Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

YANLIŞA SAPMAMAK...

25 Şubat 2013 Pazartesi

İslam ırkı reddetmez, ırkçılığı men eder.

Buna bir misal olarak cinsiyeti verebiliriz. Kur’an-ı Kerim, bizim kabile kabile yaratıldığımızı da haber veriyor, erkekli dişili yaratıldığımızı da. Biz ne ırkları inkar ediyoruz, ne de cinsiyeti. Erkeklerin ve kadınların ayrı birer cephe kurarak mücadeleye girmeleri halinde nasıl aile kökünden yıkılırsa, ırk davası güderek parçalanmak da millet mefhumunu, devlet mefhumunu yaralar ve bizi düşmanlarımız karşısında zayıf düşürmekten başka bir şeye yaramaz. Ruh, beden ülkesinin misafiri. İnsan ana rahminde dört aylık oluncaya kadar bir nevi bitki hayatı yaşıyor. Falan ırktan olan bir babanın sülbünden gelmiş ve yine falan ırktan bir annenin rahminde karar kılmış. Babasında insan tohumunu halk eden, annesinin rahmini ona karargah yapan Rabbinin ihsanıyla, o karanlık menzilde büyümesini sürdürüyor. İşte ırk mefhumu, ancak bu menzil için, bu ev için geçerli. Oraya gelen misafir hiçbir ırka mensup değil. Ruhlar aleminden geliyor rahme. Ruhun ırkı yoktur ve insan da kamil manasıyla ruhdan ibarettir. Beden onun elbisesi. İnsan değişik kumaşlardan elbiseler giymekle değişmez.

 Geliniz, akılsız çocuklar gibi elbise davası gütmekten vazgeçelim.

 Geliniz, ruhumuza dönelim. İrfanımızı artıralım. Kalbimizi Mevlamızın razı olduğu güzel hasletlerle bezeyelim. Onun sevgisini ruh alemimize sultan yapalım. Diğer bütün sevgiler Ona tabi olsun. Onun marifetini aklımıza gaye kılalım. Bütün bilgiler Ona hizmet ettikçe güzelleşsin. Kendimize şu veya bu ideolojinin sapık liderlerini değil, Allah Resulünü rehber edelim. Irkçılığı men eden ve insanların aynı asıldan geldiğini ders veren ayet-i kerimede “Muhakkak ki, Allah indinde en kerim olanınız, takvada en ileri olanınızdır” buyuruluyor.

Demek ki, Allah’tan korkma mefhumu içinde, ırkçılıktan sakınma da dahil.

Allah indinde en makbul olanlar, şu veya bu ırka mensup olanlar değil, hangi ırktan olursa olsun takvada en ileri gidenlerdir. Takva, Allah’tan korkmak, Onun yasaklarından şiddetle kaçınmak, hassasiyetle uzak durmak manasına geliyor, ama takva sahiplerinin sıfatlarıyla ilgili ayetlere baktığımızda; takvanın, İslamı bütünüyle yaşamanın adeta simgesi, alameti olduğunu görürüz.

Al-i İmran Suresinde; Rabbimiz bizi, mağfiretine, Cennetine çağırıyor; çağırmaktan da öte; “Koşunuz” diyor. Ve ayetin sonu; bu Cennetin muttakiler için hazırlandığını beyan ile geliyor. Dolayısıyla ayet, Müslümanları takvada yarışmaya davet etmiş olmuyor mu? Takva sahipleri için hazırlanmış Cennete girmek üzere.

Ayetin devamında; takva sahiplerinin sıfatları şöyle sıralanır:

“Onlar darda ve genişlikte infak ederler.” (Nafaka verirler, muhtaçların yardımına koşarlar.) “Kızdıkları zaman, gayzlarını, öfkelerini yutarlar.” “İnsanlardan gelen kötülüklere karşı affedici olurlar.”

Sonraki ayette de, bu sıfatlar sayılmaya devam edilir.

“Onlar bir kötülük yaptıklarında, yahut nefislerine zulmettiklerinde, hemen Allah’ı hatırlarlar da günahları için istiğfar ederler.” “Yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.”

İşte Allah’ın sevdiği kullar bu sıfatları taşıyanlardır. Hangi milletten, hangi tabakadan, hangi makamda ve hangi gelir seviyesinde olursa olsun. Allah’ın kulu olmanın şuuruna eren ve bunun zevkini tadan her mü’min de Allah’m sevdiklerini sevmekle mükellef değil mi? Allah bu kullarını severken, bir mü’min nasıl olur da, bu sıfatlardan uzak bir ırkdaşını sevebilir?

Fatiha’yı hemen takip eden surede de “Kur’an-ı Kerim’in muttakiler için bir hidayet olduğu”nun beyan edilmesi ve takvaya dikkat çekilmesi ne kadar manidardır! Bu surede muttakinin sıfatları: “gayba iman etmek,” “namaz kılmak,” “Allah’ın ihsan ettiklerinden infak etmek,” “Kur’an’a ve daha önce inen kitaplara iman etmek,” “Ahirete şüphesiz inanmak” şeklinde sıralanır.

 Bu surede de, ırktan, kabileden, amirden, memurdan, köleden, efendiden söz edilmez.

Bu ayetler sadece iki misal. Bu nazarla baktığımızda Kur’an’ın bütün ayetlerinin ırk ayrımını reddettiğini açık açık görürüz. Bütün emirler ya topyekün insanlara, yahut mü’minleredir.

Hidayete çağıran ayetlerde hitap bütün insanlığa yapılır. Ne ırk, ne kabile ne makam, ne rütbe gözetilme? Bir Arabın hidayete ermesi, bir İngilizin hidayete gelmesinden daha önemli değildir.

İbadete, itaate dair emirlerde ise hitap mü’minleredir. Bu hususta mü’minleri arasında hiçbir ayırım yapılmaz: “Allah’a ibadet edin,” “Ona secde edin,” “Zekatlarınızı verin,” gibi emirler ve “Faiz yemeyin,” “Zinaya yaklaşmayın,” “Gıybet etmeyin,” gibi nehiyler mü’minlerin tamamınadır. Bu emirlere uymanın ve bu yasakların kaçınmanın fazileti bütün kavimdan için aynı.

İnsan, ırkından dolayı ne iyi olabilir, ne de kötü. İyinin ve kötünün tarifleri içinde böyle bir unsur yok. Bunu her akıl tasdik ettiği gibi, her vicdan da yakinen bilir. Bir insanın iyiliğinden söz ederken; onun güzel ahlakını, takvasını, salih amelini, dürüstlüğünü, çalışkanlığını anlatırız. Bunların tamamı onun iradesiyle ilgilidir. Yoksa, falan adam iyidir, çünkü Türktür, Arnavuttur, Lazdır, Muacırdır yahut da Kürttür desek, kendimizi maskara ederiz.

Irk meselesi sair birçok hadise gibi, bir yönüyle de, insanın imtihanına bakıyor. Bu dünya imtihanında sualler çok çeşitli. Fakirin suali başka, zenginin suali başka. Amirinki başka, memurun ki başka.

Dünya ahiretin tarlası olduğuna göre, bu dünyadaki her hadisenin; mutlaka o aleme bakan bir yönü mevcut. İnsan simasına bakalım. Gözümüz, kulağımız, ağzımız ayrı birer cihaz. Hepsi yerli yerine konmuş. Birlik ve beraberlik içinde bize hizmet ediyorlar. Bunun yanında bu organların herbirisiyle de ayrı bir imtihana tabi tutuluyoruz. Kabile kabile yaratılmamız da öyle. Kur’an-ı Kerim’in bildirdiği gibi, bunun hikmeti yardımlaşmak, tanışmak, içtimai hayatta münasebetlerimizi bilmek. Bir de bu hadisenin imtihan yönü var. Kim bu farklı yaratılışı Kur’an’ın öğrettiği manada değerlendirecek? Ve kim, ırk üstünlüğü taslayacak, kavmiyetçilik yapacak, Müslümanları parça parça edecek?.

Irkçılık dendi mi hemen akla iki millet gelir: Yahudi ve Alman. Üstün ırk safsatasına kendini en fazla kaptıran Yahudiler, diğer milletleri hayvandan da aşağı görürken, hatta onlara zulmetmeyi, haksızlık etmeyi sevap sayarken, Almanlar da Hitler’in bayraklaştırdığı Alman ırkçılığın sarhoşluğuyla cihana hakim olma hayaline kapıldılar ve dünyanın huzurunu altüst ettiler. Ne gariptir ki, bugün memleketimizi parçalamaya dönük faaliyetlerin arkasında, bu iki ırkçı milletin desiseleri, entrikaları, propagandaları ilk sıraları alıyor.

Irkçılığın bu iki temsilcisinden daha ön sırada biri var. Bu felsefe, temelde ona dayanıyor: şeytan

Aslıyla övünmeyi, başka asıldan gelenleri hor görmeyi o başlatmıştı.

 “Onu topraktan yarattım, beni ise ateşten,” diyerek Hz. Adem’e (a.s.) secde etmemişti. “Ateş topraktan üstün. Öyle ise ben kendimden daha aşağı birine nasıl secde edebilirim,” diyerek isyanını müdaafaya kalkışmıştı.

Kıssadan hisse; hiçbir kul yoktur ki birbirine kul değildir. Kulluk sadece Rabbadır. Huzurunda kıyam edip secdeye varmak sadece onadır. Yakarmak, aman dilemek onadır. Merhamet dilemek, sığınmak onadır. Bize verilen imtihanlarda nefislerle değil imanımızla cevaplara ulaşalım. Hak olan herkes için her ırk ve her kul için olan onun katında kullar arasında da buna ulaşalım. Dün onaydı iyilik bugün bana olsun zihniyetiyle olmasın fiil ve lafzi ifadeler. O kadar giden candan sonra affetmek değildir maharet, maharet bu durumu hiç yaşatmamaktır. Maharet Rabbimin katında bile can alıcı olan kulunu farklı gösterip sevdirmek değildir. Maharet hakkın hak gibi verilmesidir. Çünkü Ayeti Kerimede de ifade buyrulduğu üzere verdiğim canı almak bana mahsustur der. Hiçbir kulun hiçbir bahane için aldığı canın affı olamaz ve barışı olamaz. İlahi adalet geldiğinde götüreceğimiz yakacaklarımızın az olması dileğiyle.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1902 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri