Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

VATANIN BEKÇİLERİ RUHLARINIZ ŞAD OLSUN

17 Mart 2013 Pazar

Çanakkale’de erkek gibi savaşan kadınların çarpıcı hikayelerinin yer aldığı Yazar Zümrüt Sönmez tarafından yazılan ‘‘Kızıl Toprak Ak Yemeni Savaşın Kadınları’’ adlı ilk kitabı 2008 de ilk baskısı çıkmasına rağmen her okumamda canlı olarak gördüğüm Çanakkale’nin şehit kanlarıyla al olmuş toprağı bir kez daha bir kez daha aklıma gelir. Gelibolu Conk Bayırında şehitlikler ülkemizin nerelerden nerelere geldiğini bizlerin bu günlerimizi o nurlara borçlu olduğumuzu unuturmaz unutturamaz.

Pekçok şehidin verildiği ve bir o kadar da gazinin olduğu o acı günler hangi nesil olursak olalım dimağımızdan asla gitmez, hep tazedir. Arşivlere gözattığımızda o eski günlere dönmek acı da olsa bize gerçekleri hatırlatır. Mücadelenin ne kadar çetin olduğunu anlatır. Arşivlerden pekçok yabancı askerinde anılarını okuduğumuzda çetin muhaberenin o kadar da yürekli çetin savaşçılarıyla nasıl kazanıldığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Kadını erkeği yaşlısı çocuğuyla topyekun mucadele edilen o günlere dair Avustralyalı piyade er J.D. Davies, savaş sırasında annesine yazdığı mektupta keskin nişancı Türk kadınlarıyla ilgili şunları anlatır’’Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Güzel yapılı tahminen 19-21 yaşlarında genç bir kızdı. Genç kızın bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı. Bu savaş korkutucu.’’

Yine başka bir anı da ise; hastane gemisiyle İngiltere’ye götürülen bir İngiliz asker ise yanında bulunan gazeteciye, ‘‘O, bir Türk kadın savaşçısıydı, durmaksızın saklandığı evden ateş ediyordu, evi boşaltıp teslim olmayı reddediyordu. Sonunda ele geçirdiğimizde yanında annesi ve çocuğu da vardı. Yakalanana kadar bir pencereden ısrarla ve özellikle de subaylarımızı hedef alarak ateş etmişti. Sanırım öldürdüğü bazı kurbanlarını sürgülemişti  de’’ “O, bir Türk kadın savaşçısıydı ve durmaksızın saklandığı evden ateş ediyor, evi boşalıp teslim olmayı reddediyordu. Sonunda ele geçtiğinde, yanında yaşlı annesi ve çocuğu da vardı. Şarapnel parçaları, makineli tüfek mermileri, yanı sıra, pusuda ateş eden keskin nişancı kadın savaşçıların ateşi altında, adeta cehennemde ilerlemek gibi birşeydi bizimkisi. Burada, pusuya yatıp çarpışan keskin nişancıların çoğu kadın veya kız.

Kadın olduğunu gizleyen erkek kılığıyla savaşan şahinlerden olan başka bir mücahide ise o günleri şöyle anlatacaktı.

Çanakkale Anafartalar’da 56. Fıkra’da silahımla muharebelere iştirak ettim. Adım Ahmet idi. Benim kadın olduğumu kimse bilmiyordu. Şarapnel ve kurşunlarla dokuz yerimden yaralandım.

Reşit Paşa’ya bindik. Çanakkale’ye geldik, Akbaş Mevkii’nde demirledik. Hastaları, yaralıları toplamaya başladık. Ne yaralılar, ne yaralılar. Şu parmakları görüyor musunuz? Ben bu parmaklarımla kaç delikanlının gözlerini bir daha açılmamak üzere kapattım.” der ki sözün bittiği yerdir.

Çanakkale Savaşları çetin mücadele ve şiddetiyle bilinir ve tarihe dair hafızamızda bulunan en canlı vesikadır.

Bu savaşta çarpışanlar sadece askerler olmamış, durumun vahametinin farkında olan halk, çocuğu, yaşlısı ve kadınıyla bir olup cephelere koşmuştur. Verilen büyük kayıpların etkisi ise uzun yıllar hissedilmiştir.

Evet; Çanakkalede kadınlar da vardır, çocuklar da. Öldürülene dek saklandığı evden ateş eden keskin nişancılar da, ateş altında yaralı askerlere şifa dağıtan da. Kadınlar Çanakkale Savaşlarında hem cephede hem de cephe gerisinde büyük yararlıklar göstermiş, zaferin kazanılmasında önemli bir rol oynamışlardır. Zeynep Mido Çavuş, Mücahide Hatice Hanım, Safiye Hüseyin Elbi, Nezahat Onbaşı gibi Çanakkale zaferinin birçok kadın kahramanı vardı. Kadınların Çanakkale Savaşlarında çokça yer aldıkları alanlardan biri de şüphesiz ki yaralı gazilerin bakımıdır. Pek çok kadın, savaş alanında, ateş altında yaralıların tedavisi için çalışmıştı. Safiye Hanımda bunlardan biriydi.

Safiye Hüseyin, İngilterede denizateşeliği hizmetinde bulunan Ahmet Paşanın kızıdır. Öğrenimini Avrupa’da yapmıştır. Tarihte ilk hemşiremiz olan Safiye Hanım Balkan savaşı sırasında Balkanlardan İstanbula gelmiştir. Savaşta yoğun bir şekilde hasta ve yaralı gelince Üniversitede hastabakıcılık kurslarına katılıp hastabakıcı unvanını almıştır. Safiye hanım 2- 3 dil biliyordu. Çanakkale savaşlarında kara savaşları başlayınca bir çağrı yapılır. Safiye hanım hemen bu çağrıya cevap verir. Bunun çok tehlikeli bir görev olduğu söylense de o kararında ısrar eder. Çanakkale Savaşı başladığında Safiye Hüseyin gönüllü hastabakıcı olarak yazılır. Reşit Paşa Hastane gemisine baş hastabakıcısı olarak görev verilir. Burada binlerce Mehmetçiğin bakımını üstlenir.

Çanakkale Savaşında cephede savaşan kadınlardan biri de Mücahide Hatice Hanımdı. Hatice Hanım 1926 yılında bir gazeteye verdiği demeçte, Anafartalar 56. Fırkada silahıyla mücadele ettiğini belirterek, “Adım Ahmetti. Benim kadın olduğumu kimse bilmiyordu. Şarapnel ve kurşunlarla 9 yerimden yaralandım. Milli muharebemize gönüllü eşlik ettim. İzmir işgal altındayken İzmirdeydim. Mösyöler Yunanlılarla birlikte kışlamıza hücum ettiler. Yaralanan askerlerimizi İzmir Gureba Hastanesine yetiştiriyordum. Beraberimizde hastabakıcı hanımlar da vardı.” diyordu.

Çanakkalenin kadın kahramanlarından diğeri ise Nezehat Onbaşıdır. Babasının yanında ölmeye giden Nezahat onbaşı Çanakkale Savaşındaki 70. Alayın komutanı Albay Hafız Hamit Beyin kızı idi. Babasıyla birlikte 3 yıl boyunca bütün savaşlara katılır. 12 yaşında onbaşı rütbesini alır. 100den fazla düşman askeri öldürür. Kurtuluş Savaşı sırasında Gediz Cephesinde 70. Alayın düşman kuvvetlerinin saldırılarıyla zor anlar yaşanıyordu. Bu sırada Nezahat Onbaşı geri çekilen askerlerin önüne geçerek ben babamın yanında ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz? diyor, bunun üzerine geri dönüp savaşa devam eden askerlerden çoğunun şehit oluyor. Böylece düşman askerlerinin Anadoluya ilerlemesini geciktiriliyordu.

Evet biz o günlerden tek vücut olarak bugünlere geldik. Biz özel bir toplumuz biz özel bir ülkeyiz. Her alanda gelişecek büyüyecek bir toplum olarak elbirliğimizi bırakmadan daha nice asırlar bu topraklarda varlığımızı devam ettireceğiz. Tıpkı atalarımızın bizlere bıraktığı gibi bu vatan topraklarına sahip çıkarak yapacağız bunları. 

Ruhları şad olsun, selam olsun sizlere. İşte asıl vatan bekçileri sizlersiniz. Onlar Nurlarıyla aramızdadır. Ayeti Kerime de buyrulduğu gibi şehitler asla ölüler değildirler.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2210 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri