Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

Polis Kimdir

30 Nisan 2013 Salı

Yazımın sorusu olan bu soruyu bilimsel tanımlara başvurmadan tamamen halkın gözünde polis kimdir ve nedir? Bakış açısı nasıldır ve toplumdaki yeri olarak toplumun değerlendirmesiyle bu sorunun cevabını halkın nabzını tutarak irdelemeye çalışacağım yazımda.

Sorunların olduğu kadar çok da olumlu bakış açısıyla bakılan polisler tamamen vatandaşa mal olmuş bireylerdir. Vatandaşa sorulduğunda polis kimdir diye vatandaş da önce bir ürkeklik oluyor ve nedeni bilinmez bir ürkekliktir bu. Vatandaşa göre polis babacan tavırlı (Hulusi Kentmen bakış açısıyla bakılan polis), kendisini görünce koşa koşa yanına koşabileceği, sığınabileceği, evinin kapısını tereddütsüz özellikle de aile polisi projesi kapsamında daha da halkla bir olan polis bakışı var ki tam tersi olan da mevcuttur. Erol Taş, Kadir Savun ya da diğer kötü karakterlerdeki gibi bakan vatandaşların sayısı da azımsanmayacak yoğunluktadır. Polisi gördüğümde içgüdüsel olarak kaçıyorum diyenden görünce koşup boynuna sarılasım (sanki ailemdenmiş gibi) geliyor diyenlerde az değil elbette ki.

Polislik mesleği her kesimden her türlü olayla ya da bireylerle tabir caizse göğüs göğse mücadele gerektirdiği için de meslek olarak oldukça meşakkatli ve yıpratıcıdır ki bu hepimizin malumudur. Üniformasıyla bile ki mavinin tüm özelliklerini dışa yansıtan; güven telkin eden huzur telkin eden bir görüntü olarak polislik Türk Silahlı Kuvvetlerinin bembeyaz denizcilerinin kıyafetleri gibi aslında yaşamak için içine girildiğinde görevin ağırlığı hemen kendini hissettirecektir.  Polis kimdir; polis senin benim gibi etten kemikten, duygusu ve tepkileri olan, bir baba, bir anne sırası geldi mi bir evlattır. Toplumsal güvenliğin olmazsa olmazıdır. Nasıl bir cesarettir ki her türlü asayiş, toplumsal, narkotik ve sayamayacağımız pek çok alanda tereddütsüz çalışmaktadırlar. Halkın içinden çıkan ve aslan değişmeye uygun olmayan bir gruptur. Benci değil biz hepimiz yani toplumla hepimizin belki de en güzel örneği olması gereken bir meslektir. Orantısız gücün artık zamanımızda yavaş yavaş terk edilmeye başlanmasıyla aslında vatandaşın güvenine mazhar olmaya çalışan bir kurumdur. Teşkilat olarak aldığı emri kayıtsız şartsız yerine getirecek durumda asla asileşmeyen bir grup. Bilir misiniz polislerin çoğu ya evlenemez ya da boşanır neden gerçekten zordur polislik mesleği. Aslında seneler öncesi aklıma geliyor da polisi gören kaçardı. Belki de yapılmaya çalışılanın sonuçlarıydı bunlar. Polis kötü polis seni içeri alırsa ön kapıdan arkadan cenazen çıkar ya da faili meçhule uğrarsın. Zamanında polisler maalesef ki görevleri dışındaki mafyalaşma hareketleriyle özlerini yitirmişlerdi. Sanki vatandaşa eziyet için yetiştirilen bir grup olmuştu. Halbuki en basitinden yol tarifini bile güvenerek polis memuruna soracağımız yerde koşar adımlarla polisi görünce kaçardır. Günümüzde orantısız güç kullanılsa da en azından kurum olarak iadeyi itibarlarını alma yolundadırlar. Önceki polislerin eğitim durumlarıyla ya da gördükleri toplumsal kurslardan çok daha ileri olan günümüz emniyet teşkilatı daha da emin adımlarla bu toprakların güvenliğini koruyan devletin silahlı güçlerinden biri olmaya layıkıyla devam edeceklerdir.

Aslında toplumla sıkıntı yaşamanın nedeni polisliğin sadece aman iş sahibi olayım da gerisi beni ilgilendirmez zihniyetlerinin altyapısından kaynaklanmaktadır. Bu düşüncenin kaynağı aslında görevin anlamının asla bilinmemesidir. Günümüze şartlarında artık polisin varlığı daha bir hissedilir oldu ve bunun ben dahil tüm toplumda farkındadır mutlaka.

Toplum olarak çoğumuz kanunlardan bihaberizdir ve bu kesindir. Çoğumuz kaba kuvvete, şiddete başvururuz dediğimizi yaptırmak için. Birkaç örnek verelim ki hangi hata hangi kanun kapsamındadır ve inanıyorum ki bunları vatandaş ve polis bilirse sorun tümden hal olacaktır.  Kanunları bilelim ki kanunları uygulayanları etkimiz altına almadan, sıraya dizmeden aslında bu davranışlarımızla kendi kuyumuzu kazdığımızı artık fark edelim.

Görevi Yaptırmamak için Direnme ve Hakaret suçundan görev esnasında polise zorluk çıkaran, hakaret eden ve polisi tehdit eden vatandaşa orantısız güç kullanmak yerine hakkında tutanak tutup suç duyurusunda bulunmanız, vatandaşa “hukuksuzluğa uğradığınızı düşünüyorsanız Sulh Ceza Mahkemesi'ne başvurun” demekten daha mantıklıdır. Cereyan eden olay nedeniyle tutanak tutulmak istendiği anlarda polise karşı bir linç girişiminde bulunulabileceği ihtimali var ise şayet, bu durumda sükuneti elden bırakmayıp takviye kuvvetin gelmesini bekledikten sonra gözaltı ya da tutanak tutulmasının bilinmesi önemlidir.

Polisin toplumdan ya da şöyle diyelim normal hayatını yaşamaktan pasifize edildiği konusunda hemfikir bir kanı içinde olduğumu önceden belirteyim. Mesai saatlerinin değişkenliği ile birlikte uykusuzca geçirilen 48 saatin bünyenizde yarattığı travma ve sinir katsayısında artışa neden olması gibi etkenleri de göz önüne almak gerek. Fakat bu durum cereyan eden bir olaydaki kaba kuvvete yönelik tutumunuzu yargı önünde asla meşrulaştırmıyor ki.

Benim de sevdiğim bir söz vardır. "Nerede iktidar varsa, orada iktidara karşı direniş vardır." Michel Foucault

Aslında iktidar da kanunlarda olmalıdır. Ama unutulmamalıdır ki bir ülkede ne kadar çok yasa varsa o ülke gerçekten de özgür değildir. Yani; Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, eğitimin yeterince verilemeyişinden ya da kalite sorunları sebebiyle bunların ortaya çıkardığı boşlukları kanun çıkararak çözmeye kalkışıldığına vurgu yaparken devamında da gelişmiş Batı ülkelerinde Türkiye kadar kanun çıkaran bir ülke olmadığını vurgulayarak, "Müeyyidelerle yönetilen bir toplum olmak sorunları büyük ölçüde ıskalamaktır."

Özetle;

Tabiatta her şey bir dengeye dayanır ve o denge sayesinde her şey düzenli ve uyumludur. Toplumun normlarına ve kendi iç dünyasındaki psikolojik unsurlara uyduğu sürece insanın psiko-sosyal dengesi var demektir. Psiko-sosyal denge bozulduğu anda insan suç işlemektedir. İnsanda psikolojik dengeyi sağlayan faktörler kendisine doğuştan verilmiştir. Bunlar zeka, idrak, dikkat, hafıza, zihin, akıl, şuur, irade, şuuraltı kontrol altında tutulabilen ihtiyaçlar, güdüler, dürtüler, iyiliklerin kaynağı vicdan denilen sağduyudur. Bunlar arızasız işlediği zaman insan normaldir ve o kişi psikolojik açıdan sağlıklıdır, Dengelidir. Bunlar insanda suça karşı direnebilecek psikolojik savunma mekanizması meydana getirir.

Psikolojik savunma mekanizması suç öncesi eğitim ile şekillenir, gelişip kuvvetlenir. Aksi halde insan iç dünyasından ve çevresinden gelecek etkilere, baskılara dirençli olamaz. Suça itilmeme konusundaki görevini yapamaz. Düzenli aile, yüksek kültür ve eğitim, iyi arkadaş, sağlam bir çevre, yeterli bir refah, kalıcı sağlam terbiye, okul, disiplin, adalet, eşitlik, iş imkanları, dayanışma, yardımlaşma, hoşgörü, sevgi, saygı gibi sayılamayacak kadar bir çok faktörü de sosyal dengeyi pekiştirip devam ettiren unsurlar olarak belirtebiliriz. İnsanın psiko-sosyal dengesinin arzulanan düzeye gelebilmesi için içinde bulunduğu toplumun manevi değerlerine ve saydığımız tüm faktörlere uygun şekilde yetiştirilmesi, eğitilmesi  ana kural olarak görülmektedir. Psikolojik ve sosyal dengeyi sağlayan unsurlar bir araya gelince, daha doğrusu birbirini tamamlayınca insanda psiko-sosyal denge kurulur ve insan bunun sayesinde toplum kurallarına uyan medeni bir insan olur. Psiko-sosyal denge bozulunca da insan suç işler, sosyal bir varlık iken asosyal bir varlık durumuna düşer, çok iyi bir eğitim ve öğretimle bu denge sağlanabilir.

Toplumda polis suçu azaltma mekanizması olmayıp sadece güven sağlamakla görevlidir. Suçun varlığı üstteki iki paragraftaki özettir.

Ben polisleri severim, mümkün olduğunca da yardımcı olmaya gayret eder, mesai saatleri dışında gelişen çevirmeler, kimlik kontrolü gibi durumlarda da nasıl bir psikoloji içerisinde olduklarını az çok bildiğimden hiçbir zorluk çıkarmamaya özen gösteririm.

 

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2866 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri