Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

YAŞAM HAKKI...

27 Eylül 2012 Perşembe

Kendimiz dışındaki bazen de kendimize bile nefrete yönelik sanki doğmuşluğumuza karşı oluşumuza dayalı önüne geçilmeyen bizi yöneten içseslere ve dış uyarıcıların yönetmesiyle ortaya çıkan paranoyal durum.  Biz neyiz yaratılan aciz bir kul muyuz yoksa her şeyin sahibi haşa yüce miyiz. Neyiz ve kimiz ki yaradana karşı gelmek pahasına nefsimizi bizi yönlendirmesine izin vererek yaradanın yarattıklarına hatta kendimize bile yönlendirdiğimiz bu nefretimiz nedir? Nedir bu kin, öfke ile örülmüş zihniyet ve davranışlar. Rabbim ki her yarattığına kendi suretlerini vermiştir. O bile uygun görerek ilk insandan sonra kavimleri ulusları ülkeleri dünya üzerine koydu. Evet herkesin yaşam alanı olmalıdır. Ama nedir bu kaygı ki nedir bu yerleşemezlik ki nedir bu başkalarının yaşam hakkına müdahale ki içimiz kin, nefret gözlerimiz kan bürümüş, burnumuz kan kokusuna hasret, kulaklarımız linçlerin çığlıklarını duymaya yönelmiş ve vahşi dünyanın zayıfı yerken çıkardığı o hırıltıları arar yüzünü gözünü kurbanını yerken kan bürümüş vahşi hayvan görünümüne bizler ne zaman geldik. Rabbimin yarattığı her şeyin gerekliliklerini unutarak sadece benim diyoruz benim yaşamaya hakkım var diyoruz. Biz neyiz Allahaşkına ve ne olmaya doğru gidiyoruz. Bunun adına doğa dengecileri hayatta kalma mücadelesi diyorlar. Bir daha tekrarlayalım ve beyinlerimize kazıyalım; neyin mücadelesi imiş efendim bu durum; hayatta kalma mücadelesiymiş. Şimdi hadi beyin fırtınası yapalım bu sözde bilimsel olan söz üzerine; Sen değil misin ki ; sana Rabbimin uygun gördüğü daracık rahimde bir su damlasından alak halinde durup hayata gelmenin zamanını bekleyen. Sen bilmez misin ki; sana emanet edilen vücuduna eziyet etmeyeceksin ve çok doymadan masadan kalkacaksın, sen bilmez misin ki Rabbimin huzuruna yakarmak için namaz için çıktığın zaman sana küçücük yer bile yeter, sen bilmez misin ki sonunda gideceğin yer daracık karanlık topraktır. Ölç kaç karış. İşte maddiyatta sana Rabbimin uygun gördüğü genişlik.  Ya maneviyat işte o okyanuslardan çok olmalı. Geldiğin yer neresi toprak ve su, gittiğin yer neresi toprak ve su. Senin maneviyatın da nefsine yer olmadan sadece kimseye muhtaç olmayacak kadar yaşamın olmalı. Yine sen bilmez misin ki Allahın verdiği canı Allah alır. Sen neye dayanarak alırsın canları. Yerini genişletmek için mi nedir sana dar gelen. Nedir bu kendine ve senin dışındakilere nefretin kinin. Heyyy artık silkelen yeter gaflet uykusunda uyuduğun. Sen dün hakkı hukuku yaşam hakkını doğmamışlardan alırken senin bunları istemeye nasıl yüzün olur nedir bunu istemende ki hakkın dayanağı. Senin içinde beslediğin kinle kaç toprak kan oldu, kaç ocak söndü bilir misin?  Neye inanırsan inan sen Rabbime bağlısın seni de yaradan o. Benim dışımdaki beni ilgilendirmez bana yer gerek bana benim ırkımın rahatı gerek diyemezsin. Nefretle beslenen o pis, o işe yaramaz, o yaşamamalı düşüncesiyle aslında kendinedir nefretin kinin. Aslında paranoya olmuşsun da haberin olmamış. Aslında suçlu sen de değilsin sana öğretileni yapıyorsun. Elini ateşe atmayanların bu yaşamında aslında cehennemi yaşayanı olmuşsun haberin yok. Cehennemin kaynağı ne olacak biliyor musun? Cehennem yerinde hiç ateş yoktur; Herkes ateşini buradan götürür. Senin götüreceğin çok mu fazla. Sordun mu bu soruyu kendine sana soruyorum ey kul. Temizlen tez vakitte o zaman çok zaman geçmeden hem de.

İşte yukarıda anlattıklarımdan sonra aslında her kul bunları bilse son paragrafta yazacağım modern dünyanın yeni akımı olan Nefret Yasası arayışları gündeme gelmeyecektir. Nedir bu Yasadan kaynaklanan durumlar; 1997'de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bir tavsiye kararı kabul etti. Nefret söylemi şöyle tanımlandı: 'Irkçı nefret, yabancı düşmanlığı, anti-Semitizm ve hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan, haklı gösteren her tür ifade biçimi. Hoşgörüsüzlüğe dayalı nefret, saldırgan milliyetçilik, ayrımcılık ve azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli kişilere karşı düşmanlık yoluyla ifade edilen hoşgörüsüzlüğü içermektedir.'- Nefret suçu nedir?

AGİT'in tanımını esas alırsak, toplumun içinde belli bir gruba karşı hoşgörüsüzlük saikiyle işlenen suçtur. Bir suçun nefret suçu olarak nitelendirilmesi için iki kriter gerekir: Söz konusu eylem, ilgili ceza kanununa göre bir suç teşkil etmelidir. Suç, önyargılı bir saikle işlenmelidir. Önyargılı saik suçu işleyen kişinin, korunan özellikler temelinde suç hedefini seçtiği anlamına gelir. Korunan özellikler, ırk, din, dil gibi bir grup tarafından paylaşılan özelliklerdir.

-Kim nefret suçlarına hedef oluyor?

Romanlar, Kürtler, LGBT bireyler, Aleviler, Yahudiler, Rumlar, Protestanlar, Süryaniler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, mülteciler, başörtülü kadınlar. Sadece azınlığın maruz kaldığı bir suç olarak düşünülmemeli.

Yaradan yarattıklarından hiçbir tanesini boşuna yaratmamıştır.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1526 defa okunmuştur
İnsan Hakları
veysel
İnsanın yaşama hakkının kutsallığı kadar,aklının,malının,dininin,nesli ve namusunun da kutsallığı haktır.Bunlar birbirlerine kenetlenmiş bir duvarın tuğlaları gibidir.Herhangi birine yapılan saldırı,diğerlerine de yapılmış sayılır.Bir kutsalı önemsiz görüp,değersiz duruma düşürenler,diğer kutsalları da etkisiz ve değersiz hale getirmiş olurlar.
27 Eylül 2012 Perşembe 22:25
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
son yazınızı okudum. .
Diş Hekimi Adil
son yazınızı okudum. . gerçekten dünya görüşümüz çok büyük oranda örtüşüyor. . olaya manevi bakışınız da benim açımdan sonderece güzeldi . yazıda benim en çok dikkatimi çeken bir nokta da yazım ve imladır. . ve bu da sonderece güzel. . tebrik ediyorum sizi . ben gerçekten etkilendim.. . ama emin olun çok güzel vurgular yapmışsınız .
27 Eylül 2012 Perşembe 11:17
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
İYİ
Murat KARA
Gerçekden dediğiniz gibi insan toprak ve sudan yaratılmıştır gideceği yerde topraktır ama bizim insanımız herşeyi bildiği halde birilerinin egomanyasına kapılmış gidiyorlar. Milletvekili oğlu ölene kadar kan duygusunu bilmeden öldürün diyordu kendi canından biri gidince toprağa bu kadn dursun diye feryat ediyor.Sizi kutluyorum gerçekden güzel bir yazı ama insanlar koyun olmuş nasılsa bir yerlere süren var böyle gelmiş böyle gider bu insanlar düzeltmek zor inanın.
27 Eylül 2012 Perşembe 11:06
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri