Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

TERÖRÜN KANLI ELİ

10 Temmuz 2012 Salı

Terörizm dünya üzerinde hiçbir devlette bir hak arama ve elde etme yöntemi olarak kabul görmeyen hak arama adı altında kan akıtma yöntemidir. Terörizmin felsefi yorum açısından bir tek amacı vardır ki o da anarşi, kargaşa yaratarak kan akıtmaktır.  Dolayısıyla terörizm kanla beslenmektir, insanlar arasında düşmanlık ve kin tohumları ekmek temel amacı olmuştur. Modern çağda bu yöntemlerin geçerliliğini kabul etmek ve terör üzerinden hesaplar yapmak insan haklarına aykırı düşen  bir düşünce biçimidir.

Kimi toplumların özgürlük ve hak arama adına sarıldığı silahlı mücadele, masum insanların hayatına malolduğu için terör kavramı ile ifade edilen ve bu durumu silah ile hak aramayı mübah görenler, farklı enstrümanları kullanarak bu terörü masumlaştırıyorlar kendilerince.

Eli kalem tutanlar birgün terörün tarihini yazarlarsa, gelecek nesiller, dünyanın dört tarafında yaşanmış terör kaynaklı dramlara inanmakta zorluk çekecekler. Çünkü, insanlığın nasıl olup da pervasızca bir can kıyım mekanizmasına dönüştüğünü anlamaları pek mümkün olmayacak.

Hak arayışı ya da özgürlük mücadelesi kılıklı bu terörizm, orman kanununun, vahşi doğa kanunlarının insanlar arasında uygulandığı insan yaşamını değersizleştiren  görüntüsüdür terörizm.

Çünkü, zaman ve coğrafyaya, ülkelerin gelişmişliğinden, üstünlük mücadelelerine kadar farklı farklı sebeplerle toplumların başına bela olan terörden geriye sadece acı, gözyaşı ve unutulması zor dramlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Nice yiğitler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar kısaca insanlar bir hiç uğruna hak arama gibi yalan dünya yaratılarak yok olmaktadırlar.

Terörün en yakıcı ve acımasız olarak yaşandığı ülkelerden biri de şüphesiz ki ülkemizde yaşamaktayız.

Türkiye’miz  yaklaşık otuz yıldır sonu nereye varacağı meçhul bu kargaşa ortamında onbinlerce insanını kaybetti.  Bu durum kayıp insanla da sınırlı kalmadı. Kimilerince sözde uğruna mücadele verilen bölge insanı için harcansa, tüm bölgeyi ihya edecek ciddi bir maddi fatura da ödedi ülkem.

Türkiye’yi yorgun düşürdü bu otuz yıllık inat kavgası.

Zaten geri kalmış bölge insanına umutlar vaad ederek dağı işaret edenlerin vicdanları ne kadar müsterih bugün bilemiyoruz ama, destekçileri emperyal güçlerin yavaş yavaş geri çekilmeye başladığına tanıklık ediyoruz.

Türkiye terörden medet uman ve ülkeyi kan gölüne çevirmek isteyen bir terör örgütüyle mücadele etmektedir. Bu konuda sıkıntıları vardır ve birtakım engellere takılmaktadır. Halbuki terör örgütü işine geldiği gibi hareket etmektedir ve kimi güçler tarafından da desteklenmektedir.

Terör örgütü köşeye sıkıştığı zaman barış ilan etme, ateş kesme diye oyalama taktikleri uygulamakta ve fırsat kollamaktadır. Çukurca saldırısı ve niceleri bunun tipik örnekleridir. Örgüt, saldırı için elini kolunu sallaya sallaya ağır silahlarıyla Türkiye topraklarına tatil yapmaya gelmiyordu herhalde?.. Bu ülkenin istihbarat birimleri, insansız uçabilen gözetleme ve görüntüleme uçakları ve PKK’nin hareketlilik durumu... Bütün bunlardan habersiz bir devlet düşünebiliyor musunuz? Şehitlere yanmak, ağıt yakmak, deli saçması demeçlerle intikam sözcüklerini sıralamanın yeri ne tiyatrovari sahneler ne de politik arenalardır. Devletin görevi yurttaşlarını her türlü şiddete karşı korumak, gerekli önlemleri almaktır. Türkiye topraklarında, yıllardır süren ve elli bin cana mal olan bir terör saldırısı vardır. Bunun da en büyük sorumlusu, sorumsuz devlet adamlarıdır.

PKK bu silahları nasıl ve neyle finanse etmektedir? Bu bilinmeyen bir sır değildir. Avrupalı ve Amerikalı müttefiklerimiz bunu çok iyi bilmektedirler. Bir terör saldırısı sonrası geçmiş olsun dilekleri ve kendini koruma içgüdüsü vari demeçlerle Türkiye’nin Irak topraklarına girmesini hoş karşılamaktadırlar. Türkiye’deki benzer bir terör eylemi Amerika’ya komşusu olan bir ülkeden yapılsaydı, ABD,  o ülkeyi acaba neye çevirirdi? ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye değerlendirmeleri ikiyüzlülüğünün bir yansımasıdır. Yirmi yedi yıllık süreç içerisinde bilmem kaç kez bitme, bitirilme noktasına gelen eli kanlı örgüt, değerlendirme yetilerinden yoksun ve teslimiyetçi politikalar yüzünden en yüksek gücüne ulaştığı zamanlarda olmuştur. Buna ulaşmasında Irak’taki Amerikan varlığını ve Barzani – Talabani faktörünü de unutmamak gerekir. Irak’ın üç parçaya ayrılmış olması kimin yararınadır? ABD bataklığı terk etmeye hazırlanıyor ve sonrası ne olacaktır? Bu durum Türkiye’yi ve Türkiye’ye yönelik terörizmi nasıl etkileyecektir? Bu şimdilik soru işaretleriyle dolu bir sır küpü gibidir.

Şu anda nasıldır terör diye bir soru sorarsak ülkemiz pekçok konuda AB için özverilerde bulunması beklenen ülke konumuna sokulma hayalleri hala devam etmektedir.

Türkiye’deki sorunun adı; ister Doğu Sorunu, ister Demokrasi Sorunu, ister Kürt Sorunu pek birşey değişmeyecektir gerçek sadece bir hayal yaşam vaadedilen insanların birbirine düşman edilip birbirine kırdırıldığı ülkemizin pek çok sorunlarıyla iç içe yaşamaktadır.

PKK bir terör örgütüdür. İsveç Gizli İstihbaratı’nında (SÄPO) bu biçimiyle kayıtlıdır. Peki, İsveç kurumları şimdiye kadar ne yapmışlardır? PKK’nin hangi eylemine engel olmuşlardır. İsveç basını ve politikacıları bunları rebel, gerilla ve yurtsever olarak adlandırmaktadırlar. Bu ikiyüzlülük değilse, nedir? Türkiye için hem iç barışı savunacaksınız ve aynı zamanda da savaşı körükleyecek el altında işler çevireceksiniz. Bu durum ilkel politikacılar örneği değil midir? Türkiye kendi başına iç sorunlarını çözebilecek bir kapasiteye sahiptir. Yeter ki, dost gözüken ülkeler ve kişiler işleri karıştırmasınlar.

İspanya’da Katalan bölgesinin bağımsızlığı için kırk yıldır silahlı mücadele veren terör örgütü ETA tamamen silahlı eylemlerine ve şiddete son verdiğini açıkladı. Demek ki, terör sorunların nihai çözümlerinde fazla etkili olamıyor. Aynı yolu çıkmaz olarak gören İrlanda terör örgütü IRA’da silahlara veda demişti.

 

Doğu’da sorun çözülmesi o kadar zor değildir. Bu birkaç başlık altında toparlanabilir;

1-) Aşiret ve dolaysıyla ağalık sistemine son verilmesi. Demokratik sistemin ön plana alınması.

 

2-) Toprak reformu yapılarak topraksız köylünün topraklandırılması ve o bölgede tarım, sebze ve meyvecilik, hayvancılık ve turizme ağırlık verilmesi.

 

3-) Orta ve küçük ölçekli sanayi kurularak zamanla büyük ölçekli sanayi kuruluşlarına geçilmesi planlamalarının bir programa göre yapılması.

 

4-) Kürt – Türk ve diğer insanlarımızın birbirinin birer kardeşi olduğunu unutmayarak, birbirimize kenetlenmenin kaçınılmaz olduğu bilincine sahip olunması.

 

5-) Herhangi bir suça bulaşmamış kişilerin kanunda yapılacak bir düzenlemeyle serbest bırakılmasıdır. 

 

6-) İdam cezanının geri gelmesidir

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1610 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri