Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnci KAYAR

YENİ BİR GELİŞME Mİ?

26 Kasım 2012 Pazartesi

Bugünlerde; Askeri Ceza Yasası masaya yatırıldı ve tasarı MSB tarafından Bakanlar Kurulu’na sunulacak. Tasarıda, eşcinsel ilişki, gayri tabii mukarenet olarak tanımlandı. Eşcinsellik en ağır disiplin suçu olarak kabul edilecek ve meslekten atılma cezası uygulanacak.

Mevcut Askeri Ceza Kanunu’nda bulunan ve çok tartışılan hatta ölüm gibi vahim sonuçlar görülen disko cezası da tasarıda yerini aldı;  2 günden, 28 güne kadar verilebilen ve kamuoyunda disko olarak bilinen “oda hapsi” cezası kalkacak. Oda hapsi yerine hafta sonu iznine çıkmama cezası geliyor.

Kaldı ki zaten eşcinsellik konusu geçerli olan yasada da mevcuttur. Şöyle ki; Eşcinsellik, askerliğe elverişli olmayan hastalık olarak değerlendirilmektedir. 24/11/1986 tarih ve 19291 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 17. maddesinde Hastalık ve Arızalar Listesi sayılmaktadır. Bu maddenin (B) bendinin 3. fıkrasında “Psikoseksüel bozukluklar” ve (D) bendinin 4. fıkrasında “ileri derecede psikoseksüel bozukluklar” ibareleri vardır. Silahlı Kuvvetlerde eşcinsellik psikoseksüel bozukluk olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda eşcinsel olan kişilerin psikiyatri bölümünce verilen eşcinsel raporu alarak askere gitmemeleri söz konusudur. Ancak yönetmelikte bu maddeden yararlanma, belli koşullara bağlanmıştır. Buna göre, seksüel davranış bozukluklarının tüm yaşamlarında ileri derecede belirgin olması, askerlik ortamında sakıncalı bir durum yarattığının ya da yaratacağının gözlem veya belgelerle saptanması gerekir. Bu düzenleme uygulamada, kişilik haklarının ihlali niteliğinde örneğin, eşcinsel cinsel birleşmeyi gösteren fotoğraf istenmesi gibi; uygulamalara yol açmaktadır. Bunun dışında, “feminen” davranış ve görüntü aranması ve sadece “pasif” olarak nitelendirilen kişilere rapor verilmesi, diğerlerine verilmeyerek askere alma gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Ancak eşcinsel olduğu halde bu raporu alamayanlar Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde dava açarak, askere elverişlilik raporunu iptal ettirme olanağına sahiptirler. Halen bu biçimde isleyen Türkiye’deki askeri psikiyatri, tüm dünyada kabul edilen ve psikolojik hastalıkları tanımlayan Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-IV adlı kriteri yerine, aynı kurulusun DSM-II kriterini esas alarak eşcinselliği bir hastalık olarak kabul etmektedir. Ancak, eşcinsellik, 1974 yılında DSM-II’nin listesinde hastalık olmaktan çıkarılmıştır.

Vatan hizmeti dışında orduya katılım ve askeri disiplin hukukunda da eşcinselleri ilgilendiren düzenlemeler vardır. Örneğin; Askeri Ceza Kanununun 162. maddesinde “Askeri terbiyeyi” bozan kişinin amirince cezalandırılabileceği öngörülmüştür. Burada yer alan “askeri terbiye tanımı” eşcinselliği belli eden herhangi bir durumda söz konusu olabilecektir. Mevzuat ve içtihatlarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği alanlarını tanımlayan bir uygulama mevcut değildir. Buna karşın “genel ahlak, müstehcenlik, teshircilik” gibi ahlak değersel yorumlara açık olan maddeler LGBTT bireylere yönelik ayrımcı uygulamalara zemin hazırlamaktadır.

Ancak bunun dışında Askeri Yargıtay Kanununun 40. maddesi, Avukatlık Kanununun 17. Maddesi, Basın Kanununun 3. Maddesi, Hakimler ve Savcılar Kanununun 11. Maddesi, Kat Mülkiyeti Kanunu 25. Maddesi, Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 8 ve 9. maddeleri, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayınları Hakkında Kanun’un 5. Maddesi, Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi Ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3. Maddesi, Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu 3. Maddesi Siyasi Partiler Kanununun 78. maddesi gibi pek çok kanunda genel bir sınırlama nedeni olarak kullanılan “genel ahlak” deyimi, ahlaka aykırı bir durum olarak değerlendirme nedeniyle eşcinsellerin aleyhine kullanılma potansiyeli içermektedir. Bu nedenle Anayasada cinsel yönelim ayırımcılığının yasaklanması ve bunun ceza kanununda bir suç haline getirilmesi, diğer hukuk alanlarında da, “ahlaka aykırı” deyiminin eşcinseller aleyhine kullanılmaması bakımından büyük öneme sahiptir. Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi genel anlamda ayrımcılığı ilk kez yasaklamakta ve ayrımcılığa karşı cezai yaptırım öngörmektedir. Bununla birlikte, hazırlanan ilk taslakta “cinsel yönelime ilişkin ayrımcılık” da yasaklanmış olmasına rağmen, yasanın kabul edilen halinde cinsel yönelime ilişkin ayrımcılığın yer almaması üzüntü vericidir. Türkiye’de ayrımcılıkla ilgili olarak sıkıntı yaratan bir diğer sorun da, Türkiye’nin uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerini onaylamak ve uygulamak konusundaki çekinceli tavrıdır.

Buna göre zaten var olan bir durum yeni bir gelişme olmamaktadır. Disko cezası da zaten İnsan Hakları Kapsamında uygun olmayan bir durumdu ve yanlıştan dönülmesi takdire şayan bir gelişmedir.

Ama tüm kamuoyunun TSk'dan beklediği başka konular olup; özellikle OYAK Saadet Zinciri, çalışanlar arasındaki haksız uçurumlar, ve yine çalışanlar arasındaki özlük haklarındaki ve insan haklarına aykırı ayrımcılıkların sona ermesidir. 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2286 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri