.

Diğer yandan Hz. Yusuf'un Züleyha ile cennette birlikte olup olamayacağı hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi mevcut değildir.”

Nice kutsallıklara sahne olmuş güzel ve nurlu şehrimiz Şanlıurfa'ya ve tanıdığım-tanıyamadığım bütün canlara saygı ve selamlarımla...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6486 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri