Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

TOPRAK ANALIK

02 Nisan 2013 Salı

Tunceli’nin Toprak Anaları
Hani Kurtuluş Savaşı cephelerinde kadınlarımız, analarımız vardı. Hani cephede vatan için her türlü zorluğa göğüs geren vefakar, cefakar kadınlarımız vardı ya. Günümüz Türkiye’sinde de Tunceli’de bu ruhu taşıyan ve geçici köy koruculuğu yapan 25 adet kadınımızın varlığı mevcut. Bu kadınlarımız vatan savunmasında kurtuluş savaşındaki ninelerinin ruhlarıyla bir olmuşlarcasına vatan için toprağım için canım feda diyorlar. Çalıştıkları sürece aldıkları maaş en fazla hizmeti olanın 850 TL. Emekli olduklarında ellerine geçen 300 TL. Sağlık sigortaları ya da yeşil kartları olmayanlar bunlar. Ailecek eşiyle bu görevde çalışan da var tek kendisi bu görevde çalışan da var. En gençleri bekar 25 yaşında. Bunlar da kadın bunlar da genç kız. Üniversiteye okumaya giden kızlar gibi değil bunlar. Asileşen, töre-anane bilmeyen kızlar, gelinler değil bunlar. Ben yanımda, hayatımda ana istemem baba istemem ben özgürüm artık diyen kızlardan ve kadınlardan değil bunlar. Onlar gelenek görenek anane bilen elleri vatan toprağı kokan kadınlar. Çalıştıkları erkek arkadaşlarının Kurtuluş Savaşı’ndaki nineleri gibi daima yanlarında olanlar onlar. Ellerini yüzlerini boyalayıp mini mini giyinip tırnakları ojeli saçları fönlü değil bunların. Bunların elinde silah, gönüllerinde vatan aşkı var. Ben vatan için varım deyip de sadece görüntüsüne, reklama önem verenlerden değil bunlar. Vatan savunmasında kadın erkek farkı var mı diyenlerden bunlar.
Kadın olmak böyle özveri ister diyenlerden onlar, kadın olmak süslenip püslenip oturmak ya da giyinip kuşanıp sadece görüntüsü çıksın diye iki lafı bir araya getirmemek değildir diyenler bunlar.
Evinde yine kadın, kocasına eş, bebesine ana. İşte gerçek toprak analar bunlar…. Elleri kına kokan, saçları çiçek kokan, miss gibi toprak analar bunlar….
Toprak Ana Olabilmek
Toprak ana olabilmek hiç de kolay değildir. Toprak ana saf, temiz, al yanaklı ama bir o kadar da yiğit olmaktır. Delikanlı kız derler ya işte toprak analıkta bu vardır. Toprak nasıl ki şefkatini, bereketini esirgemez ise ana da böyledir. Köyün güzel kızıdır. Saçları iki yandan belikli, kucağında kuzu ile kah yalın ayak kah çimlerin üzerinde doğal yaşama kucak açandır. Kötülük yoktur onun defterinde tekrar tekrar beyaz sayfa açmak olmaz onda. O doğanın saflığıyla gezer toprağında. O ana baba bilir o kardaş bilir. Onun boğazından hormonlu yiyecek geçmemiştir. Genetiği bozulmamıştır onun. O namusu, şerefi, vatanı için yaşar. O topuklu giymez, o tepeden bakmaz kendinden acizlere, o yanında gibi görünüp aslında senin sırtından geçinerek kendi reklamını yapanlardan değildir. O gerçekten anadır. Zordur ona yaşam elbette ama o bir an için off demez. O doğanın o toprağın insanıdır. O gül kokusu bilir o menekşe bilir o sümbül bilir. Katıksız kokuları içine çeker o. O solaryum da kanser olmaz o doğal güneşle beslenir. O tüpte ya da doğalgaz da yemeğini yapmaz. Doğal ateşte pişirir ki işte mis kokular o zaman duyulur yemeğinde. O kaloriferle ısınmaz ya da kötü kömürle ısınmaz o doğal ortamda zehirlenmeden ısınır. Çevreye de zarar vermez dumanla. O sütünü helal ya haram demez bilir ki sütünü sağdığı ineği keçisi doğal beslenir, haram olmaz sütünde. O yumurtasını taze alır miss kokular içine sinmiştir yumurtasının. O tereyağını katıksız zeytinini zehirsiz yer. O genç kızlığını da bilir yaşlılığını da. O küçücükken büyümek istemez büyüyünce de çocukluklar yapmaz. O her yaşın anlamıyla yaşar gülünç olmaz kendine ve çevreye. Kadın köle değildir asla. Sakın bu yazdıklarım kadını köle yapma olarak algılanmasın. Sadece kadının saflığı temizliği burada saklıdır işte bunu idrak ettirmektir gayem. O kimsenin sırtına binmez o sırtına alır aksine o yine de mutludur ve huzurludur.
Evlilikler
Evlilikler bile artık eskisi gibi değil. Öyle bir evlilik düşlenir ki hep herkesten mutlu olayım herkesten özel olsun benim evliliğim. Ya da zamane modern evlilikleri namı diğer. Nasıldır bu modern evlilikler hiç düşündük mü? Değişen yaşam koşulları kadınların da çalışma hayatına atılmasıyla ve söz sahibi olmasıyla toplumsal değişmeyle herşeyi çok bilenlerin ortaya uzman namzetiyle çıkmasıyla (onların hayatlarını incelediğimizde kendine bile hayrı olmayanın nasıl olur da sorun çözer diye) sormadan edilemeyen işbilmezlerin çıkmasıyla ki (zaten zamanın evliliğini kurtarma uzmanları) sayesinde neyin ne olduğu hepimizin malumlarıdır. Yürümeyen evlilikler modernleşme yaşayan toplumlarda oldukça artmıştır. Evlilik yürümeyebilir ki bu durumda tek çare boşanmaktır. Evet yapılabileceklere bakılır yine olmuyorsa zaten bitmiştir. Bakılan yapılabilecekler de yere atılıp kırılan vazonun parçalarını birleştirmek gibi birşeydir. Sızan bir vazo ne kadar çare olur düşünelim. Ama hayır çıkarlar sözkonusu ise asla bırakılmaz evlilik bitirilmez. Görüntüde evlilik devam eder ama içten içe insana zindan yaşatan bu durum bu zindanı yaşayan fakat diğerinin çıkarı için devam eden evlilikler ne kadar zordur. Düşünün bir evliliğiniz var akşam meta zoruyla gidiyorsunuz eve siz evdesiniz ama ruhunuz başka birinde ne acıdır bu durum. Bir daha dünyaya gelecek misin? Bu acıyı yaşamak yaşatmak niye. Toplumda saygın yerim var dağıtamam evliliğimi gibi bir düşünce nasıl bir çıkmazda olunduğunun göstergesidir. Toplumdaki yerin mutsuz evliliğinle mi sağlanacak. Sen içine bir sor mutlu musun gerçekten. Ölümden gayri her şeye çare vardır. En kötü durum bir insanı istemediğin halde taşıma zorunluluğudur. Unutma ne kadar da aile kutsalsa da sen daha önemlisin. Senin sağlığın Rabbimin verdiği emanet cana ruha yaptığın eza reva mıdır? Dağılan ailelerde çocuklar yara alır çok doğru ama o çocuk merak etme her şeyin farkında ve söylemiyordur. Yani iki bireyin bittiği noktada başka bir bireyden medet ummak ya da ona yönlendirmek olayı hataların en büyüğüdür. Zira o bireyin geleceği senin elinde daima da seninle olacak ama unutma ki saygın ve sağlıklı bir birey istiyorsan o çocuğu sağlıklı samimi ortamda yetişmesine özen göstereceksin. Onu  geleceğin bireyi olarak düşünmesine yardımcı olacaksın davranışlarınla netlik yapacaksın. Oynamayacaksın onun karşısında o da bilir ki benzini biten araç durur. Güneş çıkmazsa sürekli yağmur yağar ve bunun sürekli olması onu da boğar. Güneş senden ayrıyken de doğar ona.
Önemli olan aile olmayı hissetmektir. Aile gibi görünmek değil. Kısaca yüreğinin götürdüğü yere yüreğindekiyle yürü ve git zira yaşamak istediğin özlemini duyduğun bu artık, içine işleyen bu artık. Dönülmez akşamın ufkundasın ama sakın vakti geçirme mutluluğu öteleme…Toprak anayı bulduğunda sen kaçma ondan. O toprağın şefkati ve bereketiyle sana doğal yaşamı sunmaya gönüllü o. Toprak anayı yaşamak için beklemek niye; istediğin yaşamı önüne seren toprak anayla yürü yaşam yolunda…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2044 defa okunmuştur
ANALARIMIZA DUYURU
AHMET GÜNDÜZ
3021 SAYILI YASADAN EŞİTLİK İLKESİ DOĞRULTUSUNDA HAKKINIZI ARAMANIZ DURUMUNDA 3021 SAYILI YURT DIŞI BORÇLANMASI GİBİ HAKLARINIZI ALABİLİRSİNİZ.
03 Nisan 2013 Çarşamba 15:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri