Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

TÜRKİYE’MİN TÜRKÜ HİKAYELERİ

01 Ağustos 2012 Çarşamba

Canım Türkiyem o kadar güzel o kadar yaşnılacak yer ki toprağının her karışı kolay alınmadı. Türküler, ağıtlar yakılmıştır her bir köşesinde güzel ve kutsal ülkemizde atalarımızın, şehitlerimizin kanlarıyla karışmış topraklarımız ne kadar kutsaldır. Onların bize emanetleri büyüktür.

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜNÜN ÖYKÜSÜ

 Bu türkü Türk insanının hafızasında derin izler bırakmış bir olayın, yani büyük bir savaşın atmosferinde meydana gelmiştir. Dolayısıyla bu türkünün bir doğuş zamanı vardır. Ancak Çanakkale türküsünün doğuş zamanına ilişkin bilgiler şu soruları sormamıza neden olmaktadır.

 Çanakkale türküsü ne zaman doğmuştur? Yani bu türkü Çanakkale savaşları başlamadan önce mi yoksa harp sırasında mı yakılmıştır? Aslında bize bu soruları sorduran elimizdeki bir mektuptur. Söz konusu mektup Emrullah Nutku’nun “Çanakkale Şanlı Tarihine bir Bakış” adlı eserinde yer elmaktadır. Mektupu yazan Emrullah Nutku’nun kardeşi Seyfullah’tır. 1903 doğumlu olan Seyfullah savaşın arifesinde Çanakkale Sultanisi (lisesi) 1. sınıf öğrencisidir. Seyfullah, Çanakkale’den gönderdiği ve üzerinde 29 Eylül 1914 tarihi yazılı olan mektubunda şöyle der:

 Sevgili Anneciğim,

 Canımıza tak diyen iki yıllık gurbet hayatından artık kurtuluyoruz. Sana ve aileme kavuşacağım için seviniyorum.

 Mektebimizi alıyorlar, hastane olacakmış, bizi de İstanbuldaki mekteplere dağıtacaklarmış. Hocalarımızın çoğu da askerlik hizmetine gidiyorlar, büyük sınıflar da gönüllü yazılacaklarmış. Bugün Türkçe hocamız sınıfa geldi, ama çok kalmadı, bize veda etti. Bize; “Zamanı gelince cephede yapılacak vatan hizmetinin mektepte yapılan hizmetten kutsi olduğunu” söyledi.

Birkaç günden beri Çanakkale sokaklarından askerler geçiyor. “Çanakkale içinde Aynalıçarşı, Anne ben gidiyorum düşmana karşı” şarkısını söylüyorlar. At üstünde zabitler, top arabaları, mekkare ve deve kervanları sokağımızı doldurdu. Harp olacakmış. İngiliz ve Fransız harp filoları boğazın dışında dolaşıyormuş. Buraları bombardıman edeceklermiş. Bu bombardımanı görmek isterdim, ama yakında Çanakkaleden ayrılacağız. Ama size kavuşacağım ben. 

Beybabamın, sizin ellerinizi öper kardeşlerime selam ederim.

 Oğlunuz Seyfullah.

 Mektuptan öğrendiğimize göre henüz Çanakkale savaşı başlamadan önce Çanakkale’de harbe hazırlanan askerler tarafından Çanakkale Türküsü söylenmektedir. Bu da bize türkünün doğuş zamanını harp öncesine götürmemiz gerektiğini haber vermektedir. Türk müzik tarihi ve halk türküleri üzerine önemli çalışmaları bulunan Mahmut Ragıp Kösemibal!in görüşleri de bu belgeyi destekler mahiyettedir. Kösemihal, Musiki Mecmuası’nda bu türkünün Çanakkale savaşları sırasında yeniden hazırlanmış ve zamana uygun mısralar araya katılmış bir türkü olduğunu, asıl türkünün “ilk iki kıtadan anlaşıldığı gibi” (Çanakkael içinde vurdular beni/Nişanlımın çevresiyle sardılar beni; Çanakkale içinde aynalı çarşı/Ana ben gidiyorum düşmana karşı) daha eski olup Çanakkale’de öldürülen bir delikanlının ağzından yakılmış bir ağıt olduğunu hatta Bay Vahit Lütfi’nin bu türkünün 1. Dünya Savaşı’ndan çok önce söylendiğini kendisine anlattığını bildirir.

O zaman bu bilgiler ışığında şimdilik şöyle bir ara tespitte bulunabiliriz; Çanakkale türküsünün meydana gelmesi savaş öncesine kadar uzanır. İlk iki kıtadaki sözler de bu kanaatimizi doğrulayan işaretlerdir. Araştırmalarım sırasında bulduğum başka belge ve bilgiler ise bu türkünün savaş başladıktan sonra meydana geldiği yönündedir. Şimdi de sırayla bunlara bakalım.

Şamlı Selim tarafından 1915 yılında yayımlanan ve üzerinde Risale-i Musikiyye yahut Musiki Gazetesi yazan eserin on üç numaralı nüshasında şu ifadeyi okuyoruz. Çanakkale Marşı bestekarı Kemani Kevser Hanım.

Kevser Hanım tarafından bestelendiği belirtilen ve ikişer mısralı on iki bentten oluşan marşın sözleri şöyledir:

Atar çavuş atar vururlar seni

Ölmeden mezara koyarlar seni

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içini duman bürür

Kırk altıncı fırkanın namı yürür

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde dolu bir testi

Analar babalar ümidi kesti

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde sıra serviler

Altında yatıyor aslan şehitler

Of gençliğim eyvah

Çanakkale boğazı dardır geçilmez

Kan olmuş suları bir tas içilmez

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir sarı yılan

Osmanlının tayyaresi durdurur divan

Of gençliğim eyvah

Çanakkale sende vurdular beni

Nişanlımın mendiline sardılar beni

Of gençliğim eyvah

Çanakkale sende yatar bir selvi

Kimimiz nişanlı kimimiz evli

Of gençliğim eyvah

Atar ingiliz atar pişman olursun

Kan alıcı fırkaya kurban olursun

Of gençliğim eyvah

İstanbul’dan çıktım başım selamet

Çanakkale’ye varmadan koptu kıyamet

Of gençliğim eyvah

Çanakkale seni duman bürüdü

Ali Kemal Bey’in namı yürüdü

Of gençliğim eyvah

Tayyare ile uçarız, dağlar aşarız

Bize tayyareci derler, düşmanları yıkarız

Of gençliğim eyvah.

Sözlerin üstünde yazan “Çanakkale Kahramanlarının Hatırası” ibaresi, bize bu marşın Çanakkale’deki askerlerimizin kahramanlıklarının hatırasını yaşatmak amacıyla bestelenmiş olduğnu düşündürmektedir. Zira Çanakkale Harbi sırasında Harbiye Nezareti’nin teşvik ettiği “harp edebiyatı” kapsamında kimi şiirlerin marş olarak besteletildiğini biliyoruz.

Harbiye Nezareti bu kampanya dahilinde Çanakkale’deki askerlerimizin kahramanlık ve fedakarlıklarını anlatan eserlerin yazılmasını teşvik etmiş hatta bu maksatla Temmuz 1915’de edebiyatçı, müzisyen ve ressamlardan oluşan bir heyeti Çanakkale harp sahasına götürmüştür.

İşte bu kampanya dahilinde yazıldığını düşündüğümüz ve yine bugünkü Çanakkale Türküsünün sözlerini hazırlatan bir diğer şiir Destancı Mustafa’ya aittir. 

Çanakkale’sine vardım selamet

Anafartalar’da koptu kıyamet,

Anafartalar’da oldu kıyamet

Çanakkale’sinde büyük çarşı

İşte ben gidiyorum düşmana karşı

Borular çalıyor ileri arşı

Çanakkale’sinde bir uzun servi

Kimimiz taşralı kimimiz yerli

Askerde rahatla geçirdik devri

Çanakkale’sinde bir yeşil direk

Ölen düşmanlar asevinmek gerek

Harbin dehşetine dayanmaz yürek

Çanakkale’sinde yapılır testi

Düşmanlar çekilip ümidi kesti

Kahraman askerin yorulmaz desti

Çanakkale’sinde sıra serviler

Sanki yağmur gibi iner mermiler

Düşmanın üstüne düşer mermiler

Çanakkale’sinde elektirikler

Kumanda ediyor liva ferikler

Düşman cesediyle doldu tarikler

Çanakkale’sinde büyük çınar

Duymasın anam ölürsem yanar

Sağ kalır isem her daim anar

Çanakkale’sinde sıra söğütler

Zabitler bir yandan asker öğütler

Vadesi gelerek ölen yiğitler

Çanakkale’sinde akıyor dere

Hesapsız düşmanlar döküldü yere

Bomba yarasıyla açıldı bere

Çanakkale’sinin çoktur furunu

Osmanlı askeri arslan torunu

Asla unutulmaz Arıburnu

Çanakkale’sinde toplar inliyor

Topların sesini herkes dinliyor

Topçular düşmanı görüp mimliyor

Çanakkale’sinde yanar löküsler

Kahraman askerler durmaz göğüsler

Korkarak kaçar hemen öküsler

Çanakkale’sinde kurulur Pazar

Aslan askerlere değmesin nazar

Ecel geldi ise kısmetimde yazar.

Destancı Eyüblü Mustafa Şükrü Efendi’nin şiiri ile Kevser Hanım’ın bestelediği sözler arasında da kimi benzerliklerin olduğu görülmektedir. Özellikle şu dizeler arasındaki yakınlık oldukça dikkat çekicidir:

Çanakkale’sine vardım selamet

Anafartalar’da toptu kıyamet

(Destancı Mustafa)

İstanbul’dan çıktım başım selamet

Çanakkale’ye varmadan koptu kıyamet

(Kevser Hanım Bestesi)

Çanakkale’sinde yapılır testi

Düşmanlar çekilip ümidi kesti

(Destancı Mustafa)

Çanakkale içinde dolu bir testi

Analar babalar ümidi kesti

(Kevser Hanım Bestesi)

Çanakkale’sinde bir uzun servi

Kimimiz taşralı kimimiz yerli

(Destancı Mustafa)

Çanakkale sende yeter bir selvi

Kimimiz nişanlı kimimiz evli

(Kevser Hanım Bestesi)

Aslında bu benzerlikler geleneğin ortak olarak kullandığı ve pek çok halk şiirinde de rastlayabileceğimiz söz kalıplarından kaynaklanmaktadır. Çünkü halk şiiri ve türküleri meydana getirilirken daha önce bilinenlerden ‘söz kalıpları’ alınır adeta yenilere monte edilir. Bu yüzden yeni türkülerde mevcut ses ve söz kalıplarından sıkça faydalanıldığı görülür. Değişik türkülerden aldığımız şu örnekler bune birer kanıttır:

1897 Türk-Yunan Harbi ile ilgili bir türkünün şu dizelerinin daha sonra da kullanıldığı anlaşılmaktadır:

(….)

Yunan’ın içinde bir sıra selvi

Kimimiz nişanlı kimimiz evli

Sılada bıraktım saçları telli

Isparta’dan çıktım başım selamet

Köy yoluna döndüm koptu kıyamet.

Karakoldan çıktım yan basa basa

Ciğerlerim toptu kan kusa kusa

(…….)

Birinci Dünya Savaşı İtilaf Devletleri dediğimiz İngiltere, Fransa ve Rusya ile, İttifak Devletleri dediğimiz Almanya, Avusturya ve İtalya’nın birbirleriyle savaşmasıyla başlar Almanya’ya saldırabilmesi için Rusya’nın silah ve cephane ihtiyacı vardı Bunun için Boğazlar yoluyla Rusya’nın İngiliz ve Fransız kuvvetleriyle birleşmesi gerekiyordu Oysa ki Osmanlı Devletinin harbe girmesi üzerine Çanakkale boğazını geçmek için Osmanlı Devletine Çanakkale’de cephe açmaları gerekti İtilaf Devletlerine ait bir donanma 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nı geçmeye kalkıştı Burada kahramanca çarpışan Türk kuvvetleri karşısında büyük kayıplar vererek geri çekildi Bu sefer Gelibolu yarımadası’nın çeşitli yerlerine kuvvetler çıkararak karadan İstanbul’a yürümeyi denediler Ne yazık ki yapılan sayısız hücumlar Türk süngüsü karşısında eriyip gidiyordu Son olarak büyük bir taarruzla Gelibolu yarımadası üzerinden Marmara’ya ulaşmayı denediler Ansızın yaptıkları bu taarruz da Anafartalar ve Arıburnu, bölgelerinde benzeri görülmemiş bir müdafaa ile durduruldu Türkleri bu cephelerde yenemeyeceklerini anlayan düşman buraları terk ederek çekilmek mecburiyetinde kaldı 

Yüzbinlerce şehit verdiğimiz bu savaşın bütün Anadolu’da heyecan uyandırması, bu savaşa doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hasılı yurdun dört bucağından gönüllü asker gitmesindendir

Bu türkü de Çanakkale savaşlarında şehit olan askerlerimiz için yakılmıştır

Türkünün Sözleri

Çanakkale içinde aynalı çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir uzun selvi

Kimimiz nişanlı kimimiz evli

Of gençliğim eyvah

Çanakkale üstünü duman bürüdü

On üçüncü fırka harbe yürüdü

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde toplar kuruldu

Vay bizim uşaklar orda vuruldu

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir dolu testi

Analar babalar umudu kesti

Of gençliğim eyvah 

Hey onbeşli onbeşli...

Bu türküyü hatırladınız mı? ‘Onbeşli’ türküsünün hazin hikâyesini biliyor musunuz? İşte size Onbeşli türküsünün hikayesi:

Çanakkale Cephesi, sanki bir ölüm değirmeni gibiydi; tükettiği insanlar haddi hesabı aşmasına ve İngiliz generali Aspinall-Oglander’in “Gelibolu’daki kanlı muharebeler, Türk ordusunun çiçeğini bitirmiştir,” tespitinde ifadesini bulan -gerçekten de İngilizler şehit olan gençlerimizi, "çiçeğin tomurcuğu" ve "vakti gelmeden solan gül goncası"na benzetiyorlardı- koskoca bir eğitimli genç nesli yutmasına rağmen bir türlü doymak bilmiyordu.

O kadar ki cephede meydana gelen boşlukları doldurmak için, diğer cephelerden asker getirilemediğinden, en yakın çevreden başlayarak, 15 yaşın üstündeki eli silah tutan bütün gençlerin dahi, gönüllü olup olmadığına bakılmaksızın, Çanakkale’ye sevk edilmeleri alışılmış normal bir hadise haline gelmişti.

O günler, köyde, kasabada erkeğin kalmadığı, gücü kuvveti ve boyu posu yerinde olan herkesin asker olduğu ya da asker olmak zorunda kaldığı kara günlerdi.

Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı ordusunda insan kaybı öyle bir noktaya varmıştı ki Harbiye Nezareti, harp bütün hızıyla sürerken askerleri birkaç günlüğüne de olsa memleket iznine göndermeye gayret etmişti.

Çünkü harpte gün geçtikçe daha da artan kayıplar, nüfusun tükenmekte olduğu korkusunu doğurmuş ve savaşan askerler memleketlerine nüfusu çoğaltmak üzere gönderilmişlerdi.

Çanakkale Savaşı sırasında, İtilaf Devletlerinin Nisan 1915’ten itibaren kara çıkartmasına başlamalarıyla birlikte cephede takviye kuvvetlere ihtiyaç hâsıl olunca Sultan V. Mehmed Reşad 14 Mayıs 1331’de (27 Mayıs 1915) bir irade (emir) yayınlayarak, yukarıda sözünü ettiğimiz Askeri Mükellefiyet Kanunu’nda değişiklik yapmak ve lise talebelerini de cepheye çağırmak zorunda kalmıştı.

Sultan Reşad, yayınladığı iradede, Mükellefiyet Kanunu’nun 42. Maddesine ek olarak hazırlanan “kâtib-i sultaniye 10. sınıf müdaviminine mütedair (devam edenlere dair)” başlıklı fıkra hakkında şöyle geçici bir düzenleme yapma yoluna gitmişti:

“Madde 1: Mükellefiyet-i Askeriye Kanun-u Muvakkatinin (geçici kanununun) 42. Maddesindeki fıkra atiye (geleceğe) tezyil (ertelenmiş) olunmuştur. Muayene-i intihaiye esnasında (muayene sonucunda) mekatib-i sultaniyenin (sultani mekteplerinin) onuncu sınıflarında bulunanlar da hizmet-i makzura (zikri edilen hizmet) hakkına nail olacaktır.”

Sultan V. Mehmed Reşad’ın iradesinden sonra Harbiye Nezareti de bir tebliğ yayınlayarak, 1314 (1896) doğumluların (yani 19 yaşındakilerin) henüz askerlik hizmetine çağrılmamışları ile 1315 (1897) doğumluların, bedenleri gelişmiş, harbe elverişli ve silah kullanmaya kabiliyetli olanlarından müsait bulunanların da kıtalara teslim olmalarını istemişti.

Padişahın ve Harbiye Nezaretinin bu çağrısı üzerine, Balıkesir, Bursa, Kütahya, Manisa, Adapazarı, İzmir, Aydın, Muğla ve Konya’nın, tahsilleri ve hayatlarının henüz başındaki bu yeni yetme gençleri, vatanın kendilerinden beklediği yüce vazifeyi hakkıyla ifa etmek azim ve inancıyla silâhaltına koşacaklardı.

Ekseriyeti 15 ila 19 yaşında olan bu genç bahadırların cepheye katılımları anısına Anadolu’da yakılan meşhur “Hey Onbeşli Onbeşli” adlı türküde de söz konusu durum çok acı ve dramatik bir dille anlatılmıştır. Burada sözü edilen “15’liler” 1315 doğumlulardır.

Yani 1 Haziran 1897 ile 22 Mayıs 1898 arasında doğan ve tam 18 yaşını doldurmuş olan gençlerdi. Türküde, bu 1315’li gençlerden şöyle bahsediliyordu:

Hey onbeşli onbeşli

Tokat yolları taşlı

Onbeşliler gidiyor

Kızların gözü yaşlı

Aslan yârim kız senin adın Hediye

Ben dolandım sen de dolan gel beriye

Fistan aldım endazesi onyediye

Gidiyom gidemiyom

Az doldur içemiyom

Sevdiğim pek gönüllü

Koyup da gidemiyom 

Yaşar Türküsü

Cumhuriyetin İlk Kuruluş Yılları Halk Fakir Askerliğin 3-4 Sene Olduğu Yıllara Da Yaşar İsimli Delikanlı Annesi Ve Kızkardeşini Kasabada Bırakarak Askere Gider....  O Dönemlerde Bazı Zengin Çocukları Babalarının Para Güçlerini Kullanarak İstediklerini Yaparlar Üç Beş Arkadaş Biraraya Geldimi Vur Patlasın Çal Oynasın Eğlenirlermiş.

Bu Eğlencelerden Birine Yaşarın Kız Kardeşini Zorla Kaçırarak Alet Etmişler. Zavallı Kız Ve Zavallı Anne Ne Yaptılarsa Haklarını Arayamamışlar......Sonunda Yaşar’a Mektup Yazmışlar......Zaten Yaşar’ın Da Tezkeresine Az Bir Zaman Kalmış..... Mektubu Okuyan Komutan Hemen Vermemiş Teskereyi Alırkan Yanına Çağırıp Yaşara Olan Biteni Anlatmış...... Birde Nevşehir Alay Komutanına Bir Mektup Yazmış. Mektupta Olayın İçeriği Ve Yaşar’ın Kahraman Bir Türk Askeri Olduğu Vurgulanmış.....

Yaşar Askerden Kasabaya Gelmiş.Hal Hatırdan Sonra Durumu Sormuş...... Anlatmışlar Konu Komşu Yaşarın Elini Kana Bulamaması İçin Çok Dil Dökmüşler......Hatta İstiklal Savaşı Gazisi Dedem Yaşara İyi Ve Mantıklı Bir Yol Önermiş ‘Yeğenim Yaşar Bu Kötü İşi Yapanlara Teklif Et Kızkardeşini Nikahlasınlar’diye De Öğüt Vermiş.... Hem Komutanı Hem Gazi Dayısı Aynı Şeyleri Söyleyince Yaşar Bu Mantıklı Yola Başvurmuş...Ancak Yaşarın Bu Teklifini Ve Yaşarı Küçümsemiş Birde Alay Etmişler

Yaşar Düşümünmüş Taşınmış..... Bu Arada Yangına Körükle Giden Dedikoducuların Dedikoduları Ayyuka Çıkmış

Bir Gün Yaşar Bağa Giderken Faillerden Birinin Bağa Gittiğini Görmüş.... Takip Etmiş Tek Kalınca Önce Teklifini Yapmuş Adam Da Yine Küfür..... Yaşar Dayanamamış.... Adamı Öldürmüş.Bazı Yelerinide Kesip Alnına Yapıştırıp Getirmiş Ortahisar Çarşısının Ortasına Atmış.

Ve Yaşarın Kaçaklık Dönemi Başlamış Diğer İki Kişiyi De Aynı Şekilde Cezalandırmış.

Dağda İken Fakir Ve Mazlumların Koruyucusu Zalimlerin Korkulu Rüyası Olmuş.

Yalnız Dördüncü Kişinin Babası Sinop Cezaevi Müdürü İmiş.Nazım Hikmet ‘Le De Tanışıyorlarmış Onun Yardımıyla Rusya’ya Geçmiş Yaşlanınca Kasabaya Ziyarete Gelmiş Kadınlar Kaşından Gözünden Benzetmişler.....Gitmiş Bir Daha Gelmemiş.

Gelelim Yaşara...Yaşar Kemal’in İnce Memedi Gibi Halk Tarafundan Sevilir...Jandarmaya Kurşun Sıkmaz... Jandarma Da Tanısa Bile Gençliğine Kıyamaz Mış Ve Hatta Yaşar Sayesinde Asayiş Sağlanırmış.

Yaşar Bu Arada Evlenmiş Çocuğu Bile Olmuş Çocuğu Hastalanmış Atını Nevşehire Götürüp Satacak Ve İnek Alıp Hasta Çocuğuna Süt İçirip Sağlığına Kavuşmasını Sağlayacakmış.

Nevşehire Giderken Gazler Damı Mevkiine Gelince Orada Jandarmanın Çevirme Yaptığını Görmüş

Patika Yoldan Uçhisara Doğru Yönelmiş... Bir Bağ Damının Önünde Adamın Birine Rastlamış... Adam Jandarmadan Kaçıyormuş....Yaşarı Tanıyınca Aman Dilemiş Beni Teslim Etme Kurtar Diye Yalvarmış.Bu Arada Jandarma Yetişmiş.... Adamla Birlikte Örtme Damın İçine Girmişler.Jandarma Dışarıdan ‘Yaşar Seninle İşimiz Yok ‘Adam Katilin Biri Bize Teslim Et Dediyse Lerde Yaşar Dinlememiş.. ‘Yiğit Gölgesinde Yiğit Saklanır’diyerek Cevap Vermiş Jjandarma Damın Üstünü Delerek İçeri Ot Yakıp Atmış.... Yaşarla Adam Bunalıp Dışarı Çıkmışlar Bursalı Tahir İsminde Bir Jandarma Eri Ateş Etmiş Hem Yaşar Hem Adam Vurulmuş.......... 

Ortahisar’dan Rahmetli Ahmet Mavuş (Şair) Şiir Yazmış Refik Başaran Rahmetli Bestelemiş Dilden Dile Söylenip Gelmiş.

Yaşarın Çocuğu Hastalıktan Ölmüş...Şu Anda Yeğeni Yaşar Ceyhan Ağabeyimiz Ortahisar Kasabamızda Yaşamaktadır Cesaret Ve İnsanlığı İle Belediyemizde Çok Büyük Hizmetler Yapmıştır.Kendisine Hayırlı Uzun Ömürler Diliyorum..... Ortahisar Ürgüp ‘E Bağlı Büyük Bir Kasabadır.... Tütkiyr Limon Borsası Bu Kasabadadır.....

Yaşar Türküsü

Nevşehir Dedikleride Anam Bir Büyük Şehir

İçime Attılarda Anam Bir Acuç Zehir

Hiç Aman Vermiyorda Anam Bursalı Tahir

Vurman Yahu Vurman Erenlerdenim

Bir Namus Uğruna Ölenlerdenim.

Atımı Sattımda Anam İnek Almaya

Korkarmıydım Nevşehire Varmıya

Bende Geldim Anameliminen Ölmiye

Vurman Yahu Vurman Erenlerdenim

Bir Namus Uğruna Ölenlerdenim

Ortasara Vardımda Anam Bir Büyük Kala

Şu Genç Yaşımda Da Düştüm Ben Dile

Vijdansız Hemşirem Ge Geçtim Ben Ele

Vurman Yahu Vurman Erenlerdenim

Bir Namus Uğruna Ben Ölenlerdenim

Yaşarı Sorarsanız Yimbeş Yaşında

Öleceğin Bildirir Kendi Düşünde

Düşmanları Birer Birer Peşinde

Vurman Yahu Vurman Erenlerdenim

Bir Namus Uğruna Ölenlerdenim

Kanlı Bağdan Gelir Kanlı Salaca

Atımı Sattımda Verdim İlaca

Kanlı Gömleğimi  Yuyan Ağlasın

Yaşar Öldü Diye Duyan Ağlasın 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4188 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri