Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

RE'SEN EMEKLİLİK

18 Ocak 2013 Cuma

Bilindiği üzere, Resen emeklilik işlemleri kimi zaman YAŞ kararları, kimi zaman ise Yüksek Askeri Şura toplantısında mevcut hükümetin şerh koymasını engellemek üzere, Bakan Onayı ile veya Kanun Hükmünde Kararnameler ile husule gelmiştir. Bu haliyle gerek YAŞ kararlarıyla, gerekse TSK Personeli Personel Kanununun 50/c (subaylar) veya 94/b (astsubaylar) maddeleri gereğince çeşitli nedenler gerekçe gösterilmek suretiyle ilişiği kesilen personel “haklarında hiçbir yargı kararı olmaksızın” resen emekli edilmişlerdir.

YAŞ kararları ile ilişiği kesilenler daha çok irtica ve aşırı sol faaliyetler adı altında personelin takip edilerek fişlenmesi, üçer aylık periodlu “Şüpheli personel raporları” ve “Sakıncalı personel raporları” ile ideolojik sebeplerle ilişiği kesilenlerdir. Üçlü Kararnameler ile kıyıma uğrayanlar ise daha çok Yüksek Askeri Şura toplantısında mevcut hükümetin şerh koymasını engellemek üzere daha çok  basit disiplin suçlarından, mobbing uygulanarak, hiçbir hukukçu kimliği olmayan sicil amirlerinin verdiği cezalar ve siciller ile Yüksek Askeri Şura’ya götürülmesine bile gerek duyulmayan, yargısız infaz edilen ve adalet aramak için 12 Eylül Anayasa’sı ürünü çıkmaz sokak AYİM adres gösterilen mağdurlar gurubudur.

Bunların dışında, Türk Ceza Kanununda “yüz kızartıcı suçlar” olarak tanımlanan suçları işleyenler, Askeri Mahkemelerde yargılanarak, yani haklarında yargı kararı verilerek TSK’dan ihraç ve Tard edilirler. Resen emekli edilmiş personelin bu personelle hiçbir ilgisi olmadığı gibi ilişiklerinin kesilmesinde, haklarında verilmiş herhangi bir yargı kararı yoktur.

YAŞ kararlarıyla ilişiği kesilenler ile Bakanlık Onayı veya Kararname yoluyla ilişiği kesilenler arasında “yargı kararı eksikliği yönünden herhangi bir farklılık” bulunmamaktadır. Ancak, İdare, 6191 sayılı yasa uyarınca yapılmış olan başvuruların çoğunda ‘TSK’dan ayırma işleminin yargı yoluna açık olarak yapıldığından, 6191 sayılı Kanun kapsamı dışında kalınması’’ gerekçesiyle reddetmiştir.

Oysa ki, bilindiği üzere 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21. maddesi uyarınca; “ İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz. Yürütme görevini kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak tarzda kullanılamaz ve idari eylem ve eylem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.’’ hükmünü amirdir. Bu haliyle konu yasa hükmü uyarınca, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleme ve idarenin takdir yetkisini kaldırma yetkisi olmayan bir mahkemenin yargı yolu olarak gösterilmesi hukuka aykırılık olduğu gibi aynı zamanda yargı yolunun fiilen kapalılığıdır. Zira Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, idarenin takdirinde bulunan ve denetim mekanizması ve kanun yolu bulunmayan sicil amirlerinin cezalandırma yetkisini sorgulama ve doğrulama imkânı bulunmamaktadır. Bu haliyle de ayırma işlemine konu yapılan ve disiplinsizlik gerekçesine mesnet olarak gösterilen eylemler ve cezalar idare mahkemesince yargı konusu yapılamamaktadır. Bu durumda başlı başına idarenin takdir yetkisinin herhangi bir yargı denetimine açık olmadığının net olarak göstergesidir.

Bilindiği üzere Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan Hukuk Devleti İlkesi uyarınca idarenin tüm düzenlemelerinin açık, öngörülebilir, sınırlarının belirlenebilir olması, keyfiliğe neden olabilecek uygulamalara yol açmaması gerekmektedir. Bu haliyle resen ayırma işlemlerinin menşei ve resen ayırmaya tabi tutulacak kişilerin belirlenmesinde yetkinin tamamen idareye bırakılması Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan Hukuk Devleti İlkesiyle bağdaşmamaktadır.

Anayasanın 10/5 maddesi uyarınca; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” .Ancak İdare, Anayasanın bu hükmünü yok sayacak bir karara imza atmıştır, 6191 sayılı kanunla, 926 sayılı TSK personel Kanununa eklenen Geçici Madde 32 hükümlerinden yararlanılması hususunda, ayrılma gerekçeleri aynı, ancak farklı idari işlemlere tabi tutulan Bakan onaylı ve kararname mağdurlarının ayrı mütalaa edilmesi düşünülemez. Kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın haklarında re’sen emeklilik kararı verilen herkesin, bu kanun kapsamında değerlendirilmesi hukuki bir zorunluluktur. Aksi takdirde yukarıda sayılan hukuki nedenden dolayı, idare tarafından verilen Red kararının yok hükmünde sayılması kaçınılmazdır.

23 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yüksek Mahkemenin kararında, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine göre düzenlemelerin açık, öngörülebilir ve sınırlarının belirli olması, keyfiliğe neden olabilecek uygulamalara yol açmaması gerektiğine işaret edilerek, ‘‘Resen emekliye sevk edilecek kişilerin belirlenmesinde yetkiyi tamamen idareye bırakan kuralın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır. Ayrıca, “yasa ile esasları belirlenmeden, çerçevesi çizilmeden idareye yetki verilmesi yasa ile düzenleme anlamına da gelmez” denilerek, resen emekliliğin Anayasaya aykırı olduğu tescillenmiştir.

Disiplin suç ve tecavüzlerinden dolayı disiplin amirlerince verilen cezaların yargı denetimi dışında tutulması, Anayasanın 129 ve 1602 Sayılı AYİM Kanunun 21 nci maddesinin amir hükmü olup; bu cezalar gerekçe gösterilerek tesis edilen idari işleminde Yargı denetimine kapalı bir işlem olarak mütalaa edilmesi gerekmektedir. Buna ilave olarak, Danıştay 11nci Dairenin Anayasa Mahkemesine götürdüğü ve Anayasa Mahkemesi tarafından 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na 13.11.1981 günlü, 2559 sayılı Yasa’nın 4. maddesiyle eklenen Ek Geçici Madde 16’nın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İptaline, 3.6.2010 gününde Oybirliğiyle karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin ilgili yasayı iptal etmesinin ardından idarenin, Anayasa’nın 137. maddesi gereğince, yasa iptal edildiği için yeniden düzenleme yapıp, hakların iadesini sağlaması gerekmektedir. Bu yapılmadığı gibi Anayasa Mahkemesi kararları geriye işlemez diye bütün işlemleri reddetmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye işlemeyeceği” gerekçesine de bu karar bir cevap niteliğinde olmuştur. Çünkü yasanın iptali ile zaten hukuksal temeli ortadan kalkmıştır. Danıştay bu kararı ile hukuksuzluğu ortadan kaldırmıştır. Danıştay’ın bu kararı ile zaten hukuksal temeli olmayan bu kararların yasal dayanağını da ortadan kaldırmıştır.

Bahse konu kanunda belirtilen Yargı Denetimine Kapalı İdari İşlemler nasıl yorumlanmıştır? İdarenin hiçbir yorumu Anayasa’ya aykırı olamaz. YAŞ kararlarıyla ve Kararname ve Bakanlık Onayıyla ilişiği kesilenlerin bir kısmı Kabul edilmiş, bir kısmı Reddedilmiştir. Bahse konu bu ayırım ve kıyım anayasaya aykırıdır. Aynı nedenlerle (disiplinsizlik) ve aynı kanun maddesiyle ayrılışı yapılanlar arasında eşitsizlik yapılmış Red-Kabul verilmiştir.

YAŞ  mağduru olmasına rağmen, Red cevabı verilenler, haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı olanlardır. Diğerlerinin ise kesinleşmiş mahkeme kararları yoktur. Ayrıca 2324 sayılı kanundan faydalanmışlardır, yani haklarını alanlar, iptal edilen resen emeklilik yasasına dahil olanlardır. Haklarında mahkeme kararı olanlar, resen emekli yasası kapsamında mütaala edilmediklerinden başvuruları red edilmiştir. Çünkü başvuruları kabul edilenler, 32.maddenin ayrıcalığından değil resen emeklilik yasasının iptalinden faydalandırılmışlardır.

Şimdi bir soru: Kararname ve bakanlık onaylılar Resen Emekli iseler neden bu yasa kapsamında mütalaa edilmemişlerdir?

YAŞ kararı ile ilişiği kesilmiş personelin, 22.03.2011 olan başvurularını yaptıkları tarih itibarıyla, Bakanlık ve kararname onaylı personel ile aralarında eşitsizlik olarak değerlendiren Yargı Yoluna Kapalı İşlemler gerekçesi, 07.05.2010 tarihinde, 125’nci maddeye yapılan değişiklikle hükmünü kaybetmiştir. Yapılan değişiklikle, “YAŞ’ ın terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri dışındaki her türlü işlemin yargı yolu açıktır” denilmektedir.

6191 sayılı kanuna Ek-32’nci madde gereğince özlük haklarının iadesi talebi ile ilgili Bakanlığa müracaat eden herkesin mevcut durumu aynı olup yargı yolu açık veya kapalı gibi bir farklılık arzetmemektedir. Ayrıca, başvurulara verilen cevabi yazılarda red cevabı alan 48 subay ilgili bakanlığa müracaat ederek, bakanlığın vermiş olduğu red kararına itiraz edip kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuşlar, talepleri olumlu sonuçlanarak aralarında Ergenekon tutuklusu Muzaffer TEKİN’ in de bulunduğu 48 subay özlük haklarına ve itibarlarına kavuşmuşlardır. İlgili Bakanlığın, tarihe not düşecek şekildeki bu karar düzeltme eylemi, gerçekte ilgili bakanlığın kanunu uygun yorumlamadığının net göstergesidir.

Bu kadar açıklamadan sonra yine mailime gelen pek çok mailden sıra ile okuyup değerlendirerek yine sese ses olmak devlet yetkililerine ulaşması adına; Re’sen emekli edilmiş bir Yüzbaşımızın hakkında verilen kararını kamuoyuyla paylaşmak istemekteyim.

Re’sen Emeklilik Karar Sureti

Not: Bu Kararı paylaşırken kurum ve şahıs isimlerini yine ilke gereği saklı tutacağım.

Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmaması, hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi, aşırı derecede borçlanmaya düşkün olması nedeniyle, 926 sayılı TSK Personel Kanununun 50/c (Disiplinsizlik ve Ahlaki durum nedeniyle ayırma) maddesi ile Subay Sicil Yönetmeliğinin 91 nci maddesinin a,b ve c fıkraları ve 92/a (Ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması) fıkrası ile 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanununun 39/e (Emekli aylığı bağlanacak haller)  maddesine göre, Resen Emekliye sevk edilmesi ve 926 sayılı TSK Personel Kanununun 3475 sayılı kanunla değişik 112 nci maddesi (Subay-Astsubayların yükümlülüğü) gereğince, mecburi hizmet süresini tamamlamadığından yükümlülük süresinin eksik kısmı ile orantılı olarak kendisine yapılmış olan öğrenim masraflarının iki katının tazminat olarak alınmasına.

Sıra No: .. Karar No: …

1. Bu kararda adı, soyadı ve sicil numarası yazılı subayın hizasında belirtilen işlemlere tabi tutulması uygun görülmüştür.

2. Bu kararı İlgili Bakanlık yürütür. 17 Mart 1999

İlgili Bakanlığa  son 6191 affıyla yapılan müracaatın metni;

22 Mart 2011 Tarih ve 27882 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 10.03.2011 Tarih ve 6191 Sayılı “Sözleşmeli Erbaş Ve Er Kanunu” ile 926 Sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde: 32 hükümleri gereğince gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılarak hakkımdaki T.S.K.’dan re’sen ayırma işleminin yol açtığı statümün ortadan kaldırılarak, bu yasanın öngördüğü statüden yararlandırılmama karar verilmesi talebidir.

Yüksek Askeri Şura  kararına dayanılarak, üçlü kararname ile  926 sayılı kanunun 50 ve  Subay Sicil Yönetmeliği ilgili hükümleri gerekçe gösterilerek 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 39/e maddesi uyarınca hakkımda Hv.K.K.lığı’nın 25.3.1999 gün ve … …. sayılı emri ile  Türk Silahlı Kuvvetlerinden  resen ayırma kararı verildi. Verilen bu karar gereği olarak emekliliğime 3 yıl 6 ay kalmış iken 1999 yılının 28 Nisan günü T.S.K.’dan ilişiğim kesildi. Askerlik hayatıma 1976-1977 döneminde henüz daha çocuk iken Kuleli Askeri Lisesi’nde başladım. Yaşamımın en güzel sekiz yılını, çocukluğumu ve gençliğimi Türk Silahlı Kuvvetlerine adadım. 14 yıllık mesleki hayatım boyunca, hiçbir suç veya disiplin suçu işlemedim. Meslek hayatım boyunca, ihraç işlemine dayanak sicillere kadar sicil notlarımın istikrarlı olduğunu, hiçbir zaman dalgalı bir sicil safahatım olduğunu düşünmüyorum.  Mesleki performansımı gösterir sicil dosyalarım getirtilerek incelendiğinde, ortada bir disiplinsizlik veya bir başarısızlık bulunmadığı, hukuki değil, zamanın ekonomik şartları kapsamında,  içine düştüğüm ekonomik çıkmaz  nedeniyle ihraç edildiğim açıklık kazanacaktır. Müracaatımın kabulü halinde yasa ile ihdas edilen ve intibak ettirildiğim statüme uygun bir araştırmacı kadro görevine atanmak istiyorum

Sonuç Ve İstek: Arz ve izah edilen nedenlerle; 22 Mart 2011 Tarih ve 27882 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 10.03.2011 Tarih ve 6191 Sayılı “Sözleşmeli Erbaş Ve Er Kanunu” ile 926 Sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde: 32 hükümleri gereğince gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılarak hakkımdaki T.S.K.’dan re’sen ayırma işleminin yol açtığı statümün ortadan kaldırılarak, bugüne kadar ailece katlandığım, maddi ve manevi sıkıntılara yol açan bu hukuksuzluğa son verilmesini ve müracaatımın kabulü ile bu yasanın öngördüğü emsallerimin statüsüne eşitlenerek yasa ile ihdas edilen uygun bir araştırmacı kadro görevine atanmamı ve diğer haklarımın verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim  25.03.2011

Yukarıdaki anlatımların dikkatlerden kaçtığını düşünerek İlgili Bakanlıktan  gelen Cevap

İlgili Bakanlığın  15 Eylül 2011 gün ve …: …..Sayılı / Karar …..  içeriği:

İlgi:  (a) 22 Mart 2011 tarihli ve 27882 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6191 Sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu.

         (b) İlgili Bakanlığa 25 Mart 2011 tarihli başvurunuz      

1. İlgi (a) Kanun’la, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32 nci madde hükümlerinden yararlanmak üzere yaptığınız ilgi (b) başvurunuz incelenmiştir.

2. İnceleme neticesinde İlgili Bakanlık tarafından,

    TSK’dan ayırma işleminiz yargı yoluna açık olarak yapıldığından, ilgi (a) Kanun kapsamı dışında kalmanız nedeniyle başvurunuzun Reddine karar verilmiştir.

3. Bilgi edinmenizi rica ederim.

İlgili Bakanı Namına

Tebliğ Tarihi:  23 Eylül 2011

Davanın Açılacağı Son Tarih: 22 Kasım 2011

 

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 19442 defa okunmuştur
konu parasal konulardan daha önceliklidir.
Mağdur
sayın inci hanım,size ne kadar teşekkür etsek azdır.assubayların özlük hakları ile ilgili eksikleri saymakla bitmez.lakin sizde bilirsinizki özlükler statüye göre belirlenmektedir.iyileştirme peşinden gelecektir. eğitim itibarı ile çoğumuz ön lisans veye lisans mezunuyuz.askerliğide profesyonel olarak yapmamıza rağmen.3 aylık eğitimli asteğmenden düşük rütbedeyiz.asteğmen sorunu kıt'a larda büyük problemleer doğurmaktadır.acilen assubayların asteğmenden üst yapılması zaruridir.seferberlikte de durum aynen devam etmektedir.tıp ve hukuk mezunlarının bahane edilmesine gerek yoktur.doktor ,hakim ve savcının kendi statüsü olduğundan ayrıca asteğmen yapılmasına gerek yoktur.neticede subaylar için assubay hiç kıymet vermedikleri asteğmenden bile daha aşağıdır.varlığını ihtiyaçları olunca hatırlamaktadırlar.
20 Ocak 2013 Pazar 19:44
Beğendim (6)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
re sen emeklilik
zeynep uçak
nede güzel anlatmışsınız allah sizden bin defa razı olsun ah bu anlattıklarınızı bir de şu hükümet duysa ne olur.ama onlar bize karşı üç maymunu oynamaktan vazgeçmiyorlar.Onlarıda ALLAHa havale ediyoruz bu vatana emeği geçmiş olan bir avuç askerine sahip çıkamayacak kadar korkaklar.dağdaki teroriste sahip çıkıp bizi atıyor.bizim suçumuz yok bizm yaptıklarımızın anayasada bir yeri yok suçtan sayılmıyor çünkü bizler vatanı satmadık vatanın ve milletin bütünlüğünü bozmadık hırsızlık arsızlık yapmadık kimsenin namusuna yan gözle bakmadık yalakalık yapmadık eğer bunlar yapılsaydı zaten tart edilirdik ağzınıza ve yüreğinize sağlık biz inanıyoruz bizimde yüzümüze allahü teala bakacaktır elbet.oy verdiklerimşize gelince hakkımız da oyumuzda haram olsun eğer bizim haklarımızı geri vermezler ise bizden bin beter olsunlar bizi bu duruma sokanlarda bizden bin beter olsun neler çektiğimizi bir allah bilir bir de bizimle aynı durumda olanlar tekrar saolun ve allaha emanet olun
19 Ocak 2013 Cumartesi 11:27
Beğendim (12)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri