Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİYLE SOSYALLEŞMEK!!

14 Haziran 2012 Perşembe

İnternetin Ülkemize Geliş Hikayesi

12 Nisan 2010 Türkiye’de internetin 18. doğum günü. Bundan 17 yıl önce 12 Nisan 1993′de 64 Kbps kapasiteli kiralık hat ile, ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı sistem salonundaki yönlendiriciler kullanılarak, ABD’de NSFNet (National Science Foundation Network)’e TCP/IP protokolu üzerinden Türkiye’nin ilk internet bağlantısı gerçekleştirildi. Türkiye’de internetin 18. doğum günü şerefine internetin Türkiye’ye gelişi sürecine bakacak olursak ilk geniş alan ağının, 1986 yılında Türkiye’deki bazı üniversiteler ve akademik kuruluşlar arasında tesis edilen EARN (European Academic and Research Network)/BITNET (Because It’s Time Network) bağlantılı TÜVEKA (Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı) olduğunu görüyoruz. İnternet’in Türkiye’de ticari kuruluşlar ve hane halkları gibi geniş kitlelere ulaşması ise 1996 yılında mümkün olmuştur. Türk Telekom’un internetten ticari kuruluşların ve internet servis sağlayıcılarının (ISP) yararlanmasını sağlayacak TURNET projesi 1996 Ağustos ayında hayata geçmiştir.

Sosyal Paylaşım Siteleri ve Yaşama Etkileri

İnsan davranışlarının belli bir amaca yönelik olduğunu düşünen ünlü psikolog Maslow’a göre insanlar doğdukları andan itibaren “kendini gerçekleştirme” çabasıyla yaşamaktadır. Kendini gerçekleştirmek, kişinin belirlediği hedefe ulaşması anlamına gelmektedir. Her insanın hedefi ve hayattan beklentisi farklıdır. Buna ulaşabilmek için Maslow beş basamaktan oluşan bir “ihtiyaçlar hiyerarşisi” öne sürmüştür. Bu basamaklar sırasıyla, fizyolojik, güvenlik, sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Dördüncü basamaktaki, saygı/saygınlık ihtiyacı ki bu ihtiyacın karşılanması itibar, başarı, yeterli olmak ve başkalarınca benimsenip tanınma yoluyla gerçekleşmektedir. İnsanın kendi benliğini gerçekleştirebilmek için ulaşması gereken son adımdan bir öncesi budur. Yani kişinin beğenildiğini, kabul gördüğünü anlaması gerekmektedir.

Sosyal paylaşım ağlarının ortaya çıkış amacında kişinin kendini gerçekleştirmesi ilk zamanlar belirgin bir şekilde dikkat çekmemekteydi. En azından benim Facebook ağına katıldığım dönemde (2007) Facebook’un sloganı “ilkokul arkadaşlarını bulmak” yönündeydi (2007). Facebook sayesinde ilkokul arkadaşlarımızı, eski dostlarımızı, irtibatı kopardığımız kişileri rahatlıkla bulma imkânı ortaya çıktı. Onlarla yeniden iletişim kurmanın verdiği hazzı yaşadık. Ancak zamanla, sadece iletişimi başlatmanın, bağlantıda kalmanın yeterli olmadığını anladık. İletişim; duygu, düşünce ve bilgilerin çeşitli yollarla başkalarına aktarılmasıdır. İletişimin sürdürülebilmesi için paylaşım halinde bulunmak gerekmektedir. Bu yüzden sosyal ağlarda önce kısa durum güncellemeleri, sonra; attığımız her adımı haber veren albüm girişimlerinde bulunduk… “Biz buradayız” dedik. Diğerleri tarafından fark edilmek, farkında olunmak istedik. Yani aslında, saygınlık ihtiyacımızın karşılanmasını bekledik. Facebook’a giren kişilerin ilk baktıkları yerin bildirimler (beğeni ve yorumların bulunduğu bölüm) olmasının sebebi de bu yüzdendir. Twitter’da takipçi sayısının ve retweetlerin (kendi yazdıklarının yayınlanması) önemli görülmesinin temelinde de bu yatmaktadır. Tanıdıklarımızı buldukça, tanımadıklarımızı merak ettik. Yeni kişilerle tanışmanın, onlarla iletişim kurmanın heyecanını yaşadık. Bir gün baktık ki tüm ünlüler birbirleriyle haberleşiyor, kendilerinden haber veriyorlar. Halkla iletişim kurmanın yollarından biri olan sosyal ağları ünlülerin ve siyasetçilerin nasıl ustalıkla kullandıklarını gördük.

Sosyal Paylaşım Ağlarının Psikolojik Etkileri Konusunda Somut Veriler

Profesör Baroness Greenfield’in araştırmasına göre Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri gençleri kimlik krizine sokuyor. Bu paylaşım ağlarında fotoğraflarını paylaşan ya da bir görüşünü yazan kullanıcıların “Bakın ben buradayım” diyerek devamlı insanların dikkatini çekmek istedikleri belirlendi. California üniversitesinden Larry Rosen araştırmasında aşırı derecede Facebook kullanan çocukların iletişim zorluğu yaşadıklarını belirtmiştir. Bu çocukların genel özelliklerinin aşırı derecede bencil, kendini beğenmiş, aşırı sabırsız ve agresif olduğu gözlenmiştir. Georgia Üniversitesi psikologları 2008 yılında yaptıkları araştırmada, Facebook’a çok fazla güncelleme yapanların narsist eğilimde olduğu sonucuna varmışlardır. Narsistik eğilimin, uzun süreli sağlıklı ilişki yeteneksizliğini beslediğine dikkat çekmişlerdir. York Üniversitesi yaptıkları araştırma sonucu, kızların çekici fotoğraf koymaya yoğunlaştıklarını, erkeklerin ise, “About me” (hakkımda)kısmında kendilerini methetmeye yoğunlaştıklarına dikkat çekmişlerdir. Hollandalı psikolog Paul Kirschner, ders çalışırken bir yandan da ara ara Facebook sayfasını kontrol eden öğrencilerin oldukça başarısız olduğunu tespit etmiştir.  Kirschner yaptığı çalışmada, Facebook kullanıcılarının not ortalamasının 5 üzerinden 3.06 olmasına rağmen Facebook kullanmayanların ortalamasının 3.82 olduğunu tespit etmiştir. Ohio Üniversitesi’nce 2009 yılında yapılan psikolojik araştırmalara göre, Facebook’tan eski sevgiliyi gözleyip durmanın sınıfta kalmaya yol açtığı sonucuna varmıştır. Oxygen Media ile Lightspeed Araştırma Merkezinin, sosyal medya kullanıcısı 18-34 yaş arası kızlar üzerinde yaptığı araştırmaya göre ise %34’ü sabahları uyandıklarında tuvalete gitmeden önce Facebook’a girdiklerini söylemiş, %39’u kendilerini Facebook bağımlısı olarak tanımlamıştır. % 49’u erkek arkadaşının hesabını hackleyerek kontrol etmeyi normal bir davranış olarak gördüklerini söylemiştir. Cornell Üniversitesi uzmanları, Facebook kullanıcılarının, bütün arkadaşlarının kendileriyle aynı düşüncede olduğunu varsayma eğiliminde olduğunu tespit etmiştir.

İngiliz Bilgisayar Topluluğu (BCS), sosyal ağlarda çok fazla zaman geçirmenin insanları soyutlayarak gerçek hayattan kopardığı görüşüne karşı çıkmaktadır. BCS’nin araştırmasında Facebook gibi sosyal ağların kullanımı hayattan zevk alma yolunda istatistiki olarak kayda değer bir pozitif etki yaptığı görülmüştür. Araştırmaya göre özellikle kadınlar, düşük gelirliler ve düşük eğitim seviyesindekiler de bu pozitif etki daha yüksek çıkmıştır.

Barracuda tarafından yapılan araştırma ise, sahte Facebook hesaplarına ait bilgiler sunmaktadır. 2,884 Facebook üyeliğinin incelendiği çalışmada sahte profillerin %97’sinin sahipleri cinsiyetlerini kadın olarak belirtmiş. Sahte profil sahiplerinin ortalama 726 arkadaşı olduğu tespit edilmiş. Gerçek hesap sahiplerinin ortalama arkadaş sayısının ise 120lerde olduğu bilinmektedir. Araştırmada Facebook’taki ortalama arkadaş sayısının Sosyal çekingen yetişkinlerde dışa dönüklüğü geliştirmeye yönelik katkı sağladığı söylenmiştir.

Amerika’daki Utah Valley Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyeleri Hui-Tzu Grace -Chou ve Nicholas Edge, yaptıkları araştırmada Facebook’un bizi mutsuz edebileceğini belirtmişlerdir. Bunun gerekçesini ise Facebook’taki arkadaşların eklediği fotoğraflar/videolar olduğu söylenmiştir. Sosyal ağ üzerinde sadece mutlu, keyifli ve eğlenceli fotoğraflar gören kişi karşısındaki insanın kendisinden çok daha mutlu olduğu yanılgısına düşmektedir. Araştırmanın bulgularından biri Facebook’ta geçirilen zamanla arkadaşların daha mutlu olduğuna inanma durumu arasında doğru bir orantı olduğu yönündedir. Bir diğer bulgu ise arkadaşlarıyla sanal ortamlarda sosyalleşmek yerine gerçek hayatta sosyalleşmeyi seçenlerin diğerlerine göre daha mutlu hissettiği yönündedir.

Sosyal paylaşım sitelerinden ülkemizde en fazla kullanılan Facebook, insanların psikolojilerini ilk elden yansıttıkları bir ayna görevi üstlenmiştir. Cinayet eğilimi olanlar veya suçu işledikten sonra Facebook’ta paylaşanların sayısı yadsınamamaktadır.

Konuyla ilgili adli vakaların bir bölümü aşağıda verilmiştir.

** Sakarya’da, eşinin lise arkadaşları ile sosyal paylaşım sitesinde grup oluşturması sonrasında kıskançlık krizine giren koca, 16 yıllık eşini uyurken yatağında demir profille döverek öldürdü.

** İşten ayrıldığı için sinirli bir şekilde eve gelen S.Y., eşinin Facebook’ta hesap açtığını öğrendi. İki çocuk annesi eşiyle bu yüzden tartıştığı söylenen kızgın koca evde bulundurduğu ruhsatsız silahla eşi B.Y.’a ateş ederek öldürdü.

** Dalaman İlçesi’nde H. Y. D. Eşini Facebook’tan taciz eden kişiyi bıçaklayarak öldürdü. H.Y.D.’nin Facebook sayfasındaki paylaşımlarında ’Bekle beni dört duvar geliyorum, yıkamayacan bu sefer beni’ diye yazdığı, öldürdüğü kişinin kaybolmasının ardından paylaşımlarında cinayet ve cezaevi temalarına yer verdiği görüldü.

** Avustralya’da, 2 yaşındaki öz kızını bıçakla öldüren Türk baba R.A. cinayetle ilgili ayrıntıları cep telefonuyla Facebook sayfasına saniye saniye yazdı.

Facebook duvarına 19.23’te “Kızımı öldürmek üzereyim”;  19.34’te “Bedelini ödedin sürtük”; 23.20’de ise  “Seni seviyorum Mimi” yazdı.

** ABD’nin Connecticut eyaletinin West Haven kentinde, 19 Ocakta, pizza restoranı sahibi olan S.Ö., birlikte yaşadığı iki çocuğunun annesi Ş.V.’i, genç kadının Facebook’ta “ilişkisi yok, arkadaş arıyor” mesajını görünce  aralarında çıkan tartışma sonucu öldürdü.

** Burdur’un Tefenni İlçesine bağlı Yeşilköy köyünde amcaoğlunu tabancayla vuran 17 yaşındaki Abdullah T. cinayetten sonra Facebook’ta özür diledi. A.T., duvarına, ‘Bugün cinayet işledim, affedin beni arkadaşlar, bu da benim kaderimmiş. G. seni seviyorum beni affet. Ben seni gerçekten sevdim’ yazdı.

** Malatya’da 42 yaşındaki K.Ş. öldürülmeden 1 gün önce internetteki Facebook’ta “Hayat yanmak için ölmeyi beklemek değil, yaşarken ölmeyi seçmekmiş” yazdı. Ayrıca  K. Ş.’nın öldürüldüğü günün ilk saatlerinde İbrahim Tatlıses’in ’Türlü türlü’ parçasını sayfasında paylaştığı görüldü. H. Ş.’nın avukatı B. Ö., öldürülen K.Ş.’nın Facebook sayfasının çıktılarını mahkemeye sunarak, “Maktul Facebook sayfasında kendisini evli olarak göstermiyor, kızlık soyadını kullanıyor ve ilişkiye açık olduğunu not olarak belirtiyor. Bu durum tahrik konusunda nazara alınsın” dedi.

** Giresun’da 2 çocuk annesi M.B., kayınvalidesini bıçaklayarak öldürdü ve evini de ateşe verdi. O gün doğum günü olan B., Facebook’a ‘Ben böyle olsun istemedim. Haksızlıklara gelemedim. Evet, doğum günüm kutlu olsun karanlık kapılarda’ yazdıktan sonra jandarmaya teslim oldu.

** Esenyurt’ta sokak ortasında kan davası yüzünden öldürülen Ö.A.’yı Facebook’tan tanıştığı E.Ş. ile görüşmeye giderken pusuya düşürerek öldürdüler.

** Kayseri Talas’ta, Ramazan Bayramı’nda şeker toplamak için evine gelen A. T.(8) ve D.T.(6) kardeşler ile T.A.’yı (10), katleden ve içlerinden birine tecavüz eden U.V.G.’nin Facebook’ta eklediği kişilerin çocuklarına ait fotoğraflara yorumlar yazdığı belirlendi.

Listesinde 99 arkadaşı olan U.V.G.’nin, arkadaşlarından 21’inin profilinde, yaşları 2 ila 14 arasında değişen çocuk resimleri olduğu dikkat çekti.

** Arkadaşlık teklifini reddeden genç kızın izini Facebook’tan bulan S.K., kızı evine kadar takip etti, apartmanın asansöründe kıstırıp bıçaklayarak katletti.

Evliliklere Etkisi

Zaman bilgi çağı olunca sınır içsel süreçlere dönüştü. Bilgi fantezinin önünü açtı ve herkesin sınırı artık hayallerinin sınırı haline geldi. Siber seksi çekici kılansa anonim, kolay ulaşılabilir, fantezi kurmayı canlandırabilir olması, alternatif partner bulma imkanı sunması ve en önemlisi de kimlik değiştirerek dürtülerini dışa vurabilmeye olanak tanıması. Her oturum bir ““eyes wide shut (gözleri tamamen kapalı)” filmi partisi gibi.

TÜİK verilerine göre; 2009 yılı son yarıda 30 bin 982 çift boşanırken, 2010 yılının 2. döneminde 32 bin 743 çift boşanmış. Boşanmalar %5.7 artmış. Açılan boşanma davalarının %95’ten fazlası şiddetli geçimsizlikten açılıyor. Peki boşanmalar neden bu kadar artıyor? Bunda internetin etkisi var mı?

Boşanma kararı almanızda en önemli neden nedir? %30 aldatma,%20 cinsel uyumsuzluk,%17 aşkımız bitti; çok iyi bir insan ama artık onu sevmiyorum, %19 (şiddet, hakaret küçük düşürme, değer vermeme, yalan söyleme, cimrilik, alkol, kumar ve somut hiçbir neden gösteremeyenler.), %14 ekonomik nedenler

Sanal alemdeki sosyal paylaşım sitelerinin yani kısacası internetin son yıllarda artan boşanmalar üzerindeki etkisi araştırıldığında; boşanmayı düşünen her dört kişiden bir tanesinin kararını vermesine internette yapılan sanal sohbetler ve paylaşım sitelerinin sebep olduğu gösterilmiş. Aldatıldığını düşünen her 2 kişiden 1 kişi eşinin kendisini internette tanıştığı birisiyle aldattığına inanıyor. Eşini aldatan her 2 kişiden 1’i sosyal paylaşım sitelerinde veya sanal sohbet ortamında tanıştığı birisiyle aldattığını kabul ediyor.

Güncel araştırmalar sohbet grubu üyelerinin % 25-40’ ının yalan söylediğini göstermiştir. Sahte, yanlış, yönlendiren ya da tam olmayan kimlikler seçme imkanları fazladır. Bazen sahte kimlik seçme kötü niyetle kötüye kullanım için yapılır. Cinsel saldırganlar interneti kullanır, sıklıkla yüz yüze karşılaşmalar zarar vermeye dönüştüğünde felaketle sonuçlanır. İnternette tanışan, aşık olan ve evlenmek üzere anlaştığında bile diğerinin cinsiyetini bilmediğini fark eden çiftler dahi olmuştur. “Mesajınız Var” filminde acımasız bir iş adamı olan Tom Hanks ‘in karakteri e-posta üzerinden kendisini kişisel olarak olduğundan daha kibar, asil duygular ifade edebilen biri olarak gösterebilmiştir. Bununla birlikte, e posta çalışmaları duyguların bastırılmamış, öfkeli ve paranoid olma ihtimalinin fazla olduğunu göstermiştir. Bu durum da –e-postadaki cevaplama kolaylığı ve daha fazla veri sağlayan sosyal ipuçlarının olmamasıyla bağlantılı düşünülmüştür…

İki tür ‘’siber’’ sevgili vardır: Gerçekten buluşup ilişkilerini fiziksel olarak devam ettirmek isteyenler. İlişkiyi sadece sanal ortamda sürdürmeyi tercih edenler.

 

Bilgisayar ve internet yaşamımıza çok büyük kazanımlar getirmiştir. Bilgiye ulaşmak internet sayesinde kolaylaşmıştır.

Sesli sohbet,  tanışma siteleri, webcam bağlantıları boşanmaları tetikliyor mu?

Biz toplum olarak nereye gidiyoruz bu modernleşme mi, özgürleşme mi, dejenere olmak mıdır?

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1766 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri