Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kemal BOZKURT

Evlilik dedigimiz nedir?

29 Nisan 2010 Perşembe

ŞÜKREDENLERDEN SUHEYB SABREDENLERDEN HİFA

Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun
başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine
samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi
olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi
ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.

Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın
hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi
bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece ALLAH'ın rızasını diler.

Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi
cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı
sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?

Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp "Ey
ALLAH'ın Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu
o, Peygamber Efendimiz'in (sallALLAHu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç
tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama
Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin
yarısını emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve
"siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der.

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de "özel"
olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallALLAHü aleyhi ve sellem) ne kimseye
ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik
bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu
teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler
düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.

Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir
ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç
altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o
kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.

Ama bakın şu işe ki o gece ALLAHü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku
verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.
Resulullah Efendimiz (sallALLAHu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsakKaynakwh: Hifa Hatun
sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler.

Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer.
Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir.
Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.

Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı
sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut
elinden evine götür."Suheyb RadıyALLAHu anh ellerini çaresizlikle iki yana
açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de
sığınacak evim var."

Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan
süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler.

Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla
konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki
hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir
nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen
sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira
Efendimiz (SallALLAHü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardır.
Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular.

Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr
ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize
anlatır ve onları ALLAHü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler.Kaynakwh: Hifa Hatun

Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey
Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?"
Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "ALLAHın Resulü en
iyisini bilir" cevabını verir.

Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de
cennetliksiniz" buyururlar, "... ve ALLAHü teâlâyı göreceksiniz!" Süheyb
derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret
ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!"

ALLAHü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde
bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallALLAHu aleyhi ve
sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da
ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar.

Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır.
İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.
Birine "Şükredenlerden Suheyb" yazarlar, öbürüne "Sabredenlerden Hifa!"...

NOT; Bu yazıyı daha önce okumuş olabilirsiniz, ancak yazarımız Sibel Üresin'in son iki yazısı hayli yorum aldı ve bu konuda epeyce dertli olanın olduğunu gördük. Olaya birde yukarıdaki hadise çerçevesinde bakılsın diye bu yazıyı siz kıymetli okuyucularımız için eklemiş oldum.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4232 defa okunmuştur
asıl mesele
fbetulk
Hep beyler yorum yapmış.Ben de bir bayan olarak birşeyler söylemek istedim.Hemcinslerimi savunmak gibi bi derdim yok,bilakis yorum yazanlara hak veriyorum.Malasef evlilik sürecinde çiftler birbirlerini hem çok yoruyorlar hem de kırıyorlar, aileler arasındada derin yaralar ve uçurumlar oluyor.Keşke kızlarımız Hifa sultan gibi derin bir tesilmiyet içinde olsalar,tek gaye Allah rızası olsa,ne mala takılsalar ne cisme.Keşke beylerimizde Suheyb gibi mütevazi,Hak yolcusu olsa.Kızlarımız bilseki o kişiyle birlikte olduğunda Allah\'ın rızasını,Efendimiz\'in şefaatini kazanacak.O kişi yol arkadaşı olduğunda bu yol çile, tasa dolu olsada, şükür ve sabır yol arkadaşı,cennet yolunun sonu olacak.Nitekim evleneceğimiz kişiler kaderimizde belirli.O nedenle üzüntüler yersiz.Eğer Suheyb olmayı becerebilirsek,Rabbim tüm taliplerin gözlerine derin uykuyu giydirecek,Hifa Sultan elbet bizi bulacak.HzHatice olmayı becerebilirsek O\'nun ahlakıyla ahlaklanmış bir eş elbet bize bahşedilecek.Mesele bu!
30 Nisan 2010 Cuma 15:54
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sn Hocam
adnan inci
Hifa hatun varlıklı birisi olduğu için şükreden, süheyb ise fakir olduğu için sabreden olması gerekmiyor mu? çünkü nimete erişen şükreder, yokluk ve sıkıntıda olan ise bilhassa sabreder teşekkür ederim
30 Nisan 2010 Cuma 15:17
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hz.muhammed sav seven gelin
salih özgür
erbaa balkan ülkenlerden bir üniv. öğretim üyesi opera bölümünde müzik aletlerinin çoğunu çalan bir bayan müslüman oluyor,çobanlık yapan bir derviş adamla evleniyor bu kadın şunu diyor benim örnek aldığım insan hz.muhammed sav ey türk,müslüman kızlar gösterin allah ve peygamber sevğinizi de görelim. salih özgür
29 Nisan 2010 Perşembe 17:08
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Hatırlatmada fayda vardır
Orhan Pekçetin
Hepimizin zaman zaman bazı şeyleri hatırlamaya ihtiyacı oluyor. Çok iyi bildiğimiz bazı şeyleri bile hatırlamamız gerekiyor. Bu hatırlatma için teşekkürler...
29 Nisan 2010 Perşembe 15:02
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
salih özgür çok haklı bence
mehmet gül
keşke özellikle islami görüntüde olan insanlar bu yazının özünü anlasalar hep sorulan şey iyi bir işi var mı maaşı ne kadar evi var mı arabası var mı?en önemlisini unutuyoruz: imanı var mı?
29 Nisan 2010 Perşembe 14:46
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri